İdari Sözleşmeler Nedir? Türleri Nelerdir?

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

İdari Sözleşmeler Nedir? Türleri Nelerdir?

İdari Sözleşme

Öğretide de kabul edildiği üzere, bir sözleşmenin “idari sözleşme” sayıla bilmesi için, sözleşmenin taraflarından birinin kamu idaresi, kurumu ya da kuruluşu olması; sözleşmenin kamu hizmetinin yürütülmesi ile ilgili bulunması ve yönetime özel hukuk yetkilerini aşan yetkiler tanınması gereklidir.

Kamu Hizmeti

İdari sözleşmenin kurucu unsuru bulunan “Kamu hizmeti” kavramının belirsizliği konusunda görüş birliği vardır. Anayasa Mahkemesinin 8.6.1994 tarih ve E: 1994/71, K: 1995/23 sayılı kararında kamu hizmeti, “devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararı ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve toplunu sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerdir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Toplumsal yaşamın zorunlu gereksinmelerini karşılayan hizmetler, nitelikleri gereği kamu hizmeti olarak görülmüştür. Düzenlilik ve süreklilik kamu hizmetinin önemli öğelerinden birini oluşturur. Çünkü bunun yokluğu toplum yaşamını alt üst eder. “Kamu hizmeti” kavramının gerek öğretide gerek uygulamalarda devlet ve öteki kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen hizmetler alanının dışına taşan ve yayılan bir kapsam olduğu ve bunun da gittikçe genişlediği bir gerçektir.

İmtiyaz

İdare hukukunda imtiyaz kavramı, kamu hizmetinin yürütülmesi yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kamu hizmetinin uzun süreli bir “idari sözleşme” uyarınca, sermayesi, karı, hasar ve zararı kendilerine ait olmak üzere özel hukuk kişilerince yerine getirilmesine imtiyaz denir.

İdari Sözleşme Türleri

  1. Kamu hizmeti imtiyazı sözleşmeleri.
  2. İdari hizmet sözleşmeleri.
  3. Kamu emlakinin işgal ve kullanımına ilişkin idari sözleşmeler.
  4. Yeraltı ve yerüstü servetlerini işletilmelerine ilişkin sözleşmeler.
  5. Bayındırlık işleri taahhüt sözleşmeleri.
  6. İltizam ve satın alma sözleşmeleri.
  7. Kamu ödünç alma sözleşmeleri.

Kamu Hizmeti İmtiyaz Sözleşmeleri

İdare hukukunda imtiyaz kavramı, kamu hizmetinin yürütülmesi yöntemle­rinden biri olarak kabul edilmektedir. Kamu hizmetinin uzun süreli bir “idari sözleşme” uyarınca, sermayesi, karı, hasar ve zararı kendilerine ait olmak üzere özel hukuk kişilerince yerine getirilmesine imtiyaz denir. Gereksinimler karşısında yönetimin işinin çokluğu ya da kaynak bulmadaki güçlükler, kimi zaman bu yöntemin uygulanmasını zorunlu kılmakta ve kamu hizmetinin özel girişime gördürülmesine olanak sağlamaktadır. Konusu, kamu hizmetinin kurulmasını ve/veya işletilmesini bir özel kişiye devretmek olan sözleşmeler “kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri” olarak tanımlanmaktadır.

İdari sözleşmelerin tipik bir örneğini teşkil eden kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri, devletin aslen sahibi bulunduğu bir kamu hizmetini başka bir şahsa veya kuruluşa devretmesinden ibarettir. Ancak, bu devir keyfiyeti, kamu idaresi ile kar ve zararı kendisine ait olmak üzere hizmetin yürütülmesini yüklenen arasında uyuşma sonucunda imzalanan bir akit ile gerçekleşmekle beraber, hizmetin kamu hizmeti olma niteliğini ve kamu idaresini aslen sahibi olduğu bu işin gerçek sorumlusu olmaktan da çıkarmamaktadır.

Konusunun bir kamu hizmetinin kurulması ve/veya işletilmesi olması, hizmetin yürütülmesini sağlamak için hizmeti yapanlara kamu gücüne dayanan kimi yetkiler tanıması ve idarenin hizmetin düzenli ve istikrarlı biçimde yürütülmesini ağlamak için denetim ve gözetim yetkisine sahip olması, imtiyaz süresince hız inciten yararlananlardan alınacak bedelin yasa ile verilen yetkiye göre bu tarife üzerinden tahsil edilecek olması ve bu hizmet devrinin, uzun ve belli bir süre için yapılması, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinin temel özel İlklerindendir.”

