VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASI

MİRAS BIRAKANIN VASİYETNAMESİNDE MİRASÇILIKTAN ÇIKARMA SEBEPLERİNİ GÖSTERDİĞİ

DAVALILARIN GÖSTERİLEN SEBEBİN DOĞRULUĞUNU KANITLAYAMADIĞI

DAVAYA TENKİS DAVASI OLARAK DEVAM EDİLMESİ GEREĞİ

T.C YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2013 / 2-129

Karar: 2013 / 1585

Karar Tarihi: 15.11.2013

ÖZET: Miras bırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiştir. Gösterdiği sebebe dair mirasbırakanın açık bir yanılgıya düştüğüne dair bir delil bulunmamaktadır. Davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamamışlardır. Bu durumda mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, başka bir ifadeyle davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve bu halde davaya tenkis davası olarak devam edileceğinin düşünülmesi gerekir.(4721 S. K. m. 510, 512) (YHGK. 01.4.1990 T. 1990/2-130 E. 1990/239 K.)

Dava: Taraflar arasındaki “vasiyetnamenin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 2.6.2010 gün ve 2010/198 E-2010/247 K sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.2.2012 gün ve 2012/1357 E-2012/3880 K sayılı bozma ilamı ile;

(… Davacılar 8.4.2002 tarihli vasiyetnamenin iptalini istemişlerdir. Mirasbırakan N. vasiyetnamesinde mirastan çıkarma sebeplerini açıklamıştır (T.M.K. md.510/2). Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin itiraz etmesi halinde bu sebeplerin varlığının ispatı, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer (T.M.K. md.512/2). Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir (T.M.K. md.512/3).

Miras bırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiştir. Gösterdiği sebebe dair mirasbırakanın açık bir yanılgıya düştüğüne dair bir delil bulunmamaktadır. Davalılar gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamamışlardır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, başka bir ifadeyle davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve bu halde davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Dava, mirastan ıskat nedenleri bulunmadığı iddiasına dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, muris N.A.’ün ortada ıskatı gerektirir hiçbir haklı nedeni yokken davalıların yönlendirmesi ile 8.4.2002 tarih ve 08901 numaralı vasiyetnameyle davacıları mirastan ıskat ettiğini ileri sürerek mirastan ıskatı içeren vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, miras bırakanın kendi iradesiyle davaya konu vasiyetnameyi düzenlediğini bildirip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davacıların mirastan çıkarılmalarından yararlanan davalıların, ispat yükü kendilerinde olmasına rağmen çıkarma sebebinin varlığını ortaya koyamamaları sebebiyle 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 510/2. maddesinde yer alan koşulun olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalılar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, mirasbırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini gösterdiği, davalıların gösterilen sebebin doğruluğunu kanıtlayamadıkları, bu durumda 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı başka bir ifadeyle davacıların saklı paylarını isteyebileceği ve davaya tenkis davası olarak devam edileceği düşünülmeden vasiyetnamenin tümden iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

Yerel mahkemece, direnme olarak adlandırılan 2. kararında, çıkarma nedeninin bulunmadığı sabit olduğuna göre, miras bırakanın çıkarma nedeni konusunda yanılgıya düştüğünün kabul edilmesinin gerektiği, olmayan bir olayı veya nedeni varmış gibi görme ve düşünme veya hissetmenin ancak yanılmayla mümkün olduğu belirtilerek, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 512/3. maddesine dayalı olarak direnme kararı verilmiştir.

Davalılar vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay H.G.K.’nca ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararının mevcut olmadığı, bozmadan önce kurulan ve ilk kararda dayanılmayan gerekçelerle verilen yeni bir hükmün bulunduğu, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının inceleme merciinin ise Özel Daire olduğu gerekçesiyle dosyanın yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş, Özel Dairece de yukarda belirtilen bozma ilamında açıklanan sebeplerle karar bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; miras bırakanın mirastan ıskata dair vasiyetnameyi düzenlerken, gösterdiği sebeplere dair olarak açık bir yanılgıya düşürülüp düşürülmediği; buradan varılacak sonuca göre de, Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında mı geçerli olacağı yoksa çıkarma işleminin (vasiyetnamenin) tümden mi geçersiz olacağı noktasında toplanmaktadır.

H.G.K.’nun 11.4.1990 tarih ve 1990/2-130 Esas, 239 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere; mirasbırakanın ıskat sebebi olarak kabul ettiği olaylar bulunmadığı halde, kendisi bulunmayan bu olayları varmış gibi algılayıp açık hataya düşmüşse ölüme bağlı tasarruf tam olarak iptal edilmelidir. Ne var ki, dosya içeriğine göre mirasbırakanın aşikar yani diğer bir deyişle esaslı bir hataya düştüğü sabit olmamış; bilakis mirasbırakan ıskat sebeplerinin varlığına inanmış ve bu itibarla tasarrufta bulunmuştur. Kaldı ki, 2006 yılında ölen miras bırakan tarafından, 2002 yılında düzenlenmiş bulunan vasiyetnameden bu süre zarfında dönülmüş de değildir.

Bu durumda, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesi hükmü gözetilerek ıskatı içeren ölüme bağlı tasarrufun davacıların saklı payı dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, H.G.K.’nca da benimsenen Özel Daire’nin bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı kanunun 440/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.11.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...