Banka Takiplerinde Yetkili İcra Dairesi Neresidir?

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2010/11-741
Karar: 2011/145
Karar Tarihi: 13.04.2011

ALACAK DAVASI – TÜZEL KİŞİLİĞE HAİZ SERMAYE ŞİRKETİ OLAN BANKANIN MERKEZİNİN BULUNDUĞU YERDE DAVA AÇILABİLECEĞİ GİBİ BANKANIN ŞUBESİNİN BULUNDUĞU YERDE DE DAVA AÇILABİLECEGİ – YETKİLİ YERLERDEN BİRİNDE DAVA AÇILARAK SEÇİMLİK HAKKIN KULLANILDIĞI

ÖZET: Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davacı, tüzel kişiliğe haiz sermaye şirketi olan bankanın merkezinin bulunduğu yerde dava açabileceği gibi, bankanın şubesinin bulunduğu Kütahya’da da, dava açabilecektir. Davacı, yetkili olan bu iki yerden birisi olan Kütahya’da davayı açarak seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

(2709 S. K. m. 37, 142) (3167 S. K. m. 2, 10) (4721 S. K. m. 19, 49) (818 S. K. m. 73) (1086 S. K. m. 9, 10, 13, 17) (1163 S. K. m. 4) (6762 S. K. m. 155, 244, 279, 478, 506) (5253 S. K. m. 4) (YHGK. 14.10.2009 T. 2009/21-381 E. 2009/427 K.) (YHGK. 02.06.2010 T. 2010/19-250 E. 2010/300 K.) (11 HD. 21.12.2009 T. 2008/8326 E. 2009/13120 K.)

Dava: Taraflar arasındaki <alacak> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya (2.) Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 06.02.2008 gün ve 2006/431 esas, 2008/16 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.12.2009 gün ve 2008/8326 esas, 2009/13120 karar sayılı ilamı ile;

(… Davacı vekili, dava dışı firma tarafından keşide edilen ve davalının Tavşanlı Şubesine ait 23 adet çekin süresinde ödenmesi için Kütahya Şubesine ibraz edildiğini, talep edilmesine rağmen 3167 sayılı Yasa’nın 10 ncu maddesi hükmü uyarınca davalının sorumlu olduğu miktarın ödenmediğini, yasal sorumluluğunu yerine getirmediğini ileri sürerek, her bir çek için 370.00 YTL olmak üzere toplam 8.510.00 YTL’nin ibraz tarihlerinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın Tavşanlı Şubesi’ne karşı açılması gerektiğini, bu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, ibraz süresinde bir talep bulunmadığını, davacının feragat etmiş sayılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın 3167 sayılı Yasa’nın 10 ncu maddesi uyarınca karşılıksız kalan çekler için bankanın sorumlu olduğu miktarın tahsiline yönelik olduğu, gayri nakdi kredi sözleşmesi uyarınca hamil ile muhatap arasındaki bu davada BK.nun 73 ve HUMK.nun 10 ncu maddeleri uyarınca davacının ikametgahı yer mahkemesinin de yetkili bulunduğu, yetki itirazının yersiz olduğu, çeklerin süresinde ibraz edilerek karşılıksız kaşesi vurulduğu,çeklerin keşidecisinin iflasın ertelenmesi talebi ile dava açtığı, verilen tedbir kararı ile keşide ettiği tüm çeklerle ilgili hiçbir işlem yapılmaması yönünde tedbir kararı verildiği, ancak tedbir kararının ibrazlardan sonraki bir saatte davalıya ulaştığı, kaldı ki böyle bir kararın verilemeyeceği, tedbir kararı olsa bile karşılıksız kalan çeklerden dolayı yasal sorumluluğunu yerine getirmesinin zorunlu olduğu, ibraz anında istenmemiş olmasının feragat veya sonradan istenmeyeceği sonucunu doğurmayacağı, davacının alacaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 8.510.00 YTL’nin ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, karşılıksız çıkan çeklerden dolayı davalı Bankanın 3167 sayılı Yasa’nın 10 ncu maddesi uyarınca sorumlu olduğu bedellerin tahsili istemine ilişkindir.

Davalı vekili, ibraz edilen çeklerin keşide edildiği hesabın Tavşanlı Şubesi’nde açıldığını belirterek süresinde yetki ilk itirazında bulunmuş, yetkili mahkemenin Tavşanlı Mahkemeleri olduğunu savunmuş, yazılı gerekçe ile yetki itirazının reddine karar verilmiştir.

3167 sayılı Çek Yasası’na göre, muhatap bankanın her çek yaprağı için belli miktarda yasal garantisi mevcuttur. Anılan Yasa’nın 10 ncu maddesinde düzenlenen bu garanti, mahkemenin kabulünün aksine, muhatap banka ile hamil arasında değil, madde gerekçesinde sorumluluğun temeli çek defteri verilmesi sırasında bir nakit ödemesi söz konusu olmadığından banka ile keşideci arasında gayri nakdi kredi sözleşmesi olarak açıklanmıştır. Bu nedenle, çek hesabı açan bankanın çek defteri vermeden, yasal sorumluluğuna tekabül edecek meblağ kadar istediği teminatı talep edebileceği de kuşkusuzdur.

Öte yandan, 3167 sayılı Yasa’nın 2 nci maddesinde bankaların çek hesabı açarken araştıracağı hususlar açıklanmış, gerekli dikkat ve özeni göstermeleri hüküm altına alınmıştır. Koşulları oluştuğunda bu yükümlülüklerin ihlali halinde de meydana gelen zarardan sorumlulukları söz konusu olacaktır.

Somut olayda davacının davalının Tavşanlı Şubesi nezdinde açılan ve dava dışı Özdağ Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. hesabından keşide edilen 23 adet çekin hamili olduğu, çeklerin süresinde aynı bankanın Kütahya Şubesi’ne ibraz edildikleri, karşılıksız kaşelerinin vurulduğu hususları çekişmesizdir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözülmesi için öncelikle yetkili mahkemenin hangi yer mahkemesi olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Çek, ödenmesi istemiyle muhatap bankanın hesabın bulunduğu şubesine veya herhangi diğer bir şubesine ibraz edilebilir. Ancak, muhatap bankanın hesap açılan şubesi dışındaki şubelerin ibraz bakımından yetkisi, 3167 sayılı Yasa’nın 10 ncu maddesindeki sorumluluğu yerine getirmeyi kapsamamaktadır. Çek hesabının açıldığı şube, davalının Tavşanlı Şubesidir. Anılan şube, çek hesabı açarken ve karneleri teslim ederken başka bir ifadeyle davalı adına işlem yaparken yasanın aradığı dikkat ve özeni göstermek zorundadır.

Bu durum karşısında, davalının Kütahya Şubesinin çeklerin ibrazı dışında bir işleminin olmadığı, davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, HUMK.nun 17 nci maddesi uyarınca davalının yetki itirazında gösterdiği yer mahkemesinin yetkili bulunduğu, bu itirazın süresinde ve yerinde olduğu dikkate alınarak yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı: Dava, davalı bankanın, karşılıksız çıkan çeklerden dolayı, 3167 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca sorumlu olduğu bedelin tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili, dava dışı firma tarafından keşide edilen ve davalının Tavşanlı Şubesine ait 23 adet çekin süresinde ödenmesi için Kütahya Şubesine ibraz edildiğini, talep edilmesine rağmen 3167 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca davalı bankanın sorumlu olduğu miktarı ödemediğini ileri sürerek, her bir çek için 370.00 TL olmak üzere toplam 8.510.00 TL.nin ibraz tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, ibraz edilen çeklerin keşide edildiği hesabın Tavşanlı Şubesi’nde açıldığını belirterek süresinde yetki ilk itirazında bulunmuş ve yetkili mahkemenin Tavşanlı Mahkemeleri olduğunu savunmuştur.

Yerel Mahkeme; 3167 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca, gayri nakdi kredi sözleşmesi uyarınca hamil ile muhatap arasındaki bu davada BK.nun 73 ve HUMK.nun 10. maddeleri uyarınca davacının ikametgah yeri mahkemesinin de yetkili bulunduğu belirtilerek davalının yetki ilk itirazının reddine, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün davalı taraf vekilince temyizi üzerine;

Özel Dairece, yukarıya aynen alınan gerekçeyle bozulmuş, Yerel mahkemece direnme kararı verilmiştir. Hükmü temyize davalı vekili getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu çeklerin çek hesabının açıldığı Tavşanlı şubesi dışında, Kütahya İş Bankası Şubesine ibraz edilmeleri karşısında Kütahya Mahkemelerinin yetkili olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.

Burada <yetki> konusunda genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır.

Bir davaya yer itibariyle bakma iktidarına sahip mahkemeye <yetkili mahkeme>, bu hususu düzenleyen kurallara da <yetki kuralları> adı verilir (Alangoya/Yıldırım/Deren Yıldırım: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2009, s. 83; Pekcanıtez/Atalay/Özekes: Medeni Usul Hukuku Ankara, 2009, s. 114).

Her mahkemenin yargı yetkisi, belli bir coğrafi bölge ile sınırlıdır; buna o mahkemenin <yargı çevresi> denir. Bu yargı çevresinin sınırları, idari teşkilat sınırlarına göre belirlenir. Asliye ve sulh mahkemesinin yargı çevresi, bulunduğu ilçenin veya il merkezindekiler için merkez ilçenin sınırları içinde kalan bölgeyle sınırlıdır (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Ankara, s. 137).

1982 Anayasasının 142. maddesine göre, mahkemelerin yetkilerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş; 37/1. maddesinde ise, hiç kimse, kanunen tabi olduğu (kanunla yetkili kılınan) mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamayacağı teminat altına alınmıştır. Bu nedenle, bir tüzük veya yönetmelik hükmü ile yetki kuralı konulamayacağı gibi, davalı kıyas yoluyla kanunen yetkili olan mahkemeden başka bir mahkeme önünde kendisini savunmaya zorlanamayacaktır (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: a.g.e., s. 138).

Yetki kuralları, bütün davalar ve bazı davalar için olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan kural olarak bütün davalar için uygulanan yetki kuralına, <genel yetki kuralı> ve bu mahkemeye de <genel yetkili mahkeme> denilmektedir.

Genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahındaki mahkemedir. Yani her dava, (kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça) açıldığı tarihte davalının (Medeni Kanun gereğince) ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: a.g.e., s. 138; Pekcanıtez/Atalay/Özekes: a.g.e., s. 114).

Nitekim belirtilen ilke, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 9. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde aynen; <Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk Kanunu Medenisi (01.01.2002 tarihinden itibaren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu) gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür> şeklinde ifade edilmiştir.

Bundan başka, bazı davalar için davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Örneğin sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin yerine getirileceği yerdeki mahkeme de yetkilidir (HUMK. m.10). İşte, bazı dava veya dava çeşitleri için kabul edilen istisnai nitelikteki yetki kurallarına (genel olmayıp, yalnız belirli durumlara ilişkin oldukları için) <özel yetki kuralları> denir.

Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz, yani onunla birlikte uygulanır. Bu durumda davacı, isterse genel yetkili (davalının ikametgahındaki) mahkemede, dilerse özel yetkili (sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin yerine getirileceği yerdeki) mahkemede davasını açabilir.

Fakat istisnai olarak, bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması kanunla öngörülmüştür ki, bu halde kesin yetki söz konusudur. Örneğin; gayrimenkulün aynına ilişkin davalar, yalnız gayrimenkulün bulunduğu yerde açılabilir (HUMK. m.13); davalının ikametgahı mahkemesinde açılamaz. Bu hallerde (kesin yetki hallerinde), genel yetki kaldırılmış olup, dava yalnız bu özel (ve kesin) yetkili mahkemede açılabilir (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: a.g.e., s. 138).

Davalının ikametgahında dava açılmasını, gerçek ve tüzel kişiler için ayrı ayrı incelemek gerekir:

Gerçek kişilerin ikametgahı (yerleşim yeri), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Türk Medeni Kanununa göre, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer, onun yerleşim yeri sayılır (TMK. m.19/1. fıkra).

Tüzel kişilerin ikametgahı, tüzüklerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, işlemlerinin (işlerinin) yönetildiği yerdir (T.M.K. m.49).

Ancak, derneklerin tüzüklerine ve ticaret şirketleri ile kooperatiflerin ana sözleşmelerine, dernek, şirket veya kooperatif merkezinin yazılması zorunludur (5253 sayılı Dernekler Kanunu m. 4/1-a; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 155/I-3, 244, 279/1, 478, 506/1; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m. 4/1). Bundan başka, vakıf senedinde vakfın ikametgahının (yerleşim yerinin) gösterilmesi gerekir (TMK. m.106). Bu nedenle, dernek, şirket, kooperatif veya vakıfların ikametgahını (yerleşim yerini) tüzük, ana sözleşme veya vakıf senedine göre kolayca tespit etmek mümkündür. Buna göre, dernek, şirket, kooperatif veya vakıflara karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, bunların merkezinin (yerleşim yerinin) bulunduğu yer mahkemesidir (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: a.g.e., s.143).

Şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisine gelince;

Bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yerler şube sayılır.

Şube kendi başına işlem (muamele) yapabilirse de, bu işlemden doğan hak ve borçlar merkeze aittir. Bu nedenle, şubenin yaptığı işlemden dolayı (merkeze karşı) merkezin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir.

Bundan başka, şube ile iş yapanlara kolaylık sağlamak için, şubenin işlemlerinden dolayı (merkeze karşı) şubenin bulunduğu yerde de dava açılabileceği kabul edilmiştir (HUMK. m. 17/1. cümle). Buna göre, bir gerçek veya tüzel kişinin başka bir yerde şubesi varsa, o şubenin işlemlerinden dolayı (yani o şubenin yapmış olduğu işlemlerden doğan uyuşmazlıklar için), şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir (Kuru, Baki- Arslan, Ramazan- Yılmaz, Ejder: a.g.e., s. 149).

Şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi HUMK. 17. maddesinin 1. cümlesinde aynen; <Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde, o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir> şeklinde ifade edilmiştir.

Şubenin işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklardan dolayı şubenin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki niteliğinde olup, genel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz.

Şu durumda, davacı isterse şubenin işlemi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkta davasını, genel yetkili olan gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yerinin (merkezinin) bulunduğu yerdeki mahkemede açabileceği gibi, şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de, açabilecektir. Davacı burada her iki yetkili mahkemenin birinde davasını açmak konusunda bir seçimlik hakka sahiptir (Alangoya/Yıldırım/Deren Yıldırım: a.g.e., s. 98- 99)

Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 14.10.2009 gün ve 2009/21-381 E.- 427 K; 02.06.2010 gün ve 2010/19-250 E-2010/300 K. sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Davalının Tavşanlı Şubesi nezdinde açılan ve dava dışı Özdağ Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. hesabından keşide edilen 23 adet çekin hamili olduğu, çeklerin süresinde aynı bankanın Kütahya Şubesi’ne ibraz edilerek talep edilmesine rağmen 3167 sayılı Yasanın 10. maddesi uyarınca davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın ödenmediği ileri sürülerek, bankanın sorumlu olduğu miktarın tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Bu nedenle, görülmekte olan davaya konu uyuşmazlık, çekin tahsil için ibraz edildiği Kütahya İş Bankası Şubesinin işleminden (muamelesinden) kaynaklanmaktadır. Belirtilmelidir ki, davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davacı, tüzel kişiliğe haiz sermaye şirketi olan T. İş Bankasının merkezinin bulunduğu yerde dava açabileceği gibi, bankanın şubesinin bulunduğu Kütahya’da da, dava açabilecektir. Davacı, yetkili olan bu iki yerden birisi olan Kütahya’da davayı açarak seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır.

O halde, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular karşısında, yerel mahkemece davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, direnme kararı yerindedir.

Ne var ki, işin esasına yönelik temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmediğinden, dosyanın bu yönde inceleme yapılmak üzere Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde olup, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. hukuk dairesine gönderilmesine, oybirliği ile karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat