Cezaevinde İntihar Vakası ve Devletin Sorumluluğu

Cezaevinde İntihar Vakası ve Devletin Sorumluluğu

İntihar, kişinin kendisini bilerek ve isteyerek öldürmesidir. İntiharda ölüm hızlı olabileceği gibi yavaş da gerçekleşebilir. Bu nedenle ölümün hızlı olması intiharın ayırıcı unsuru değildir. Yine intihar kişisel ve aktif bir davranışla olabileceği gibi bireyin yaşamın tehlikelerine karşı sahip olduğu negatif ve pasif bir tutumla da olabilir. Psikiyatrik açıdan ise intihar insanın öz benliğine yönelmiş bir saldırı ve yok etme eylemidir. İntihar tamamlanmış olabileceği gibi teşebbüs aşamasında da kalmış olabilir.

Cezaevi yaşamı ve uzun süre cezaevinde kalmak hükümlüde kişilik değişikliklerine de neden olabilir: Kendini işine verememe, sosyal geri çekilme, depresyon, zarar verme semptomları gibi.

Depresyon, hükümlüyü intihara sürükleyen en önemli etkendir. Bunun yanında sosyal sebepler, taklit ve telkin, acı, onursuz bir yaşam ya da yoksulluk gibi hâllerden kendini koruma hissi ya da cinsel duygular hükümlüyü intihara yöneltebilir.

İntihar tehlikesi öncelikle tutukluluk esnasında, tutuklanmanın şoku altında ortaya çıkan gelecek belirsizliği, terk edilmişlik ve yalnızlık duygusunun bir sonucudur. Bu yönüyle intihar tehlikesindeki tutuklu ya da hükümlünün tek kişilik odaya değil müşterek odaya konması gerekir. Öte yandan öldürme ve cinsel saldırı suçları gibi yüksek ceza beklentisinin de intihar girişimlerini artırmakta olduğu söylenmelidir.

Yapılan çalışmalar neticesinde cezaevlerinde intihar davranışlarına yol açan ve intiharı hızlandıran iki temel etkenin bulunduğu söylenmektedir:
Cezaevi ortamı.
• Hükümlünün idareye güvensizliği, geleceğe ilişkin belirsizlik, aile ve çevreden uzaklık, utanç duygusu.

Cezaevinde intiharın sebepleri stres ve hükümlü olmayla mücadele etmede bireylerin başarısız olmasıdır. Bir tutuklu veya hükümlü duygusal yönden çöküntü noktasına ulaştığında intihar eğilimi ortaya çıkmakta, bu zamanla bireyi intihar düşüncesine ve nihayet intihar girişimine götürmektedir. İnfaz kurumunda stres yaratan nedenler, başlangıçta bilinmezlik korkusu, aileden ayrılma vb. durumlarken zamanla buna dış dünya ile ilişkilerin kaybı ve kurumla çatışma gibi bazı stres nedenleri daha eklenmektedir. Sorun çözme becerisindeki güçlük ile stresin birleşmesi bireyin sorunlarla baş edebilme yeteneğini ortadan kaldırmakta ve bireyin umutsuzluğunu daha da artırmaktadır.

Görüldüğü üzere infaz kurumlarında hükümlüleri intihara sürükleyen etkenler, infaz kurumu ortamından kaynaklandığı gibi hükümlünün infaz kurumunu algılayış biçiminden de doğabilir. Bilinmeyene karşı olan korku, otoriteye olan güvensiz tutum, gelecekle ilgili düşünceler, belirsizlik, aile ve çevre tarafından yalnız bırakılmış olma, infaz kurumuna girmiş olmanın verdiği utanç duygusu, infaz kurumunda olmanın bir aşağılanma olarak algılanması gibi etkenler hükümlüyü olumsuz yönde etkileyebilir.

İntihar girişiminde bulunan hükümlülerin daha yakından takip edilmesi, bireysel gereksinimlerine destek verilmesi gerekir. Bu kişilere ceza verilmesi onları daha fazla izole edecek, daha öfkeli olmalarına ve durumun daha da kötüleşmesine neden olacaktır.