MARKA HAKKINA TECAVÜZ SUÇU

SANIĞIN BİRDEN ÇOK HAK SAHİBİNE AİT TAKLİT ÜRÜNÜ SATIŞA ARZETTİĞİNİN SAPTANMASI – BİRDEN FAZLA HAK SAHİBİNİN ŞİKAYETÇİ OLMASI – SANIK HAKKINDA ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİNİN GÖZETİLMEMESİNİN İSABETSİZLİĞİ

T.C YARGITAY
19.Ceza Dairesi
Esas: 2015 / 8239
Karar: 2016 / 19581
Karar Tarihi: 14.06.2016

ÖZET: Aynı gün sanığın işyerinde yapılan aramada, sanığın birden çok hak sahibine ait taklit ürünü satışa arzettiğinin saptanması ve birden fazla hak sahibinin şikayetçi olması karşısında, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.

(5237 S. K. m. 2, 5, 43, 58) (5271 S. K. m. 231) (556 S. KHK m. 61/A) (YCGK 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.) (ANY. MAH. 03.01.2008 T. 2005/15 E. 2008/2 K.)

Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Aynı gün sanığın işyerinde yapılan aramada, sanığın birden çok hak sahibine ait taklit ürünü satışa arzettiğinin saptanması ve birden fazla hak sahibinin şikayetçi olması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir.
Somut olayda, katılanın dosyaya yansıyan maddi bir zararının bulunmadığı gözetilmeden, sanık …. sabıkasız olması karşısında, mahkemece zarar giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Sanık …. adli sicil kaydındaki 05.11.2004 suç tarihli marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin olarak, 556 sayılı KHK’nin sanığa atılı 61/A-c maddesinde cezai yaptırıma bağlanan eylemlerin düzenlendiği hükümler Anayasa Mahkemesinin 03.01.2008 gün ve 2005/15 – 2008/2 sayılı kararıyla; “556 sayılı KHK’nın itiraz konusu 9 ve 61. maddelerinde belirtilen eylemlere, 5194 sayılı Kanun ile değiştirilen 61/A maddesinde ceza yaptırımı öngörülmektedir. Suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. madde Anayasa’nın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer aldığından bu konudaki düzenlemelerin kanun hükmünde kararname ile yapılması olanaklı olmadığı gibi, bu eylemlere ceza öngören maddenin Kanunla düzenlemesi de bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle, itiraz konusu 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının (b) bentleriyle 61. maddesinin anılan bentler yönünden incelenen (a) bendiyle (c) bendi Anayasa’nın 38 ve 91. maddesine aykırıdır. İptali gerekir” gerekçesiyle iptal edilmiş ve 01 Ocak 2009 tarihinden sonra 5237 sayılı TCK’nın 2. ve 5. maddelerinin de yer aldığı genel hükümlerin, özel Kanunlar açısından da uygulanmasının zorunlu olması ve Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı göz önüne alındığında sanığa atılı eylemin suç olmaktan çıkarılmasından dolayı, söz konusu ceza ile ilgili uyarlama yargılaması yapılıp, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması koşulları ile CMK 231. maddenin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 14.06.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat