Karar Düzeltme Talebi

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

GÖNDERİLMEK ÜZERE

……AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO                           :

KARAR DÜZELTME

TELEBİNDE BULUNAN

SANIK                                   :

MÜDAFİİ                             :

KATILAN                             :

SUÇ                                       :

SUÇ TARİHİ                        :../../…….

KONU                                   :Yargıtay ….. Ceza Dairesinin ………….. Esas, ……….. Karar numaralı dosyada hükme etkisi olabilecek itirazların cevapsız bırakılması ve Yargıtay’ın vermiş olduğu kararın hatalı olması nedeniyle düzeltilmesi yoluyla bozulması talebine havidir.

AÇIKLAMALAR                 :

1-) Müvekkilin ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ……….. Sayılı Tebliğ Nolu talebine rağmen; ………. Ağır Ceza Mahkemesi’nin …………. Esas ve ………. Sayılı Kararının onanması hukuka ve usule aykırıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin kararı çelişkili maddeler içermektedir. Keza; müvekkile isnad edilen suçların yargılaması devam ederken 23.01.2008 gün ve 5728 Sayılı yasanın 562. maddesi değiştirilerek; 5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince “hükmün açıklanmasının ertelenmesi” kurumu getirilmiştir. Yargılama sırasında sanığa lehe hükmün uygulanması talebinin olup olmadığının sorulması ve uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinin Sayın Mahkemece yapılması zorunlu olmasına rağmen 231. maddeyle ilgili olarak söz konusu hususlar değerlendirilmemiştir. Diğer sanıklar hakkında bozma nedeni olarak gösterilen bu husus müvekkil açısından hükmün bozulması için yeterli bir sebep olarak değerlendirilmeyerek aleyhe sonuçlandırılmıştır.

2-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da belirtilen temyiz sebepleri arasında gösterilen ve usule aykırı olarak Yargıtay tarafından sonuçsuz bırakılan bir diğer husus ise; eksik ve yetersiz soruşturma yapılması olgusudur. Somut olayda sahte olarak düzenlendiği iddia edilen belgelerin sahte olup olmadığının araştırılmamasının suçun maddi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirmesi açısından zorunlu olması yönünden tarafımızca temyiz sebepleri arasında gösterilmesine rağmen sonuçsuz bırakılmıştır. Zira tescil belgesinin mahiyeti hakkında bir itiraz bulunmasına rağmen; ilgili kurumlar tarafından belgenin hazırlanmış olması eylemin suç oluşturması yönünden yeterli görülmüştür. Keza belgede sahtecilik olması durumunda kurumun değil belgenin içerik ve mahiyetin araştırılması gerekirdi. Sahteliği iddia edilen …………….. işlemlerinde hukuken geçerli belgeler söz konusudur. Müvekkilin yapmış olduğu herhangi bir düzenleme yoktur.

3-) Ayrıca ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince ve Anayasanın 38/6 maddesine göre kimse başkasının fiilinden dolayı yargılanamaz. Esas dosyası incelendiğinde görüleceği üzere ve gerekçeli kararda da belirtildiği şekilde ; şüpheliler “……………“ ve “………….. belgeleri “ dolayısıyla nitelikli resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı mahkumiyet cezası almışlardır. Oysa soruşturmanın başlatılması ….. farazi iddiası olan gerçekte var olmayan …………. isimli şahıs tarafından senetlerin sahte olarak düzenlendiği hakkındaki şikayetidir. Keza eksik ve yetersiz kovuşturma yapılmamış olsaydı eğer aleyhe olarak nitelendirilen ancak diğer resmi belgede sahtecilik eylemlerini meydana getiren fiillerle bağlantılar kurulacak olup, suçun müştekisinin şüpheli olduğu hususu aydınlatılmış olacağı için; esasında lehe olan bir delildir ve aleyhe temyiz nedeni olamayacağından bozma nedeni sayılabilcektir. Ayrıca soruşturma kapsamında imzanın müvekilin el ürünü olduğu yazının ise senetleri düzenleyen ve ….. ismi kullanan veya kullandıran ……… tarafından hazırlandığı açığa çıkacaktı.

4-) …… isimli bir şahıs bulunmaması nedeniyle sahte nitelik taşıyan senetler eksik ve yetersiz soruşturma yapan esas mahkemesinin gözünden kaçmıştır. Aleyhe bir unsur olarak yüksek mahkemece değerlendirilen ancak yargılanmanın salahiyeti açısından incelenmesi zorunlu olan bu husus mahkeme tarafından sonuçlandırılmak üzere irdelenmemiştir. Kanaatimizce; aleyhe görünen ancak incelenmesiyle birlikte diğer resmi belgede sahtecilik suçlarını şüpheye yer bırakmayacak ölçüde giderecek olan bu husus değerlendirilmiş olsaydı eğer müvekkilin suçsuzluğunu ispat aracı olarak kullanılabileceğinden aleyhe değil lehe olarak değerlendirilerek beraatine karar verilebilcekti. Müvekkilin suçsuzluluğuna ilişkin kuşkuların devam etmesi karşısında Hukukun temel ilkelerinden olan “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince dosyanın bozulması gerekmektedir.

5-) Müvekkil açısından Yargıtayın ilgili dairesi “iki ayrı sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi aleyhe temiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış” şeklindeki ifade ile; aleyhe olabileceği nedeni ile iddianamede yer alan resmi belgede sahtecilik suçlarından bazılarının yargılamasının yapılmamasını bozma sebebi olarak görmemiştir. Birden fazla resmi belgede sahtecilik suçunun oluşup oluşmadığını esas mahkemesince değerlendirmesi yapılmamasının aleyhe bozma nedeni olarak sayılması ve dosyanın bozulmaması hukuka aykırıdır.

6-) Yargıtay ………….. ceza dairesinin kararı çelişkili maddeler içermekte olup; aynı hukuki durumda bulunan sanıklar arasındaki hüküm farklılıklarından dolayı hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. Müvekkil hakkında aleyhe bozma sebebi olarak gösterilen gerekçe; suç ortağı ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği iddia edilen diğer sanık …………… hakkında bozma sebebi yapılmasında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır Yargıtayın kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması yerleşik içtihatlar doğrultusunda karar düzeltme sebebi sayılmaktadır. Bu nedenle müvekkil hakkında verilen düzelterek onama kararının hatalı olmasından dolayı karar düzeltmeye başvurmamız zaruri hale gelmiştir.

7-) Müvekkil resmi belgede sahtecilik suçundan yargılanmaktayken ve lehe yasa uygulaması kapsamında suçun basit ve nitelikli şekli 765 Sayılı Yasadan faklı olarak 5237 sayılı Yasa’da tek madde halinde düzenlenerek müvekkile memurun resmi belgede sahteciliğinin ya da nitelikli resmi belgede sahtecilik suçları isnad edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir. Keza müvekkilin yargılanmış olduğu eyleme konu suç değiştirilmiştir. Bu durum; müvekkilin; Sayın Mahkemece bilgilendirilmediği de göz önünde bulundurulduğunda; ek savunma hakkı tanınmayan müvekkile savunma yapması için yeteri kadar süre verilmediğini göstermektedir. Hukukun Genel İlkeleri ve mevzuatımız gereğince daha fazla cezayı gerektiren suçtan yargılanan sanığa ek savunma yapma hakkı tanınması gerekirken; verilmediği gibi; Sanık ………… ve müdafisinin yokluğunda mahkumiyet kararı verilmiştir. Müvekkilin AİHS m. 6 ve Ceza Hukuk Sistemimiz gereğince adil yargılanma hakkı ihlal edilerek savunma hakkı kısıtlanmıştır.

😎 Müvekkil açısından ilk derece mahkemesinin kararı değerlendirildiğinde suç isnadı yapılan eylemin hangi suçun konusu olabileceği hakkında vasıf ve değerlendirme yapılırken hatalı karar verilmiştir. Hukuk ve içtihad birliği açısından düşünüldüğünde resmi belgede sahtecilik suçunun nitelikli halinin gerçekleşmediği görülecektir. Keza iddanamede yer alan ve müvvekile suç isnadı sağlayan eylem müvekkil tarafından gerçekleşmediği gibi gerçekleştirilme ihtimali dahilinde ise resmi belgede sahtecilik suçunun basit halini oluşturabileceği göz önünde bulundurulmamıştır. Yargılama konusu eylem değerlendirildiğinde fiili olrak gerçekleştirilen her hangi bir düzenleme şeklinde kayıt ya da resmi sicil işlemi bulunmamaktadır. Aleyhe olabilecek tek delil sahte olarak düzenlendiği iddia edilen kimlik fotokopisidir. Sayın Mahkemeninde takdir edeceği üzere fotokopi belge üzerinde adli tıp kurumunca inceleme yapılabilmesi mümkün değildir.

9-) Müvekkilin evinde arama yapılmış ancak herhangi bir sahte kimlik ya da sahte bir belge bulunamamıştır. Eyleme konu fotokopi belge resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsuru olamaz. Keza Yargıtay İçtihatları da bu yöndedir.

10-) Müvekilin; diğer sanıkların baskısı altında vermediği mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde; hayatın olağan akışı ve mantık ilkeleri çerçevesinde riayet edilmesi gereken ifade olması gerektiği anlaşılacağı gibi; müvekil aleyhine herhangi bir delil de olmadığı göz önünde bulundurulduğunda beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla beyana göre düzenlenmiş hukuken geçerli bir belgenin olup olmadığının araştırması gerekirken; daha az cezayı gerektiren TCK m. 206 ‘nın değerlendirilmesi yapılmayarak ve suçun vasıf ve mahiyeti yanlış değerlendirilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.

11-) Yargıtayın ilgili dairesince bozma yerine düzelterek onama kararı verilmesi de yerine değildir. Keza; TCK’nın 53/ f.1 b.c gereğince hak yoksunluğu hakkında karar verilmesi için dosyanın esasına girilmesi gerekmektedir. Bu tür bir incelemeyi ancak yargılamayı yapan  Ağır Ceza mahkemesi yapabilecektir. Bu nedenle kararın düzeltilerek bozulması gerekmektedir.

12-) Yukarıda açıklamış olduğumuz sebeplerle kararın düzeltilerek bozulmasına karar verilmesini talep etmemiz zaruri hale gelmiştir.

SONUÇ VE İSTEM                         : Yukarda açıkladığımız nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karar düzeltme talebimizin kabul edilerek, Yargıtay ……….. Ceza Dairesi’nin anılan kararının kaldırılarak bozma kararı verilebilmesi için, dosyanın infazın ertelenmesi talebimizle birlikte Yargıtay …………. Ceza Dairesi’ne gönderilmesini talep ederiz. …./…./….

Sanık Müdafii

Av.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...