HÜKÜMLÜNÜN HAKLARI

HÜKÜMLÜNÜN HAKLARI

Cezaevlerindeki hükümlülerin bazı hakları kısıtlanmış olsa da hiçbir hakkı bulunmayan kişiler olarak kabul edilmeleri de söz konusu olamaz. Nitekim 1982 Anayasası’nda kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Benzer düzenleme AİHS m.3’te işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza ve muamele yasağı şeklinde ifade edilmektedir. O hâlde hükümlü ve tutuklulara insanlık onuruna yakışır bir infaz sistemi oluşturulmalıdır.

Hükümlü hakları; savunma hakkı, özel hayat ve kişilik hakları, bilgi edinme hakkı, keyfi-kötü muamele ve işkence görmeme hakkı, haberleşme hakkı, ayrımcılık yasağı, ibadet hakkı, sağlık hakkı, dış dünya ile bağlantı kurma hakkı, müdafi ile görüşme hakkı, din ve inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, bilimden yararlanma ve sanat hakkı, aileyle ilgili hakları, haberleşme özgürlüğü, kanun yollarına başvurma hakkı şeklinde sıralanabilir.

Savunma Hakkı

Hükümlü, avukatı ve noter ile görüşme hakkına sahiptir. Hükümlünün avukatı ile vekâletnamesi olmaksızın görüşmesi de mümkündür. Buna göre hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşebilme hakkına sahiptir. Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.

Görüşme sırasında; hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları kayıtlar incelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kayda alınamaz (CGTİHK .m59/4).

Türk Ceza Kanununun 220 nci maddesinde ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu örgütlere emir ve tâlimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, üç ay süreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara elkonulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir (CGTİHK .m59/5). Bu kapsamdaki hükümlünün yaptığı görüşmenin, aynı yukarıda belirtilen amaca yönelik yapıldığının anlaşılması hâlinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır. Görüşme başlamadan önce taraflar bu hususta uyarılır (CGTİHK .m59/7).

İnfaz hakimliği hükümlünün; kurallara uyumunu, toplum veya ceza infaz kurumu bakımından arz ettiği tehlikeyi ve rehabilitasyon çalışmalarındaki gelişimini değerlendirerek, yukarıda açıklanan kararda belirttiği süreyi üç aydan fazla olmamak üzere müteaddit defa uzatabileceği gibi kısaltılmasına veya sonlandırılmasına da karar verebilir(CGTİHK .m59/6).

Hükümlü hakkında, yukarıda belirtilen usulle tutanak tutulması hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle hükümlünün avukatlarıyla görüşmesi infaz hâkimince altı ay süreyle yasaklanabilir. Yasaklama kararı, hükümlüye ve yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. Cumhuriyet başsavcılığı baro tarafından bildirilen avukatın değiştirilmesini baro başkanlığından isteyebilir. Bu fıkra hükmüne göre görevlendirilen avukata, 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 13 üncü maddesine göre ücret ödenir (CGTİHK .m59/8).

İnfaz hâkimi tarafından açıklanan usulle verilen kararlara karşı 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edilebilir. Yukarıdaki açıklamalar CGTİHK’nın 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler ile beşinci fıkradaki suçlardan hükümlü olup, başka bir suçtan dolayı şüpheli veya sanık sıfatıyla avukatıyla görüşen hükümlüler hakkında da uygulanır. Tutuklular hakkında burada açıklanan hususlara göre karar vermeye soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme yetkilidir (CGTİHK .m59 / 9,10,11).

Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve karşılıklılık esasına uygun olmak koşuluyla, Yabancı ülkelerde haklarında soruşturma veya kovuşturma yapılmakta olan, yabancı ülke veya uluslararası yargı mercilerinde dava açmak isteyen, leh veya aleyhine açılmış davası olan Türk vatandaşı veya yabancı uyruklu hükümlülerle yabancı uyruklu avukatları, bu soruşturma ve kovuşturma, açılacak veya açılmış davalarla sınırlı olmak ve vekâletname sunmak koşuluyla görüşebilirler. Vekâletnamesi olmayan yabancı uyruklu avukatlar, hükümlü ile Türkiye barolarına kayıtlı bir avukatla birlikte görüşme yapabilirler. (CGTİHK m.59/12)

Özel Hayat ve Kişilik Hakları

Hükümlünün kişiliğine ilişkin bilgiler üzerinde korunmaya değer hukuki menfaati bulunmaktadır.

İnfaz aşamasında hükümlü ile ilgili yapılan araştırmalar ile herhangi bir şekilde elde edilen bilgiler gizli kalmalıdır. Aksi tutum İHAS m.8’in ihlali niteliği taşımaktadır.

Bu konuda özellikle “Tanıya yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri ve ölçüleri belirlenir. Kayıt altına alınan söz konusu bilgiler hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik ortamda saklanır. Bu bilgiler, Kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.” hükmünü getiren CGTİHK m.21/3’e dikkat çekilmelidir. Bu hükmün ihlali TCK m.136’da yaptırım altına alınmıştır.

Kanımızca CGTİHK m.21/3 “Fizik kimliğin tespiti” başlığını taşıyan CMK m.81 ile çelişmektedir. Zira söz konusu hüküm fizik kimliğin tespiti çerçevesinde elde edilen verilerin mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi hâlinde depolanmasına imkân veriyor ise de bu ancak üst sınırı 2 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla sınırlıdır.

Halbuki CGTİHK m.21/3 böyle bir sınırlama öngörmeksizin her türlü hapis cezası ile mahkûm olan hükümlüler bakımından depolama olanağı getirmektedir. İki düzenleme arasındaki uyumsuzluk giderilmelidir. CGTİHK’daki düzenlemenin “tanıya yönelik” olması bu gerçeği değiştirmez. Zira CGTİHK çerçevesinde depolanan bilgilerin hükümde de açıkça anlaşılacağı üzere kanunun zorunlu kıldığı hâllerde diğer kurum ya da kişilerle paylaşılabilmesi mümkündür.

Keyfi-Kötü Muamele ve İşkence Görmeme Hakkı

İHAS m.3 ve Anayasa m.17 işkenceyi açıkça yasaklamaktadır. AİHM, verdiği kararlarda infaz kurumunda uygulamaların veya alınan tedbirlerin kötü muamele veya işkence oluşturduğu iddiası ile hükümlüler tarafından yapılan bireysel başvuruların kabul edilebilmesi için başvurucunun kurumda yaşanan olayların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler doğurduğunu kanıtlayan doktor raporu sunmasını aramaktadır.

Haberleşme ve İletişim Kurma Hakkı

Her tutuklu ve hükümlünün haberleşme hakkı vardır. Ancak bu hak özgür insanlar gibi anlaşılamaz. Bununla birlikte haber alma hakkının tümüyle kısıtlanması insan haklarına aykırıdır. Yazılı ve/veya sözlü haberleşme olanağı sağlanmalıdır. Komisyonun kararlarına göre hükümlüye ait mektupların sürekli olarak alıkonulması İHAS m.8’i ihlal eder.

Telefondan Yararlanma Hakkı

CGTİHK’ya göre de kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkartılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilir.Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır.

Bununla birlikte bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.Yine açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilir. Öte yandan, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılır. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar özel bir dosyada saklanır (m.66).

Nihayet hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamaz.

Hükümlünün Radyo, Televizyon Yayınları ile İnternet Olanaklarından Yararlanma Hakkı

Hükümlü, ceza infaz kurumlarında radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

Ancak bunun için merkezî yayın sistemi bulunmalıdır. Bununla birlikte merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınları engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesi ve dinlenmesi kurum idaresinin iznine bağlıdır.

Radyo ve televizyon cihazları bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak Adalet Bakanlığının uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumuna alınmasına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında İnternetten yararlanılabilir.

Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

Mektup, Faks ve Telgraf Gönderme ve Alma Hakkı

Hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla gönderme hakkına sahiptir.

Bununla birlikte hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgiler, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar ise denetime tabi değildir. Kanımızca avukata gönderilen mektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmamasının savunma koşuluna bağlanması yerinde olmamıştır. Zira bu tür haberleşmeler denetime tabi olmadığına göre bunun savunmaya yönelik olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda hükümlünün beyanı esas alınacağından savunma koşulunun getirilmiş olmasının bir anlamı kalmamaktadır.

Öte yandan hüküm sadece avukata gönderilen mektup, faks ve telgraflardan söz etmekte olduğuna göre avukatından sanığa gönderilen yazışmalar bakımından nasıl hareket edileceği belirsizdir. Kanımızca avukatından sanığa gönderilen her türlü yazışmanın savunma için olduğu kabul edilmelidir. Ancak bunun bazı sakıncalar yaratması mümkündür.

Ayrımcılık Yasağı

İHAS m.14’e göre “bu Sözleşmede tanınan hak ve hürriyetlerden istifade keyfiyeti, bilhassa cins, ırk, renk, dil, din, siyasi veya diğer kanaatler, millî veya sosyal menşe, millî bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi bir durum üzerine müesses hiçbir ayrıma tabi olmaksızın sağlanmalıdır.” O hâlde kadın ve erkek hükümlü ve tutuklular arasında eşit işlem yapılmalıdır. Dolayısıyla özellikle çalışma ve eğitim programları kadın hükümlüler de dikkate alınmak suretiyle düzenlenmelidir.

