Kanun’da belirtilen hüküm ve sonuçları doğuran bir arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirebilmek için arabulucunun, yine Kanun’da yazılı diğer şartları taşıyan bir hukukçu olması gerekmektedir. Ancak arabuluculuk mesleği, avukatlık, hakemlik, hâkimlik ve uzlaştırmacılık mesleklerinden ayrıdır. Bu meslekleri icra edenlerin tamamı yine hukukçu olmakla birlikte; anılan meslekler, arabuluculuktan farklılıklar taşır.

Arabulucu ve Avukat Arasındaki Farklar

Avukat, hukuki  ilişkilerin düzenlenmesi  ve hukuki uyuşmazlıkların  çözümünde bilgi  ve tecrübesini  adaletin  hizmetine  ve  kişilerin  yararlanmasına  sunan  kimsedir.  “Avukat” uyuşmazlık  tarafarından  birini  temsil  eder;  onun  hak  ve menfaatlerinin  korunmasına yardımcı olur; dolayısıyla tarafıdır. “Arabulucu” ise uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olur, tarafı temsil etmez; bilakis tarafsızdır. Avukat hukuki bilgisi ile tarafara hizmet sunarken arabulucu,  tarafa  hukuki  açından  görüş  vermez,  yol  göstermez.  Ancak  bu  konuda  bir ihtiyaç olması hâlinde, ihtiyaç duyan tarafara bir avukata başvurarak yasal tavsiye (legal advice) almalarını önerebilir.

Avukatlık mesleğini icra etmek için, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ndaki şartları taşıyan hukuk fakültesi mezunlarının avukatlık stajını tamamladıktan sonra bir baroya kayıt olmaları gerekmektedir. Arabulucu olabilmek için ise HUAK’daki şartları taşımak ve Arabuluculuk Daire Başkanlığının tuttuğu sicile kaydolmak gerekir. Her bir taraf avukatını seçerken serbestçe hareket edebilirken, arabulucunun seçimi veya hangi usulle atanacağı konusunda tarafarın tümünün ortaklaşa karar vermeleri gerekir.

Arabulucu ve Hakem Arasındaki Farklar

Hakem, özel hukuk uyuşmazlıklarının yargısal yolla çözümünde yer alır ve tahkim süreci, üçüncü bir kişinin yani hakemin uyuşmazlık hakkında nihai kararı ile sona erer. Hakem,  tahkim sürecinde tarafsız olmalı ve yargılamayı idare etmelidir. Arabuluculuk yönteminde de hakem gibi bir tarafsız üçüncü kişiye ihtiyaç vardır; ancak arabulucunun rolü yargılama yapmak ve hüküm vermek değil, tarafarın üzerinde anlaşabilecekleri ortak bir çözüm bulmalarına yardım etmektir. Zira arabuluculuk süreci bir yargılama değildir; arabulucu sürecin sonunda tahkimde olduğu gibi nihai ve tarafarı bağlayıcı bir karar vermez, sadece süreci yürütür. Bununla birlikte, gerek tahkimde gerek arabuluculukta tarafsız üçüncü kişiyi kural olarak tarafar seçerler. Tahkim yönteminde seçim mümkün olmaz ise atama, bir atama kurumu tarafından yapılır. Gerek hakem kararı gerek arabuluculuk neticesinde elde edilen anlaşma metni, öngörülen diğer şartları taşıması hâlinde (HMK madde 407 vd.; HUAK madde 18/2) icra kabiliyetine sahiptir.

Arabulucu ve Hâkim Arasındaki Farklar

Hâkim, devlet adına  yargılama  yapıp uyuşmazlık hakkında  yargılama  yoluyla nihai  kararı veren kişidir. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’ndaki şartları taşıyan hukuk fakültesi mezunları, hâkimlik  stajının  tamamlanması  sonrasında atanarak bu mesleği yapabilirler. Hâkim atamaları, devlet tarafından yapılır. Dolayısıyla arabulucu kural olarak tarafarca seçilirken hâkim, devlet tarafından atanmıştır ve yetki, görev ve iş dağılımı kuralları çerçevesinde önüne gelen dosyaların çözümü ile ilgilenir.

Hâkim, meslek ilkeleri gereği tıpkı arabulucu gibi tarafsız bir şekilde uyuşmazlığın çözülmesi için görev yapar. Fakat arabulucudan farklı olarak bu görev, mevcut hukuk kuralları ve delillerden  yararlanarak uyuşmazlığı nihai şekilde sona erdirilmeyi kapsar. Hâkimin verdiği karar, tarafar için bağlayıcıdır ve tarafarın yargılamanın sonucu üzerinde bir kontrolü yoktur. Arabuluculukta bağlayıcı bir karar elde edilebilmesi  ise tamamen tarafarın bu konuda anlaşmış olmalarına bağlıdır. Görevi  tarafara  yardım etmekten  ibaret olan arabulucu,  yargılama  yapmadığı  için uyuşmazlık hakkında karar verme gibi bir  yetkiye sahip değildir. Sürecin sonucunda nasıl bir karar elde edilebileceği veya bir karar elde edilip edilemeyeceği tarafara kalmıştır.

Arabulucu ve Uzlaştırmacı Arasındaki Farklar

Türkiye’de uzlaştırmacı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kanunda belirtilen suçlar için, mağdur veya suçtan zarar gören tarafın uzlaşma teklifni kabul etmesi üzerine ve fail ile bu kimselerin uzlaştırılması için atanan, savcı, avukat veya hukuk eğitimi görmüş herhangi bir kişidir. Arabuluculukta tarafarca seçilen tarafsız üçüncü kişiden farklı olarak uzlaştırmacı, savcı tarafında görevlendirilir. Uzlaştırma süreci, arabuluculuk süreci  gibi  gizlidir  ve  uzlaşma  kararı,  yine  taraf  iradesindedir. Uzlaştırmacı  da  tarafar arasındaki çatışmanın çözülmesine yardımcı olan kimsedir. Fakat uzlaştırma, bir suçun işlenmesi sonucunda ortaya çıkmış ceza hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların hukuki neticelerinin çözümünde kullanılan bir yöntem iken arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde kullanılan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir.