Haksız ihtiyati haciz nedeniyle madde ve manevi tazminat istemi

T.C.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/9517

Karar No:2016/11199 

Davacı .. vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 31/07/2014 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/04/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; davalı tarafın üçüncü kişilerden olan alacağını tahsil için başlattığı icra takibi sırasında alınan ihtiyati haciz kararı gereğince 01/02/2013 tarihinde davacı şirkete ait işyerinde haciz yapıldığını, şirket yetkilisinin borçlu kişilerle iş yerinin hukuki ve fiili bağlantısının olmadığını beyan etmesine karşın haciz ve muhafaza işleminin yapıldığını haksız eylem ve işlem nedeniyle müvekkilin mağdur olduğunu ve itibar kaybına uğradığını belirterek .. TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; yapılan haciz işleminin haksız olduğu, haksız hacizden doğan sorumluluğun kusura dayanmayan objektif bir sorumluluk olduğu benimsenerek manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiştir.

2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK 58, (BK’nın 49) maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir.

Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin ticari itibarına saldırı teşkil eden ve BK’nın 49’ncu maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır.

Somut olayda, haczin haksız olduğu anlaşılmakla birlikte davalının kusuru yoktur. Haksız hacizlerde maddi tazminatisteminde kusur aranmamakta ise de manevi tazminat için kusur aranır. Mahkemenin haksız hacizden doğan sorumluluğun kusura dayanmayan objektif bir sorumluluk olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Nitekim fiili haciz de uygulanmamıştır. Bu nedenle davacının ağır manevi zararı da oluşmamıştır. Şu halde mahkemece, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda açıklanan sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...