Avukatın Müvekkilin Kararını Temyiz Etmemesi

Tarih – Esas No – Karar No Konu
T. 07.11.2008
E. 2008/279
K. 2008/423

* Avukatın mazeretsiz olarak son duruşmada hazır bulunmaması, mahkeme kararını temyiz etmemesi ve dava sonucundan müvekkilini haberdar etmemesi
(1136 sayılı Av. K. m. 34, 136/1, 171; TBB Meslek Kuralları m. 3)

Yazdırmak için tıklayınız
Şikayetçi, şikayetlinin Ankara (24). Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan 2004/… Esas sayılı davada vekili olduğunu, ancak şikayetlinin davayı gereği gibi takip etmediğini, karar oturumuna katılmadığı gibi 12.07.2005’de kendisine tebliğ edilen hükmü temyiz etmediğini, işi ile ilgili bilgi vermediğini, dosyanın karara çıktığını ancak hakkında çıkarılan yakalama emri üzerine öğrendiğini, karardan zamanında haberdar olsa idi, hükmün temyizini isteyebileceği gibi paraya çevrilen ve taksite bağlanan cezayı da ödeyerek yakalama emri çıkarılmasına da yer bırakmamış olacağını bildirerek şikayetçi olmuştur.

Şikayetli avukat savunmasında, vekillik görevi yanında sigortalı olarak çalışan Av. H.G. aracılığıyla tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, şikayetçinin tutuklu olması nedeniyle avukatlık sözleşmesinin ağabeyi İ.Ö. ile yapıldığını, sözleşmede hükmün temyizinin kendilerine verilen görevin dışında bırakıldığını, kaldı ki hükmün temyizinde yarar olup olmadığı takdirinin vekile ait olduğunu, karar tarihinde Av. H.G.’nin Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesi’nde duruşması olması nedeniyle mazeret bildirdiğini, ancak duruşmaya yetişememesi nedeniyle yokluğunda karar verildiğini, kararın bürosunda sekreteri G.Ö.’ye teslim edildiğini, ancak sekreterin o gün işi bırakmış olması nedeniyle kararın kendisine iletilmediğinden haberdar olmadığını, mahkeme kararındaki avukatlık ücretinin icraya verilmesi sebebiyle Ankara (9). İcra Mahkemesi’nde açtığı 2005/… Esas sayılı dosyanın incelenmesiyle ortaya çıkacağını bildirmiştir.

Baro disiplin kurulu, şikayetlinin mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması, dava sonucundan müvekkilini haberdar etmemesi, mahkûmiyetle sonuçlanan davada temyiz yoluna başvurması vekilin görevi iken müvekkilinin olurunu almadan hükmü temyiz etmemesi, temyizde hukuki yarar görmüyorsa, durumu müvekkiline bildirip yazılı olurunu almamasının Avukatlık Yasası’nın 34. maddesinde ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesinde tanımlanan mesleğin özen ve doğruluk içinde yerine getirilmesi ve kamunun mesleğe güven ve inancını sarsmayacak biçimde hareket edilmesi gerektiği kurallarına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle şikayetlinin uyarma cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

Baro disiplin kurulu kararına şikayetli avukat tarafından itiraz edilmiştir.

Baro disiplin kurulu kararında şikayetli avukata yüklenen kusur, mazeretsiz olarak son duruşmada hazır bulunmaması ve mahkeme kararını temyiz etmemesi ve dava sonucundan müvekkilini haberdar etmemiş olmasıdır.

Şikayetli avukat, yanında çalışan sigortalı olarak çalışan Av. H.G.’nin son oturum günü Elmadağ Mahkemesi’nde bulunması sebebiyle duruşmaya katılamadığını bildirmiştir. Şikayetli avukatın davanın takibi için gerekli önlemleri alması yüklendiği görevin gereği olduğu gibi yanında sigortalı olarak çalışan avukatın duruşmaya yetişememesinden dolayı oluşacak durumdan da sorumlu olup, işin özenle takibinin gereğidir.

Ayrıca şikayetli avukat 17.04.2006 günlü savunmasında mahkeme kararının sekreteri G.Ö.’ye teslim edildiğini, ancak o gün görevini bırakan sekreterinin tebligatı kendisine vermemesi nedeniyle karardan haberi olmadığını bildirmiştir. Avukat bürosunun işlerini ancak kendi sorumluluğu altında sekreter veya stajyer avukat tarafından takip ettirebilir. Dolaysıyla sekreterinin tebligatı kendisine vermemiş olması avukatı sorumluluktan kurtarmaz. Bu durumda hükmün temyiz edilmemesinde şikayetli avukatın kusurunun olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Hükmün temyizinin kendisine verilen görev dışında olduğunu savunan şikayetli bunu kanıtlamamıştır. Avukatlık Yasası’nın 171. maddesi, avukatın üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip edeceği hükmünü içermektedir. İşin sonuna kadar takibi, kesin hükme kadar yapılabilecek tüm yasal yolları kapsar. Bunun aksinin yazılı belge ile kanıtlanması gerekmektedir.

Şikayetli avukatın, müvekkilini verilen karardan ve sonuçlarından bilgilendirmediği de dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Bu nedenlerle şikayetlinin eylemi Avukatlık Yasası’nın 34 ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesine aykırı olmakla disiplin suçunu oluşturmaktadır. Şikayetlinin eylemi Avukatlık Yasası’nın “Avukatların Hak ve Görevleri” ile ilgili (6). kısmında yer alan 34. madde hükümlerine de aykırılık oluşturduğundan aynı yasanın 136/1 maddesine göre verilecek cezanın en az kınama olması gerekmekte ise de aleyhe itiraz olmadığından Baro disiplin kurulunca uyarma cezası verilmesine ilişkin kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç olarak, şikayetlinin itirazlarının reddi ile Ankara Barosu Disiplin Kurulu’nun uyarma cezası verilmesine ilişkin kararının onanmasına oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...