APARTMAN AİDAT İCRA TAKİBİ TAKİBE İTİRAZ İTİRAZIN İPTALİ DAVA DİLEKÇESİ
Yeni HMK’ a ya göre, aidat borcuna ilişkin ödeme emrine yapılan itirazda (ilamsız) açılacak olan dava da miktara bakılmaksızın görevli mahkeme NERESİDİR.?
Bu durumda yönetimin hangi kanuna göre kurulduğuna bakılmalıdır. KMK kapsamında kurulan bir site yönetimi sözkonusuysa elbette Sulh Mahkemesi görevlidir. Ancak site yönetimi kooperatifse Koop.K. md.99 uyarınca Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Aidat borcu için şekil şartları yerine geldiyse İtirazın kaldırılması için İcra hukuk mahkemesine.
1) 634 s. Kat Mülkiyeti Kanunu Ek Madde 1: Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.
2) 6100 s. HMK md 4/son “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davalar…” sulh mahkemesinde görülür.
YA GÖREVSİZ VE YETKİSİZ YERE DAVA ACILIRSA.?
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler
MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.
HMK 331/2. maddesi net bir şekil de “…Görevsizlik kararı nedeni ile yargılama giderlerine görevli mahkemenin karar vereceğini…” düzenlemiştir. Dosya görevli Mahkemeye gönderilmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinden talep halinde görevsizlik kararı veren mahkemeye başvurulması ile görevsizlik kararını veren mahkemenin davacı aleyhine yargılama giderlerini hüküm altına alacağını da yine kanun açıkça yazmıştır. Bu durumda dosyanın görevli mahkemeye gönderilerek davaya devam edilmesi halinde her halükar da görevsizlik kararı nedeni ile hükmedilmesi gereken ve davacı aleyhine hükmedileceği açık olan yargılama gideri olarak kabul edilen DAVALI YARARINA VEKALET ÜCRETİNE yine avukatlık ücret tarifesinin 7. maddesine göre karar verilecektir. Ve esas hükümle birlikte “Gerekçeli Karar da” öncelikle hükmün ilk maddesinde “görevsizlik kararı nedeni ile davalı lehine vekalet ücreti” ve esas davanın sonucuna göre de şekillenecek yargılama giderleri ve vekalet ücreti . Zira görevsizlik kararı (yetkisizlik kararı) sonucunda davanın reddi nedeni ile vekil ile temsil edilen davalı lehine vekalet ücretinin hükmedilmesi zorunluluğu halen devam etmektedir. (HMK 332/1,2,3 ve Avukatlık ücret tarifesi ) Bu nedenle bu maddenin (HMK 331/2)
……………..SULH HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE
DAVACI : …………….. APT.YÖNETİCİLİĞİ
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
KONU : İtirazın İptali ile Takibin Devamına ve % 20 den Az Olmamak
Kaydıyla İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi Talebimiz Hk.
AÇIKLAMALAR :
Davalı aleyhine,müvekkilim tarafından, bugüne kadar ödenmeyen, birikmiş aidat,ortak gider,ek ödeme ve katkı payı alacağının tahsili amacıyla ………….İcra Müdürlüğü 2013/………. E. Sayılı dosya ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup,borçluya gönderilen ödeme emri ../../2013 tarihinde tebliğ edilerek,yasal süresi içinde borçlu davalı tarafından dosyaya itiraz edilerek takip durmuştur.Haksız,mesnetsiz ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptali gerekmektedir.
ŞÖYLE Kİ :
1-Davalı …………….. Apartmanında kat malikidir.
2-Söz konusu apartmanın yönetim kurulunun kararları gereği,ortak gider,aidat,ek katkı ödemeleri vs. gibi ödemeler, mülkiyet sahipleri veya kiracıları tarafından koşulsuz şartsız ödenecek olup,bu husus tüm kat maliklerince onaylanarak imza altına alınmıştır.
3-Kat Mülkiyeti Kanunumuzun Ortak Giderlere katılmayı düzenleyen 72. maddesinin 3.bendinde “Kat malikleri, toplu yapı kapsamındaki ortak yapı, yer ve tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya bunların başka bir parselde veya kamuya ait alanlarda bulunduğunu veya bağımsız bölümlerinin veya kendilerinin durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle toplu yapı ortak gider payını ve toplanacak avansı ödemekten kaçınamazlar.” denilmiştir.
4-Her ne kadar borçlu itirazında dairesini alacaklıdan kaynaklanan nedenlerden dolayı kullanamadığını ve zararları olduğunu beyan etmişse de söz konusu durum ayrı bir dava konusu olduğundan ve ilgili yasa ve yönetim kurulu kararı gereği; aidat,ortak gider vs. gibi ödemelerin sorumluluğundan kurtulamayacaktır.
5- Borçlu ,borca itiraz ederek,borç ödemekten kaçınmaya çalışmaktadır.
6-Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.
TALEP VE SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1- Borçlunun İTİRAZININ İPTALİ ile TAKİBİN DEVAMINA ,
2- % 20 dan az olmamak kaydıyla İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE,
3- Yargılama giderleri ile ÜCRETİ VEKALETİN karşı tarafa YÜKLETİLMESİNE,
Karar verilmesini, müvekkilimiz adına bilvekale saygılarımızla arz ve talep ederiz. ../../20…
DAVACI
Adı ve Soyadı
imza
İTİRAZIN İPTALİNE KARAR VERİLEN YEREL MAHKEME KARAR ÖRNEĞİDİR
T.C.
BAKIRKÖY
4. SULH HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2013/589 Esas
KARAR NO: 2014/924
HAKİM: İ. K 39960
KATİP: A. Ö 127225
DAVACI : ATAKÖY 7-8 KISIM ……….
VEKİLLERİ: Av. ONUR ÖMEROĞLU – Ahmet Kutsi Tecer Cad. No: 16 D.13 Merter Güngören/ İSTANBUL
Av. ZÜBEYİR ÖMEROĞLU – Şair Ahmet Kutsi Tecer Cad.No:16 Atay Apt. K:3 D:13 MerterGüngören/ İSTANBUL
DAVALI :
VEKİLİ:
Üsküdar/ İSTANBUL
DAVA: İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/07/2013
KARAR TARİHİ: 13/11/2014
K. YAZIM TARİHİ: 21/11/2014
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı alacaklı vekili 16.7.2013 tarihli dilekçesinde; davalının yetkiye itirazının yerinde olmadığını, KMK’nın 33.maddesine göre taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, yönetim planının da kat maliklerini bağlayan sözleşme olup HMK’nın 10.maddesine göre sözleşmenin ifa yerinin de yetkili olduğunu, para borcu olup ifa yerinin de yetkili olduğunu, borca itirazının da haksız olduğu, KMK’nın 20/c maddesine göre katmaliklerinin ortak yerlere ilişkin gider avansını ve gider payını ödemek zorunda olduğunun belirtildiğini, kat maliklerinin pay ölçer sistemine geçilmesine yönelik bir karar alması gerektiğini, alacağın likit olduğunu belirterek itirazın iptalini ve inkar tazminatı talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili cevabında; 5627 sayılı yasanın geçici 6.maddesine göre 5 yıllık süre tanındığı, davacı tarafın bu yasayı görmezlikten geldiğini, bu yasaya göre genel kurul kararının olmadığını ileri sürmenin beyhude bir çaba olduğu, davacı tarafın Enerji Verimliliği Kanunu’nu uygulamama konusunda ısrarcı olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olup reddini talep etmiştir.
Bakırköy 16.İcra Müdürlüğü’nün 2013/3721 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 8.3.2013 tarihinde davalı hakkında 2012 yılı ekim, kasım, aralık ve 2013 yılı ocak, şubat aylarına ilişkin aidat borcundan dolayı 1.915,00 TL asıl, 164,00 TL işlemiş faiz toplamı 2.079,00 TL alacağın aylık %5 faiziyle tahsilini talep etmiştir. Ödeme emri 14.3.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesinde, yetkiye itiraz ederek yetkili yerin Beykoz olduğu, konutun yaklaşık 2 yıldır boş olup konutun merkezi sistemle ısıtıldığını, site yönetiminin 5627 sayılı yasaya göre ısı ölçerlere ilişkin işlem yapmadığını, buna ilişkin işlemleri yapması için site yönetiminin ihtar edildiğini ileri sürerek takibe itiraz etmiştir.
Celp edilen taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; Bakırköy ilçesi Kartaltepe mah.1197 ada 1 parselde bulunan L-10 blok 68 nolu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı
olduğu anlaşılmıştır. 11.11.1992 tarihli yönetim planının da geldiği, 12.maddesinde genel giderlere katılma konusu düzenlenmiş, kapıcı, kaloriferci, bahçıvan giderlerine eşit, anataşınmazın bakım, onarım giderlerine ise arsa payı oranında katılmakla yükümlü olduğu hususu düzenlenmiştir.
Kat maliklerinin 2012 ve 2013 yılı genel kurul toplantı tutanakları, işletmeprojeleri, hazirun cetvelleri celp edilmiş, bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişinin raporunda,
2012 yılı olağan genel kurulunun 22.1.2012 tarihinde yapıldığı, normal katlar için 298,02 TL aidat alınmasına karar verildiği, 2013 yılı içinde 20.1.2013 tarihinde genel kurulun yapıldığı,aylık 340,45 TL alınmasına karar verildiğini, işletme projelerinin maliklere gönderildiği, katmaliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından yarıdan fazla ile toplandığını, 5 ay için toplam 1915,42 TL borcunun olduğunu, KMK’nun 20/c göre aylık %5 gecikme zammı ile hesaplandığında işlemiş faizin 185,18 TL olduğunu yazmıştır.
Yapılan yargılama sonunda taraflar arasındaki uyuşmazlığını kat maliki olan davalı borçlunun 2012 yılı Ekim, Kasım, Aralık ile 2013 yılı Ocak, Şubat aylarına ilişkin aidat
bedellerinin ödenmemesi üzerine yaptığı takibe itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.İİK’nun 67.maddesine göre itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Aynı yasaya göre de alacağın varlığı halinde davacı lehine inkar tazminatına da hükmedileceği hususu düzenlenmiştir. Öte yandan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20.maddesinde kat maliklerinin ana taşınmazın genel giderlerine katılma borcunu düzenlemiştir. Anılan maddeye göre bağımsız bölüm sahipleri, bekçi, kapıcı vs.giderlerine eşit, ana taşınmazın bakım, onarım, işletme giderleri vb.arsa payına göre katılmakla yükümlü oldukları hususu düzenlenmiştir. Aynı yönde taraflar arasında sözleşme niteliğinde olan yönetim planında da hüküm bulunmaktadır.
Davalı borçlu, takip dosyasındaki itirazın önce yetkiye itiraz etmiştir. Davalının dosyada bulunan adresinin Beykoz olduğu açıktır. Ancak KMK’nun 33.maddesinde yetkili
yerin taşınmazın olduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, ayrıca söz konusu borç para borcu olup alacaklının ödemezamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği (6098 sayılı BK’nun 89/1 maddesi) açıktır. Bu nedenlerle yetkiye itirazın yerinde olmadığından buna ilişkin itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.
Yetkiye itirazı yerinde olmadığından borçlunun esasa ilişkin itirazlarını incelenmesine geçilmiştir.
Borçlu itirazında 5627 sayılı yasa uyarınca apartmanda ısı ölçer sistemine geçilmediğini belirtmiştir. Bu hususu hem icra dosyasındaki itirazında hem de davaya cevabında belirtmiştir. Apartman yönetimince anılan kanun hükümlerine aykırı hareket edilerek ısı ölçer sistemini faaliyete geçirmemiş olması kat maliklerinin apartmanın genel giderlerine katılma yükümlülüğünü kaldırmaz. Kat malikleri, buna ilişkin itiraz ve taleplerini gerek kat malikleri kurulunda gerekse Sulh Hukuk Mahkemesi hakimliğinden talepte bulunması gerekir. Bu nedenlerle buna yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı taraf ödeme iddiasında da bulunmamıştır. Öte yandan işletme projesi ve kat malikleri genel kurulu davalıya usule uygun olarak iadeli taahhütlü şekilde tebliğ
edilmiştir. Taşınmazın iki yıldan fazla süre boş olması da malikin aidat ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kat Mülkiyeti Kanunu 20/c maddesi uyarınca malik böyle bir husus ileri sürerek ödemekten kaçınamaz. Bu nedenlerle 2012 ve 2013 yılında belirlenen aidat toplamı olan 1.915,00 TL’y ödemekten kaçınamaz. Buna yönelik itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafa söz konusu kararlar tebliğ edilmiştir. Bu nedenle KMK’nun 20.maddesi uyarınca süresinde ödememesi üzerine temerrüde düşmüştür. Alacaklının talep ettiği aylık %5 gecikme zammını talep hakkı bulunmaktadır. Bu nedenlerle işlemiş faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir. İşleyecek faizde yukarıda açıklandığı üzere KMK uyarınca aylık %5 olarak belirlenmiş olup alacaklının bunu talep etmeye hakkı bulunmaktadır. Davalının itirazının kötüniyetli olduğu, alacak miktarının da likit olduğu gözönünde bulundurulduğunda asıl alacak üzerinden %20 oranında inkar tazminatına da karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf İİK.’nun 264/3 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebini karar verilen duruşmada talepte bulunduğundan hükümlü birlikte davalının taşınmazına ihtiyati haciz konulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1- Davanın Kabulüne,
a) Yetki itirazının iptaline,
b) Alacak yönünden yapılan yargılama sonunda 1915,00 TL asıl, 164,00 TL gecikme zammı toplamı 2079,00 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl
alacak olan 1915,00 TL üzerinden aylık %5 faiz alınmasına,Asıl alacak üzerinden %20 inkar tazminatı olarak 385,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2- Alacak miktarı üzerinden %15 teminat karşılığında davalıya ait bağımsız bölüm üzerine ihtiyati haciz konulmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 142,02 TL’den peşin alınan 35,55 TL’nin mahsubu ile kalan 106,47 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinen AAÜT göre 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan toplam 428,40 TL mahkeme masrafından davanın kabul ve ret oranına göre hesap edilen 394,61 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,33,79 TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına,
6- 6100 sayılı HMK’nun 333.maddesine göre yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,Dair Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı( HUMK 437 md göre karara karşı temyiz süresi 8 gün olup bu süre ilamın taraflardan her birine tebliğinden itibaren başlar
13/11/2014
Katip 127225
e imzalıdır.
Hakim 39960
e imzalıdır
ÖRNEK YARGITAY KARARLARI
Yöneticinin Aynı Zamanda Kat Maliki Olup Kat Mülkiyeti Yasasının 20. Md.i Hükmü Çerçevesinde İcra Takibi ve Davada Aktif Husumet Ehliyetinin Bulunduğu
T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO. 2011/18-633
KARAR NO. 2011/620
KARAR T. 12.10.2011
>YÖNETİCİNİN AÇTIĞI İTİRAZIN İPTALİ DAVASI — AKTİF HUSUMET — KAT MALİKİ ALEYHİNE AÇILAN DAVA — GENEL GİDER PAYININ TAHSİLİ– ORTAK GİDER ALACAĞI
634/m.20,34
ÖZET : Dava, ana taşınmaz üzerindeki bloğa ait ortak giderleri ödemeyen kat maliki davalılar hakkında davacı yönetici tarafından yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yönetici ana taşınmazda aynı zamanda kat maliki olup, bu sıfatı dahi Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmü çerçevesinde icra takibi ve davada aktif husumet ehliyetinin varlığının kabulü yönünden yeterlidir. Bu bakımdan, yukarıda açıklanan hükümler karşısında, Kat irtifakı kurulmuş olan 4 nolu parsel üzerinde yer alan blokların kat maliklerince anılan Yasanın 34. maddesi uyarınca atanmış olan yöneticinin veya bu parseldeki her bir kat irtifakı hakkı sahibinin ana taşınmazın genel gider payını ödemeyen kat malikine karşı icra takibi yapmak ve dava açmak hak ve yetkisi vardır. Davaya konu bağımsız bölümlerin bulunduğu bloktaki kat malikleri kurulunun seçip atadığı yöneticinin; o bloğa ilişkin ortak gider alacağına yönelik icra takibinde bulunma ve dava açma hak ve ehliyetine sahip olduğu, dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunduğu açıktır.
DAVA : Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.10.2009 gün ve 2007/915 E- 2009/951 K. sayılı kararın incelenmesi davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin15.07.2010 gün ve 2010/4894E-10882K sayılı ilamı ile;
(… Dava, ana taşınmaz üzerinde bulunan P… Sitesi B bloğa ait ortak giderleri ödemeyen kat malikleri davalılar hakkında davacı yönetim tarafından yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesine göre kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça ana taşınmazın ortak giderlerini ve bununla ilgili avansı ödemekle yükümlüdür. Kat irtifakı kurulmuş olan 4 nolu parsel üzerinde yer alan blokların kat maliklerince anılan Yasanın 34. maddesi uyarınca atanmış olan yöneticinin veya bu parseldeki her bir kat irtifakı hakkı sahibinin ana taşınmazın genel gider payını ödemeyen kat malikine karşı icra takibi yapmak ve dava açmak hak ve yetkisi vardır. Mahkemece bu yönler gözetilerek tüm kanıtlar toplanarak davanın esasının incelenmesi oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…),
Gerekçesiyle, şimdilik diğer yönler incelenmeksizin bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, ana taşınmaz üzerindeki bloğa ait ortak giderleri ödemeyen kat maliki davalılar hakkında davacı yönetici tarafından yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı/alacaklı P… Sitesi B Blok Apartman yönetimi, ana taşınmaz üzerinde bulunan P.. Sitesi B bloğa ait ortak giderleri ödemeyen kat maliki davalılar hakkında yaptıkları icra takibine, davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek, vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacıların takip ve dava yetkisine sahip olmadığını, Blok Yönetimi gibi bir sıfat bulunmadığından, bu yönetimin kat maliklerinden kat mülkiyeti hükümlerine göre talepte bulunamayacağını, ifadeyle, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin, “P… Sitesi olarak adlandırılan ve tüm blokları içeren sitenin resmi yönetim planının bulunması karşısında, B Blok Kat maliklerinin kendi blokları için hazırladığı matbu yönetim planının geçersiz olduğu, her iki bloğun fiilen ayrı yönetilmesinin davacı bloğun tamamen bağımsız konuma getirilmesi anlamını taşımadığı, davacının takip ve dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığı, 5711 Kanun gereğince yönetim konusunda uyarlama yapılması gerektiği, davaya konu taleplerin bu nedenle yerinde olmadığı, gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların tümünün reddine ilişkin olarak verdiği karar, davacı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuştur. Mahkemece önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize Davacı/alacaklı vekili getirmiştir.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; Davacı yönetimin, icra takibi yapma ve dava açma hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır:
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 2814 sayılı Kanunla değişik “Kat İrtifakı Sahibinin Hakları” başlıklı 17.maddesinde: “Kat irtifakı sahipleri, ortak arsa üzerinde yapılacak yapının, sözleşmede yazılı süre içinde başlaması ve tamamlanması için kendilerine düşen borçların yerine getirilmesini, karşılıklı olarak isteme ve dava etme hakkına sahiptirler. Kat irtifakı sahipleri yapının tamamlanması için kendi aralarından veya dışarıdan bir veya birkaç kişiyi yönetici olarak tayin edebilirler. Kat mülkiyeti yöneticisinin görev, yetki ve sorumluluklarına dair hükümler, bu yönetici hakkında da uygulanır. Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana gayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 2814 ve 5711 sayılı Kanunlarla değişik “Ana gayrimenkulün Genel Giderlerine Katılma” başlıklı 20.maddesinde ise; Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça
a) Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak;
b) Ana gayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma,(Ek ibare: 14/11/2007-5711 S.K./9.mad.) ‘güçlendirme’ ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında; Katılmakla yükümlüdür.
c) Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz. Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık, yüzde on (Değişik ibare: 14/11/2007-5711 S.K./9.mad.-yüzde beş-) hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Birinci fıkradaki giderlere, kat maliklerinden birinin veya onun bağımsız bölümünden herhangi bir suretle faydalanan, kişinin, kusurlu bir hareketi sebep olmuşsa, gidere katılanların yaptıkları ödemeler için o kat malikine veya gidere sebep olanlara rücu hakları vardır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine Aynı Kanunun, yöneticinin atanmasına ilişkin 34.maddesinde de; “Kat malikleri, ana gayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilirler; bu kimseye (Yönetici), kurula da (Yönetim kurulu) denir. Ana gayrimenkulün sekiz veya daha fazla bağımsız bölümü varsa, yönetici atanması mecburidir. Ana gayrimenkulün bütün bölümleri bir kişinin mülkiyetinde ise, malik kanunen yönetici durumundadır. Yönetici, kat maliklerinin, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. Yönetici her yıl kat malikleri kurulunun kanuni yıllık toplantısında yeniden atanır; eski yönetici tekrar atanabilir. Kat malikleri ana gayrimenkulün yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince, kat maliklerinden birinin müracaatı üzerine ve mümkünse diğerleri de dinlendikten sonra, gayrimenkule bir yönetici atanır. Bu yönetici, aynen kat maliklerince atanan yöneticinin yetkilerine sahip ve kat maliklerine karşı sorumlu olur. Sulh mahkemesince atanan yönetici, bu atanma üzerinden altı ay geçmedikçe, kat malikleri kurulunca değiştirilemez Ancak haklı bir sebep çıkarsa, onu atamış olan sulh mahkemesi, değiştirmeye müsaade edebilir.
Yönetici atanırken kendisiyle yapılan sözleşmede, teminat göstermesi şart edilebilir; sözleşmede böyle bir şart olmasa bile, haklı bir sebebin çıkması halinde kat malikleri kurulu, yöneticiden teminat göstermesini isteyebilir…” hükmü mevcuttur.
Aynı Kanunun 35.maddesinde sayılan yöneticinin görevleri arasında –maddenin (i) bendinde- “Kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması ” da bulunmaktadır.
Tüm bu yasal düzenlemelere göre eldeki dava değerlendirildiğinde :
Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, dava konusu 4 parsel sayılı taşınmaz, bir zemin on normal katlı bahçeli, natamam betonarme apartman vasfında olup; kat irtifakı kurulmuştur. Tapunun beyanlar hanesinde 20.04.2000 tarihli yönetim planı yazılıdır. Dava P… Sitesi B Blok Apartman Yöneticiliği adına hareketle, davalı B Blok bağımsız bölüm malikleri aleyhine ortak giderlerden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik takibe itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Mahkemece bir örneği dosya içine alınan 06.06.2006 tarihli P… Sitesi B-Blok Yönetim Planı da kat malikleri –ve aynı zamanda davalılardan A…- tarafından imzalanmıştır. Kat irtifakı kurulmuş olan 4 nolu parsel üzerinde yer alan blokların kat maliklerince, yukarıda hükmüne aynen verilen 634 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca, yönetici atanmıştır. Hemen belirtmelidir ki, tek parsel üzerinde kurulu bloklardan oluşan sitelerde ana taşınmaz yönünden yönetici atanmış olması, blokların kendi aralarında yönetici tayin etmesine engel değildir.
Ana gayrimenkul üzerinde bulunan blokların kat maliklerinin merkezi yönetimden ayrı olarak kendi yönetimlerini oluşturmalarını yasaklayan bir yasa kuralı da bulunmamaktadır.
Aynı parsel üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulması sırasında düzenlenen yönetim planında blok yapıların ve bağımsız bölümlerin çok sayıda olması dikkate alınarak yönetimde kolaylık sağlanması bakımından bloklar için ayrı yönetici öngörülmesi işin gereğine de uygundur.
Öte yandan, davacı yönetici ana taşınmazda aynı zamanda kat maliki olup, bu sıfatı dahi Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmü çerçevesinde icra takibi ve davada aktif husumet ehliyetinin varlığının kabulü yönünden yeterlidir. Bu bakımdan, yukarıda açıklanan hükümler karşısında, Kat irtifakı kurulmuş olan 4 nolu parsel üzerinde yer alan blokların kat maliklerince anılan Yasanın 34. maddesi uyarınca atanmış olan yöneticinin veya bu parseldeki her bir kat irtifakı hakkı sahibinin ana taşınmazın genel gider payını ödemeyen kat malikine karşı icra takibi yapmak ve dava açmak hak ve yetkisi vardır. Davaya konu bağımsız bölümlerin bulunduğu bloktaki kat malikleri kurulunun seçip atadığı yöneticinin; o bloğa ilişkin ortak gider alacağına yönelik icra takibinde bulunma ve dava açma hak ve ehliyetine sahip olduğu, dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunduğu açıktır. Mahkemece, işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanmak suretiyle oluşacak sonuca göre hüküm kurulmak gerekirken, aksine gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. O halde, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının ya
T.C.
YARGITAY
3.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2001/6416
KARAR NO: 2001/7919
Karar Tarihi: 20.09.2001
İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI – TAŞINMAZDA KAT MÜLKİYETİ VE KAT İRTİFAKININ KURULMAMIŞ OLMASI – GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMESİ GEREĞİ – AKTİF DAVA AÇMA EHLİYETİ BULUNMADIĞI GEREKÇESİ
ÖZET: Mahkemece ana gayrimenkulde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığı tespit edildiğine göre davanın hukuki dayanağı dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağı gözetilmeden, talep edilen miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin reddi gerekirken davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiştir.
(634 S. K. m. 33, Ek. m.1) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde 246.623.180 lira birleştirilen davada 128.708.000 lira alacak için takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığından reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili 30.11.1999 tarihli dava dilekçesi ile; bağımsız bölüm maliki olan davalıdan Şubat-1999 ile Eylül 1999 dönemine ilişkin 246.623.180 lira aidat gideri ile birleştirilen dosyada 128.708.000 lira ortak giderin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, ana taşınmazda kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığından Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağını bu nedenle dava konusu miktar da nazara alındığında davalının ikametgahı olan Bakırköy İcra Daireleri ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının yasal yönetici olmaması nedeniyle husumet ehliyeti de bulunmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı yönetimin aktif dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyaya getirtilen tapu kaydına göre taşınmaz arsa vasfı ile kayıtlı olup, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamıştır.
Kat Mülkiyeti Kanunun 33. ve ek 1. maddeleri hükümlerine göre kat mülkiyetinden doğan her türlü anlaşmazlık, müddeabihin miktar ve değerine bakılmaksızın Sulh Mahkemesinde çözümlenir.
Sulh Mahkemesinin bu davaya bakabilmesi için ana gayrimenkulde kat mülkiyeti kurulmuş olması ya da Kat Mülkiyeti Kanunun 17. maddesinin son fıkrasındaki koşulları gerçekleşmiş kat irtifakı kurulu bulunması, davanın yönetici ya da aynı gayrimenkulde (aynı parsel üzerinde inşa edilmiş binada) bağımsız bölüm maliki olan kişi tarafından açılmış olması gerekir.
Bu koşullar oluşmadığı takdirde genel hükümler uyarınca müddeabihin miktarına göre görevli mahkeme belirlenir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan, yönetim şeklini belirlemek üzere düzenlenen yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanacağının kabul edilmesi ile görevli mahkeme değiştirilemez.
O halde, mahkemece ana gayrimenkulde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığı tespit edildiğine göre davanın hukuki dayanağı dikkate alınarak, Kat Mülkiyeti Kanunun uygulanamayacağı gözetilmeden, talep edilen miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin reddi gerekirken davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
18.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2006/1579
KARAR NO:2006/1917
KARAR TARİHİ:13.03.2006
4822 s. Yasa m. 22
Davacı Apartman Yöneticisi ile davalı kat maliki arasındaki alacak davası hakkında Kırşehir Sulh Hukuk Mahkemesince kesin olarak verilen 16/5/2005 günlü ve 2005/270-441 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Cumhuriyet Başsavcılığının 7.9.2005 gün ve Hukuk-168164 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Apartman yöneticisi davacı 11/3/2005 günlü dava dilekçesinde, davalı Sevim Şentürk’ün anataşınmazın ortak giderlerden payına düşen 122.000.000 TL. ortak gideri ödemediğinden bu paranın faizi ile birlikte tahsili için hakkında icra takibi yapıldığını, borçlunun bu borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibe konu alacağın faizi ile birlikte tahsili ile % 40 icra inkar tazminatını davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yargılamanın ilk oturumunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın (miktar da gözönünde tutularak) 4822 sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Kurulu tarafından çözümlenmesi gerektiği gerekcesiyle görev yönünden davanın kesin olarak reddine karar verilmiş; bu karara karşı HUMK’nun 427. maddesi gereğince Adalet Bakanlığının gordüğü lüzum uzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılıgınca kanun yararına temyız yoluna basvurulmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle Dairenin geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen tapu kayıtları içeriğine göre dava konusu edilen ortak gider alacağının dayanağını oluşturan anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulmuş olduğu davacının bu taşınmazda yönetici ve davalının da bağımsız bölüm maliki olduğu anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmü gereğince kat maliklerinden herbirinin payına düşen ortak gideri ödemekle yükümlü bulunduğu ödememesi durumunda yöneticinin o kişi hakkında icra takibi yapabileceği ve dava acabilecegi öngorülmüştur. Somut olayda taraflar arasındaki uyusmazlık yasanın bu maddesınden kaynaklanmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasasının ek 1. maddesi hükmüne göre bu yasadan kaynaklanan her türlü anlaşmazlığın-değerine bakılmaksızın- Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümleneceği düşünülmeden mahkemece uygulama yeri olmayan 4822 sayılı Yasaya dayanılarak görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.’nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/3/2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO.2010/18-740
KARAR NO.2011/63
KARAR TARİHİ. 06.04.2011
İTİRAZIN İPTALİ
İçtihat Metni
Taraflar arasındaki “İtirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın görev yönünden reddine dair verilen 17.02.2009 gün ve 2006/2204 E., 2009/79 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 25.01.2010 gün ve 2009/7169 E., 2010/521 K. sayılı ilamı ile;
Dava ve birleştirilen dava dilekçelerinde, kat mülkiyeti kurulu olan anataşınmazın genel giderlerinden davalılara ait bağımsız bölümlerin payına düşen kısımların ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takiplerine yapılan itirazların iptali istenmiş, mahkemece davaya genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kat mülkiyetli bir anagayrimenkulde ödenmeyen genel gider paylarının tahsili amacıyla yapılan takiplere itirazların iptali istemine ilişkin uyuşmazlıkların Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerinin uygulanmasıyla çözümlenmesi gerekmekte olup, sözü edilen yasanın Ek 1.maddesi hükmüne göre bu tür uyuşmazlıklar, dava değerine bakılmaksızın, Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi dahilindedir.
Mahkemece bu yön gözetilerek, davanın esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…”)
gerekçesiyle şimdilik diğer yönler incelenmeksizin bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili, dava ve birleştirilen dava dilekçelerinde …107 nolu binayı imal edecek müteahhidin inşaatı terk etmesi sebebi ile binanın yıkılma ve iskeletinin zarar görme ihtimalinin söz konusu olduğunu, bu sebeple kat maliklerince binanın tamamlanmasına karar verildiğini, ancak davalılara ait bağımsız bölümlerin payına düşen kısımların ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını davalıların takibe itiraz ettiğini belirterek yapılan itirazların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
Yerel Mahkemece “…dava müşterek mülkiyete tabi taşınmazın ortak giderlerinin tahsili için icra takibine vaki itirazın iptalin talebine ilişindir. Kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamış taşınmaza ilişkin davalarda görevli mahkeme dava değerine göre belirlenir…” gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel Mahkeme önceki kararında direnmiş; hükmü Davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık mahkemenin görevi noktasındadır.
Dava, itirazın iptali istemlidir.
Sulh Mahkemesince, değer ölçütü esas alınarak görevsizlik kararı verilmiş; Özel Dairece Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davaya bakma görevinin Kanun gereği mahkemeye ait olduğuna işaretle karar bozulmuştur.
O halde, uyuşmazlığın göreve ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin belirlenmesine esas olmak üzere Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağının öncelikle belirlenmesi gerekmektedir.
Davaya konu taşınmazın dosyada bulunan tapu kaydı kapsamı ile taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulduğu belirgindir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) 17.maddesinde, kat irtifakı sahibinin hakları düzenlenmiş olup;
“Kat irtifakı sahipleri, ortak arsa üzerinde yapılacak yapının, sözleşmede yazılı süre içinde başlaması ve tamamlanması için kendilerine düşen borçların yerine getirilmesini, karşılıklı olarak isteme ve dava etme hakkına sahiptirler.
Kat irtifakı sahipleri yapının tamamlanması için kendi aralarından veya dışarıdan bir veya birkaç kişiyi yönetici olarak tayin edebilirler. Kat mülkiyeti yöneticisinin görev, yetki ve sorumluluklarına dair hükümler, bu yönetici hakkında da uygulanır.
Kat irtifakı kurulmuş gayrimenkullerde yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi anagayrimenkulün yönetiminde kat mülkiyeti hükümleri uygulanır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun Ek 1.maddesinde de “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir.” hükmü getirilerek görevli mahkeme “Kanun”la Sulh Hukuk Mahkemesi olarak düzenlenmiştir.
Bu hükümler göstermektedir ki, kat irtifakı kurulu taşınmazda yapının tamamlanması için gereken giderlerin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali davalarına da sulh mahkemelerinde bakılacaktır.
Şu hale göre, dava konusu taşınmazda kat irtifakının kurulmuş olduğu dosya kapsamı ile belli olduğu halde, mahkemece bu husus göz ardı edilerek kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilmediğinden bahisle değer ölçütü esas alınarak görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan Özel Daire bozma ilamında “kat mülkiyetli” ibaresine yer verilmişse de dava konusu taşınmazda kat mülkiyetine geçilmemiş olduğu anlaşılmakla bozma ilamı metninden “kat mülkiyetli” ibaresi çıkarılmak suretiyle değişiklik yapılarak yerine “kat irtifaklı” ibaresi eklenmesine karar verilmiştir.
Direnme kararı açıklanan değişik nedenlerle bozulmalıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile bozma ilamı metninde yer alan “…kat mülkiyetli…” ibaresinin “…kat irtifaklı…” olarak düzeltilmesine , direnme kararının yukarıda açıklanan değişik nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.04.2011 gününde, oybirliği ile karar verildi.
KOOPARATİF AYDAN BORCU.
T.C
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.13357/259
KARAR TARİHİ.15.1.2007
GÖREVLİ MAHKEME ( Ölen Kooperatif Ortağının Aidat Borcu Nedeniyle Mirasçıları Aleyhine Başlatılan Takibe Yapılan İtirazın İptali İstemi – Ticari Dava Sayıldığından Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevli Olacağı )
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan Mustafa Arslan’ın vefat ettiğini, bu üyenin ödenmeyen 1.005,30 YTL aidat borcu tahsili için bu kişinin mirasçıları olan davalılar hakkında başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dava, ölen ortağın aidat borcu nedeniyle mirasçıları aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 14. maddesinde, kooperatif ortağının ölümü ile ortaklık sıfatının sona ereceği ve anasözleşmede düzenlenecek hükümler çerçevesinde öngörülen işlemlerin yapılması ile ortaklığın mirasçılara geçebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, anılan hüküm çerçevesinde, ortağın ölümü halinde kooperatif anasözleşmesinde mirasçıların ortak olarak kalmaları konusunda düzenleme olup olmadığı ve var ise, kooperatifçe buna ilişkin bir işlem yapılıp yapılmadığı belli değildir. Aidat borcundan ortak olan kişi veya kişilerin sorumlu olmaları nedeniyle, davanın dinlenebilmesi için, davalıların ortak olduklarının belirlenmesi gerekir.1163 sayılı Kanunun 99. maddesine göre, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayıldığından, davalıların ortak olduklarının belirlenmesi görevi, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre Sulh Hukuk Mahkemesince değil, müstakil Ticaret Mahkemesi olan yerlerde bu Asliye Ticaret Mahkemelerince, olmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemelerinde Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenle mahkemece, anılan hususlar gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
ÖRNEK DİLEKÇE.2
İSTANBUL ANADOLU ( ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
KONU : TL Meblağlı ………..Esas numaralı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalıların …….aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebimiz hakkındadır.
AÇIKLAMALAR :
HMK gereğince borçlulardan birinin yerleşim yeri adliyeleri ile haksız fiilin meydana geldiği yer mahkeme ve icra müdürlükleri yetkili olup, ……..yerleşim yeri ve aynı zamanda kazanın meydana geldiği yer olan İSTANBUL ANADOLU ADLİYELERİ yetkilidir. Bu nedenle davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekmektedir.
……………ekte sunmuş olduğumuz ruhsat bilgileri uyarınca ………..Plakalı aracın maliki olduğu sarihtir.
KTK. m. 85/1 Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
01.08.2012 tarihinde ……….Plakalı araç sürücüsü ………ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nu m.85 gereğince ………..ruhsat sahibi ve teşebbüs sahibi olduğu, ………Plakalı aracın sürücüsünün; müvekkilimizin …….Plakalı aracına kusurlu olarak zarar verdiği göz önünde bulundurularak mesnetten yoksun işbu itirazların iptalini talep etmemiz zaruri hal gelmiştir. Şöyle ki;
1. 01.08.2012 Tarihli 19:00-20:00 saatlerinde hazırlanan kazada yer alan her kiki sürücünün birlikte imza altına almış oldukları, maddi hasarlı kaza tespit tutanağı uyarınca;………. Plakalı araç sürücüsü ……..kendi şeridinde seyir halindeyken …….Plakalı araç sürücüsünün dikkat ve özen yükümlülüğü kapsamında değerlendirilebilecek trafik kurallarını (KTK m.52) ihlal ederek, kontrolü altındaki araç ile hatalı manevra yapmak suretiyle müvekkilin sol ön tamponuna çarpması sonucu meydana gelmiştir.
KTK MADDE 52 –
Sürücüler :
a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken,dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere,dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken,hızlarını azaltmak,
b) Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş,yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak,
c) Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak, zorundadırlar.
2. ……..Sok. Bitiminde meydana gelen işbu kazada …..Plakalı araç sürücüsü ………manevra alması sırasında geçiş hakkı bulunan, müvekkilin malik olduğu ………Plakalı araç sürücüsünün geçiş hakkını ihlal ederek ve saat itibarıyla; geçiş yasağı bulunan bahse konu güzergâhta (…….aracın tır- kamyon vasfı mevcut)trafikte seyir halindeyken; …….hâkimiyetindeki aracın müvekkilimin aracına çarpması sonucunda meydana gelmiştir.
3. 01.08.2012 tarihli maddi hasarlı kazada ………plakalı araç sürücüsü ……… ekte sunmuş olduğumuz tutanak ve fotoğraflar uyarınca kusurlu olması nedeniyle MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN sorumlu ………haksız ve mesnetten yoksun itirazlarının iptaline karar verilmesini talep etmemiz zarureti doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : B.K. , İ.İ.K. , H.M.K. ve ilgili mevzuat.
DELİLLER : ………Esas takip dosyası, faturalar, fotoğraflar, tutanaklar, tanık, bilirkişi ve sair deliller.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda açıklamış olduğumuz sebeplerle; davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile icranın devamına ve haksız itirazından mütevellit % 20 inkar tazminatı ile ücret-i vekalet ve dava masraflarının davalıya tahmiline karar verilmesini saygıyla talep ederiz../../20…
DAVACI VEKİLİ
EKİ” : 1. Onanmış vekâletname sureti.
2. Kaza tespit tutanağı
3. Fotoğraflar