Görevden Uzaklaştırma Kararına Nasıl Dava Açılır?

Görevden uzaklaştırma yetkisi, bir önlem ve tedbir niteliğinde olup, ceza maksatlı ve zarar vermek amacı ile kullanılması hukuken mümkün değildir.
Zaten 657 sayılı yasanın 137.maddesinde de “Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.” Şeklinde açık ve net bir tanımı da bulunmaktadır.
Ayrıca bu tedbirin uygulandığı soruşturmalarda, soruşturmayı başlatma süresi 10 iş günü ile sınırlandırılmış, soruşturmanın sürüncemede bırakılıp görevden uzaklaştırma halinin fiili olarak uzatılmasının önüne geçilmek istenmiş ve aksi yönde davranan yöneticilerin cezalandırılmaları 657 sayalı yasanın 139.maddesinde öngörülmüştür.
Bu tedbir niteliğinde ki yetkinin yasa ile düzenlenmesinde ki temel amaç; sorunlu kamu görevlilerinin görevleri başlarında kalmaları halinde, çalıştıkları kurum veya bu kurumun hizmetlerinden faydalanan vatandaşların bir zarar vermelerine engel olmak, açılan soruşturmaların sağlıklı yürütülmesi ve delillerin karartılmasının önüne geçilmesi için kamu görevlisinin görevi ile fiilen ilişkisinin kesilmesinin sağlanmasıdır.
Başbakanlığın 2005/14 sayılı Genelgesinin 3.maddesinde “Kamu görevlisi hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri, ancak ilgili personelin yürütmekte olduğu görevin yürütülen soruşturmayı etkileyeceği yönünde açık ve güçlü bir ihtimal bulunması halinde uygulanacaktır.” Şeklinde güncel ve uyumaması halinde sorumluluk doğurabilecek şekilde idarece en üst seviyede kural getirilmiştir.
Yani, görevden uzaklaştırmaya aday memurun yürüttüğü görev, yürütülen soruşturmayı etkilemeyecek seviyede ve fiili durum içinde ise, görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanması Başbakanlık emrinin ihlal edilmesi anlamına gelecektir.
Danıştay 5.Dairesinin 25.05.1985 tarih ve 82/811 esas, 83/4210 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr )“görevden uzaklaştırma, ilgililer hakkında yapılacak soruşturmanın esenliğini sağlamak amacıyla uygulanan geçici bir işlem olup, bir memurun görevden uzaklaştırılabilmesi için hakkında soruşturma açılması veya mahkemelerce cezai kovuşturma yapılması ve ilgilinin iş başında kalmasının gördüğü kamu hizmeti bakımından sakıncalı bulunması gerekmektedir.” Şeklinde açıklama ve tespitler ile görevden uzaklaştırma tedbirinin kapsamı ve anlamı beli ölçüde ifade edilmiştir.
20.04.1988 tarihli Başbakanlık Devlet Personel Dairesi başkanlığının görüş yazısında (http://karar.memurlar.net/gorus/category.aspx?id=37)“657 sayılı Kanunun görevden uzaklaştırmaya dair 137-145 nci maddelerinde yer alan ifade ve hükümlerden görevden uzaklaştırılanların memuriyet sıfatlarının devam etmekte olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla ilgililerin görevden uzaklaştırıldıkları süre zarfında da memuriyet sıfatından kaynaklanan yükümlülüklere uymak zorunda oldukları açıktır.” Şeklinde görevden uzaklaştırma tedbirinin kapsamına ve sonuçlarına işaret edilerek, görevden uzaklaştırılan memurun göreve gelme yükümlülüğü haricinde ki sorumluluklarının da devam ettiğine dikkat çekilmiştir.

II-İLGİLİ MEVZUAT VE AÇIKLAMA:

A-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA YETKİSİNE SAHİP MAKAMLAR:

657 sayılı yasanın “Yetkililer” başlıklı 138.maddesi dikkate alındığında bu yetkinin;
a) Bakan
b) Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri
c) İllerde valiler
d) İlçelerde kaymakamlar, tarafından kullanılacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.
Eğer Kaymakam İlçe Emniyet Müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü gibi ilçe teşkilat başkan ve müdürleri hakkında görevden uzaklaştırma yetkisini kullanacak ise, Validen muvafakat alması zorunludur.
Özetle, İl Emniyet Müdürlerinin, Okul Müdürlerinin, İlçe Müdürlerinin, Şube Müdürlerinin, bu yetkiyi kullanmaları hukuken mümkün değildir.
Danıştay 5.Dairesinin 28.05.1985 tarih ve 82/789 esas, 85/1527 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr) “657 sayılıKanunun 138.maddesinde görevden uzaklaştırmaya yetkililer, atamaya yetkili amirler, Bakanlık ve Genel Müdürlük Müfettişleri ve illerde valiler olarak sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden Polis Koleji Müdürlüğünde yardımcı hizmetler sınıfında çalışan davacının okul idaresi aleyhine toplu dilekçe vermek ve personeli toplu dilekçe vermeye zorlamak suçunu işlediği gerekçesiyle, hakkında soruşturma açıldığı ve okul müdürü tarafından 17.12.1981 günlü olurla görevden uzaklaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının 657 sayılı kanunun 138.maddesinde sayılan yetkili kişilerce görevden uzaklaştırılması gerekirken bu konuda yetkili olmayan okul müdürü tarafından görevden uzaklaştırılması işleminde mevzuata uyarlık görülmemiştir.” Gerekçesi ile yetkisiz kişi tarafından görevden uzaklaştırma tedbirine karar verilmesi nedeni ile dava konusu işlem iptal edilmiştir.
“Silahını kimliği bırak çık” şeklinde ki yetkisiz bir görevli tarafından uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirinin yetki gaspı anlamında hukuka aykırı olduğu izaha gerek olmayacak ölçüde açıktır. Bu yetkinin fiilen kullanılması ve sonrasında yetkili makamdan bilahare onay alınması da yine hukuka aykırı olacaktır. Zira yetki makam kararı, işlemin tesisinden önce gerçekleşmeli, icazet niteliğinde bulunmamalıdır.

B-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA NEDENLERİ:

Danıştay 5.Dairesinin 25.05.1985 tarih ve 82/811 esas, 83/4210 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr)“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 137.maddesinde “Görevden Uzaklaştırma Devlet Kamu Hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet Memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir” hükmü yer almıştır.
Görüldüğü gibi görevden uzaklaştırma ilgililer hakkında yapılacak soruşturmanın esenliğini sağlamak amacıyla uygulanan geçici bir işlem olup, bir memurun görevden uzaklaştırılabilmesi için hakkında soruşturma açılması veya mahkemelerce cezai kovuşturma yapılması ve ilgilinin iş başında kalmasının gördüğü kamu hizmeti bakımından sakıncalı bulunması gerekmektedir. Sakıncanın hangi hallerde doğacağı kanunla belirtilmediğine göre bunun tespitinde idareye takdir hakkı tanınmış bulunmaktadır. İdarenin takdir hakkını bu yönde kullanıp kullanmadığının idari yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun ana prensiplerindendir.
Dava dosyasının incelenmesinden ….anlaşılması üzerine hakkında soruşturma açıldığı ve İl İdare Kuruluna meni muhakeme kararı verilmesi üzerine adı geçenin görevden uzaklaştırıldığı anlaşılmakta ise de, dava konusu görevden uzaklaştırma işleminin ilgili hakkında yürütülen soruşturma tamamlandıktan sonra tesis edildiği anlaşıldığından bu aşamada görevden uzaklaştırılmasında mevzuata uyarlık bulunmaktadır.” Şeklinde karar verilmiştir.
Danıştay 5.Dairesinin 19.10.2005 tarih ve 82/811 esas, 83/4210 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr)“657 sayılı Yasanın 137. maddesi uyarınca “görevden uzaklaştırma”nın, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olduğu; bakılan davada, davacının Batman İlinde görev yaparken işlediği ileri sürülen “……” eylemiyle ilgili olarak hakkında soruşturma açılmış olmasının ilgilinin Edirne İlindeki görevinden uzaklaştırılmasını gerektiren bir durum olarak değerlendirilmesine yasal olanak bulunmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği” ifade edilmiştir. Davacının, Batman ilinde görev yaparken işlediği ileri sürülen fiil nedeniyle Edirne ilindeki görevinden uzaklaştırılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu kararda vurgulanmıştır.

