Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma

Ceza Genel Kurulu 2007/8-156 E., 2007/163 K.

Hükümlü Veysel B….’ın, genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCY.nın 170/1-c ve 50/1-a maddeleri uyarınca 3.600 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının 52/4. maddesi uyarınca 20 eşit taksitte alınmasına, adli emanetin 2006/190 sırasında kayıtlı kurusıkı tabanca ve eklerinin TCY.nın 54/1. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesince 14.11.2006 gün ve 645-483 sayı ile karar verilmiş ve bu karar yasa yoluna başvurulmaması üzerine kesinleşmiştir.

Adalet Bakanlığınca 03.04.2007 gün ve 18097 sayı ile yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.05.2007 gün ve 4587-3497 sayı ile;

“….Silah niteliğinde bulunmayan kurusıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan, içinde silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı ve bu nedenle atılı suçun oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması,

Usul ve yasaya aykırı bulunduğundan Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma talebine atfen Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede ileri sürülen neden yerinde görülmekle Tavşsnlı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2006 gün ve 2005/645 esas, 2006/483 sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca bozulmasına, ortadan kaldırılmasına, cezanın çektirilmemesine” karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 15.06.2007 gün ve 72243 sayı ile;

“Sanığın olay tarihinde ilçe merkezinde sokak üzerinde ve Tunçbilek yolunda yönetimindeki aracın camından ateşli silah niteliğinde olmayan kurusıkı tabanca ile havaya ateş etme eylemi, 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımlanan, içinde ateşli silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmamaktadır. Fiil, aynı Kanunun 123 ve 183. maddelerinde yazılı suçları da oluşturmamaktadır.

Somut olayda, söz konusu suçların unsurları gerçekleşmemiştir.

Sanığın başkalarının huzur ve sükununu bozan eylemi, 5326 sayılı Kanunun 36. maddesinin 1. fıkrası kapsamında kalmakta ve idari yaptırım gerektirmektedir.

5326 sayılı Kanunun 24. maddesi uyarınca kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idari yaptırım kararı verilmesi zorunludur. Anılan Kanunun 18. maddesi gereğince kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir. 5326 sayılı Kanunun 36. maddesinde kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir.

Yapılan açıklamalar ışığında; Yerel Mahkemece, kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması nedeniyle sanığın 5326 sayılı Kanunun 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 50 YTL idari para cezası ile cezalandırılmasına ve emanette kayıtlı kurusıkı tabanca ve eklerinin sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırıdır.

Kanun yararına bozma istemi, davanın esasını çözümleyen mahkumiyet hükmüne yönelik olup, bozma nedeni hükümlüye daha hafif ceza verilmesini gerektirmektedir. Bozma nedeni cezanın tamamen kaldırılmasını gerektirmemekte, bozma kararı üzerine yerel mahkemece yeniden inceleme, araştırma, yargılama yapılarak bir karar verilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bozma nedenine göre, Yerel Mahkeme hükmünü bozan Yargıtay Özel Dairesinin 5326 sayılı Kanunun 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca idari para cezasına hükmetmesi, kuru sıkı tabanca ve eklerinin sahibine iadesine karar vermesi zorunludur. (CMK. M. 309/4-d)

Bu itibarla Özel Dairece, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesine müteakip, kabahatlinin idari para cezası ile cezalandırılmasına ve kurusıkı tabanca ile eklerinin sahibine iadesine karar verilmesi yerine, “cezanın çektirilmemesine” karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuş, Özel Daire kararından “cezanın çektirilmemesine” ibaresinin çıkartılmasına, kabahatli Veysel B….’ın 5326 sayılı Yasanın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 50 YTL idari para cezası ile cezalandırılmasına, Adli Emanetin 2006/190 sırasında kayıtlı kabahate konu 1 adet Voltran Majör marka, M 1576 seri numaralı kurusıkı tabanca ve şarjörü ile eklerinin kabahatliye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

A) Yargılama konusu maddi olayın;

“Veysel B….’ın 26.07.2005 tarihinde yönetimindeki araç içerisinden sokak ve Tunçbilek yolu üzerinde kurusıkı tabanca ile havaya ateş etmesi” tarzında gerçekleştiği,

B) Yargıtay 8. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca çözülmesi gereken hukuki ihtilafın;

Hükümlünün eyleminin, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesindeki kabahati oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkin bulunduğu,

C) Genel Kurul’ca yapılan değerlendirmede;

1- Hükümlünün eyleminin cadde ve yol üzerinde kurusıkı tabanca ile ateş etmekten ibaret olduğu ve Özel Dairece bu eylemin suç oluşturmadığının kabul edildiği,

2- Gerçekten de; söz konusu eylemin 5237 sayılı Yasanın 170. maddesindeki genel güvenliği tehlikeye sokmak, 123. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozmak ve 183. maddesindeki gürültüye neden olmak suçlarını oluşturmayacağı;

Zira; 5237 sayılı Yasanın,

123. maddesinde; “Sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”

170. maddesinde; “(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

a)… b)…..

c)Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,

Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”……….

183. maddesinde; “İlgili kanunlarda belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

Şeklindeki düzenlemelerin bulunduğu,

123. maddede düzenlenen suçta; gürültü çıkartarak huzur ve sükunu bozma eyleminin belli bir kişiye yönelik olması şartı bulunduğundan,

170. maddede düzenlenen suçta; “silah” kullanma koşulu arandığından ve “kurusıkı tabancanın” 5237 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca silah sayılamayacağından,

183. maddede düzenlenen suçta; sağlığa zarar verecek elverişlilik ve düzeyde bir gürültü arandığından ve kurusıkı tabanca ile çıkartılan gürültünün bu seviyede olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığından,

Olayımızdaki eylemin bu suçların üçünü de oluşturmadığı,

Buna karşılık; 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesinde yer alan;

“(1)Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idari para cezası verilir………

(3) Bu kabahat dolayısıyla idari para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.”

Şeklinde düzenlenen kabahatin hükümlünün eylemine uyduğu,

Yine Kabahatler Yasasının 24. maddesinde bulunan; “Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idari yaptırım kararı verilir.” biçimindeki düzenleme nedeniyle, olayımız açısından söz konusu kararın mahkeme tarafından verilmesinin zorunlu olduğu,

3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının üç hususa yöneldiği;

Bunlardan birincisinin; hükümlünün eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesine uyduğu,

İkincisinin; 5271 sayılı CYY.nın 309/4-d madde-fıkra ve bendi gereğince idari yaptırıma Özel Dairenin bizzat hükmetmesi gerektiği,

Üçüncüsünün ise; Kabahatler Yasasında açık bir hüküm bulunmadığı halde kurusıkı tabancanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilemeyeceğinden cihetle, kurusıkı tabancanın sahibine iadesine de Özel Daire’nin bizzat karar vermesi icabettiği,

Görüşlerini içerdiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda da açıklandığı üzere hükümlünün, cadde üzerinde kurusıkı tabanca ile havaya 6-7 el ateş etmekten ibaret eylemi, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesinde öngörülen kabahate uymaktadır.

5271 sayılı Yasanın 309/4-d madde-fıkra ve bendi uyarınca; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”

Bu durumda; itirazda da belirtildiği gibi, “daha hafif bir cezanın verilmesi” gerektiğine göre, Özel Dairenin önceki cezayı kaldırmakla yetinmeyip, daha hafif cezaya da kendiliğinden karar vermesi gerektiği,

Yine Kabahatler Yasasının 18. maddesinde yer alan; “(1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir……..” hükmü göz önüne alındığında, Kabahatler Yasasında düzenlenen “mülkiyetin kamuya geçirilmesi” müessesesinin, Türk Ceza Yasasında düzenlenen “zoralım” müessesesinden farklı olduğunun görüldüğü, buna göre; “mülkiyetin kamuya geçirilmesine” karar verilebilmesi için yasada açık bir düzenlemenin bulunması gerektiği, nitekim; Kabahatler Yasasının 33.maddesinde dilencilik, 34. maddesinde kumar kabahatleri düzenlenirken mülkiyetin kamuya geçirilmesinden açıkça bahsedildiği, olayımızda söz konusu olan 36. maddede ise bu şekilde açık bir düzenlemenin bulunmadığı,

Bunun gibi, işlenen eylemin bir kabahati oluşturduğunun kabulü halinde, Türk Ceza Yasasında düzenlenmiş bulunan zoralıma ilişkin hükümlerin de uygulanamayacağı,

Bu itibarla, kabahatte kullanılan kurusıkı tabancanın sahibine iadesi gerekirken, zoralımına karar verilmiş olması usulsüz olduğundan, idari yaptırım kararına bizzat karar vermesi gereken Özel Dairece, kurusıkı tabancanın sahibine iadesine de karar vermesinin icap ettiği,

4- 5237 sayılı Yasanın 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ve buna bağlı olarak hak yoksunluğu ve güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren 170. maddesine nazaran, Kabahatler Yasasının sadece 50 YTL idari para cezasını gerektiren 36. maddesinin daha lehe olduğu, kaldı ki; ilk bakışta sonuç olarak uygulanmasına karar verilen tedbirin, 5237 sayılı Yasanın 50/5 madde-fıkrası da nazara alındığında, 50 YTL idari para cezasına göre daha lehte olduğu düşünülebilirse de;

a) 5237 sayılı Yasanın 50/6-7 madde-fıkralarına göre bu tedbirden dönülmesi veya tedbirin değiştirilmesi mümkün olduğundan,

b) 5237 sayılı Yasanın 54. maddesi gereğince güvenlik tedbiri (zoralım) uygulanması mümkün iken, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 18. maddesi uyarınca bu kabahatle ilgili olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmesi olanaksız bulunduğundan,

c) 5352 sayılı Adli Sicil Yasası’nın 4-(1)-d madde-fıkra ve bendine göre; kısa süreli hapis cezası yerine seçenek yaptırıma mahkumiyet halinde, bu mahkumiyetin adli sicile kaydedilmesinin zorunlu olmasına rağmen, aynı Yasanın 5-(1)-c madde-fıkra ve bendi uyarınca idari para cezasına ilişkin kararlar adli sicile kaydedilemeyeceğinden,

5326 sayılı Yasanın 36. maddesi ile yapılacak uygulamanın hükümlünün daha lehine olduğu,

Görüş ve kanaati benimsenmekle;

Hükümlünün eylemi 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. maddesindeki kabahati oluşturduğundan ve aynı Yasanın 18. maddesi uyarınca bu kabahatle ilgili olarak olayda kullanılan kurusıkı tabancanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi mümkün görülmediğinden, Özel Dairece; 5271 sayılı CYY.nın 309/4-d ve Kabahatler Yasasının 24. maddeleri gereğince 50 YTL idari yaptırıma ve olayda kullanılan kurusıkı tabancanın sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkeme kararının bozulmasına ve cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi isabetli değildir.

Bu itibarla; haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, hükümlü hakkında 50 YTL idari yaptırım kararı uygulanmasına ve olayda kullanılan kurusıkı tabancanın hükümlüye iadesine 1412 sayılı CYUY.nın kısmen halen yürürlükte bulunan 322. maddesindeki yetkiye istinaden bizzat Ceza Genel Kurulunca karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 07.05.2007 gün ve 4587-3497 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2006 gün ve 645-483 sayılı hükmünün 5271 sayılı CMY.nın 309/4-d maddesi uyarınca yasa yararına BOZULMASINA,

Belirlenen hukuka aykırılığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı CYUY.nın kısmen halen yürürlükte olan 322.maddesindeki, 5271 sayılı CYY.nın 309/4-d madde/fıkra ve bendindeki ve 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 24. maddesindeki yetkilere dayanılmak suretiyle, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36. ve 18. maddeleri uyarınca, hükümlünün sonuç olarak 50 YTL idari para cezası ile CEZALANDIRILMASINA ve Tavşanlı Adli Emanetinin 2006/190 sırasında kayıtlı bir adet Voltran Majör marka, M 1576 seri numaralı kurusıkı tabanca ve şarjörü ve eklerinin kabahatliye İADESİNE karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.07.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...