Bu noktada pozitif ayrımcılık kavramı üzerinde durulmalıdır. Bilindiği üzere kavram, bir gruba ya da bir kesime olumlu olacağı düşünülmesi nedeniyle ayrımcılık yapmak anlamına gelmektedir. Pozitif ayrımcılıkta tarafların eşit olmadığı düşüncesiyle eşitlemek amacı vardır. Pozitif ayrımcılık, eşit olunmadığı kabul edilen her kesime uygulanan ayrımcılık olarak kabul edilince çalışma ve eğitim programlarının infaz kurumlarında bulunan kadın hükümlüler gözetilerek düzenlenmesi özel bir önem kazanmaktadır.

Hediye Kabul Etme Hakkı

Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlü, dinî bayram, yılbaşı veya kendi doğum günlerinde, dışarıdan gönderilen ve kurum güvenliği için tehlikeli olmayan bir hediyeyi kabul etme hakkına sahiptir.

İbadet Hakkı

Hükümlünün din özgürlüğü sağlanmalıdır (İHAS m.9). Bununla birlikte, kurum güvenliği bakımından ağır tehlike meydana gelebilecek nitelikteki ayin ya da törenlerin engellenebileceği kabul edilmektedir.

CGTİHK’ya göre de hükümlü, ceza infaz kurumunda, mensup bulunduğu dinin ibadetlerini, düzeni bozmayacak ve çalışmayı engellemeyecek biçimde serbestçe yerine getirebilir ve ibadette kullanılan eşyayı, dinî yaşamı bakımından zorunlu olan kitap ve eserleri temin ve bulunduğu yerlerde muhafaza edebilir. Hükümlünün, mensup bulunduğu dinin görevlilerince ziyaret edilmesine ve onlarla iletişim kurmasına, kurum güvenliğini tehlikeye düşürmemek koşuluyla izin verilir (CGTİHK m.70).

Dış Dünya ile Bağlantı Kurma Hakkı

Burada kastedilen ziyaretlerdir. Hükümlünün ziyaretçi kabul etmesi, kimsenin dinleyemeyeceği, konuşulanları duyamayacağı bir ortamda görüşebilmesi sağlanmalıdır (CGTİHK m.83-86). Konuya ileride tekrar dönülecektir.

Kültür ve Sanat Etkinliklerine Katılma, İfade Özgürlüğü

Hükümlülerin ifade yeteneklerini geliştirmelerini ve bilgilerini artırmalarını sağlamak amacıyla ceza infaz kurumlarında, olanaklar elverdiğince, kültürün ve sanatın çeşitli dallarını temsil eden programlar hazırlanır ve hükümlülerin bunlara katılmaları hususundaki usuller düzenlenir. Kültür ve sanat programları, kurum en üst amiri tarafından düzenlenir (CGTİHK m.60).

Kütüphaneden Yararlanma Hakkı

Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı verilmelidir. Buna göre ceza infaz kurumlarında, kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini sağlayacak kitaplar da bulundurulur (CGTİHK m.61).

Süreli veya Süresiz Yayınlardan Yararlanma Hakkı

Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.

Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla Cumhurbaşkanlığınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir.

Eğitim ve öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tabi tutulamaz.

Bununla birlikte kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

Barınma Hakkı

Hükümlü barınma hakkına da sahiptir. Buna göre tehlikeli hâli bulunan hükümlü bir veya üç kişilik odalarda, diğer hükümlüler ise kurumun fiziki yapısı, kapasite durumu ve güvenlik gerekleri göz önüne alınarak cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek sayıda mahkûmun kalabileceği odalarda barındırılır.

Her hükümlüye yöresel iklime uygun nitelikte tek tip yatak ve yeterli sayıda yatak takımı verilir.

Kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez.

Oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.

Öte yandan, anaları hükümlü olup da dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, analarının yanında kalabilir. Bu çocuklar gündüzleri ceza infaz kurumu bünyesindeki veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer kurum ve kuruluşlara ait kreş ve gündüz bakımevlerinde barındırılır.

Analarının yanında kalan çocuklara, yaş ve durumlarına ve ihtiyaçlarına göre yiyecek ve içecek verilir. Üç yaşını doldurmuş çocuklar, hâkim kararıyla çocuk yuvalarına veya yetiştirme yurtlarına yerleştirilebilir. Bu çocukların belirlenecek bir program ve usule göre zaman zaman analarıyla temasları sağlanır.

Giyim Yardımı Alma Hakkı

Muhtaç hükümlülere talepleri hâlinde idare tarafından iklime ve sağlığa uygun giysiler verilir. Hükümlülerin giysileri, iç ve dış güvenlik görevlilerinin giymekte olduğu üniformalara benzer şekil ve renkte olamaz.

Beslenme Hakkı

Hükümlü sağlıklı beslenme hakkına sahiptir. Buna göre hükümlüye Adalet ve Sağlık Bakanlığınca birlikte belirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır. Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaç maddeleri dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden de sağlayabilir. Kantini bulunmayan kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışardan sağlanabilir.

Hükümlü hastalanmış ise hasta hükümlüye, kurum hekiminin belirleyeceği besinler verilir.

Kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklara ve süt emziren annelere durumlarına uygun gıda verilir.

Muayene ve Tedavi Edilme Hakkı

Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbi araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir (CGTİHK m.71).

Gerçekten infaz kurumunda olan kişilerin beden ve ruh sağlığı içinde yaşama hakkı devam eder. Toplumun diğer kesimlerine sunulan sağlık hizmetleriyle aynı düzeyde olacak sağlık hizmetlerinden yararlanmaya hakkı vardır.

İnfaz kurumu gibi kapalı bir ortamda sağlık daha bir özellik taşımaktadır. İnfaz kurumunu yönetimi, infaz kurumunda bulunmanın ortaya çıkaracağı bedensel ve ruhsal hastalıklardan hem hükümlülerin hem de personelin sağlığını koruyacak koşulları sağlamalıdır.

Bu noktada verem, AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar daha da önem kazanmaktadır.

Bir hükümlü infaz kurumundan tahliye edildiğinde, oraya girdiğinden daha kötü durumda olmamalıdır.

Çoğu hükümlü infaz kurumuna bedensel hastalıkla ya da bağımlılıklarla veyahutta ruhsal sorunlarla girer. Buna bir de infaz kurumunda bulunmanın verdiği rahatsızlıklar eklendiğinde hükümlüye infaz kurumunda bulunduğu süre içinde özel bir destek sağlanması zorunlu hâle gelmektedir.

bulunması gerektiği ifade edilmektedir:

  • İnfaz kurumuna kabul aşamasında tıbbi muayene,
  • Düzenli olarak ayakta muayene,
  • Acil durum bakımı,
  • Hastaların muayene ve bakımı için gerekli şekilde donatılmış mekânlar,
  • Vasıflı eczacıların vereceği gerekli ilaçlardan yeterli miktar,
  • Fizik tedavi olanakları ve tedavi sonrası rehabilitasyon olanakları,
  • Tıbbi olarak gerekli görülebilecek türden yiyeceklerin sağlanması.

İnfaz kurumu yönetimleri, genel tıbbi hizmetlere her an erişilebilmesini, acil durumlarda ise vakit geçirmeden erişilebilmesini sağlamalıdırlar (Asgari Kural 52).

Hükümlünün sağlıklı olması, yeniden toplumsallaştırılması için de önemlidir. Zira ancak sağlıklı bir hükümlü bunun için gerekli programlara tepki gösterebilir. Böylece aynı zamanda yukarıda da belirtilen cezaevilileşme süreci ile de daha kolay başa çıkabilmeleri mümkün olabilir. Hükümlünün de bir gün infaz kurumundan çıkacağı unutulmamalıdır.

Bilgilendirilme Hakkı

Hükümlülere, kuruma alındıklarında uygulanacak iyileştirme çalışmaları, disiplin suçları ve cezaları, bilgi edinme ve şikâyet yolları, hak ve sorumlulukları gibi konular ile kurumdaki yaşam biçimine uyum sağlamaları için gereken bilgiler, kurum yöneticileri tarafından sözlü olarak anlatılır ve yazılı olarak tebliğ olunur. İnfaz sonrası koruma ve yardım konusunda ayrıca bilgi verilir. Türkçe bilmeyen yabancı uyruklu hükümlülere kendi dilinde, mümkün olmadığında İngilizce, Fransızca veya Almanca olarak bildirilir. Duyma ve konuşma engellilere işaret diliyle anlatılır. Görme engellilere ise kendi alfabeleri ile yazılmış kitapçık verilir.

Hükümlülerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde ve hastaneye yatırılmalarında, istekleri üzerine ailelerine veya gösterdikleri kişilere; hükümlü yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, uyruğu olduğu devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna durum bildirilir.

Askerlik çağına giren, hâlen silâh altında bulunan kişilerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde veya kurumda iken askerlik çağına girmeleri veya salıverilmeleri hâlinde durum, kayıtlı bulundukları askerlik şubesine bildirilir.

Hükümlülerin ölümü hâlinde de yukarıdaki hükümler uygulanır ve ayrıca durum ailelerine derhâl bildirilir.