Maden İmtiyazlarının Hukuki Niteliği

Devletin, aslında kendisine düşen bu kamu hizmetini sözleşme ile özel kişi­lere yaptırması halinde de bir kamu hizmeti imtiyazından söz etmek gerekecek­tir. Maden imtiyazları kamu hizmeti imtiyazı niteliğindedir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan madenlerden kişilerin yararlanması için izin verilmesi şeklinde tanımlanabilecek olan maden işletme imtiyazlarının idari sözleşmelerin bir türü olduğundan şüphe edilemez. Esasen doktrinde bu imtiyaz sözleşmeleri­nin, kamu hizmeti imtiyazı sözleşmeleriyle birlikte idari sözleşmelerin en tipik örneğini teşkil ettiği noktası üzerinde birleşilmektedir.

Bu hukuki durum karşısında, Devletin, kamu yararının gerekli kıldığı hallerde maden imtiyazlarında tek taraflı değişiklik yapabilmesini, idare hukukunun genel ilkeleri uyarınca doğal saymak gerekir. İdari sözleşmelerde, idare­nin tek taraflı değişiklik yapabilme yetkisi, bu tip sözleşmelerin en önemli özelliklerden birini teşkil eder. Zira bu sözleşmelerde eşit iki taraf yoktur İdare, kamu yararını temsil etmek ve korumak durumunda olduğu için üstün durumdadır.

Denebilir ki, idarenin farklı ve üstün durumda olması gereği ve zorunluluğu, idari sözleşmeler diye adlandırılan değişik bir sözleşme kategorisinin meydana gelmesine neden olmuştur. Maden işletme imtiyazları, idarenin tek taradı değişiklik yetkisi yönünden, kamu hizmeti imtiyazlarından daha da farklıdır. Zira, kamu hizmeti imtiyazlarında, idarenin imtiyaz sahibine teminini taahhüt ettiği ve tarafların iradeleri ile beliren sübjektif unsur üzerinde tek taraflı değişiklik yapamıyacağı ileri sürülebildiği halde, maden işletme imtiyazlarında Devlet kişiye belirli koşullar altında madeni işletme ve ondan yararlanma hakkını vermiş, ancak kendisi bir hüküm altına girmemiş bulunduğu genellikle kabul edilen bir esas olduğu için bu imtiyazlarda idarenin, değişiklik yetkisini sınırlayan unsurların daha da dar olduğu kabul olunmaktadır.

Görüldüğü gibi bu imtiyazlarda, işletme hakkı sahibiyle anlaşma suretiyle saptanacak esaslar yer almamaktadır. Bütün bu koşulları idare tek taraflı düzenlemektedir.

Belirtildiği gibi kamu hizmeti imtiyazları yönünden duraksamasız kabulu gereken idarenin değişiklik yapma yetkisi, maden işletmeciliğinin teknik açıdan bir kamu hizmeti olamıyacağı bir an için kabul edilse bile, yine de geçerliliğini korumalıdır. Çünkü kamu yararı düşüncesi ile arama ve işletilmesi birinci derecede Devlete görev olarak verilmiş olan madenlerin, gerekirse 99 yıl gibi çok uzun bir süreyle imtiyaz sözleşmesine bağlanması halinde, kamu yararına aykırı ve belki kamuya zararlı bir biçimde işletilmesine Devletin göz yumması ve sözleşmede tek taraflı değişiklik yapma olanağından faydalanamaması gibi bir durumu, gerek Anayasa, gerekse idare hukukunun genel ilkeleri ve idari sözleşmelerin özellikleri ile bağdaştırma olanağı yoktur.

İmtiyaz sözleşmelerinde kamu yararı nedeniyle, idarece tek taraflı değişiklik yapılan hallerde, sözleşmenin diğer yandaşı olan imtiyaz sahibinin bu değişikşiklikten doğan zararlarının karşılanması, yani parasal dengenin sağlanması ve değişikliğin kamu yararının gerektirdiği ölçüyü aşmaması gibi konular idari yargıda dava konusu edilebilecektir.

