SÖZLEŞMELERDE KARARLAŞTIRILAN CEZAİ ŞARTIN TAHSİLİ İSTEMİ – ESERİ İHTİRAZİ KAYIT İLERİ SÜRMEKSİZİN TESLİM ALAN İŞ SAHİBİNİN CEZAİ ŞART İSTEME HAKKININ DÜŞTÜĞÜ – DAVANIN TÜMDEN REDDİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
15.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 4247
Karar: 2016 / 3025
Karar Tarihi: 30.05.2016

ÖZET: Dava, fazla ödemenin iadesi ve sözleşmelerde kararlaştırılan ceza-i şartın tahsili istemine ilişkindir. Davacının en nihayet tespit talep tarihi olan 22.09.2010 tarihinde eseri eksik ve ayıplarıyla beraber teslim aldığı, teslim sırasında da ceza-i şart talep etme hakkını saklı tutmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde de ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin eserin teslimi halinde dahi ceza-i şart isteme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında eseri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin teslim alan iş sahibinin sözleşmelere dayanarak ceza-i şart isteme hakkı düşmüştür. Bu nedenle ceza-i şarta yönelik davanın tümden reddine karar vermek gerekirken kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması doğru olmamıştır.

(818 S. K. m. 158)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, fazla ödemenin iadesi ve sözleşmelerde kararlaştırılan ceza-i şartın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin; davanın kısmen kabulüne dair kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Uyuşmazlık 25.05.2009 tarihli 207 numaralı yayla evinin yüzme havuzu peyzaj işlerinin yapılmasına ilişkin sözleşme, 08.06.2009 tarihli davacıya ait evin ahşap işlerinin yapılmasına ilişkin sözleşme ile 03.07.2010 tarihli ek protokolden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, işin eksik ve ayıplı yapılması nedeniyle yapmış olduğu fazla ödemenin ve sözleşmelerde belirtilen ceza-i şartın tahsilini istemektedir. 25.05.2009 tarihli sözleşmenin 27. maddesi ile 08.06.2009 tarihli sözleşmenin 24. maddesinde yüklenicinin işi zamanında bitiremediği taktirde işverene günlük 1.000,00 TL ceza ödeyeceği, 03.07.2010 tarihli protokolde ise “bu ek protokole uyulmadığı taktirde yukarıda tarihleri belirtilmiş olan ilk yapılan sözleşmelerdeki müeyyideler her iki taraf için geçerli olacaktır” düzenlemelerine yer verilmiştir. Dosya kapsamından ve davacı tarafından .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .. D. iş sayılı dosyasından işin eksik ve ayıplı olarak davacıya teslim edildiği, bu nedenle de 03.07.2010 tarihli protokolde de belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilaflarda 25.05.2009 ve 08.06.2009 tarihli sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı iş sahibi, az yukarıda sözü edilen 25.05.2009 tarihli sözleşmenin 27. maddesi ile 08.06.2009 tarihli sözleşmenin 24. maddesine dayanarak geç teslim nedeniyle sözleşmede belirtilen ceza-i şartın tahsilini de istemektedir. Sözleşmelerde kararlaştırılan ceza-i şart niteliği itibarıyla zaman bakımından uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 158/II. maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza niteliğinde olup, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa ceza-i şart isteminde bulunan iş sahibinin eseri teslim alırken ihtirazi kayıt ileri sürmesi gerekmektedir. Davacının en nihayet tespit talep tarihi olan 22.09.2010 tarihinde eseri eksik ve ayıplarıyla beraber teslim aldığı, teslim sırasında da ceza-i şart talep etme hakkını saklı tutmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde de ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin eserin teslimi halinde dahi ceza-i şart isteme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında eseri ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin teslim alan iş sahibinin sözleşmelere dayanarak ceza-i şart isteme hakkı düşmüştür. Bu nedenle ceza-i şarta yönelik davanın tümden reddine karar vermek gerekirken kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, Yargıtay denetimine elverişli bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda davalı yüklenicinin hakettiği iş bedeli toplam 9.975,00 TL saptanmış olup, davacı tarafından ispatlanan ödemeler ise 13.000,00 TL olarak bulunmuştur. Şu halde, davacının fazla ödemesi 3.025,00 TL olup, bu miktar üzerinden fazla ödemeye yönelik davanın kısmen kabul edilmesi gerekirken sözleşmede fazla ödeme miktarının güncellenerek ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamasına karşın, fazla ödeme miktarının dava tarihine güncellenmesi suretiyle daha fazla alacağa hükmedilmesi de doğru değildir.
Bu durum karşısında mahkemece yapılacak iş, fazla ödemenin iadesine yönelik istemin kısmen kabulüyle 3.025,00 TL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ceza-i şarta yönelik istemin ise tümden reddine karar vermek olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 30.05.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat