İftira Suçu Nedir? Unsurları Nelerdir?

Bedensel Zarar Maddi Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

İftira Suçu Nedir? Unsurları Nelerdir?

Suçun Kanuni Unsuru

Türk Ceza Kanunu’nun 267/1. maddesine göre, “Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işleme­diğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve ko­vuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye huku­ka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ”

Suçla Korunan Hukuki Değer

İftira suçu ile adliyenin aldatılması ve yanlış yola sevk edilmesi tehliken korunduğu gibi ma­sum bir kimsenin şerefinin ve kişi özgürlüğünün zarar görme tehlikesi de korunmaktadır. Ancak yasa koyucu suçun adliyeye ilişkin yönüne üs­tünlük tanımış ve bu başlık altında suçu düzen­lemiştir.

Suçun Konusu

Suçun konusu, “objektif olarak gerçek dışı olan hukuka aykırı bir fiilin yani aslında bir olgu­nun isnadı’dvr Bu fiilin ise ceza hukuku mana­sında suç olan bir fiil olması gerekmez. Yalnızca idari bir müeyyideyi sonuçlayan fiilin isnat edil­mesiyle de suç oluşabilir. Ancak hukuka aykırı olmakla beraber herhangi bir yasal nedenle hak­kında soruşturma ve kovuşturma başlatılması veya idari bir müeyyideye uygulanması mümkün olmayan fiilin isnadı ise bu suça vücut vermez.

Böylece zamanaşımına ya da affa uğramış suçun isnadı durumunda iftira suçunun şartları oluşmaz. Ya da örneğin yasalarda suç olarak öngörülmeyen bir fiilin isnadı da (zina gibi) suçun oluşumuna engeldir. Bu niteliği itibariyle isnad edilen fiilin isnad yapıldığı anda adli yönden veya disiplin hukuku yönünden cezalandırılabilir bir eylem olması gerekir. İsnadın özel hukuka aykırı­lık teşkil ettiği durumlarda iftira suçu oluşmaz.

Takibi şikâyete bağlı suçlarda da şikâyet et­meye hakkı olan dışındaki bir kimsenin asılsız isnadı iftira suçunu gerçekletirmez.

Öte yandan, isnat edilen fiilin kasten ya da taksirle işlenmesi veya ihmali ya da icrai olması önemsizdir. Bu nedenle örneğin bir kişi hakkında gerçekte olmadığı hâlde, trafik kazasında birini öldürdü ya da hasmını bilerek öldürdü demek arasında fark bulunmamaktadır.

Fiilin gerçekten meydana gelip gelmemesi­nin de bir önemi yoktur. Önemli olan, mağdura is­nat olunan fiilin mağdur tarafından gerçekleştiril­mediğinin bilinmesidir. Kendisine fiil isnat edilen kişinin ismen zikredilmiş olması gerekmemekle birlikte o kişinin belli bir kişi olması gereklidir. Böylece örneğin bir kişi A’yı B’nin öldürdüğünü biliyor ancak C öldürdü ya da C’yi tarif eder şe­kilde O öldürdü diyorsa, C’ye karşı (Yasa’da ön­görülen diğer koşulların da varlığı hâlinde) iftira suçunu işlemiş olur. Bunun gibi isnad edilen su­çun belirli olması da lazım gelmektedir. Kapsamı ve sınırları belli olmayan, soyut ve genel ifadeler kullanılarak yapılan isnatlar ya da sadece belli bir davranışa ilişkin olumsuz değer yargıları ihtiva eden beyanlar, iftira suçunu oluşturmaz.

Ayrıca iftira suçunda, eylemin işlendiği sıra­da hakkında isnatta bulunulan kişinin sağ olması gerektiğine de dikkat edilmelidir. Zira ölmüş bir kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma ya­pılabilmesi mümkün olmayacaktır. Böyle bir du­rumda iftira suçu bakımından içlenemez suçun varlığını kabul etmek gerekir.

Bir kişinin, fiilin hukuka uygunluk sınırla­rı içerisinde işlendiğini bilmesine rağmen sanki bunu bilmiyormuşcasına fiil isnadında bulunması durumunda da iftira suçu oluşabilir. Ancak ken­disine fiil isnat edilen kişi o fiili hukuka uygunluk sınırı içerisinde işlememesine rağmen, şahsi cezasızlık sebeplerinden birinin varlığı nedeniyle cezalandırılmıyorsa, o fiilin kendisine isnadı iftira suçunu oluşturmaz.

Suçun Maddi Unsuru

İftira suçu “seçimlik hareketli’’ bir suçtur. Çünkü Kanun’da kişi hakkındaki isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla yapılmasından bahsedil­mektedir. Bunun ise bir şekli yoktur. Sözlü-yazılı veya dilekçe-rapor şekillerinde olabilmesi müm­kündür.

Sucun ihmali bir davranışla işlenebilmesi mümkün değildir.

Suç, yapılan ihbar veya şikâyetten ya da ba­sın ve yayından yetkili merciin haberdar olması ile tamamlanır. Suçun oluştuğunun kabulü için hakkında iftirada bulunulan kişi hakkında soruş­turma veya kovuşturma ya da disiplin soruştur­ması başlatılmış gerek yoktur. Bu niteliği gözö- nünde bulundurularak suçun “soyut tehlike suçu’’ olduğu kabul edilmektedir.

Dava zamanaşımının başladığı tarih ise TCK m. 267/8 uyarınca, mağdurun fiili işlemedi­ğinin sabit olduğu tarihtir.

KANUN’UN 268. MADDESİNDE; İŞLEDİĞİ SUÇ NEDENİYLE KENDİ­Sİ HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA YAPILMASINI EN­GELLEMEK AMACIYLA, BAŞKASI­NA AİT KİMLİĞİ VEYA KİMLİK BİL­GİLERİNİ KULLANAN KİMSENİN, İFTİRA SUÇUNA İLİŞKİN HÜKÜM­LERE GÖRE CEZALANDIRILACAĞI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.

Suçun Manevi Unsuru

Suç ancak kasten işlenebilen suçlardan ol­makla birlikte, sucun olası kast ile islenebilme­si mümkün değildir. Kastın varlığı için failde iş­lemediğini bildiği hâlde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek bilinç ve iradesinin bulunması gerekir.262

Eğer ihbar eden, aleyhine isnatta bulunduğu kimsenin suç işlemesinden şüpheleniyor ise şüp­hesinin sebeplerini açık ve güvenilir bir tarzda or­taya koyamadığı zaman iftira suçundan sorumlu olur.263 Failin aslında suçlu olmayan kişinin suçlu olduğuna inanması hâlinde ise hatasından yarar­lanması gerekir.

Ayrıca iftira suçunda özel kast da aranır ki o özel kast faildeki bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptı­rım uygulanmasını sağlama saikidir.

Böylece failin bazı olaylar nedeniyle şüphe duyarak veya başkalarından duydukları nedeniy­le tahmine dayalı olarak suç isnat etmesi duru­munda suç da manevi unsurun mevcut olmama­sı nedeniyle, oluşmayacaktır.

Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru

İftira suçu için ilgilinin rızası hukuka uygun­luk sebebinin mümkün olabileceği akıllara gelse de bu aslında mümkün değildir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, suç aynı zamanda adliye- nin aldatılması ve yanlış yola sevk edilmesi teh­likesini de korumakta ve hatta Kanun’da bu suç adliyeye karşı işlenen suçlar bölümünde düzen­lenmektedir. Dolayısıyla mağdurun rızasının ki mağdurun kim olduğu hususu da bu suç tipinde tartışmalıdır, iftira suçu bakımından hukuka uy­gunluk sebebi olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Öte yandan, Anayasa’nın 74. maddesinde “dilekçe ve şikâyet hakkı” düzenlenmiştir. Bu­nunla birlikte, dilekçe ve şikâyet hakkı görüntüsü altında, suçsuz olduğunu bilerek bir başkasına hukuka aykırı fiil isnad edilmesi hakkın kötüye kullanılması olacağına göre, dilekçe hakkına da­yanılarak da ifitira suçu bakımından hukuka ay­kırılığın ortadan kalktığı söylenemez.

Benzer bir durum TCK’nın 128. maddesin­deki hakaret suçu için öngörülmüş olan “iddia ve savunma dokunulmazlığı’’ açısından da geçerlidir.

Suçun Nitelikli Hâlleri

Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır (BUNA DOKTRİNDE MADDİ İFTİRAADI VERİLMEKTEDİR).

Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hak­kında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağ­durun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmi­yeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)<1> hükmolunur.

Mağdurun mahkûm olduğu hapis ceza­sının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya(bir üst fıkraya) göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

Etkin Pişmanlık

Kanun’un 269. maddesinde iftira suçuna iliş­kin etkin pişmanlık sebepleri şu şekilde düzen­lenmiştir:

İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, if­tirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

Mağdur hakkında kovuşturma başlama­dan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dört­te üçü indirilir.

Etkin pişmanlığın;

  1. Mağdur hakkında hükümden önce ger­çekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,
  2. Mağdurun mahkûmiyetinden sonra ger­çekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,
  3. Hükmolunan cezanın infazına başlan­ması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dola­yısıyla;

  1. İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,
  2. İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verile­cek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan do­layı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıla- bilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

Suçun Özel Görünüş Şekilleri

Teşebbüs

İftira suçu neticesi harekete bitişik suçlar­dan olduğu için kural olarak bu suça teşebbüs mümkün değildir. Ancak icra hareketlerinin bölü­nebildiği durumlarda, örneğin failin iftira suçunu oluşturacak eylemi bir mektup yazarak savcılığa gönderdiği ancak mektubun savcıya ulaşmadan postada kaybolduğu bir durumda suça teşebbüs aşamasında kalınmış olacaktır.

Suçun basın yoluyla işlenmesi durumunda ise suç yayının gerçekleştiği anda işlenmiş sa­yılacağından, teşebbüsün mümkün olmadığı kabul edilmektedir.

İçtima

Kanun’da iftira suçuyla ilgili özel bir içtima hükmü öngörülmüştür. Buna göre, 267. madde­nin dördüncü fıkrası uyarınca, yüklenen fiili işle­mediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veril­miş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Dolayısıyla Kanun böyle bir durum­da gerçek içtimain varlığını kabul etmektedir.

Zincirleme suç açısından ise falin, aynı anda birden fazla kişiye karşı bu suçu işlemesi müm­kün olduğu gibi tek bir kişiye karşı farklı zaman­larda yine aynı suç işleme kararı çerçevesinde de suçu işlemesi mümkündür. Ancak bu ikinci durumda ortada tek bir fiilin dolayısıyla tek bir ifti­ra suçunun bulunduğu kabul edip, zincirleme suç hükümleri paralelinde değil, yalnızca tek bir iftira suçundan sorumlu olunacağını belirten yazarlar da mevcuttur.

Aynı kişi hakkında birden fazla fiilin örneğin tek bir mektupla dile getirilmiş olması durumunda ise eğer bu fiiller arasında bir bütünlük varsa tek bir iftira suçu söz konusu olacak, fiillerin bütünlük arz etmemesi durumunda ise birden fazla iftira suçunun aynı kişiye karşı işlendiğini kabul etmek gerekecektir.

İştirak

İftira suçu iştirak bakımından bir özellik arz etmemektedir. Fiilin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde müşterek faillikten, baş­kasını iftira suçunu işlemesi için ikna eden ve bu suretle suç kararını aldıran kişi ise yardım etmek veya azmettirmekten sorumlu tutulacaktır.

MUHAKEMEYE İLİŞKİN KURALLAR

İftira suçunun soruşturulması ve kovuşturul­ması bir özellik arz etmemekle ve resen yapıl­makla birlikte, 267. maddenin son fıkrası uyarın­ca, basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eş­değerde basın ve yayın organıyla ilan olunacak ve ilan masrafı, hükümlüden tahsil edilecektir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat