Memurun Açığa Alınması Sonucu Maaş Kesintisi

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2014/4-1350
K. 2016/1082
T. 23.11.2016

• MEMURUN AÇIĞA ALINMASI SONUCU MAAŞ KESİNTİSİ (Göreve İadesi Nedeniyle Açığa Alındığı Süre İçerisinde Kesilen Alacaklarının Davalı Belediyeden Tahsili/İtirazın İptali İstemi – İstemin İdare Hukuku Kuralları Çerçevesinde ve İdari Yargı Yerinde Değerlendirilmesi Gerektiği/Adli Yargı Yerinden İtirazın İptalinin İstenmesine Yasal Olanak Bulunmadığından Davacının İstemi Dinlenilebilir Nitelikte Olmadığı)

• İDARİ YARGI YERİNDE “İTİRAZIN İPTALİ” BİÇİMİNDE BİR DAVA YOLU DÜZENLENMEDİĞİ (Adli Yargı Yerinde Yargı Yolu Bakımından Görevsizlik Kararı Verilemeyeceği – İstem İdari Yargı Yerinde Davaya Konu Edilip Oradan Bu Konuda Bir Karar Alınmadan İcra Takibi Yapılmasına ve İcra Takibine İtiraz Üzerine Adli Yargı Yerinden İtirazın İptalinin İstenmesine Yasal Olanak Bulunmadığı/Dava Dilekçesinin Reddi Gereği)

• YARGI YOLU (İtirazın İptali İstemi /Kamusal İşlem – İstem İdari Yargı Yerinde Davaya Konu Edilip Oradan Bu Konuda Bir Karar Alınmadan İcra Takibi Yapılmasına ve İcra Takibine İtiraz Üzerine Adli Yargı Yerinden İtirazın İptalinin İstenmesine Yasal Olanak Bulunmadığından Davacının İstemi Dinlenilebilir Nitelikte Olmadığından Dava Dilekçesinin Reddi Gereği)

• İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ (Kamusal İşlem – İstem İdari Yargı Yerinde Davaya Konu Edilip Oradan Bu Konuda Bir Karar Alınmadan İcra Takibi Yapılmasına ve İcra Takibine İtiraz Üzerine Adli Yargı Yerinden İtirazın İptalinin İstenmesine Yasal Olanak Bulunmadığından Davacının İstemi Dinlenilebilir Nitelikte Olmadığından Dava Dilekçesinin Reddi Gereği)
2004/m.67
2577/m.2

ÖZET : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı kurum, bir kamu kurumu olup, eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Davaya konu alacağın, davacı hakkındaki disiplin soruşturması süresince davacının açığa alınması ve maaşından kesinti yapılmasından kaynaklandığı savunulduğuna göre; istemin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez. Diğer yandan, idari yargı yerinde “itirazın iptali” biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden, adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemez. Bu durumda, istem idari yargı yerinde davaya konu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte değildir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek dava dilekçesinin reddedilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Develi Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.03.2013 gün ve 2011/71 E., 2013/137 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12.09.2013 gün ve 2013/11234 E., 2013/14208 K. sayılı kararıyla;

(… Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde, …’nda fen memuru olarak çalışırken açığa alındığını, bu tarihten itibaren açığa alınması nedeni ile net maaşının 1/3′ ünün kesildiğini, 21/01/2008 tarihinde ise görevine iade edildiğini, açığa alındığı süre içerisinde kesilen alacaklarının davalı belediyeden talep etmesine rağmen bu güne kadar herhangi bir ödemede bulunmadıklarını, Develi İcra Müdürlüğü’nün 2009/209 esas sayılı takip dosyası ile takibe geçtiğini, davalı belediyenin bu takibe itiraz ettiğini, davalı kurumun itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ise davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, istemin kısmen kabulüyle itirazın iptaline karar verilmiştir.

Davalı kurum, bir kamu kurumu olup, eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Davaya konu alacağın, davacı hakkındaki disiplin soruşturması süresince davacının açığa alınması ve maaşından kesinti yapılmasından kaynaklandığı savunulduğuna göre; istemin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez.

Diğer yandan, idari yargı yerinde “itirazın iptali” biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden, adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemez. Bu durumda, istem idari yargı yerinde davaya konu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte değildir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası çözümlenerek yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediği …),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında somut olayda Uyuşmazlık Mahkemesi kararının bağlayıcı olması sebebiyle işin esasının incelenmesi için yerel mahkeme direnme kararının incelenmek üzere Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Yukarıda belirtilen sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.11.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
Dava; davalı belediyede fen memuru olarak görev yapan davacının açığa alındığı dönemde maaşından yapılan kesintinin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davanın açıldığı Asliye Hukuk Mahkemesince; idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlık sebebiyle idari yargının görevli olduğu belirtilerek dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

Bunun üzerine davacı, itirazın iptali ve takibin devamı için idare mahkemesine dava açmıştır. İdare Mahkemesince, İİK.nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının görülme yerinin idari yargı olmayıp Adli Yargı olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ve dosya görevli yargı yerinin belirlenmesi için uyuşmazlık mahkemesine gönderilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesince; İİK.nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı kaldırılmış ve böylece dosya yeniden Asliye Hukuk Mahkemesine gelmiştir.

Bu defa işin esasını inceleyen Asliye Hukuk Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, davalının temyizi üzerine yüksek özel dairece dava dilekçesinin reddi yerine işin esasının incelenmesinin yasaya uygun düşmediği sebebiyle bozulmuştur.

Bozmanın gerekçesi şöyledir; “Davalı kurum, bir kamu kurumu olup, eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Davaya konu alacağın, davacı hakkındaki disiplin soruşturması süresince davacının açığa alınması ve maaşından kesinti yapılmasından kaynaklandığı savunulduğuna göre; istemin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez.

Diğer yandan, idari yargı yerinde “itirazın iptali” biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden, adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemez. Bu durumda, istem idari yargı yerinde davaya konu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte değildir.

Görüldüğü gibi bozmanın özeti, idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın, idare hukuku kuralları içerisinde idari yargı yerinde görülmesi gerektiği ve adli yargı yerinde görülemeyeceğidir. Gerçekten, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesine göre İdari Yargı yerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Dava konusu uyuşmazlık da idari işlemden kaynaklanmıştır. Esasen yerel mahkeme ile yüksek özel daire arasında bu konuda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.

Nevar ki, görevli yargı yeri uyuşmazlık mahkemesince belirlenmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İdare Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıkması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 01.11.2010 tarih ve 2010/57-214 Sayılı kararı ile; İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde Adli Yargı yeri görevli olduğu sonucuna varılarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizlik kararı kaldırılmıştır.

2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 28. maddesinde; “Uyuşmazlık Mahkemesi, vereceği bütün kararların sonuçlarını ilgili Başsavcı ve Başkanunsözcüsüne, görev uyuşmazlığının çözülmesi için kendisine başvuran yargı merciine, kararı beklemesi için yazı yazılmış bulunan yargı merciine veya mercilerine uyuşmazlığın çözülmesi için başvurmuş olan kişilere veya makamlara hemen tebliğ eder.

İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler; mahkeme kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler.” hükmü, aynı kanunun 29. maddesinde; “Bölümlerin ve Genel Kurulun kararları kesindir. İlke kararları ile Başkanın uygun göreceği Bölümlerin kararları Resmi Gazete’de yayımlanır.” hükmü öngörülmüştür.

Bu durumda; az yukarda açıklanan Uyuşmazlık Mahkemesi kararına ve 2247 Sayılı kanun hükümlerine göre, mevcut uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yani uyuşmazlık Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp çözümlenecektir. Zira, somut olay açısından uyuşmazlığın görülüp çözüleceği yerin adli yargı yeri olduğu Uyuşmazlık Mahkemesince kesin bir hükümle belirlenmiştir. İlgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluşlar ve kişiler Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına uymak, geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevlidirler. Bölümlerin ve genel kurulun kararları kesindir. Bu kesinliğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu için de geçerli olduğunda kuşkuya yer yoktur.

Bu nedenle; yerel mahkemenin işin esasını görüp çözümlemesi zorunlu ve uyuşmazlık mahkemesinin kesin kararı gereğidir. Yerel mahkeme hükmü yerindedir. Onanması ve işin esasının denetlenmesi yönünden dosyanın yüksek özel daireye gönderilmesi gerekirken, farklı düşüncelerle bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...