Öte yandan yukarıda da açıklandığı gibi idari sözleşmeler (Contrat administratifs), hususi hukuk sözleşmelerine nazaran ayrı özellikler taşımaktadır. Hususi hukuk sözleşmelerine ilişkin kanunlarda (Borçlar Kanunu Ticaret Kanunu…) çeşitli sözleşmeler için genel ve özel ayrıntılı hükümler, yer aldığı  halde idari sözleşmeler ve hassaten imtiyaz sözleşmeleri hakkında yer aldığı yeterli hükümler bulunmamakta; kanun boşlukları, idare hukukunun idare hukukunun karakteristiği icabı, Danıştay İçtihatlarıyla doldurulmaktadır.

Danıştay, gerek kanunların yorumunu yaparken, gerekse kanun boşluklarını doldurucu içtihat tesis ederken daima şu yöntem, tutum (Conception)  içerisindedir; “Kişinin hukuku ile kamu hizmetlerinin gerekleri arasında bir uzlaşma sağlamak, diğer deyimle kişisel haklarla kamu hizmeti arasında bir denge  kurabilmek” arzusundadır. Buna göre idari sözleşmelerin şartname kısmında tek yarabilmek yapılabileceği kabul edilirken böyle bir değişikliğe idarece “Genel Yarar”, “umumun ihtiyacı” gibi düşüncelerle girişilebileceği belirtilmiştir.

Sözleşmeli Personel

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun istihdam şekillerin, değişik 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceğine işaret edilmiş ve (B) bendinin birinci fıkrasında sözleşmeli personelin, kural olarak, kalkınma bendinin program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlaması,  işletilmesi ve işlerliği için şart olan zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde çalıştırılması öngörülmüş; aynı bendin üçüncü fıkrasındaki geçici fıkrada öngörülen koşullardan ayrı olarak, kadrolu istihdamın mümkün olmadığı bazı hallerde, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek esas ve şartlarla ve fıkrada sayılan bazı özel işlerde ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerdi fıkrada personel çalıştırılmasına olanak tanınmıştır.

Bakanlar Kurulunun 6.6.1978 tarih ve 7/15754 sayılı kararı il, ve 28.6.1978 tarih ve 16330 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Sözleşmeli Personel çalıştırılmasına İlişkin Esaslar”ın 1 inci maddesinde, genel bütçeye dahil dairelerde, katma bütçeli dairelerde, döner sermayeli kuruluşlarda  belediyelerde, özel idarelerde ve kamu iktisadi teşebbüslerinde sermayesinin yarısından fazlası yukarıda sayılan kuruluşlara ait olanlar dahil) özel bütçeli idareler ile 233 sayılı KHK kapsamı dışında kalan Kuruluşlarda (85/9154 sayılı B.K.K. ile eklenmiştir.) sözleşme ile çalıştırılacak personel hak­kında bu Esaslarda yer alan hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; 2 nci madde­sinde, sözleşmeli personel: Mevzuatına uygun olarak birinci maddede belirtilen Kuruluşlarda sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu görevlileri olarak tanımlanmışlardır.

Sözleşmeler genellikle idare tarafından düzenlenen -tip sözleşmeler- olup, idari sözleşme niteliği taşımaktadır. Bu sebeplerle kamu kurumunda asli ve sürekli kamu görevini yerine getiren ve kamu görevlisi olan sözleşmeli personelin yönetimle arasındaki ilişki, idare hukuku ilkelerine dayanan ve idare hukuku kurallarıyla düzenlenen bir kamu hukuku ilişkisidir.

Bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendine belirtilen idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlık kapsamında olduğundan, bu tür davaların görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu kabul edilmektedir.

Abonman Sözleşmeleri

Elektirik, su ve doğalgaz gibi bedeli karşılığında dağıtılan kamu hizmetlerinden abonman sözleşmesi ile faydalanılır. Bu sözleşmeler belirli bir konuyu şartları, karşılıklı hakları ve borçları belirler. Bu sözleşmeler idare tarafından yazılı şekilde hizmetten faydalanmak isteyenlere sunulmakta ve onlarda sözleşmeyi kabul ve imza ederek akde katılmaktadır.

Abonman sözleşmelerinin konusu ve kapsamı tarafların serbest iradelerin m ürünü olmadığı gibi, bu sözleşmeyi hazırlayan idare bile bunu (bir şirket gibi) serbestçe hazırlamak yetkisine sahip değildir; bunlar da diğer kamu hizmetleri ve kamu hukuku kuralları gibi düzenleyici işlemlerle hazırlanır ve kural-işlem niteliğindedir ve aboneyi olduğu gibi idareyi de bağlar. Bu nedenle meydana getirdiği durumda genel bir hukuki durumdur ve sübjektif sözleşmelerle bu kurullar değiştirilemeyeceğinden, sübjektif, kişisel ve akdi durum ancak görünürde vardır.

Abonman Sözleşmeleri:

  • Elektrik aboneliği sözleşmesi,
  1. Su aboneliği sözleşmesi,
  2. Telefon aboneliği sözleşmesi
  3. Doğalgaz aboneliği sözleşmesi

İDARİ SÖZLEŞMELERİN ÖZELLİKLERİ

Taraflardan Biri Daima İdaredir

İdari işlemin bir tür olan idari sözleşmelerde sözleşmenin bir tarafı daima kamu idaresidir. Taraflardan birinin kamu idaresi olmaması durumunda bu sözleşmenin“idari” niteliği yok olur. O zaman da denetimi adli yargının görev alanına girer.

İdari Sözleşmenin Konusu Kamu Hizmetidir

İdari sözleşmelerin konusu kamu hizmeti olmalıdır. Yani bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine ilişkindir. İdarelerin faaliyeti de kamu hizmetidir Tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararı olduğuna göre idari sözleşmelerin amacı da kamu yararı olmalıdır.

İdare Lehine Özel Hukuku Aşan Hükümler İçerir

İdari sözleşmelerde, idarenin tek taraflı değişiklik yapabilme yetkisi, bu tip sözleşmelerin en önemli özelliklerden birini teşkil eder. Zira bu sözleşmelerde eşit iki taraf yoktur. İdare, kamu yararını temsil etmek ve korumak durumunda olduğu için üstün durumdadır. İdarenin bu üstünlüğünü de ölçülü kullanması gerekir. Aksi halde bu durum dava konusu olacaktır. İdari sözleşmelerden doğan davalar öğretide tam yargı davası niteliğindedir.

İDARENİN ÖZEL HUKUK SÖZLEŞMELERİ

İdare, tıpkı özel hukuk kişileri gibi özel hukuk sözleşmeleri yapabildiği gibi; kamusal yetkisinin verdiği üstünlük ve ayrıcalıklara  hüküm ve koşulları bakımından özel hukuk sözleşmelerinden farklı olan sözleşmeler de yapar ki, idare hukuku esaslarına tabi bulunan bu sözleşmeler”idari sözleşme” olarak adlandırılır. İdarenin, genel ehliyetini kullanarak, sözleşme serbestisi ve tarafların eşitliği gözetilerek gerçekleştirdiği sözleşmelerin tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olması ve dolayısıyla bunların yargısal denetiminin adli yargı yerlerince yapılmasına karşılık; 2577 sayılı Yasanın idari dava türlerinin sayıldığı 2/1-c maddesinde ifade edildiği üzere “genel hizmetlerden birinin yürütülmesi” amacıyla ve kamusal nitelikte üstün hak ve yetkilere dayanarak yaptığı idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde ise, idari yargı yerleri görevli bulunmaktadır.

Ancak idare, gerek yapısı gerekse idarede kanunilik ilkesi gereğince. hangi mide olursa olsun sözleşme yapmadan önce çeşitli usul kurallarına uymak zorunda olup, bu kurallar 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda gösterilmiştir.

Bu kapsamda örneğin, belediye nikah salonunda fotoğraf ve video çekimi işine ait yapılan ihale sonucunda düzenlenen sözleşmenin, bu konunun belediye yasalarında yer almaması, genel hizmetlerden birinin yürütülmesi amacını taşı­maması ve belediye kamusal nitelikte üstün hak ve yetkiler tanıyan hüküm ve koşullar içermemesi nedeniyle idari sözleşme olmadığı; ancak, sözleşme serbestisi ve tarafların eşitliğine dayanan bir özel hukuk sözleşmesi olduğu açıktır.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat