Cinsel Saldırı Suçu Nedir? Unsurları Nelerdir?

Bedensel Zarar Maddi Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

Cinsel Saldırı Suçu Nedir? Unsurları Nelerdir?

Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Tipiklik Unsuru

Suçun temel şekli Türk Ceza Kanunu’nun 102/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut doku­nulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık dü­zeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. ”

Suçun temel şeklinde 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle hapis cezası 2-7 yıldan 5-10 yıla çıkartılmıştır.

Cinsel Saldırı Suçunda Fail, Korunan Hukuki Değer ve Mağdur

Suçun faili erkek, kadın, herkes olabilir. Ko­nuyu 103. madde ile birlikte ele aldığımızda ise suçun mağdurunun yalnızca 18 yaşını doldurmuş kişiler olabileceğini görüyoruz. Suçun mağduru olunması açısından da kanun kadın veya erkek ayrımı yapmamıştır. Bu bağlamda cinsel saldırı­ya uğrayan kimse suçun mağdurudur. Mağdurla suçun maddi konusu aynı kişidir. Ayrıca suçun fail ve mağdurunun illa ayrı cinsten olmaları ge­rekmez; aynı cinsten de olabilirler.

Eşlerin de birbirlerine karşı suçun mağduru ve faili olabilmeleri mümkündür. Ancak eşler açı­sından suç vücuda organ sokulmak suretiyle iş­lendiğinden suçun takibi şikâyete bağlı olacaktır (TCK m. 102/2),

Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Maddi Unsuru

Cinsel Saldırı Suçunda Hareket Unsuru

Kanun’un 102/1. maddesi hükmünde, suçu oluşturan fiil tanımlanırken, “cinsel davranışlar” denilmiş, bunların ne olduğu ise belirtilmemiştir.

“Cinsel saldırı” başkasından cinsel haz al­mayı sağlayan her türlü hareket olabilir. Bu an­lamda suçun oluşabilmesi için illa vücuda organ sokulmuş olması gerekmez; organ sokma davra­nışı 102/2. maddede suçun ağırlaştırıcısı olarak düzenlenmektedir. Böylece cinsel haz almaya yönelik olarak mağdurun sevilmesi, okşanması, ellenmesi vb. fiziki müdahaleler cinsel saldırı su­çunun oluşması için gerekli olan hareket için ye­terli olacaklardır. Ancak her halükarda suçun olu­şabilmesi için vücuda bir fiili dokunma gerekir.

Suçun hareket unsuru mağdur üzerinde ce­bir ve şiddet kullanılarak gerçekleştirilebileceği gibi cebir ve şiddet kullanmaksızın da gerçekleş­tirilebilir. Önemli olan mağdurun rızasının olma­masıdır.

Cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için mağdurun vücut dokunulmazlığı ihlal edilmiş ol­malı ve ihlal bir süre devam etmiş olmalıdır. Aksi takdirde fiil sarkıntılık olur. Kanun suçun temel şekli olarak failin, mağdurun vücuduna herhangi bir şekilde cinsel dürtülerle dokunma veya temas etmesini kabul etmiştir.

Cinsel Saldırı Suçunda Netice Unsuru

Cinsel saldırı oluşturan hareketlerin yapıl­masıyla suç tamamlanır. Suçun tamamlanması için failin seksüel güdülerinin tatmin olması ve boşalması şart değildir.

Doktrinde cinsel saldırı suçuna teşebbü­sün mümkün olmadığı ileri sürülmekte ise de kanaatimizce cinsel saldırı suçunun teşebbüsle uyuşmaması için hiçbir neden yoktur. Örneğin, fail cinsel güdülerini tatmin etmek için mağdureyi yere yatırsa ancak o esnada biri mağdurenin imdadına yetişse bu suça teşebbüs söz konusu olacaktır.

Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Manevi Unsuru

Suç, ancak kastla işlenebilen suçlardandır. Kast, failin, rızası olmayan bir kimseye cinsel sal­dırıda bulunduğunu bilmesi ve istemesidir. Failin, rızanın varlığı hususunda kabul edilebilir hataya düşmesi durumunda ise bu hata kastı ortadan kaldırır ve fail cezalandırılmaz. Suçun taksirli hâli ise Kanun’da düzenlenmemiştir. Bu nedenle ör­neğin toplu ulaşım aracında giderken ani bir fren sonucunda kadının erkeğin kucağına düşmesin­de erkek veya kadın cinsel haz duymuş olsa dahi cezalandırılmaz. Zira bu durumda suçun manevi unsuru oluşmuş olmayacaktır.

Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Nitelikli Hâlleri (TCK m. 102/2, 3, 4, 5)

  1. Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi,
  2. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi­ye karşı,
  3. Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kulla­nılmak suretiyle,
  4. Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hı­sımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tara­fından,
  5. Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
  6. İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak sure­tiyle,

Suçun işlenmesi ağırlaştırıcı sebepler ola­rak Kanun’da düzenlenmiştir.

Öte yandan, cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kas­ten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m. 102/4 ve suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde de neticesi sebebiyle ağırlaşan suç gündeme gelir.

(Yargıtay 5. Ceza Dairesi 02.12.2008 tarih ve E. 2008/11972, K. 2008/10675 sayılı kararında ni­telikli cinsel saldırı suçunun “se­çimlik hareketli” suçlardan oldu­ğunu belirtmiştir.

Cinsel Saldırı Suçunda Suçun Özel Görünüş Şekilleri

Cinsel Saldırı Suçunda Teşebbüs

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tartışmalı ol­makla birlikte, bu suça teşebbüs mümkündür. Suçun oluşabilmesi için failin mutlaka cinsel yön­den istediği doyuma ulaşıp ulaşmadığı dikkate alınmaz. Önemli olan failin tatmin edilmesi ya da boşalması değil, mağdurun vücut dokunulmaz­lığının cinsel davranışlarla ihlal edilmesidir ve icra hareketlerine başlanıp bu hareketlerin kısım­lara bölünebildiği durumlarda da suça teşebbüs oluşur.

Fiilin vücuda organ ya da cisim sokmak su­retiyle işlenmesi hâlinde suç, organın ya da cis­min bir kısmının sokulmuş olmasıyla da tamam­lanır; illaki organ ya da cismin tamamının sokul­muş olmasına gerek yoktur.

Ayrıca bu suçta gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümlerin de uygulanabilmesi mümkündür.

Cinsel Saldırı Suçunda İçtima

Cinsel saldırı suçunun gerçekleşmesi ba­kımından cebir ve tehdit fiilleri araç olarak kul­lanıldığı için faile ayrıca “cebir suçundan (TCK m. 108)” ya da “tehdit suçundan (TCK m. 106)” ceza verilmez. Ancak failin kullandığı cebir cinsel saldırıyı gerçekleştirebilecek elverişlilik sınırını aştığı zaman gerçek içtima kuralları gereğince faile hem cinsel saldırı suçundan hem de kasten yaralama suçundan ceza verilmesi gerekir.

Ayrıca bu suçta gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümlerin de uygulanabilmesi mümkündür.

18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı değişiklikten önce maddede yer alan “Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrı­ca kasten yaralama suçundan do­layı cezalandırılır.” hükmündeki kasten yaralama suçu ibaresinin TCK m. 86’yı mı m. 87’yi mi kapsa­dığı tartışmalıydı.

Ancak “Cinsel saldırı için başvuru­lan cebir ve şiddetin kasten yara­lama suçunun ağır neticelerine ne­den olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüyle birlikte bu tartışma sona ermiştir.

Cinsel Saldırı Suçunda İştirak

Suça iştirakin tüm şekilleri mümkündür.

Cinsel Saldırı Suçunda Muhakemeye İlişkin Kurallar

Cinsel saldırı suçunun temel şeklinin taki­bi şikâyete bağlı iken vücuda organ veya cisim sokulmak suretiyle suçun işlenmesi kural olarak takibin şikâyete bağlı olmasını ortadan kaldırır. Ancak vücuda organ veya cisim sokma davranışı eşler arasında gerçekleşmişse suçun takibi yine şikâyete bağlı olur (TCK m. 102/2).

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat