Mal Rejimlerinin Eleştirisi Ve Öneriler
Yeni Medeni Kanunumuzda mal rejimlerinin, önceki kanunumuza göre daha kapsamlı düzenlendiği, yeni hükümlerin özellikle kural rejim (yasal mal rejimi) olan edinilmiş mallara katılma rejiminin daha eşitlikçi, modern ve hakkaniyete uygun özelliklere sahip olduğu görülmektedir. Ancak bazı maddelerde, yasanın geneline egemen olan bu ilkelerle tam olarak bağdaşmayan hükümler bulunmaktadır. Bu kitabın konusunu sadece mal rejimleri oluşturmadığından, burada önemli görülen maddelere kısaca değinilmekle yetinilmiştir.
- Kişisel Malların Gelirleri: Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerin kişisel mallarının gelirleri de edinillmiş mallar arasında kabul edilmiştir. (md. 219) Katılma rejiminin temelinde emek karşılığı elde edilen malvarlığı değerlerinde hak sahipliği ilkesi yeralmaktadır. Kişisel malların gelirlerinin, edinilmiş mal olarak kabulü bu ilkeyle çelişmektedir. Kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal olarak 220. maddeye eklenmesi ve eşlerin isterlerse, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mallarının gelirlerinin kişisel mallara dahil olmayacağını (Bir başka ifadeyle edinilmiş mallara eklenebileceğini) kararlıştırabilme olanağının tanınması doğru olur.
- Eklenecek Değerler: Katılma rejiminin tasfiyesi sırasında hangi değerlerin edinilmiş mallara ekleneceği gösterilmiştir, (md. 229) Genel kural olarak malların tasfiye tarihindeki sürüm değerlerinin esas alınacağı açıklanmış olmasına karşılık (md. 232,235/1), eklenecek değerlerde «malın devredildiği tarihin» hesaplanacağı belirtilerek (md. 235/2) çelişki yaratılmış, hakkaniyetle bağdaşmayan sonuçların doğmasına imkan verilmiştir. Örneğin, eşinin ileride katılma alacağını azaltmak isteyen eş kasıtlı olarak kendisine ait edinilmiş mallarını yıllar içinde muvazaalı olarak üçüncü kişilere devretse ve bu işlemlerden diğer eşin haberi olmasa; bu devirlerin muvazaalı olduğunun ispatı halinde ancak devredildikleri tarihteki değerleri edinilmiş mallara eklenecektir. Bu, «kötüniyetin korunması» sonucunu doğuracak hükmün en kısa zamanda değiştirilmesi en azından hakimin «hakkaniyete uygun» olarak değeri belirleyeceği (Değer artış payında malın daha önce elden çıkarılması halinde değerin nasıl belirleneceğini gösteren m. 227/sondakine paralel) kuralına yer verilmelidir.
- Mal rejimlerinin sona ermesinden (boşanma evliliğin iptali gibi nedenlerle) sonra tasfiye davasının en geç ne kadar süre içinde açılabileceği (Tasfiye davasında zamanaşımı) yasada gösterilmemiştir. Bu boşluğun da yapılacak düzenlemeyle doldurulması yerinde olur.