Manevi Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?

YARGITAY 4. Hukuk Dairesi
ESAS: 2014/10343
KARAR: 2015/8567

Davacı R… vekili Avukat … tarafından, davalı E… aleyhine 27/12/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı, davalının kendisine saldırarak yumruk attığını, üzerinde taşıdığı kelebek tabir edilen bıçağı sol omzuna sapladığını, sol omuz bölgesindeki sinirlerin kesildiğini, sol akciğerinde kesi oluştuğunu, olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiğini, basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde yaralandığını belirterek, uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini istemiştir. Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, esas yönünden de reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

818 Sayılı Borçlar Kanununun 60/2 maddesi gereğince zarara yol açan eylemin aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.

Davalıya isnat edilen eylem olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 456/2. maddesi kapsamında olup, ceza davası zamanaşımı süresi ise aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca beş yıldır. Davaya konu nitelikli yaralama suçu nedeniyle hakkında açılan kamu davası sonucunda İzmir 3. Çocuk Mahkemesi’nin 27.04.2011 tarih ve 2011/167 Esas-2011/392 Karar sayılı kararı ile, davalının eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiş, temyiz incelemesi sırasında Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05/12/2012 tarih ve 2012/32278 Esas- 2012/41407 Karar sayılı ilamıyla suç tarihi olan 21/05/2005 tarihi ile inceleme tarihi arasında 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirtilerek zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. Davacı ceza davasına müdahil olmuş fakat şahsi hak talep etmemiştir. Zamanaşımını kesen sebepler Borçlar Kanunu’nun 133. maddesinde açıklanmıştır. Bunlar arasında “ceza davasına şahsi hak istemeksizin müdahale edilmesi” yoktur. Şu durumda davacıların ceza davasına şahsi hak talep etmeden sadece müdahil olmaları davacılar yönünden zamanaşımı süresinin kesilmesine neden olmaz. Somut olayda haksız eylem 21/05/2005 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava ise 27/12/2011 tarihinde açılmıştır. Dava açıldığı tarihte ceza davası da devam etmediğinden uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin olay tarihinden hesaplanması gereği de göz önüne alındığında beş yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Şu durumda zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...