İş Yerinde Sigortasız İşçi Çalıştırıldığının Tesbiti

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

İş Yerinde Sigortasız İşçi Çalıştırıldığının Tesbiti

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/1857
KARAR: 2015/1031

Taraflar arasındaki “kurum işleminin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kırklareli İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.07.2010 gün ve 2010/49 E.-2010/64 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 09.02.2012 gün ve 2010/13220 E.-2012/1828 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı, sigortalı olarak bildirilenler dışında çalışan olmadığı halde, Kurum tarafından, çalıştığı bildirilmeyenlerin varlığı esas alınarak, 2006 yılı, 2 ila 9. aylar için çıkarılan eksik prim nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş; Mahkemece, Kurum işlemine esas tutanağın yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne karar vermiştir.

Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde, “Fiilen veya iş yeri kayıtlarından tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir.

İşveren, tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz tahsilatı, durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili mahkemeye başvurabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Davaya konu somut olayda; Jandarma Komutanlığı tarafından işyerinde çalıştığı halde sigorta bildirimi yapılmadığı belirtilen ondört kişi için düzenlenen 06.11.2006 tarihli tutanak esas alınarak, Kurum tarafından prim borcu çıkarılıp, davacıya tebliğ edildiği; davacının, süresinde yaptığı itirazın, Kurum komisyonu tarafından reddine ilişkin kararın, davacıya 01.03.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacının süresinde işbu davayı açtığı görülmüştür.

Mahkemece, Jandarma Komutanlığı’nın denetim yetkisi bulunmadığı ve sözü edilen denetime istinaden tahakkuk ettirilen idari para cezalarının idare mahkemesince iptal edilmiş olması, sigortalıların da tutanakta imzasının bulunmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmişse de; verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

Mahkemece, tutanağı tanzim eden görevlilerin ve sigortalı olarak çalıştığı belirtilen şahıslardan tespit edilebilenlerin beyanlarına başvurulmalı, denetimin ne şekilde gerçekleştirildiği İlçe Jandarma Komutanlığından sorulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak neticeye göre karar verilmelidir.

Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma neticesi karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…)
gerekçesiyle hükmün bozulmasına, karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, iş yerinde sigortasız işçilerin çalışmasının tespit edildiği iddiasıyla ilçe jandarma komutanlığının tutmuş olduğu tutanağa dayanarak düzenlenen Kırklareli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 07.12.2009 tarihli resen prim tahakkuku işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı SGK vekili, ilçe jandarma komutanlığınca düzenlenen 06.11 2006 tarihli tutanakta, 19.02 2006 tarihi esas alınarak 506 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre verilmesi gereken işyeri bildirgesinin resen düzenlenmesi, yasal süre içerisinde verilmemiş olması nedeniyle 506 sayılı Kanun’un 140/a fıkrasının uygulanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece; jandarma ekiplerinin tespit görevi bulunmadığı için usulüne uygun yapılmış bir tespit ve ihlal bulunmadığı gerekçesiyle SGK tarafından davacı aleyhine uygulanan işlem usulsüz olduğu ve iptali gerektiği kabul edilerek davalı kurumun 07.12.2009 tarihi işleminin iptaline karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire’ce yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Yerel mahkemece ilk karardaki gerekçeler tekrar edilerek önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmü, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; jandarma komutanlığının tutmuş olduğu tutanağa dayanarak Sosyal Güvenlik Kurumunun resen prim tahakkuku işlemi yapıp yapamayacağı, varılacak sonuca göre araştırma yapılmasına gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır

2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Sorumlulukları Kanunu’nun “Jandarmanın Genel Olarak Görevleri” başlığını taşıyan 7. maddesinde mülki görevleri, “Emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak.” olarak kabul edilmiştir.

Yine Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 57. maddesi ile gazino, bar, pavyon, diskotek, kulüp vb. adlarla anılan içki kullanılan yerlerle; banyo, hamam, sauna, plaj vb. yerlerde kız ve kadınların çalışabilmesinin; o yer mülki amirinin iznine bağlı olduğu belirtilerek, Jandarmanın görev ve sorumluluk alanı içinde bulunan bu yerlerde; hangi ad ve görüntü altında olursa olsun, çalışan kız ve kadınların kimlikleri ve ikametgahları saptanarak ayrı ve özel bir deftere kaydedilmesi görevi Jandarmaya verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun, sigorta yoklama memurları vasıtasıyla iş yerlerinin mevcut durumları, faal olup olmadığı, sigortalı çalıştırılıp çalıştırılmadığı, çalıştırılıyorsa kimlerin, hangi sürede ve ücretle çalıştırıldıkları, prime esas kazanç ve prim ödeme gün sayılarıyla diğer bilgileri içeren ilgili belgelerin işyerlerinde asılı olup olmadığı ile bu hususların tutanağa kaydedilmesi, adres, malvarlığı ve sağlık yardımlarına müstahaklık ve kendilerine verilecek benzeri görevlerde inceleme, araştırma, tespit ve yoklama yaptırabilme yetkisi bulunmaktadır.

Ayrıca genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarının kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorunda oldukları, Sosyal Güvenlik Kurumunun da bu bildirimler üzerine gerekli yasal işlemi yapması gerektiği 506 sayılı Kanun’un. 130/7-son maddesinde hükme bağlanmıştır.
Anılan madde uyarınca sigorta müfettişleri, bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz olup, sigorta müfettişlerine bu görevleri yaparken, tüm kamu görevlileri gerekli kolaylığı göstererek yardımcı olmak zorunda olduğu gibi maddenin son fıkrası uyarınca genel bütçeye dahil dairelerin denetim elemanları kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorundadır. Madde uyarınca Kuruma da bu bildirimler üzerine gerekli yasal işlemi yapma görev ve yetkisi verilmiştir.

Öte yandan, fiilen yada işyeri kayıtlarından çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait Kuruma verilmesi gereken belgelerin, yapılan tebligat üzerine bir ay içerisinde verilmemesi ya da eksik verilmesi hallerinde Kurum tarafından resen düzenlenerek, bu süreye ilişkin sigorta primleri işverenden istenmekte, işverenin tebliğ edilen prim borcuna karşı Kurum ünitesine bir ay içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. İtirazın reddi halinde işveren ise bir ay içinde yetkili mahkemeden Kurum işleminin iptali istenebilmektedir 506 sayılı Kanun m. 79/7-8.
Bu düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Jandarma ekiplerinin davacı işverene ait işyerinin içki kullanılan yerlerden olması nedeniyle çalışanların kimliklerini tespit yetkisi ve görevi bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun da yapılan tespite dayalı bildirim gereği işlem yapma zorunda olduğu açıktır.

Ne var ki, davalı işverenin yokluğunda yapılan ve işveren ya da işveren vekilinin imzası bulunmayan tutanağa itiraz edilmiş olması nedeniyle sözkonusu tutanağın içeriğinin doğruluğunun araştırılması gerekmektedir.

Bu nedenle tutanağı tanzim eden Jandarma görevlilerinin ve sigortalı olarak çalıştığı belirtilen şahıslardan tespit edilebilenlerin beyanlarına başvurularak, denetimin ne şekilde gerçekleştirildiği İlçe Jandarma Komutanlığından sorularak tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak neticeye göre karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat