İş Kazalarında Kusur Nasıl Hesaplanır?

YARGITAY 21. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/19084
KARAR: 2014/11685

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava, iş kazası sonucu %4,3 maluliyete uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13.583.36 TL maddi tazminatın, 10.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 8.4.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 8.4.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sol el 2. parmak kaybı nedeni ile %4.3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, Kurumca olayın iş kazası olarak kabul edildiği,ancak sürekli iş göremezlik oranının %10 ‘un altında kalması nedeni ile sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığı, Doç Dr. Cenk Mısırlı tarafından tanzim edilen kusur raporuna göre anılan iş kazasında davalı işverenin %75 oranında, kazalı işçinin %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,22.7.2013 tarihli hesap raporuna göre davacının karşılanmayan gerçek zararının 13.583.36 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )

Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 10.000.00 TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.

O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
29/5/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat