Avukatlık sözleşmesinin niteliği ile ilgili BAM kararı

Bedensel Zarar Maddi Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

Avukatlık sözleşmesinin niteliği ile ilgili BAM kararı

T.C.
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/1233
K. 2017/993
T. 7.7.2017

ÖZET :

Dava, davacı avukat tarafından açılan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Avukatlık sözleşmesinde avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” “sağlayıcı”, “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, kanunda belirtilen “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, avukatlık sözleşmesinin, TBK’nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece verilen görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekir.

DAVA :

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece verilen “görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine” dair karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR :

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı, avukat olup, davalı tarafından verilen 27/04/1995 tarihli vekaletname ile uzun yıllar davalının taraf olduğu dava dosyalarını takip ettiğini, bu nedenle davalıdan avukatlık ücreti ve masraf alacaklarının bulunduğunu, davalının bu borçlardan kurtulabilmek için asılsız iddialarla kendisini azlettiğini, azlin haksız olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL alacağının 27/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalıya tebligat yapılmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince avukatlığın kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu, avukatların yargısal faaliyetlerini icra ederken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da tanımlanan sağlayıcı veya satıcı sıfatına sahip olmadıkları, avukatlık hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu, yargısal faaliyeti gerektiren kamusal nitelikleri nedeniyle avukatlara verilen vekaletnamenin 6502 sayılı Kanun’un 3-1-I maddesinde belirtilen tüketici işlemi kapsamında olduğunun kabul edilmeyeceği, avukatlık sözleşmesinde, sözleşmenin bir tarafı olan müvekkilin, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, bu sözleşmenin bir “tüketici işlemi”olmadığı gibi, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan bir “sağlayıcı” da olmadığı, dolayısıyla davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında bulunduğu kabul edilmek suretiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar ( davalının vefatı üzerine mirasçıları ), taraflar arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklanan ihtilafın, tüketici işlemi olması nedeniyle, Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, yerel mahkemenin aksi kanaatle yazılı şekilde davanın görev yönünden reddine karar vermesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, davacı avukat tarafından açılan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, davalıyı vekili olarak temsil ettiğini, ancak vekalet ücretini alamadığını ileri sürerek, ücret alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece de belirtildiği üzere; avukatlık sözleşmesinde avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” “sağlayıcı”, “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan avukatlık sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu‘nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece verilen görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı taraf, harçtan muaf olduğundan, peşin alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar ve ilam harcının davalılara iadesine,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalılar üzerinde bırakılmasına,

4- İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.07.2017 tarihince oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

[/column]

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat