Avukatlık ücret sözleşmesinde dava sonucuna katılma yasağına ilişkin Yargıtay kararları

Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

Avukatlık ücret sözleşmesinde dava sonucuna katılma yasağına ilişkin Yargıtay kararları

Davacı eldeki davada, davalı bankaya devredilen Deutsche Turkısche Bank’a (DTB), İnteks adlı şirketten olan alacaklarının tahsili zımnında 20.000 DM peşin ve ayrıca net kazanım üzerinden %10 vekalet ücreti ödenmesi hususundaki teklif için 22.6.1998 tarihli yönetim kurulunda kabul edilmesi nedeniyle bu husustaki sözleşmenin kurulduğundan bahisle sözleşmeye göre vekalet ücreti istemektedir. Dosya içindeki bulunan belgelerden, davacının İnteks alacaklarıyla ilgili olarak 17.6.1998 tarihinde DTB’e gönderdiği faks yazısında 20.000 DM peşin ve dava takipler sonucu net kazanımın üzerinden %10 oranında vekalet ücreti verilmesini istediği, DTB’nin 24.6.1998 tarihli faks yazısında davacının yazısının teyit edilip 20.000 DM’nın hesaba gönderildiğinin bildirildiği görülmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki bu yazışmalar ve kararlaştırmalar Avukatlık Kanunundaki 2001 tarihinde yapılan değişiklik öncesine ait olup, uyuşmazlığında 1998 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu uyarınca çözümlenmesi gerekir. Taraflar arasındaki kararlaştırmada bahsi geçen hususlarda, davanın kaybedilmesi halinde ödenmesi gerekecek ücret belirtilmediği gibi, net kazanımın %10’unun ücret olarak ödeneceğine dair ibareler hasılı davaya iştirak niteliğinde olup, bu nedenle kararlaştırmanın geçerli bulunmadığının kabulü zorunludur. Bu durumda davacının inteks alacaklarıyla ilgili davacı avukatın 27.2.1998 tarihinde icra takip dosyasında hukuki yardıma başladığı gözetilerek bu tarihteki alacak miktarı üzerinden tarife uyarınca talep edebileceği ücretin 270,59 TL (eskisi 270.587,084 TL) olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek davacının inteks alacaklarıyla ilgili olarak talep edebileceği miktarın 270,59 TL olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bu kalem alacağın 15.413,00 TL olduğu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Davalı eldeki davada, davacıya gerek ERN Makina A.Ş. müşterekleri ve gerekse inteks alacaklarıyla ilgili olarak 10.000 dolar ve 20.000 DM peşin ücretlerinin ödendiğini savunmuş olup, davacı taraf 23.5.2007 tarihli dilekçe ile bu ücretleri aldığını kabul etmiş bulunmaktadır. Öte yandan 24.6.1998 tarihinde 20.000 DM, 23.7.1997 tarihinde ise 10.000 doların davacı hesabına havale edilmesi için DTB tarafından ödeme emri düzenlendiği ve davacınında 7.8.1997 tarihli serbest meslek makbuzu ile DTB’den 1. 635,40 TL (yeni TL) aldığını bildirdiği görülmektedir. Bu itibarla davacı avukatın ERN Makina ve müşterekleri ile ilgili olan alacak için 10.000 dolar, inteks alacaklarıyla ilgili olarak da 20.000 DM ücreti tahsil ettiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca da 10.000 Dolar’m 23.7.1997 tarihindeki TL karşılığının ERN Makina A.Ş. Ve müşterekleri için mahkemece belirlenen vekalet ücretinden, 20.000 DM’nınde 24.6.1998 tarihindeki TL karşılığının İnteks için belirlenecek 270,59 TL vekalet ücretinden mahsubunun yapılması ve arta kalan bir vekalet ücreti olur ise bunun tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 13. HD. 26.6.2012, 2011/12925 – 2012/16517)

Taraflar arasındaki 2.12.1998 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi ile, Sarıyer 2.Asliye Hukuk mahkemesindeki 1998/674 esas sayılı tescil davası lehe sonuçlandığı takdirde, bu davaya konu olan taşınmazların davacı avukat tarafından tapuya tescil edilip satılacağı ve davalıların davacı avukata taşınmazların satış bedelinin %15’i kadar ücret ödeyecekleri, kararlaştırılmıştır. Davacı avukat, davalıların vekili olarak Sarıyer 2.Asliye hukuk mahkemesinde açtığı 1998/674 esas davayı kazanmış ve 18-19 nolu parseller davalılar adına tecil edilmiştir. Davacı, bu aşamadan sonra davalıların taşınmazları kendisinden habersiz olarak sattıklarını Sarıyer İcra Müdürlüğünün 2006/1967 sayılı icra dosyası ile 37.500 YTL vekalet ücreti için icra takibi yaptığını, davalılann itirazı üzerine Sarıyer 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2006/343 esas sayılı itirazın iptali davasının kabul edildiği ve kesinleştiği, taşınmazların gerçek satış bedelinin 350.000 YTL olduğunu ve aralarındaki sözleşme gereğince bunun %15’i olan 52.500 YTL vekalet ücretinin bakiyesi olan 15.000 YTL için, Sarıyer İcra Müdürlüğünün 2007/3460 sayılı icra dosyası ile icra takibi yaptığını, davalıların bu takibe itiraz ettiklerini belirterek, itirazın iptali talepli bu davayı açmıştır.
1136 Sayılı Kanunun 2.5.2001 tarihli 4467 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 164. maddesinin 1.fıkrası hükmü gereğince, vekalet ücretinin belli ve muayyen olması gerekli olup, yine aynı Kanunun 164. maddesinin 2.fıkrasına göre de, %25’i aşmamak üzere nispi bir ücretin vekalet ücreti olarak kararlaştırılması mümkün ise de, bunun geçerli olabilmesi başarıya göre değişme koşulunu taşımasına bağlıdır. Yine aynı Kanunun 164. maddesinin 3.fıkrasına göre dava konusu mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağına ilişkin sözleşmeler de, “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan, geçersizdir. Dava konusu olayda taraflar arasındaki
2.12.1998 tarihli ücret sözleşmesinin “müvekkillerin bu davaya ödeyecekleri ücret, taşımazların satış bedelinin %15’idir.” şeklindeki ücrete ilişkin hükmü, az yukarıda açıklanan yasanın öngördüğü “hasılı davaya iştirak” niteliğinde olduğundan, geçersizdir. Davacı geçersiz olan bu sözleşmeye dayanarak, sözleşmede kararlaştırılan ücreti talep edemez. Taraflar arasındaki ücret sözleşmesi geçerli olmadığına göre, 2.12.1198 sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince davacıya ödenmesi gereken vekalet ücreti hesaplanıp, vekalet ücretinin 37.500 YTL’den az olması halinde dava reddedilmeli, aksi halde 37.500 YTL’yi geçen kısmına hükmedilmelidir. Mahkemece, açıklanan yasa hükümlerine aykırı olarak sözleşmeye geçerlilik tanımak suretiyle yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 24.5.2010, 2009/16151-2010/6978)

Taraflar arasında düzenlenen 18.11.1999 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde avukata ücret olarak davalının sahip olduğu veya olacağı 100.000 dolar değerindeki dairelerden bir tanesinin verileceği bunun mümkün olmaması halinde ise 100.000 doların ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu şekildeki bir kararlaştırma sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesine aykırılık taşıdığından ve hasılı davaya iştirak niteliğinde bulunduğundan sözleşme geçersizdir. Esasen sözleşmenin geçersiz olduğu mahkemenin de kabulündedir. Hal böyle olunca davacı ancak her bir dava ve diğer işler için hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca müddeabihin değeri üzerinden hesaplanacak miktarı ücret olarak isteyebilir. Bir başka değişle, davacı, davalının dava ve işini takip etmeye başladığı tarihteki yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen oranlar üzerinden ücret talebinde bulunabilir. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek davacnıın sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak ücret belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacının haksız olarak azledildiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, bu husus mahkemece de kabul edilmiştir. Bu durumda davacı az yukarıda 2 numaralı bentte belirtilen şekilde davalı müvekkilinden ücretini isteyebileceği gibi, haksız olarak azledilmesi nedeniyle karşı taraf aleyhine hükmedilerek miktarı da isteme hak ve yetkisine sahiptir Davacıda dava dilekçesinde, davalı müvekkilinin ödemesi gereken vekalet ücretini istediği gibi haksız olarak azledilmesi nedeniyle karşı taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretini de istemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının sadece davalı müvekkilinden isteyebileceği miktar belirlenmiş, karşı taraf aleyhine hükmedilebilecek olan vekalet ücreti hakkında ise herhangi bir değerlendirme ve belirleme yapılmamıştır. Oysaki az yukarıda açıklandığı üzere davacı haksız olarak azledildiği için karşı taraf aleyhine hükmedilecek vekalet ücretini de isteyebilir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek davacının az yukarıda belirtilen talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. (Y. 13. HD. 11.5.2010, 2009/12351 – 2010/6578)

Davacının dayandığı 16.5.2000 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık yasası hükümlerine göre hasılı davaya iştirak niteliğinde olup, ücret açık ve net şekilde belirtilmediği için geçersizdir. Anayasa Mahkemesince Avukatlık Kanununa eklenen geçici 21. maddede 7 Şubat 2008 tarihinde iptal edilmiştir. Öyle olunca, davacı, sözleşme geçersiz olduğu için sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu’nun 163/son maddesi gereği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden ücret talep edebilir. 16.5.2000 tarihli noterce onaylanan avukatlık ücret sözleşmesinde davalılar, avukatları olan davacının 1991 yılından bugüne kadar (10 yıldan beri) yirmibeş bin TL den başka hiç para almadan davalarına baktığını, davacının, ayrı ayrı davalar için ücret talep etmeden tüm davalarını, apartmanın 11 no’lu dairesinin bedeli karşılığında ta-kip ettiğini kabul etmişlerdir. Anılan sözleşmede, davacının sözleşmenin yapıldığı tarihe kadar takip ettiği davalar sırasıyla sayılmıştır. O halde, davacının dayandığı 16.5.2000 tarihli ücret sözleşmesi, sadece Şişli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1993/188 esas sayılı dosyası için düzenlenmemiştir. Bu nedenle, mahkemece, sadece adı geçen tapu iptal tescil davası için vekalet ücreti hesabı yapan bilirkişi raporuna itibar edilemez. O halde mahkemece yapılacak iş; 16.5.2000 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine konu olan tüm dosyaların incelenmesi suretiyle, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ’nun 163/son maddesi gereğince, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden davacının talep edebileceği ücret belirlenip, ödemeler düşülerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu ve bozma ilamının içeriğine yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 22.4.2010, 2009/11365 – 2010/5632)

Davacı davalının avukatı olarak aralarında yaptıkları 26.4.2004 tarihli avukatlık sözleşmesi ile davalının Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/330 esas sayılı dava dosyasını takip etmek görevini üstlenmiş, ücret olarak dava lehe sonuçlandığı takdirde taşınmazın %10 una tekabül eden 1.500 metre karelik kısmın tapusunun yada rayiç değerinin verilmesi, davanın kaybedilmesi halinde ücret ödenmeyeceği hususları kararlaştırılmış olup mahkemece taşınmaza ilişkin takip edilen ve kazanılan davanın kesinleşme tarihi itibarıyla rayiç değerinin % 10 una tekabül eden değerinin vekalet ücreti olarak tahsiline karar verilmiştir. Avukatlık ücreti avukatın vekalet hizmetine karşılık olarak avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabilir. Öte yandan avukatlık ücreti belli bir miktarı da kapsamalıdır. Şu kadar ki hasılı davaya iştirak olmamak, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmibeşi aşmamak kaydıyla dava olunan veya hükmolunan şeyin belli bir yüzdesinin de avukatlık ücreti olarak kararlaştırılması mümkündür. (Av. Kanunu md. 164/1, 2, 3) Bu koşullar altında avukatlık ücreti belli bir miktarı kapsamak üzere serbestçe kararlaştırılabilir. Ancak taşınmazın %10 unun tapusunun yada rayiç değerinin ödenmesine ilişkin kararlaştırma hasılı davaya iştirak niteliğinde olup sözleşme ücrete ilişkin kararlaştırma şekli itibarıyla geçersizdir. Taraflar arasında hukuki yardımın başladığı tarih olan 13.4.2004 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5043 sayılı yasa ile değişik 164/4 maddesi hükmü uyarınca müddeabihin %10 nu ile %20 si arasında avukatın emek ve mesaisine göre takdir edilecek bir oran üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken, geçersiz sözleşmeye değer verilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 25.6.2009, 2009/3440 – 2009/8818)

Davacı avukatın, davalının izale-i şuyu davasının takibini üstlendiği uyuşmazlık konusu değildir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde izale-i şuyu davaları için maktu vekalet ücreti öngörülmüştür. Avukatlık ücreti, avukatın vekalet hizmetine karşılık olarak avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabilir ise de, bu konuda yapılacak sözleşmeler, dava konusu mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. (Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkraları) Somut olayda, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 20.1.2001 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin 2. maddesinde davalı, dava konusu parsellerden üç adedini davacıya vermeyi taahhüt etmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre bu sözleşme hasılı davaya iştirak niteliğinde olup, geçersizdir. Böyle olunca, izale-i şuyu davasının karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir. Mahkemece, aksi düşünce ile sözleşme geçerli kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (Y. 13. HI). 1.6.2009, 2009/1638 – 2009/7573)

Dava avukatlık ücret sözleşmesinden doğan alacağın tahsiline ilişkin olup, davacı davalı ile arasında aktedilen 15.6.2000 tarihli ücret sözleşmesine dayanmaktadır. 15.6.2000 tarihli ücret sözleşmesinde davacının talep edebileceği ücretin, icra takibi ve davalardan doğan tahsil ve tescil tarihinde muaccel olan piyasa rayicinin %15’i olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bu hükmü ile kazanılan meblağın bir bölümünün ücret olarak ödeneceği kararlaştırılmış olup, bu durumda ücretin uyuşamazlık konusu hakkın bir bölümü, bir başka değişle hasılı davaya iştirak niteliğinde bulunduğu ve bu haliyle sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanununun 47 ve 164/3 maddesi hükümleri uyarınca geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Geçersiz olan bu sözleşmeye dayanılarak sözleşmede kararlaştırılan ücretin talep edilmesi de olanaklı değildir.
Öte yandan davacı dava dilekçesinde, bilgisi ve rızası dışında başka bir avukatın görevlendirildiği gerekçesiyle haklı olarak istifa ettiğini ileri sürmüş ise de, mahkemece bu konuda yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Öncelikle davacının istifasının haklı olup olmadığı üzerinde durulmalı, başka avukata vekalet verildiğini öğrendikten sonra makul sürede Avukatlık Kanununun 172. maddesi uyarınca çekilip çekilmediği hususu araştırılmalı, makul sürede çekilmediği tespit edildiği takdirde ücret isteyemeyeceği gözönünde bulundurularak karar verilmelidir. Yapılacak inceleme sonunda istifanın haklı olduğu kanaatine varılırsa, bu defa taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin geçersiz olduğu ve davacı avukatın ancak takip ettiği işlere dava veya icra takip tarihlerinde yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu hükümleri gereğince ücreti belirlenmelidir. (Y. 13. HD. 12.5.2009, 2009/5197 – 2009/6457)

Özet: Dava sonucuna katılma koşulunu içeren sözleşmenin sadece bu hükümleri geçersiz olup sözleşmenin diğer yönleri geçerlidir.Davacı, davalıların murisi olan Tahir’in vekili olarak açtığı tapu iptal ve tescil davasını başarı ile sonuçlandırdığını, kararın 15.5.2003 tarihide kesinleştiğini, dava devam ederken aralarında 26.2.2003 tarihli Avukatlık ücret sözleşmesinin düzenlendiğini, ancak ücretinin ödenmediği gibi kendisinin vekillikten azil edilip taşınmazın satıldığını bildirip, ücreti karşılığı kararlaştırılan daire veya dükkanın bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılardan Ümit, Refiye, Nesrin sözleşmenin geçersiz olup, davacının Avukatlık asgari Ücret tarifesi üzerinden ücret isteyebileceğini bildirip davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacının dayandığı ücret sözleşmesinin Avukatlık Kanununun 163 ve 164. maddelerine aykırı olarak hasılı davaya iştiraki sağlamaya yönelik olup geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Avukat olan davacının, davalıların murisi olan Tahir vekili olarak İzmir 11 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/165 esas ve 2003/248 karar sayılı tapu iptal ve tescil davasını açıp takip ederek davalıların murisi lehine sonuçlandırdığı, kararın 1.4.2003 tarihide kesinleştiği, davacı ile vekil edeni arasında 26.2.2002 tarihli Avukatlık Ücret sözleşmesinin düzenlendiği hususu tüm dosya kapsamı ile sabit ve tartışmasızdır. Davacı sözleşmenin 2. maddesinde “üzerine aldığı işten dolayı avukata davaya konu olan arsa üzerinde inşa edilecek binadan bağımsız bir dükkan veya daire verilecektir. Taraflar bu hususta kayıtsız şartsız olarak anlaşmışlardır” kararlaştırmasına dayanarak ücretinin tahsili talebiyle davayı açmıştır.
Avukatlık kanunun 163, 164 maddeleri hükümlerinde tarafların Avukatlık sözleşmesini serbestçe düzenleyebilecekleri Avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği, yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunan şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesinin Avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği, ancak dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü sözleşmenin taşıyamayacağı yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmayacağı belirtilmiştir. Öyle olunca davacı avukatın üstlendiği tapu iptal tescil davasında, vekil edenin lehine tesciline karar verilen taşınmazın üzerine yapılacak binadan bir dükkan veya daire verileceğine dair sözleşmenin 2 maddesi hasılı davaya iştirak niteliğinde olduğundan geçersiz ise de, bu madde dışında sözleşme geçerliğini korumaktadır. Sözleşmenin ücretin belirlenmesine ilişkin 2. maddesi geçersiz olduğuna göre, üzerine aldığı işi tamamlayan ve ücrete hak kazanan avukatın ücretinin, Avukatlık kanunun 164. maddesinin 4. fıkrasına göre takip ettiği tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarihteki davaya konu taşınmazın değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar olarak, asgari ücret tarifesinin altında olmamak üzere mahkemece belirlenmesi gerekir. Mahkemece az yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 3.10.2005, 7970 – 14434)

Özet: Sigorta tazminatının bir kısmının avukata ait olacağına dair sözleşme dava sonucuna katılma yasağını ihlal eder ve geçersizdir.Davacı avukatlar ile davalılar arasında düzenlenen 23.1 1.1995 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde aynen “karşı tarafın sigortasından alınacak ölüm tazminatı parasının tamamı tahsilinde avukatların olacak, ayrıca dava sonunda elde edilen tazminatların %10’u avukatlara ödenecektir” sözlerine yer verilmiştir. Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 3. bendinde “ikinci fıkraya göre yapılacak anlaşmalar dava konusu olan mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının, aynen avukata ait olacağını ve böylece avukatın taraflardan biriymiş gibi dava konusuna doğrudan doğruya ortaklığını kapsayamaz. Bu gibi ücret sözleşmeleri batıldır.” hükmü yer almıştır. Görüldüğü şekilde sözleşme ile avukatlara verilecek 200.000.000 liranın tazminat miktarının bir bölümünü teşkil ettiğinde kuşku ve duraksamaya yer yoktur.
Ayrıca, dava sonunda elde edilecek tazminatların %10 unun da davacı avukatlara ait olacağı belirtilmiştir. … Burada %25 sınırı aşılmamış ise de ücret sözleşmesinin bu hükmü Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 2. fıkrasında aranan başarıya göre değişmek koşulunun kapsamamaktadır. Diğer bir ifadeyle davanın kaybedilmesi halinde verilecek ücret miktarı belirlenmemiştir.
Bu nedenlerle ücret sözleşmesi geçersizdir. (Y. 13. HD. 30.9.1996, 5628 – 7859)

İcra takibine konu alacağın faizlerinin avukata ait olacağına dair sözleşme dava sonucuna katılma yasağını ihlal eder ve geçersizdir.
Ücret sözleşmesinde 7.500 Alman Markını havi senedin takibinden vekilin ücret alamayacağını, ancak icranın takdir ettiği vekalet ücreti ile tahakkuk etmiş ve edecek nizami faizlerin vekile ait olacağı kararlaştırılmıştır. Senet 15.8.1987 vadelidir. 16.6.1988 tarihli takip zaptında yazılı olduğu gibi 7.500 Alman Markı tutarı 5.820.000. TL’nin yanında 1.450.000. TL’den 10 aylık geçmiş günler faiz olarak takip talebinde bulunulmuş, ayrıca ücreti vekâlet de istenilmiştir. Av.K.’nın 164. m.’nin 3. fıkrası gereğince ücret sözleşmesi dava konusu olan mal, alacak veya hak gibi kıymetlerden bir kısmının aynen avukata ait olacağını ve böylece avukatın taraflardan biri imiş gibi dava konusuna doğrudan doğruya ortaklığını kapsayamaz. Bu gibi ücret sözleşmeleri batıldır. Olayda dava konusunun bir kısmım teşkil eden faiz alacağının vekile (davacı vekile) ait olacağı kararlaştırılmıştır. Temerrüt faizi asıl alacağın ferii niteliğindedir. İcra takibine de dahil edilmiştir. O halde dayanılan sözleşme anılan yasa hükmüne aykırı olup batıldır. Bu durumda davacı avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca ücret talep edebilir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (Y. 13. HD. 11. 4.1989,118-2512)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat