T.C YARGITAY

9.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 18248

Karar: 2000 / 44

Karar Tarihi: 26.01.2000

ÖZET: İşçilerden birinin eşi ile diğer işçinin böyle bir davranışta bulunması işyerindeki çalışma düzenini olumsuz şekilde etkileyeceği, iş barışını bozarak verimi düşüreceği kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla davacının söz konusu eylemi ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan bir hal olarak değerlendirilmelidir. Bu itibarla işyeri dışında işlenen bir suç olarak kabul edilmesi dairemizce uygun bulunmamıştır.(1475 S. K. m. 13, 14, 41, 49, 54)

Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, izin, yıllık izin ücretleri ile hafta tatili gündeliğinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı işçinin davalı şirkete ait işyerinde çalışırken aynı vardiyada çalışan bir erkek arkadaşının eşi ile duygusal ilişki içine girerek birlikte olduğu ilk defa işyerini terketmek suretiyle ilişkinin bu şekilde başlatıldığı ve bunun süre geldiği son defada da mesai arkadaşı işbaşında iken yine onun eşi bayanla onların evinde ilişkide bulunduğu ve yapılan suçüstü üzerine yakalandığı, hem kadının hem kendisinin tutuklandığı ve bu tutuklamanın haftalarca devam ettiği her ikisi hakkında açılan ceza davasında da kadının kocası olan işçinin müdahil olarak davaya kabul edildiği, davalı işverenin bir işçisinin eşi ile duygusal ilişki içinde bulunan davacının bu davranışının işyerinde huzuru ve iş barışını bozacağını da vurgulayarak hizmet aktini feshettiği tüm dosya içeriği ve ceza davası dosyası bilgi ve belgelerinden anlaşılmaktadır.

İhbar Ve Kıdem Tazminatı İle İzin Ücreti Yıllık İzin Ücretleri Ve Hafta Tatili Gündeliğinin Ödenmesi İstemi

Davacı işçi feshin haksız olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı isteğinde de bulunmuş, mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur. Mahkeme işyeri dışında işlenen bir suçun söz konusu olduğunu gerekçe göstermiştir.

Burada işçilerden birinin eşi ile diğer işçinin böyle bir davranışta bulunması işyerindeki çalışma düzenini olumsuz şekilde etkileyeceği, iş barışını bozarak verimi düşüreceği kabul edilmelidir. Bir başka anlatımla davacının söz konusu eylemi ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan bir hal olarak değerlendirilmelidir. Bu itibarla işyeri dışında işlenen bir suç olarak kabul edilmesi dairemizce uygun bulunmamıştır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.01.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

İşçilerden Birinin Eşi İle Diğer İşçinin İlişki Yaşamasının İşyerindeki Çalışma Düzeninin Olumsuz Etkileyecek Olması

KARŞI OY YAZISI

Davacı davalı işverene ait işyerinde 21.8.1990 tarihinde çalışmaya başlamış, işverenin çalışanlarınca 7.5.1997 tarihinde tutulan tutanakla <…2.5.1997 Cuma gününden bu güne kadar izin almaksızın işine devam etmediği, yapılan soruşturmada kendisinin işyerimiz taşeronlarından Gültekin Erden’in işçisi Veysel Kara’nın eşiyle zina halinde suçüstü yakalanmasından dolayı tutuklu bulunduğu anlaşılmış olup iş bu tutanak imza altına alındı> şeklinde feshe neden olan olay belirlemiş, bu tutanağa dayanarak 8.5.1997 günlü noter ihtarnamesi ile <2.5.1997 tarihinden itibaren haklı ve meşru bir sebebe dayanılmadığı halde işe devam etmemektesiniz işyerimiz işçilerinden Veysel Kara’nın eşiyle zina halinde ve suçüstü yakalanışınız ve bunun neticesi tutuklanmanız hususu da meşru bir sebep olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca mağdur ve müştekinin işyerimiz işçilerinden birisi olması durumun vehametini daha da artırmaktadır. Bu bakımdan İş Kanunu’nun 17/II-f maddesi gereğince iş akdiniz ihbarsız ve tazminatsız olarak feshedilmiştir> denmek suretiyle davacının iş akti sona erdirilmiş ve bu fesih yazısı davacının cezaevi adresine gönderilmiştir.

Davalıya ait işyeri işçisi olan davacının, işyeri taşeronu Gültekin Erden’in işçilerinden Veysel Kara’nın işyerinde çalışmayan eşi Fatma Kara ile işyeri dışında anlaşarak müaddit kereler yine işyeri dışında beraber oldukları, uzun süren bu ilişki devam ederken 2.5.1997 günü suçüstü yapılması üzerine davacı ve suç arkadaşının zina fiilinden tutuklandıkları ve bu tutukluluk hali devam ederken hizmet akdinin 1475 sayılı yasanın 17/II-f maddesi gereğince feshedildiği çekişmesizdir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı işveren fesih yazısında açıkça 1475 sayılı yasanın 17/II-f maddesi gereğince hizmet akdini sona erdirdiğini bildirdiğine göre artık bu fesih maddesi ile bağlıdır. Bilahare anılan maddenin ikinci fıkrasının diğer bentlerindeki hallere dayanamaz.

Aksi benimsense bile feshe neden gösterilen olayımız 1475 sayılı yasanın 17/II maddesi benlerinden hiçbirisine girmemektedir. Zira anılan madde bendinde sayılan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller işyeri ve işin yürütülmesi ile ilgilidir. Somut olayda suç işyerinde işlenmediği gibi zina sanıklarından birisinin eşinin işyeri taşeronun işçisi olduğu için suçun işyeriyle ilgilendirilmesi de mümkün değildir.

Daire çoğunluğunun kabul ettiği gibi işyeri dışında işlenen zina fiilinin işyerinin çalışma düzenini olumsuz şekilde etkiliyeceğini, iş barışını bozarak verimi düşüreceğini, bu eylemin 1475 sayılı yasanın II bendinde sayılan ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu kabul ederek kıdem tazminatının reddini istemek yasal değildir.

Böyle bir sonuç iş yasasının işçi lehine yorum ilkesine aykırı olup, 1475 sayılı yasanın 17/II maddesindeki halleri işçi lehine toplu iş sözleşmeleri ile değiştirilme çabaları ve Avrupa Birliğine uyum sağlamaya çalışılan yasal düzenleme arayışları ile de bağdaştırılamaz.

Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulunun yirmi yıla yakın uygulamaları bu tür fesihlerin 1475 sayılı yasanın 17/III maddesinde sayılan hallere girdiği ve işçilerin işyeri dışında işlediği suçlar nedeniyle tutuklanması bu sebeple işe devam edememeleri hallerinde bu devamsızlığın meşru ve haklı nedene dayandığı işverenin bu süredeki devamsızlıklar 17/II-f maddesi gereğince haklı fesih nedeni yapamayacağı kabul edilerek kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınması gerektiği yolundadır. Bu tatbikat öğretide de benimsenmiştir. Her suç toplumda ve suça iştirak eden sanığın çalıştığı işyerinde menfi etki yaratır. Sanığın suç sayılan eylemi ceza yasaları ile cezalandırılmaktadır.

İşyerinde işlenmiyen, işyeri ve işin yürütülmesi ile ilgili olmayan suçlar nedeniyle işveren yararına işçi aleyhine sonuca ulaşmak iş hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmaz. Yedi yıl gibi uzun süre işyerinde çalışan davacının kıdem tazminatından işveren lehine mahrum bırakılması 1475 sayılı yasanın 14. ve 17. madde düzenlemelerine ve iş hukukunun genel ilkelerine aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan daire çoğunluğunun bozma kararın katılamıyoruz.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat