Memurlarda Atama İptali Davası Nedir?

ALACAK DAVASI MUNZAM ZARAR EKONOMİK OLUMSUZLUKLAR

ALACAK DAVASI MUNZAM ZARAR EKONOMİK OLUMSUZLUKLAR

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2019/101
K. 2022/7803
T. 7.11.2022

ALACAK DAVASI ( TBK’nın 122. Maddesinde Karşılanması Öngörülen Faizi Aşan Zararın Genel Ekonomik Olumsuzlukların Dışında Davacının Durumuna Özgü Somut Vakıalarla İspatlanması Gerektiği – Yüksek Enflasyon Dolar Kurundaki Artış Serbest Piyasadaki Faiz Oranlarının Yüksek Oluşu Paranın Satın Alma Gücünde Meydana Gelen Azalma Davacıyı İspat Yükünden Kurtarmayacağı Gibi Herhangi Bir İspat Kolaylığı da Sağlamayacağı/Mahkemece Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği )

MUNZAM ZARAR ( Davacı Bankaya Yatırdığı Parayı Mahkeme Kararı ve İcra Dosyası Vasıtasıyla Geç Tahsil Etmesi Nedeniyle Paranın Enflasyon Karşısında Eridiğini İleri Sürmüş Somut Bir Maddi Zarara Uğradığını İleri Sürmemiş ve Parasını Geç Tahsil Ettiği İçin Temerrüt Faizini Aşan Somut Bir Maddi Zarara Uğradığını İspat Edememiş Olup Mahkemece Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği – Ülkenin İçinde Bulunduğu Ekonomik Olumsuzluklardan Hareketle İleri Sürülen Soyut ve Varsayıma Dayalı Zarar İddialarının Hükme Esas Alınamayacağı/Davanın Kısmen Kabulüne Karar Verilmesinin Doğru Görülmediği )

EKONOMİK OLUMSUZLUKLAR ( Ülkenin İçinde Bulunduğu Ekonomik Olumsuzluklardan Hareketle İleri Sürülen Soyut ve Varsayıma Dayalı Zarar İddialarının Hükme Esas Alınamayacağı – TBK’nın 122. Maddesinde Karşılanması Öngörülen Faizi Aşan Zararın Genel Ekonomik Olumsuzlukların Dışında Davacının Durumuna Özgü Somut Vakıalarla İspatlanması Gerektiği )

6098/m.122

6100/m.194

ÖZET : Dava, davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Off-Shore hesabına gönderildiği, gönderilen paranın mahkeme kararı ile davacı tarafından geri alındığı, dava ve icra takibi sonucu geçen süreçte davacı parasını temerrüt faizi ile tahsil etmişse de davacının tahsil ettiği paranın enflasyon karşısında eridiği, bu itibarla davacının temerrüt faizini aşan munzam zarara uğradığı iddiasına dayalı alacak davasıdır.

TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Tüketici Mahkemesi’nce verilen 29.03.2018 tarih ve 2017/37 – 2018/505 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin E. A.Ş. şubesine banka personelinin telkin ve yönlendirmesi ile para yatırdığını, paranın usulsüz olarak off-shore hesabına aktarıldığını, müvekkilinin yatırdığı paranın mahkeme kararı ile iade alındığını, enflasyon nedeniyle müvekkilinin parasının değerini kaybettiğini, müvekkilinin munzam zararı olduğunu ileri sürerek ıslah dilekçesi ile toplam 324.959,75 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı I. Bank A.Ş. ve fer’i müdahiller vekilleri, husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esasa ilişkin savunmalarda bulunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının munzam zarara uğradığı, bu zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 227.471,83 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile davalı banka vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava, davalı I.Bank A.Ş.’nin külli halefi olduğu Y. A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Off-Shore hesabına gönderildiği, gönderilen paranın mahkeme kararı ile davacı tarafından geri alındığı, dava ve icra takibi sonucu geçen süreçte davacı parasını temerrüt faizi ile tahsil etmişse de davacının tahsil ettiği paranın enflasyon karşısında eridiği, bu itibarla davacının temerrüt faizini aşan munzam zarara uğradığı iddiasına dayalı alacak davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

… (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda … (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. … (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça … (munzam) zarar olgusu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen … (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında … (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan … zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Davacı, dava dilekçesi ile bankaya yatırdığı parayı mahkeme kararı ve icra dosyası vasıtasıyla geç tahsil etmesi nedeniyle paranın enflasyon karşısında eridiğini ileri sürmüş olup, somut bir maddi zarara uğradığını ileri sürmemiş ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ve fer’i müdahil TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ve fer’i müdahil TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı ve fer’i müdahil TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.