MALÜLEN EMEKLİLİK TESPİTİ İSTEMİ

İSTEM SONUCUNUN YAŞLILIK AYLIĞINDAN HANGİSİNE İLİŞKİN OLDUĞUNUN AÇIKLIKLA BELİRLENMESİ – HAKİMİN DAVAYI AYDINLATMA GÖREVİ – YETERSİZ RAPORA DAYANILARAK DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
10.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 7635
Karar: 2014 / 22646
Karar Tarihi: 30.12.2014

ÖZET: Öncelikle davacı vekilinden sorulmak suretiyle hüküm altına alınması istenilen istem sonucunun, sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylığı, sakatlığa/malullüğe bağlı yaşlılık aylığından hangisine ilişkin olduğu açıklıkla belirlenmeli, sonrasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınarak ilgili yasal düzenlemeler kapsamında irdeleme yapılmalı, davacı iddiası doğrultusunda Kuruma yazı yazılarak yargılama aşamasında bağlanan gelir/aylık olup olmadığı ve varsa bunun dayanağı belirginleştirilmeli, kanıtlardan elde edilecek sonuca göre de hüküm kurulmalıdır.

(5510 S. K. m. 19, 25, 26, 28) (506 S. K. m. 53, 54, 60, Geç. m. 87) (6100 S. K. m. 26, 31)

Dava: Dava, malülen emeklilik tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Karar: 20.09.2007 günü geçirdiği iş kazası sonrasında davalı Kurumca yapılan değerlendirme üzerine sürekli iş göremezlik durumuna girmediği belirlenen davacının 04.10.2009 ve 22.06.2010 tarihlerinde malulen emeklilik başvurusunda bulunduğu, anılan istemlerinin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararıyla reddi üzerine açılan işbu davada Kurum işlemine itirazla talebin yinelendiği anlaşılmakta olup mahkemece yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nca 26.07.2013 günü düzenlenen, davacıda var olan hastalık ve arıza ile iş kazası arasında nedensellik bağı bulunmadığı yönündeki rapora dayanılarak dava reddedilmiştir.

Sosyal güvenlik mevzuatında gelir, iş kazası veya meslek hastalığı durumunda sigortalıya veya sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine yapılan sürekli ödemeyi ifade etmekte olup 506 ve 5510 sayılı Kanunların 19. maddelerinde sürekli iş göremezlik durumu düzenlenerek iş kazasına maruz kalan sigortalının hangi koşulda sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı açıklanmıştır. Aylık ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile görev malullüğü durumunda yapılan sürekli ödemeye verilen ad olmakla hakkında malullük olgusu gerçekleşen sigortalıya diğer koşulların varlığında malullük aylığı bağlanmaktadır ve 506 sayılı Kanunun 53., 54. maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 25., 26. maddelerinde aylık tahsis şartları sıralanmıştır. Bununla birlikte, uzun vadeli sigorta kollarından bağlanan aylıklar arasında sakatlığa/malullüğe bağlı yaşlılık aylığı olarak nitelendirilebilecek bir ödeme türü vardır ki 506 sayılı Kanunun 60/C, geçici 87., 5510 sayılı Kanunun 28/5. maddelerinde de buna ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre istem sonucundan daha azına karar verebileceği belirtilmiş, “Hakimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesinde, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği yönünde düzenleme yapılmıştır.

Anılan yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, öncelikle davacı vekilinden sorulmak suretiyle hüküm altına alınması istenilen istem sonucunun, sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylığı, sakatlığa/malullüğe bağlı yaşlılık aylığından hangisine ilişkin olduğu açıklıkla belirlenmeli, sonrasında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınarak ilgili yasal düzenlemeler kapsamında irdeleme yapılmalı, davacı iddiası doğrultusunda Kuruma yazı yazılarak yargılama aşamasında bağlanan gelir/aylık olup olmadığı ve varsa bunun dayanağı belirginleştirilmeli, kanıtlardan elde edilecek sonuca göre de hüküm kurulmalıdır.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yetersiz rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 30.12.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...