a-Adli Soruşturma;

657 sayılı yasanın 140.maddesinde “Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da 138 inci maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilirler.” Hükmü yer almaktadır.
Bu hükümden yola çıkarak, trafik kazasına izinli vakitte karışan bir memurun da görevden uzaklaştırılabileceği düşünmek mümkün değildir. Kaldı ki, yasanın 137.maddesinde açıkça “Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.” tanımından yola çıkarsak, bir soruşturma nedeni ile “görevi başında kalmasında sakınca” bulunup bulunmadığı konusunda ve “kamu hizmetlerinin gerektirdiği hal” bakımında konuyu değerlendirir ve Başbakanlığın 2005/14 sayılı Genelgesinin 3.maddesinde yer alan “ilgili personelin yürütmekte olduğu görevin yürütülen soruşturmayı etkileyeceği yönünde açık ve güçlü bir ihtimal bulunması” hali bir bütün olarak ele aldığımızda, bu yetkinin Yasanın 140.maddesinin diğer hükümler ile etkileşimi göz ardı edilerek her suç için değil, yukarıda belirtilen ve uyulması birer lütuf olmayan kanuni şartların gerçekleştiği ve adli bir soruşturmanın bulunması koşulu ile kullanılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca yasanın 143/ç.maddesine dikkat edildiğinde, “Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler” in görevlerine iadesinin gerektiği düzenlenmiştir. Bu durumda “memurluğa engel olmayacak bir ceza” öngörülen ceza soruşturmalarının bu tedbire konu olmaması gerektiği anlaşılmaktadır. Örneğin 6 ay hapis cezasını gerektiren bir suçtan yargılanan memur bu suçtan tam ceza alsa bile memurluğu etkilenmeyeceğinden, görevden uzaklaştırılmasının yasanın öncelikle 143/ç.maddesi ile çelişeceği açıktır. Ancak görevlinin soruşturmayı etkileyecek konumda bulunması, delilleri karartacak pozisyon ve imkan dahilinde bulunması durumunda elbette görev yeri değişikliği veya görevden uzaklaştırma tedbiri gündeme gelecektir.
Örneğin 237 sayılı Taşıt Kanununun 16.maddesinde “Bu Kanunun şümulüne giren taşıtları her ne suretle olursa olsun tahsis olunduğu işin gayrisinde veya şahsî hususlarda kullananlar veya kullanılmasına müsaade edenler veya kanunda yazılı olduğu şekilde kullanılmış gibi gösterenler veya kanunen bir makama veya işe tahsis olunmadığı hâlde hakikati tağyir ile bu taşıtlardan istifade eden ve ettirenler, bunların gidiş gelişine müsaade edenler veya kanuna aykırı olarak numara ve plaka verenlerle kullananlar veya kullanılmaya elverişli olduğu hâlde ekonomik ömrünü doldurduğu bahanesiyle yenileyen veya yeniletenler veya bu hususlar için masraf tahakkuk evrakını hazırlayan veya tasdik veya bunlara ait ita emirlerini vize edenler hakkında bir seneye kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu yüzden hasıl olan masraf ve zararlar genel hükümlere göre tazmin ettirilir.” Hükmü yer almaktadır.
657 sayılı yasanın 98/b.maddesi ile 48/5.maddesinde bir yıl ve daha fazla hapis cezası alıp da bu cezası ertelenmeyenlerin memuriyetlerinin düşeceği düzenlenmiştir. 237 sayılı yasanın 16.maddesinde ise, 1 yıl değil, 1 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünden, hukuken ve fiilen 237 sayılı Taşıt kanununa göre verilecek somut ceza miktarı 1 yılın altında olacağından, 657 sayılı yasanın 143/ç.maddesi uyarınca bu durumda bulunan kamu görevlisinin görevden uzaklaştırması halinde, bu yetki kullanımın izahı ve somut gerekçelerinin sunulması biraz güç olacaktır.

b-Disiplin soruşturması;

657 sayılı yasanın 142.maddesinde “Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai (ADLİ) bir işlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce derhal kaldırılır.” Hükmü yer almaktadır.
Bu hükümden yola çıktığımızda, disiplin yönünden “Memuriyetten ihraç” gibi ağır bir yaptırım uygulanmasına gerek bulunmadığı hallerde görevden uzaklaştırma tedbirinin derhal kaldırılması emredilmiştir. Bu madde yer alan “veya cezai (ADLİ) bir işlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet memurları” cümlesinde geçen “CEZAİ BİR İŞLEM” ifadesinin anlamı adli yönden bir işlem yapılmasına gerek kalmayan şeklinde anlaşılması zorunludur. Zira madde de adli ve disiplin yönünden göreve iade husus düzenlenmekte, sadece disiplin ile ilgili husus vurgulanmamaktadır.
“Şapka takmadığı” için veya “kahvehanede oturduğu” için veya “resmi araç içinde gazete okuduğu” için veya “nöbette oturduğu” için bir memurun yapılacak disiplin soruşturmasına bağlı olarak görevden uzaklaştırılması, elbette hukuka aykırı olacak ve sorumluluk doğurabilecektir. Zira 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesine aykırı hareket edilmiş olacağı kadar, 657 sayılı yasa ve Danıştay kararlarına aykırı davranılmış olacaktır.

c- Tutuklu veya gözaltında bulunan memurlar bakımından görevden uzaklaştırma;

Danıştay 5.Dairesinin 01.04.1992 tarih ve 92/62 esas, 92/790 sayılı kararında da(http://www.danistay.gov.tr) “davacının tutuklandığı tarihten mahkûmiyetinin sona ereceği tarihe kadar görevden uzaklaştırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı” belirtilmiştir.
Ancak 657 sayılı yasanın 141/1.maddesinde “Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.” Hükmü yer almaktadır. Dolayısı ile tutuklanan veya gözaltına alınan bir memurun ayrıca görevden uzaklaştırılmasına yasanın 141/1.maddesine göre gerek yoktur. Zira yasa zaten tutuklu veya göz altına alınan memurun maaşının 2/3 üçünün ödeneceğini görevden uzaklaştırma tedbirinden bağımsız ve ayrı olarak düzenlenmiştir.

E-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA SÜRESİ:

a-Disiplin soruşturması bakımından;

657 sayılı yasanın 145/1.maddesine göre, “görevden uzaklaştırma; bir disiplin kovuşturması icabından olduğu takdirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır.”

b-Adli soruşturma ve kovuşturma bakımından;

657 sayılı yasanın 145/2.maddesine göre, “görevden uzaklaştırma bir ceza kovuşturması icabından olduğu takdirde görevinden uzaklaştırmaya yetkili amir (Müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de yazı ile tebliğ eder.”
Her iki ayda bir tekrar durum gözden geçirilerek, devam kararı verilebilir ve bu durum soruşturma veya kovuşturma sonuna kadar devam edebilir. Bu uzatma işlemlerinin her biri görevden uzaklaştırılan memura tebliğ edilecektir. Dolayısı ile her tebliğ ve uzatma sonrasında ayrı ayrı dava açma hakkı doğmaktadır.

F-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILAN MEMURUN HAKLARI:

Görevden uzaklaştırılan memurun sadece göreve gelmek konusunda ki zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır. Bu zorunluluk hali dışında ki izinsiz il dışına çıkmamak yükümlülüğünün de dahil olduğu tüm sorumluluklar görevden uzaklaştırılan memur içinde geçerlidir.
20.04.1988 tarihli Başbakanlık Devlet Personel Dairesi başkanlığının görüş yazısında (http://karar.memurlar.net/gorus/category.aspx?id=37) “657 sayılı Kanunun görevden uzaklaştırmaya dair 137-145 nci maddelerinde yer alan ifade ve hükümlerden görevden uzaklaştırılanların memuriyet sıfatlarının devam etmekte olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla ilgililerin görevden uzaklaştırıldıkları süre zarfında da memuriyet sıfatından kaynaklanan yükümlülüklere uymak zorunda oldukları açıktır. Ancak bu durumda olanların üstlenmiş oldukları kamu görevleri ile hukuki ve fiili ilişkileri esasen kesilmiş bulunduğundan …………. açıklanan tutum ve davranışların 657 sayılı Kanunun değişik 94 nci maddesindeki anlamı ile görevin terki olarak değerlendirilip ilgililerin görevden çekilmiş sayılmaları uygun mütalaa edilememektedir. Buna karşılık 657 sayılı Kanuna 2670 sayılı Kanunla getirilen ek 2 nci maddenin öngördüğü yükümlülüklere uymadıkları mükerreren tesbit edilenler hakkında, görev mahallini terketmiş veya aynı ağırlıkta bir disiplin suçu işlemiş oldukları esasından hareketle, 657 sayılı Kanunun değişik 125 nci maddesinin (A) bendinin (b) fıkrası ile aynı maddenin (E) bendinden sonra gelen fıkra hükmü birlikte gözönünde tutulmak suretiyle işlem yapılabileceği düşünülmektedir.” Şeklinde görüş belirtilmiştir.
Bunun yanında, görevden uzaklaştırılan memurun maaşının 1/3 ünün kesilmesi dışında, sosyal hak ve yükümlülüklerinde bir kısıtlama veya kayıp olmaz.
Danıştay 5.Dairesinin 15.02.1985 tarih ve 81/939 esas, 85/392 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr) “görevden uzaklaştırılan memurlar bu süre içinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceği ve sosyal haklarının devam edeceği” belirtilmiştir.
Yasanın 141.maddesine göre;
a-Görevden uzaklaştırılan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenecektir.
b-Görevden uzaklaştırılan memurlara bu Kanunun (657 sayılı yasanın) öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
Bu sosyal hak ve yardımlar 657 sayılı yasanın 6.kısmında 187.madde ile 214.madde arasında sayılmıştır.
c-Yasanın 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, görevden uzaklaştırılan memurların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir.
10.03.1988 tarihli Başbakanlık Devlet Personel Dairesi başkanlığının görüş yazısında (http://karar.memurlar.net/gorus/category.aspx?id=37 “Devlet memurlarının görülen lüzum üzerine görevlerinden uzaklaştırılmaları konusunun 657 sayılı kanunun 137-145 nci maddeleri ile düzenlendiği bilinmektedir. Söz konusu maddelerin birlikte değerlendirilmesi görevden uzaklaştırılanların memuriyet sıfatının sona ermediğini ortaya koymaktadır. Hal böyle olunca, görevden uzaklaştırıldıkları süre zarfında üst öğrenimi bitirenlerin 657 sayılı Kanunun değişik 36 nci maddesinin (A) bendinin 12/d işaretli fıkrasındaki “Memuriyette iken… üst öğrenimi bitirenler…” ifadesinin kapsamına girdiği kabul edilerek haklarında bu esasa göre işlem yapılması uygun mütalaa edilmektedir.” Şeklinde görüş belirtilmiştir.

G-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMANIN SONA ERMESİ:

1-Göreve iadenin zorunlu olduğu haller;

a)Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler;
Yapılan soruşturmanın bitmesine, disiplin kurulunun toplanıp karar vermesine ve bu kararın onay makamınca imzalanıp kesinleşmesi sonrasında memur hakkında 24 ay uzun süreli durdurma veya daha başka disiplin cezaları verilmiş olsa bile memurun göreve başlatılması zorunludur.
b)Yargılamanın men’ine veya bereatine karar verilenler;
Yapılan adli soruşturma ve kovuşturmanın bitmesine, yetkili mahkemece davanın beraatle sonuçlandırılması ve bu kararın kesinleşmesine müteakip memurun göreve iadesi zorunludur. Ayrıca 4483 sayılı yasaya göre yapılan ön inceleme sonrasında soruşturma izninin verilmemesine ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında da göreve iade zorunludur.

c-Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar;
Mahkemece karar verilmeden ceza davası devam ederken af çıkması ve suçun af kapsamında kalması halinde göreve iade zorunludur.

ç) Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler
657 sayılı yasanın 48.maddesi ile 98/b.maddesi kapsamında somut olarak mahkemece verilen ve ertelenmeyen ceza miktarının 1 yılın altında olması halinde veya 2 yıla kadar olan ve ertelenen hapis cezalarında göreve iade zorunludur.

2-Göreve iadenin yargı denetimine açık takdir yetkesi içinde olduğu haller;

Yasanın 144.maddesine göre, soruşturma veya kovuşturma devam ederken dahi, “Devlet memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin, hizmetlerini devama engel olmadığı hallerde her zaman kaldırılabilir.”

3-Göreve iade sonrasında memurun hakları;

a-Memur eski görevine geri döner.

Danıştay 5.Dairesinin 15.02.1993 tarih ve 2002/4105 esas, 2005/4965 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr) “657 sayılı Yasanın görevden uzaklaştırma müessesinin düzenlendiği 137. ve devam eden maddelerinde, görevden uzaklaştırılan memurun bu önlemin kaldırılması sonucu eski görevine ve görev yerine iade edileceği yolunda açık bir hüküm bulunmamakta ise de, yukarıda belirtilen yasal düzenleme karşısında, görevden uzaklaştırılmakla görevi ile ilişkisi fiilen sona eren ancak hukuki bağı devam eden memurun, görevden uzaklaştırma önleminin kaldırılmasıyla birlikte, hizmet gereklerinin zorunlu kıldığı durumlar ayrık olmak üzere eski görevine ve görev yerine iade edilmesi gerektiği açıktır.” Şeklinde tespitte bulunulmuştur.

b-Maddi kaybını tazminat olarak talep edebilir.

Danıştay 5.Dairesinin 25.05.1985 tarih ve 82/811 esas, 83/4210 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr) “davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve bu nedenle özlük haklarının maddi tazminat olarak tazmini istemiyle açılan davada dilekçe ret kararı veren idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

c-Manevi tazminat koşulları her görevden uzaklaştırma tedbirinde yoktur.

Danıştay 5.Dairesinin 19.01.2004 tarih ve 2000/4550 esas, 2004/30 sayılı kararında da (http://www.danistay.gov.tr) “görevden uzaklaştırma işlemi, davacının tutuklanması ve daha sonra da hakkında ceza davası açılması üzerine tesis edildiğinden; bu işlem nedeniyle, davacının acı ve üzüntüye düşmesi veya şeref ve haysiyetinin incinmesinden ve dolayısıyla manevi tazminatın koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği” ifade edilmiştir.

d- Doldurulmamış olan sicil raporları süre ile ilgili sorun yok ise, doldurulabilir.

03.02.1988 tarihli Başbakanlık Devlet Personel Dairesi başkanlığının görüş yazısında (http://karar.memurlar.net/gorus/category.aspx?id=37 “657 sayılı Kanunun 137 nci maddesinin birinci fıkrasında “Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.” denilmektedir. Fıkradaki “…görevi başında kalmasında sakınca görülecek …’ ifadesi ile bir memurun sadece üstlendiği kamu hizmetlerini değil memuriyet sıfatından kaynaklanan bütün görevleri durumu belli oluncaya değin yürütemeyeceği belirtilmiş bulunduğundan görevden uzaklaştırıldıkları süre zarfında sicil amiri sıfatını haiz memurların sicil raporu dolduramayacakları açıktır. Esasen görevden uzaklaştırma tedbiri ilgililerin görevle ilişkilerinin hem hukuken hem de fiilen kesilmesi sonucunu doğurduğundan böyle bir durumda sicil raporlarının doldurulmasının söz konusu olamayacağı tabiidir.” Şeklinde görüş belirtilmiştir.

e- Derece ve kademe ilerlemesi yapılır.

01.07.1996 tarihli Başbakanlık Devlet Personel Dairesi başkanlığının görüş yazısında (http://karar.memurlar.net/gorus/category.aspx?id=37 “olumlu sicil alması ve ihtiyati tedbirin kaldırılarak memuriyete tekrar başlaması halinde ise memuriyetten uzakta geçen sürenin kademe ilerlemesinde ve derece yükselmesinde değerlendirilebileceği dikkate alınarak halen hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmakta olan ilgiliye bu aşamada kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi uygulanmasının söz konusu olamayacağı mütalaa edilmektedir.” Şeklinde görüş yazısından, görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ve olumlu sicil alınmış olması halinde kademe ve derece ilerlemesinin yapılmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Yasının açık hükmü de bu doğrultudadır.

H-GÖREVDOEN UZAKLAŞTIRMA YETKSİNE KARŞI HAK ARAMA YOLLARI

Hak arama yolları derken kastettiğimiz, 2577 sayılı yasa hükümleri ve idare hukuk mevzuat ve ilkeleri dairesinde idare mahkemelerine dava açarak görevden uzaklaştırma tedbirinin iptalini sağlamak ve mahrum kalınan tüm parasal hakların faizi ile birlikte tahsiline yargı kararı ile ulaşmaktır.
Görevden uzaklaştırma tedbirinin veya bu tedbirin adli soruşturmalara bağlı olarak 2 ayda bir uzatma kararlarının her birinin yazılı olarak tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesine yürütmeyi durdurma istemli iptal veya sadece iptal davası açılabilir. Yürütmeyi durdurma bir ara karar olup, iptal kararına göre daha zor verilir. Zira 2577 sayılı yasanın 27.maddesine göre bu kararın verilebilmesi için, sadece hukuka aykırılık değil, “açıkça hukuka aykırılık” ve “telafisi güç veya imkansız zarar doğurma koşulu” nun açıkça hukuka aykırılık şartı ile birlikte gerçekleşmesi gerekir. Ama bu talebin her görevden uzaklaştırma tedbiri için açılan dava talep edilmesi faydalı olur. Bu ara karar talebi red edilse dahi, dava devam eder ve iptal kararı gelebilir.
Özetle;
a-Görevden uzaklaştırma işlemine,
b-Görevden uzaklaştırma süresinin uzatılmasına ilişkin her işlem için ayrı ayrı,
c-Mahrum kalınan tüm parasal hakların yasal faizi ile birlikte talep edilerek, dava açılması mümkündür.
d-Şartları var ise manevi tazminat davası da açılabilir.
Yürütmeyi durdurma isteminin reddine dair idare mahkemesi kararına karşı Bölge İdare Mahkemesine bu red kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz etme hakkı ile davanın görüşülüp bitmesi sonrasında kaybedilmesi halinde de, 30 gün içinde Danıştay nezdinde temyiz hakkı bulunmaktadır.
Davanın kazanılması halinde Danıştay 5.Dairesinin 03/06/2008 tarih ve 2007/7369 esas, 2008/3234 sayılı kararında (http://www.danistay.gov.tr)belirtildiği üzere “Kamu hizmeti görevlilerinin kişisel kusurundan kaynaklanan zararın karşılığı olarak ulusal ya da uluslararası bir Mahkemece hükmedilen tazminat devlet tarafından zarara uğrayan kişiye ödendikten sonra ilgili kamu kurumu tarafından sorumlu personele rücu edilmemesi, bu yükün toplum üzerinde bırakılması anlamına geleceğinden, her yurttaş ve özellikle kamu görevlilerinin kişisel kusuru nedeniyle zarara uğrayıp yargısal süreci başlatmış olan yurttaşlar, ilgili personele rücu edilmesini sağlamak amacıyla idareye başvurabilir ve bu başvurularının reddi üzerine de dava açma hakkını kullanabilirler.”
Özetle açılan davanın kazanılması ve maddi-manevi kayıpların yasal faizi ile birlikte Devletten tahsil edilmesine müteakip, yargıla giderleri ile birlikte sebep olunan bu Devlet zararının hukuka aykırı bir yetki kullanımdan kaynaklandığı nazara alınarak, 2008 tarihli Danıştay içtihadı paralelinde, yetki kullanan kamu görevlisinden tüm bu zararların rücu edilmesi sureti ile tahsil edilmesi, bizzat davacı tarafından talep edilebilir ve bu talep kabul görmez ise ayrı bir dava konusu yapılabilir.

III-SONUÇ;

Görevden uzaklaştırma tedbiri, memura bir haddini bildirme aracı olarak kullanılamaz. Bu tedbirin, ceza maksatlı uygulanması hukuka aykırı olduğu kadar sorumluluk da doğurur. Zira, Başbakanlığın açık ve yazılı emirlerinde ilgili personelin yürütmekte olduğu görevin yürütülen soruşturmayı etkileyeceği yönünde açık ve güçlü bir ihtimal bulunmaması halinde bu tedbirin uygulanması yasaklanmıştır.
Ayrıca bu tedbirin uygulanmasına ilişkin işlem ile adli soruşturmalara esas olmak üzere her iki ayda bir görevden uzaklaştırma tedbirinin uzatılmasına ilişkin işlemlerin her biri hakkında, yazılı tebligata müteakip idari dava açılması yolu her zaman açıktır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...