Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

İİK m 342 Hükmen Teslim Edilen Taşınmaz Ve Gemiye Yeniden Girmek Suçu ve Cezası

İİK m 342 Hükmen Teslim Edilen Taşınmaz Ve Gemiye Yeniden Girmek Suçu ve Cezası

İİK MADDE 342 (Değişik 31.05.2005-5358/13 md)

İcra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alıcıya teslim edilen bir taşın­maza veya gemiye haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 290. maddesi mucibince umumi hükümler dairesin­de cezalandırılır.

DEĞİŞİKLİK GEREKÇESİ

Maddeyle İcra ve İflâs Kanunun 342 maddesinde 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yapılan atıf, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre yeniden dü­zenlenmiştir.

Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulması.

TCK MADDE 290

  • Hükmen hak sahiplerine teslim edilen taşınmaz mallara tekrar elkoyan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Muhafaza edilmek üzere başkasına resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması halinde hırsızlık, cebren alınması ha­linde yağma, hileyle alınması halinde dolandırıcılık tahrip edilmesi halinde mala zarar verme suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Kişinin bu malın sa­hibi olması halinde verilecek cezanın yarısından 4/3 ü kadarı indirilir.

Görevli Mahkeme

09.06.1932 tarih ve 2004 sayılı İİK’nun 346.maddesinde 5358 sayılı ve 31.05.2005 tarihinde yapılan değişiklik uyarınca madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Görev ve birleştirme yasağı:

Bu kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahke­mesi karar verir.

İcra mahkemesinin görevine giren bu işler diğer mahkemelerde görü­len ceza davaları ile birleştirilemez.

Bu babta yer alan suçlar ile ilgili davalara icra mahkemesinde bakılır.

Yetkili Mahkeme

09.06.1932 tarih ve 2004 sayılı İİK’Nun 348. maddesinde 5358 sayılı ve 31.05.2005 tarihinde yapılan değişiklik uyarınca madde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Bu babta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu da savunulmaktadır.

Şikayet Süresi

İtK’nm 342 maddesinde icra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alacıya teslim edilen bir taşınmaza veya gemiye haklı bir neden olmaksızın tekrar giren borçlunun 5237 sayılı TCK’nun 290 maddesi gereğince genel hüküm­lere göre cezalandırılacağı açıkça belirtildiği için, burada şikâyet zorunlu bir koşul değildir. Cumhuriyet savcısı bu konuda icra dairesince yapılan suç duyurusu üzerine de kamu davası açabilir. İİK şikâyet süresine ilişkin 347 maddesinin bu suçlarda uygulama yeri olmayacaktır. Dava iddianame ile açıldığı için, şikâyetçinin tüm oturumlarda hazır bulunmasına da gerek yoktur. Ayrıca şikâyetten vazgeçme davanın düşmesi sonucunu da doğur­maz.

Şikayet Usulü

İİK MADDE 346 (Değişik: 31.5.2005 gün 5358 Say.Kan. madde 18)

Bu kanun hükümlerine göre, disiplin veya tazyik hapsine icra mahke­mesi karar verir.

İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görü­len ceza davaları ile birleştirilemez.

Bu Babta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır.

İİK MADDE 349/1

Şikâyet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır.

İİK 349 hükmü nedeniyle; bu bölümde düzenlenen tüm icra iflas suçla­rının yargılamasının, 349 maddeye göre yapılması ve bunun sonucu olarak tüm icra iflas suçlarından dolayı şikâyetin dilekçe veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılması savunulmuştur.

5371 sayılı CMK’nunda şahsi dava usulüne yer verilmemiş ise de bu­rada İcra ve İflâs Kanunun benimsediği kendine özgü şahsi dava usulünde bir değişiklik yapılmamış olduğu için, bu usulün hala yürürlükte olduğu ileri sürülebilir.

Doktrinde savunulan diğer bir görüşe göre ise; İİK 349/1 de yer alan di­lekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi sözcükleri 5371 ve 5330 sayılı kanun hükümleri karşısında yaptırımı hapis cezası olan icra suçların­da artık uygulanamaz. Bu konuda Cumhuriyet başsavcılığına başvurulması ve Cumhuriyet savcılığınca iddianame ile icra mahkemesinde ceza davası açılması gerekir.

Yargıtay lö.Hukuk Dairesinin 23.02.2006 gün ve 2005/10009 esas, 2006/1229 karar sayılı kararında; sanık hakkında İİK.’na göre hapis cezası­nın uygulanmasının gerektiği durumlarda, şikâyet dilekçesi ile dava açıla- mayıp, yargılamanın iddianame ile icra dairesine açılacak dava üzerinden yapılması gerekliliğine karar vermiştir.

Tüm ânlatılanlar birlikte değerlendirildiğinde kanaatimizce; borçlunun 5237 sayılı TCK’nun 29O.maddesi gereğince genel hükümlere göre cezalan­dırılacağı açıkça belirtildiği için, burada İİK’nun 349.maddesinin uygulama yeri olmayacaktır. Dava iddianame ile açılacaktır.

Suçun Unsurları

Sanığın Hukuk Mahkemesinde Verilmiş Olan Karada Taraf Olması Gereklidir

Taşınmazdan çıkartılan kişinin hukuk mahkemesinin kararında taraf olması ve kararın infazı sırasında hazır olması ya da infaz gün ve saatinden haberdar olması gerekir. Ancak taşınmaz ya da geminin sahibine teslimi sırasında alehine çıkartma işlemi yapılan kişinin hazır bulunmaması halinde, teslime ilişkin tutanağın kendisine tebliği gereklidir. Mahkemenin kararını icra memuru yerine getirip taşınmaz veya gemiyi hak sahibine teslim ettikten sonra çıkartılan kimsenin aynı yere tekrar girmesi halinde suç oluşur.

Taşınmaz veya Geminin Mahkemenin Hak Sahibi Olarak Belirlediği Kişiye Teslimi Gereklidir

Mahkemenin kararını icra memuru yerine getirip, taşınmaz veya gemi­yi hak sahibine teslim ettikten sonra, çıkarılan kimsenin aynı yere tekrar girmesi halinde suç oluşur.

Bu suçun oluşması için bir kimsenin mahkeme hükmü ile elinden alı­nıp, usulen hak sahibine teslim edilen yere yeniden tecavüz edilmesi gere­kir. Mahkeme hükmüne rağmen henüz hak sahibine teslim edilmemiş olan taşınmazı tecavüz edilmesi veya geminin geri alınması anılan maddeye ay­kırılık suçunu oluşturmaz.

Suça Konu Eşyanın Gemi veya Taşınmaz Olması Zorunlu­dur

İİK 342 maddesinde yazılı suçun oluşabilmesi için mahkemece sahibi olarak belirlenen ve icra dairesi marifetiyle alacaklısı olarak kendisine tes­lim edilen malın bir gemi ya da taşınmaz olması şarttır. Söz gelimi teslim edilen eşya bir gemi değil bir taşınır eşya mesela bir otomobil ise belirtilen bu suç oluşmaz çünkü kanun açıkça bir taşınmazdan veya gemiden söz et­mektedir. Eşya tescile tabi bir otamobil bile olsa bu suçun oluştuğundan bahis edilemez. Ancak eşyanın bir taşınır olması durumunda İİK 342 mad­desi atfına gerek olmaksızın eylem TCK 290/2 de yazılı olan suçu oluşturabilir Zira TCK 290/2 maddesinde açıkça “muhafaza edilmek üzere başkası­na resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan taşınır malın bu kişinin elinden rızası dışında alınması ha­linde hırsızlık, cebren alınması halinde yağma, hileyle alınması halinde do­landırıcılık tahrip edilmesi halinde mala zarar verme suçuna ilişkin hüküm­ler uygulanır” biçimindedir.

Konu ile ilgili Yargıtay kararlan incelendiğinde;

Fiilin köyün müşterek yoluna tecavüz olması durumunda ilâmın dahi buna göre verildiği nazara alınmadan,

Takip dayanağı ilâm hisseye vaki müdahalenin önlenmesine ilişkin ol­duğu böylece taşınmazın her parçasında hakkı olan sanığın ve diğer pay­daşların payları arz üzerinde ortaklığın giderilmesi davası ile belli edilme­dikçe soyut olarak müdahalenin yapıldığından bahisle,

Taşınmazın hak sahibi yerine kocasına tesliminde suç unsurlarının oluşmadığı,

İlâmda yazılı yoldan gelip geçmesinin önlenmesinden sonra, sanığın bilgisi dışında oğlu ve işçisinin ilâm hükmüne aykırı olarak traktör ile sa­man götürmüş olmasında sanığa atfı kabil bir kusur isnadı olmadığına ba­kılmadan,

765 sayılı TCK’nun 309. maddesinde düzenlenen ve sanıklara isnat edi­len hükmen teslim edilen yere tecavüz etmek suçunun oluşabilmesi için, öncelikle sanıklar aleyhine alınmış ve kesinleşmiş müdahelenin men’i kara­rı, bu kararın infazına rağmen sanıkların aynı taşınmaza yeniden el atmış olmaları gerekmektedir. Oysa eylem mahkemenin de kabulünde yer aldğı gibi suya vaki müdahalenin önlenmesine ilişkin olup, İİK’nun 343. madde­sinde düzenleme bulan suçu oluşturduğu suçun icra mahkemesine verile­cek şikâyet dilekçesi ile takibinin gerekeceği mahkemenin bu durumda mu­hakemenin durmasına karar verilmesi gerekirken karar verilmiş olması Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmıştır.

Zamanaşımı Süresi

Dava Zamanaşımı

İİK’nun atıfta bulunduğu TCK’nun 290 maddesinde öngörülen cezanın miktarı itibariyle TCK mn 66 maddesi nazara alınacak mesela TCK 290/1 maddesi kapsamında kalan eylem için dava zamanaşımı süresi 66/1-e gere­ği 8 yıl olarak uygulanacaktır.

Ceza Zamanaşımı

Ceza zamanaşımı süresi için TCK madde 68 uygulanacaktır.