T.C YARGITAY

13.Hukuk Dairesi

Esas: 2000 / 479

Karar: 2000 / 604

Karar Tarihi: 31.01.2000

ÖZET: Davalı davacının bu davada dayandığı 1994, 1995, 1996 yıllarına ilişkin sözleşmeler altındaki imzayı inkar etmiştir. Davadaki istemin niteliği itibariyle uyuşmazlığın çözümünde anılan yıllara ait ücret sözleşmelerinin var olup olmaması önem arz etmektedir. Gerçekten taraflar arasında davada ileri sürüldüğü gibi ücret sözleşmeleri mevcut ise davalı, sözleşmede kararlaştırılan ücretin davacıya ödendiğini veya bu sözleşmelerin hüküm ifade etmeyecek şekilde hukuken ortadan kaldırılmış olduğunu kanıtlamak durumundadır. Aksi halde davacının anılan yıllara ilişkin sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının varlığı kabul edilmelidir.

(1086 S. K. m. 308) (2004 S. K. m. 67)

Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Mehmet Yalçın gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Ücret Sözleşmelerinin Var Olup Olmamasının Önem Arz Ediyor Olması

Karar: Davacı 1992 yılından itibaren davalı şirketin muhasebeciliğini yaptığını, 30.4.1994 tarihli <ibranamedir> başlıklı belge ile hesaplaşma sonucu 204.000.000 TL alacaklı çıktığını, bu alacak için verilen senetlerden 50.000.000 TL.’lik olan ilkinin ödendiğini, kalan 154.000.000 TL alacağı ile 1994 yılı bakiyesi, 1995 ve 1996 yıllarına ait muhasebe ücretlerinin ödenmediğini, toplam 507.595.000 TL asıl alacak, 427.226.000 TL işlemin faiz olmak üzere 934.821.000 TL için icra takibi yaptığını, davalının itiraz ettiğini öne sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ibradaki hesap listesinin gerçek dışı olduğunu, kamu alacaklarını ödeme taahhüdünde bulanan davacının vergileri vs. ödemediğini, bu şart yerine getirilmediği için borçlu bulunmadığını, hem 1994 öncesi ibra ile alacak hem de ibradan sonraki yıllar için muhasebe ücretinin istenemeyeceğini, 1994, 1995, 1996 yıllarına ait sözleşmelerdeki imzaları kabul etmediklerini bildirerek davanın reddini dilemiştir.

Davalının Sözleşmedeki İmzayı İnkar Etmiş Olması

Mahkemece ispat yükümlülüğü davacıya ait olup dava ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davalı davacının bu davada dayandığı 1994, 1995, 1996 yıllarına ilişkin sözleşmeler altındaki imzayı inkar etmiştir. Davadaki istemin niteliği itibariyle uyuşmazlığın çözümünde anılan yıllara ait ücret sözleşmelerinin var olup olmaması önem arzetmektedir. Gerçekten taraflar arasında davada ileri sürüldüğü gibi ücret sözleşmeleri mevcut ise davalı, sözleşmede kararlaştırılan ücretin davacıya ödendiğini veya bu sözleşmelerin hüküm ifade etmeyecek şekilde hukuken ortadan kaldırılmış olduğunu kanıtlamak durumundadır. Aksi halde davacının anılan yıllara ilişkin sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının varlığı kabul edilmelidir.

Ücretin Davacıya Ödendiğinin Kanıtlanamaması Durumunda Ücret Alacağının Varlığının Kabul Edilmesi Gereği

Öte yandan davacı kendi imzasını taşıyan önceki yıllara ilişkin bir belge (ibranamedir) ibraz etmiştir. Bu belge ve içeriği davacıyı bağlayıcı niteliktedir. Davalının belgede imzası bulunmadığı için kural olarak davalıyı bağlayıcı bir özelliği olamaz. Ne var ki davalı 7.7.1997 tarihli dilekçesinde belgede sözü edilen senetleri davacıya verdiğini, bir tanesini de ödediğini, ancak belgede sözü edilen vergi borçlarının davacı tarafından ödenmediğinin anlaşılması üzerine diğer senet bedelini ödemediğini açıklamıştır. Bu durumda davalının da ibranameden haberinin olduğu, ibraname içeriğini benimsediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının ibranamede davalı nam ve hesabına gerçekten davalıyı borçtan kurtaracak şekilde ödeme yapıp yapmadığı, böylece ibranamedeki davacı beyanlarının doğruluğu ve davalı tarafı yanıltmaya yönelik beyanlar olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının bu ibranamede belirtilen ödemeleri kesin olarak yapmadığı ve davalı tarafın bundan dolayı cezalı olarak ödeme yaptığı sonucuna ulaşılması halinde de, bu defa davalının bu yönden uğradığı zarar, davacı alacağından mahsup edilmelidir. Mahkemece bu açıklamalar ışığında gerekli inceleme ve araştırma yapılmalı, 1994, 1995, 1996 yıllarına ait sözleşmeler altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı HUMK. nun 308 ve devamı maddelerinde açıklanan yöntemle saptanmalı, varsa tarafların açıklamaları doğrultusunda delilleri alınmalı, tüm dosya kapsamı ele alınmak suretiyle bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme ve araştırma yapılmalı, bilirkişi kurulundan gerekçeli, dayanaklarını gösteren, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınmalı, böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin eksik inceleme ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa cevap vermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.

Sonuç: Birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 31.01.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat