Adli Tatilde Yapılabilecek ve Yapılamayacak İşler

T.C. YARGITAY
İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu
Esas: 1944/26
Karar: 1946/2
Karar Tarihi: 16.01.1946

KANUNİ TATİL VAKİTLERİ – TEBLİĞ VE BİLDİRİMLER – ADLİ TATİL – MAHKEMELERİN TATİLİ SÜRESİNCE YAPILABİLECEK VE YAPILAMAYACAK OLAN İŞLERİ

ÖZET: Yargılıklarca dinlence günlerinde yapılan bildirimler geçerli olup dinlence günleri sürenin içindedir. Bitmesi dinlence zamanına rastlayan önellerin, dinlencenin bittiği günden başlayarak yedi gün uzatılması gerekir. Yukarıda özeti bulunan 14.02.1934 gün E. 1934/49 K. 1934/2 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı, 1086 sayılı HUMK.nun 2606 sayılı yasa ile değiştirilen 176. maddesinin yeni kuralları karşısında da yürürlüktedir.

(1086 S. K. m. 81, 162, 176, 177, 392) (YİBK 14.02.1934 T. ve 1934/49 E. 1934/2 K.)

23.5.1934 tarihli resmi gazete ile yayımlanan 14.2.1934 tarih ve 49/2 sayılı tevhidi içtihat kararının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun tadiline dair olan 2606 sayılı kanun ile 176. maddenin değiştirilmesinden sonra dahi cari ve tatbiki lazım olup olmadığı hususunda Yargıtay Ticaret Dairesinin 23.3.1942 tarih ve 41-2451/861sayılı ilamına aykırı bir çoğunluk meydana gelmiş olduğundan aykırılığın tevhidi içtihat yoluyla halli Ticaret Dairesi Başkanlığının 17.7.1944 gün ve 95 sayılı tezkereleriyle istenilmesine mebni aykırılığın konusu olan ilam çoğaltılarak Genel Kurul Üyelerine dağıtılmıştı.

Müzakere için kararlaştırılan 16.1.1946 tarihine rastlayan Çarşamba günü saat 9:30 da toplanan Genel Kurul Birinci Başkan Halil Özyörük’ün Başkanlığı altında müzakereye başlıyarak ihtilafın esasını teşkil eden noktalar hulasaten Birinci Başkan tarafından anlatıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra söz alan:

Ticaret Dairesi Başkanı F.H.Demirelli: 934 senesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen birinci maddesine nüstenit bir tevhidi içtihat kararı çıktı. Bundan sonra aynı kanunun 176. maddesi değiştirildi. Bu değiştirmenin sebebi herhalde şifahi muhakeme usulüne tabi işler tatilde görülemiyecekmidir meselesi üzerindeki ihtilaftır. Şifahi muhakeme usulüne tabi davalar tatilde görülebilir. Bu hakikat yeni tadille bir kat da açıklanma oldu. Bakanlık tarafından 176. maddeye ait neşredilen talimatta tebligattan bahis olmadığı için dairemizin eski ekseriyeti bu noktaya bakıp onu esas almış. Halbuki 176. madde hakkındaki bu genelgede tebligattan bahsedilmemiş olması yerindedir. Çünkü bu noktayı seksen birinci madde halletmiş bulunmaktadır. Tebligatın tatilde başka tarzda olacağı hakkında bir kayıt ve esas da vazedilemez; halbuki daire bunu esas alarak eski tevhidi içtihadın hükmü kalmamıştır sonucuna varmıştır. Bu istidlal isabetli değildir. Tevhidi içtihadın hükmü bakidir. O tevhidi içtihat seksen birinci maddeye dayanıyordu; dairemizin şimdiki içtihadı da ve ekseriyetimiz de tatilde yapılan tebligatın muteber olduğunu kabul merkezindedir.

Y.K.Aslansan: Malıkemelerin tatili sırasında yapılmış olan tebligatın muteber olup olmadığı hakkında Temyiz Ticareti Dairesinde çıkan içtihat ayrılığından dolayı mukaddema yüksek kurulumuza intikal eden ihtilaf konusu mesele incelenerek Hukuk Ulusu Muhakemeleri Kanununun seksen birinci maddesi sarahatına göre 176. maddenin manası tayin ve tefsir olunmak suretiyle mahkemelerin tatili esnasında yapılmış olan tebligatın muteber olduğu ancak müddetin bitmesi tatil zamanına tesadüf ettiği surette 177. madde gereğince yedi gün uzatılması lazım geleceği esası 14.2.1934 tarihinde içtihadın birleştirilmesi yoluyla kararlaştırılmıştı.

Halbuki Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen bir, 176. maddelerinde bahis olan tatil birbirinden tamamen ayrı ve gaiptir. Seksenbirinci madde pazar ve bayram günlerinden “Jours feries” ve 176. made ise 20 Temmuz dan 5 eylüle kadar süren mahkemelerin tatilinden bahistir. Kaldı ki seksen birinci maddenin iktibas olunduğu İsviçre’nin Nevşatel Kantonu Usul Kanununun yetmiş beş ve Alman Usul Kanununun 188. maddelerinde pazar ve yortu günlerinde hiç bir adli muamele yapılmaz denildiği ve hatta Alman Usul Kanunun 188. maddesinde tatil günlerinde ve gece tabligat yapılmıyacağı da açıkça gösterildiği halde Adliye Encümeninde kanun tasarısı üzerinde incelemeler yapıldığı sırada aslından ayrılarak seksen birinci maddede tebligat işleri istisna edilmiş ve maddeye “tebligat işleri müstesna olmak üzere tatil günlerinde aleyhine muamele yapılacak kimsenin muvafakatı olmaksızın bir muamele yapılamıyacağı” kaydı konmuştur. 177. maddemize tekabül Nevşatel Usul Kanununun 150. maddesinde “kanuni yollara müracaat ve eski hale getirme talebi müddetleri müstesnadır” fıkrası da alınmamıştır. Bu yüzden 176 ve 177. maddeleri hükmünün aslında istisna edilen bu fıkraya da uygulanması zaruretinde kalınmıştır. Taknin usullerine göre bir kanunun bir maddesine bir fıkra eklenmesi veya müstakil bir fıkranın o maddeden kaldırılması halleri dışında olarak bir madde tekrar kaleme alınmış olursa o madde tamamen değişmiş sayılır. Bu takdirde değişiklikten evvel ittihaz olunan tevhidi içtihat kararının yeni maddeye şumulü olamıyacağı aşikardır. Olayda 2606 sayılı kanun ile diğer maddeler arasında 176. madde yeniden kaleme alınmak suretiyle tamamen değiştirilmiştir. Binaenaleyh tevhidi içtihat kararından sonra yürürlüğe girmiş olan yeni 176. maddeye tevhidi içtihat kararlarının şumulü olamıyacağı düşüncesiyle ve yeni 176. maddede “görülmesi kararlaştırılan davalarla yapılacak başka işlerin tatil zamanında nasıl görüleceği Adliye Vekilliğince bir talimatname ile tayin olunur” diye gösterilen talimatnamede henüz yapılmamış olduğu gözönünde tutularak mahkemelerin tatili sırasında yapılmış olan tebligatın tekrar muteber olmadığı sonucuna varılmıştı.

Yukarıda belirttiğim gibi aslından ayrılarak pazar ve bayram günlerinde yapılan tebligatı muteber tutmuş olan seksen birinci madde hükmü adli tatile teşmil olunamaz. Mahkemelerin tatili sırasında görülecek adli işler 176. maddede bahis konusu olan talimatname ile tespit olunmak gereklidir.

177. maddemize tekabül eden Nevşatel Kantonu Usul Kanununun 150. maddesinin son fıkrası olan “kanuni yollara müracaat ve eski hale getirme talebi müddetleri” müstesnadır fıkrasının alınmaması da tatbikatta ittiratsızlık tevdilet etmektedir. 177. maddeye mezkur fıkranın alınmaması yüzünden 176, 177. maddeleri hükmünün aslında derpiş olunmıyan bu fıkraya da uygulanması gerekmektedir. Bu suretle, mahkemelerin tatilinden on dört gün evvel yapılmış olan tebliğlerde temyiz müddeti altmış altı güne baliğ oluyor ki yazın kanuni yollara müracaatta uzun bir müddet ve kışın kısa bir müddet kabul edilmiş oluyor. Usul kanunlarında hedef tutulan sade ve çabukluk esaslarıyla telifi mümkün olmayan bu ıttıratsızlığa artık son vermek zamanı çoktan gelmiş ve hatta geçmiştir. Arzeylediğim sebeplerden ötürü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen bir ve 177. maddeleri asıllarına göre düzeltilmek ve 176. maddede işaret olunan talimatname biran evvel çıkarılmak lazımdır. Bu iki maddede bi değişiklikler yapılıncaya ve talimatname çıkarılıncaya kadar mahkemelerin tatili sırasında yapılmış olan tebligatı muteber tutmamak veyahut hiç olmassa 177. maddedeki yedi günlük munzam müddetin tebligat işlerinde tatil müddetlerine dahil olduğu suretinde tefsir olunmak süretiyle mahkemelerin tatilinden on dört gün evvel yapılmış tebligatta olduğu gibi tatil müddetinin bitmesinden on dört gün evvel yapılan ve son günü altı Eylüle tesadüf eden işlerde de yedi günlük munzam müddetten bu alakalıların da istifade ettirilmesi hakkaniyet esaslarına daha uygun düşer kanaatindeyim.

Birinci Başkan: İcra ve İflas Kanunundaki tebligata ait tevhidi içtihat kararı sebebiyle bahsolunan bu maddeler ve asılları burada bir hayli münakaşa edilmişti. Buyurduğunuz tarzıhal kanunun meddulünü değiştirmeyecek ise kabul olunabilir.

Y.K.Aslansan: Amme intizamı esaslarına müstenit olan usul hükümleri mutlak surette ve geniş bir tarzda tefsir edilemez. Ancak arzettiğim husus hakkında tefsir caiz ve mahalli tafsirdir. Nitekim vaktiyle gaye manayada dahildir denilerek beş Eylül gününün tatile dahil olduğu yüksek kurulunuzca kararlaştırılmıştır. Bu kere de tebligat işlerinde 177. maddedeki yedi günlük munzam müddetin tatil müddetine dahil olduğunu kabul etmek ihtiyaca ve hakkaniyete daha uygun düşer.

Ş.Özkutlu : Bendenize eski tevhidi içtihat kararlarında bir zuhul var gibi geliyor. Seksen birinci madde açıktır ve şöyle diyor (okudular). Burada tatil olan bir mahkemede müstacel olmayan bir işin tebliği mevzubahis değildir. Kanun 162 ve 167. maddelerinde cuma, pazar meselesini de halletmiştir. (okudular). Burada yedi gün uzatılacağı kaydına rastlamıyoruz. Binaenaleyh kanunda bir insicamsızlık yoktur ve yazın müddetin uzaması, kışın kısalması gibi bir mantıksızlıkla da karşı karşıya bulunmuyoruz.

Evvelki tevhidi içtihatta biz tatillerin nevi üzerinde pek durmamışsız olsa gerektir İstinat ettiği madde tamamen değişmiş olduğu için artık eski tevhidi içtihat kararı bunu tefsir edemeyeceği için o kendiliğinden yürürlükten kalkmıştır.

Ticaret Dairesi Başkanı H.Demirelli: Efendim bendeniz tevhidi içtihat Genel Kuruluna hangi mesele için müracaat edildiğini arzettim; bunu dışına çıkmaya mahal yoktur. Bendeniz ki evvelki tevhidi içtihadın çıkmasında ekalliyette idim -mezkur tevhidi içtihat kararının meri olduğuna kailim. Çünkü seksen birinci madde değiştirilmemiştir. Bendeniz o zamanlar tatilde tebligat yapılamaz demiştim; Genel Kurul aksini kabul etti ve tevhidi içtihat kararı çıktı. Hakikaten bizde tatil günlerinde tebligat icrası daha kolaydır. Binaenaleyh bayram, pazar günleri tebligat icrası caiz olunca adliye tatilinde de icrası evleviyetle caiz olur. 177. maddede seksen birinci maddeye kıyas yapılmıştır ve seksen birinci madde elan bakidir. Tatil yapan tebligat memurları değil, mahkemelerdir.

Asıl mesele 176. maddenin tadili sebebiyle tevhidi içtihat kararı ortadan kalkmış mıdır meselesidir. Bendenizce, yukarıda da söylediğim gibi, kalkmamıştır; zira seksen birinci madde değiştirilmemiştir. O zaman bir kıyas yapılmıştı ve bu kıyas memleket ihtiyacına uygundu. Tevhidi içtihat kararının zuhule müstenit olup olmaması meselesi bizi ilgilendirmez.

Bakanlığın yapacağı talimatın lüzumu tebligatın tatildeki usulüne taalluk etmez; zira tebligatın bir kaç türlüsü yoktur. Talimatta tebligattan bahsedilmediği için tatilde tebligat yapılamıyacaktır sonucuna varılamaz. Talimat tatilde görülecek işlerin merci ve usulünü tanzim eder; tebligatın ise ne usulü ne de mercii değişmiş değildir.

Ş.Özkutlu: Üzerinde durduğumuz madde 177. maddedir. İlk tevhidi içtihatta da esas bu madde idi; seksen birinci madde 177, maddenin tefsirinde esbabı mucibe olarak ele alınmıştı. Esbabı mucibesini teşkil eden madde değiştirilmemiştir diye tevhidi içtihat kararı da meri ve muteberdir diyebilirmiyiz?

Tatilde tebligat caiz olunca müddet de işler; o halde neden son günden itibaren yedi günlük bir uzatma kabul edelim?
Mahkeme tatilde faaliyet halinde değildir ki mübaşire icap eden o kağıdı versin. İhtimallerle hareket olunamaz. 177. maddeyi ve binnetice eski tevhidi içtihat kararını kaldıran kanun tadilini nazara almak gerektir.

V.Yekebaş: Bendenizce kanunda tercüme zuhulü vardır. Kanunun 162. maddesinde müddetlerin mebdei mutlak olarak tefhim veya tebliğ tarihi diye gösterilmiştir. Bu mutlaktır; seksen birinci maddenin delaletiyle bu tefhim veya tebliğler tatil günlerinde dahi yapılabilir. Şayet müddet tatil içinde biterse bu takdirde iki hüküm mevcuttur:

1- 162. madde : Buna göre tatil müddette dahildir; şayet müddetin son günü tatile rastlarsa ertesi gün sona erer.

2- 177. madde : Tatilde yapılan tebligatlarda müddet son günden itibaren yedi gün uzatılır.

Şimdi farzedelim ki bir tebligat var; son günü dört eylüle, diğer birinin de beş Eylüle rastlıyor; bu takdirde dört Eylül’de sona erenin müddeti yedi gün uzatılmış olacaktır; Beş Eylül’de sona eren ise bir gün kazanmış olacaktır. Kanunda bu iki türlü bitiş farkı için sebep olarak ne alınmıştır bilmem belki de bir zuhul eseridir bu. Binaenaleyh biz bu tatilleri ayırmak ve manalarını tespit etmek zaruretinde bulunuyoruz. Bunun için elimizde bir karine vardır: Kanun da bir has var: 175. madde yirmi Temmuz ile beş Eylül arasındaki tarih adliye tatilidir. diyor: Binaenaleyh 177. maddedeki tatil ayrıdır ve birbuçuk aylık tatili içine alır. Şayet müddetin son günü bayram, yılbaşı gibi alelade tatillerden birine rastlarsa bittikden itibaren bir gün uzatılır; diğer büyük tatilde ise yedi gün uzatılır. Bunu ya bu arzettiğim şekilde anlamalı veya yetkili makam bu durumu düzeltmelidir; aksi halde hadisede sayın Bay Kemal Aslansan’ın bahsettikleri mantıksızlık sürüp gidecektir.

Birinci Başkan: Konumuz 2606 sayılı kanunla Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununun 176. maddesinin değiştirilmesi evvelki tevhidi içtihat kararının meriyetten kalkmasına saik olmuş mudur meselesidir; yoksa tevhidi içtihat kararının musip olup olmadığı meselesi değil. Evvelki tevhidi içtihat kararı şöyle idi (okudular). 2606 sayılı kanunla seksen birinci madde değişmemiştir. 177. madde de değişmemiştir. Binaenaleyh o tevhidi içtihat kararının gerekçeleri ayaktadır; olduğu gibi durmaktadır.

(176. maddeyi okudular). Talimat Adalet Bakanlığına şu işi gör, şu işi görme diye verilen bir yetkiyi tanzim etmez, sadece işin nasıl görüleceğini tayin eder.

Bu konuda kanunun gözettiği esas şudur: Şayet müddetin son günü yortu, bayram, yılbaşı, pazar vs. gibi tatillere rastlarsa tatilin bitmesini takip eden günü akşamı sona erer. Diğer madde ise büyük adliye tatili hakkındadır. Tadil edilen madde bunu daraltmak şöyle dursun bilakis genişletmiştir. Biraz evvel de arzettiğim gibi ilk tevhidi içtihadın müstenidatı ayakta durmaktadır; binaenaleyh onu hükümden ıskat edebilmek için yeni bir sarahata dayanmamız gerektir. Bilakis maddenin tadil edilmiş yeni şekli daha genişletilmiş bir haldedir.

Y.K.Aslansan: 934 tarihli tevhidi içtihat kararıyla mevzuu pazar ve bayram günlerindeki tatillere mütedair ve münhasır olan seksen birinci maddeye dayanılarak mahkemelerin tatili sırasında yapılmış olan tebligatı muteber tutmak suretiyle 176. maddenin tefrisi cihetine gidilmesi doğru değildi.

Tevhidi içtihat kararından sonra yürürlüğe giren yeni 176. maddeye bu kararın bittabi şumulü olamaz. İsviçre Nevşatel Kontonu Usul Kanununda 177. maddeye alınmayan “kanuni yollara müracaat ve eski hale getirme talebi müddetleri müstesnadır” fıkrasından gayri hususlara mütedair olan 176 ve 177. madde hükümlerinin aslından her ne sebeple alınmayan bu istisnai fıkraya uygulanması zarureti tatbikatta yukarıda belirttiğim gibi iki türlü temyiz süresi cereyanına yol açmaktadır. Halbuki İsviçre’de, adliye harç tarifesi kanunumuzda olduğu gibi tecil edilmiş dörtte bir harç olmadığı cihetle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 392. maddesinde yazılı olduğu üzere karar tarihinden itibaren bir hafta içinde taraflara ilam tebliğ olunmaktadır. Halbuki bizde geri bırakılmış dörtte bir harç yüzünden ilam bir hafta içinde tebliğ olunamamaktadır. Tatbikatta bu hallerin tevlit ettiği ıttıratsızlıkları önlemek için yukarıda arzettiğim üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun seksen bir, 177. maddeleri asıllarına göre düzeltilinceye ve harç tarifesi kanununa da usul kanununa göre gerekli hüküm konuluncaya ve 176. maddede bahis konusu talimatname çıkarılıncaya kadar mahkemelerin tatili sırasında yapılmış tebligatın muteber tutulmaması veyahut 177. maddedeki munzam yedi günlük müddetin tebligat işlerinde tatil müddetine dahil olduğunu kabul ve tefsir etmek suretiyle işin halli lazım ve zaruri olduğu kanaatindeyim.

Birinci Başkan: Evet ama tevhidi içtihat kararı ayaktadır.

N.Köni: Biz bu meselede kanunun aslından kasten ayrılmışız. Bizim için muta olan elimizdeki metindir. 2606 sayılı kanunla seksen birinci madde değiştirilmiştir;

Talimatnamede bundan bahsedilmemiş; çünkü bahsetmeye lüzum yoktur. Bakanlıkda kanunla bağlıdır. Tebligat kanun meselesidir, talimatname meselesi değil. Hem kanunla beraber bir de tevhidi içtihat -ki o da kanun hükmündedir- da mevcut olunca Bakanlık bunu elbette talimatnameye koymayacaktı.

V.Yekebaş: Biz eskidenberi tatbik etmekte olduğumuz Meceleyi, Fransız Kanunu Medenisini bir tarafa bırakıp da İsviçre, Alman, Nöşatel kanunlarını alıp dururken diğer taraftan bu kadar muhafazakarlık göstermemiz niçin? İslam hukuku Babı içtihat kapalıdır diye bizi bağlıyordu ve bundan şikayet ediliyordu. Şayet şimdi de tevhidi içtihat kaldırılamaz diye bir kaide konulacaksa bu eski hale avdet demektir ki biraz felaketlicedir.

Birinci Başkan: Bu kurulda böyle bir kaide konulmamıştnır ve hiç bir zaman bir tevhidi içtihattan dönülemiyeceği kararlaştırılmamıştır.

V.Yekebaş: Yalnış anlamışım efendim.

Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Ş.Temizer:Bendenizce 176. maddenin tevsi edilmek suretiyle tadil edilmiş olması tevhidi içtihadın dahi tadil edilmiş olmasını tazammun eder. Zira tevhidi içtihat kanunda tebligatın tatilde yapılamıyacağı hakkında bir sarahat bulunmaması sebebiyle çıkarılmıştır. Tevhidi içtihat tebligat muamelatı adliyeden değildir zehabının yer etmesi üzerine ısdar olunmuştur. Madde değişince bu kanaat tezelzüle uğradı; binaenaleyh maddenin değişmesiyle tevhidi içtihat kararı da ortadan kalktı.

Bu kurulca bir mesele sebebiyle, tevhidi içtihat kararlarının tadili mümkün olduğu ekseriyetle kabul edilmiştir. Binaenaleyh madem ki, bu konu açılmış bulunuyor; o eski tevhidi içtihat kararının hükümsüz olduğunu kabul etmek şanınızdandır.

Bendeniz de diğer rüfekanın kanaatlerine iltihaken tatilde bu maddede yazılı işler haricinde hiç bir işe bakılmaz diyorum. O işler nelerdir? (Maddeyi okudular). Başka işlerin ne olduğunu da madde tasrih ediyor ki, tebligat da bunlar arasındadır. Şayet mahkeme tebligatın -ki tebligat da bir iştir- yapılmasına karar verirse yapılır. Seksen birinci madde ister aslına uygun olsun, ister aslından ayrı bulunsun, bu tatilden maksat umumi tatillerdir ve bunların hükmü mahkeme tatillerinden ayrıdır. Tevhidi içtihatta biz bu ikisini karıştırmışız. Sayın Bay Kemal Aslansan ve Vehbi Yekebaş’ın izahları da bundan çıkan mantıksız sonuçları belirtti. Bu neticeler sehve müstenit içtihalramızdan doğmaktadır. Binaenaleyh bu içtihadı değiştirmeliyiz. Aksi takdirde meclisimiz meclisi ilmi değil meclisi hissi olur.

N.Köni: Burada mesukunleh, saik başkadır. Ticaret Dairesi eski tevhidi içtihat kararı 2606 sayılı kanunun 176. maddeyi tadilinden sonra da meri ve muteber midir sorusunun cevaplandırılmasını talep etmektedir. Mesele budur. Tevhidi içtihadı değiştirmek mümkündür, fakat o ayrı bir meseledir. Seksen birinci madde değişmeyip durduğuna göre tevhidi içtihat da durmaktadır.

Gelelim kanun meselesine: Bay Vehbi Yekebaş’a cevap vermek isterim: Biz kanunu tatbik ile mükellefiz; ona karşı ancak temennide, ricada bulunabiliriz. Mecellenin bahsolunan kaidesi karşısında bugün Medeni Kanunun birinci maddesi mevcuttur.

Ticaret Dairesi Başkanı F.H.Demirelli: Tevhidi içtihat kararı değişebilir. Fakat bunun için Temyiz Teşkilatı Kanununa göre yeni bir içtihat aykırılığı hasıl olması ve vaki müracaat üzerine Genel Kurul’un işi incelemesi gerekir. Biz dairemizin içtihat farklarını buraya getirmiş bulunuyoruz ki niteliğini, sebeplerini yukarıda izah etmiştim. Tebligatın pazar günü yapılması caiz olunca adliye tatilinde de caiz olması evleviyettedir. Tebligatın “ış” veya “muamele” olarak tavsif edilmesi netice üzerinde bir değişiklik yapmaz. Muamele yerine aynı manada olarak iş denilmekle yapılan kıyas zayıflamış değildir. Evvelki tevhidi memlekemizin ihtiyacına uygundur. Seksen birinci maddede sayılan tatilde yapılamıyacak muameleleri ele alarak aksi neticeye varmak pek isabetli olmaz kanaatinyedim; tebligat iş bayramda yapılabiliyor da adliye tatilinde neden yapılmasın?

Ş.Özkutlu: 176. madde tadil edilmiş değil yeniden yazılmıştır. Binaenaleyh vazııkanun 2606 sayılı kanunla yeni bir madde koymuştur. Tadil edilmiş bile saysak tatilde bir iş yapılamıyacağına dair olan fıkra yenidir ve evvelki tevhidi içtihadın bu sebeple kaldırılması gerekir.

Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Ş.Temizer: Şayanı şükrandır ki tevhidi içtihat bir nassı ilah gibi değişmezliği kabul buyrulmuyor, pek ala fakat nasıl değişir? Bir tevhidi içtihat kararı ortada durdukça ne daireler ve Umumi Heyet buna aykırı karar veremiyeceği cihetle tevhidi içtihada muhalif bir içtihat çıkamaz. Fakat bu mümkün olmadığına göre bizim aramızda hatalı olduğuna kani bulunduğumuz bir tevhidi içtihadı neden değiştiremiyelim? Bunun nasıl değiştirilebileceğini kanun söylüyor. (Teşkilat Kanunun ilgili maddesini okudular). Görülüyor ki tevhidi içtihat meselesi böyle bir meseleye resen vaziyet etmeye yetkilidir. Binaenaleyh madem ki mesele açılmıştır ve arkadaşlar da hatalı olduğuna kani bulunuyorlar, reye koyup meseleyi aydınlatmak icap eder.

İcra ve İflas Dairesi Başkanı A.Aytemiz: Tatil içinde tebligat yapılabileceği ve ancak kanunun tayin ettiği müddetin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış sayılacağı hakkında inan birleştirilmesi sretiyle verilen kararın HUMK.nun değişen 176. maddesinin aldığı şekle göre hükmü cari ve tatbiki lazım gelmediği hususu uyuşmazlığın konusunu teşkil etmektedir.

Bu kararın dayandığı Usulün seksen bir, 162, 176 ve 177. maddelerinden yalnız 176. maddesi tadil görmüş olup bu maddenin asliyle tadili arasında iki fark hasıl olmuştur. Bunlardan biri maddenin aslındaki (ihtiyari tedbirler ve şifahi veya basit usulü muhakemelere tabi bulunan ve müstacel addolunan hususat) cümlesi yerine (ihtiyati tedbirler ve kanunda şifahi veya basit muhakeme usulleriyle yürütülmesi yazılı olan veya mahkemece acele görülmesi kararlaştırılan) ibaresi kaim olmuş yani yalnız müstacel kelimesinin başındaki ve harfi yaya çevrilmiştir. Diğeri de yapılacak işler tabiri eklenmiştir. Tatil zamanında bu işlerin nasıl yapılacağının Adalet Bakanlığınca tanzim olunacak bir talimatname ile tayin olunacağında ve bu sürenin dışında bir davaya bakılamayacağında ve bir iş görülemiyeceğinde bir güna değişiklik yapılmamıştır.

Değişmeyen seksen birinci maddede tatil içinde de tebligat icrası caiz ve 162. maddede tatil günlerinin müddete dahil olduğu ve 177. maddede tatilin bitmesinden itibaren müddetin yedi gün uzatılmış sayılacağı yazılı olup sözü geçen 176. maddenin tadilinde tebligata dair hiç bir kayıt ve işaret bulunmamış ve tatil içinde tebligat yapılıp yapılamıyacağı hakkında talimatnamede bir kayıt ve beyan olmamakla beraber olsa bile seksen birinci maddenin açık hükmü karşısında bunun bir kıymeti olmayıp inan birleştirilmesi kurumunca verilen işbu karar tekrar incelenerek ortadan kalmadıkça benzeri işlerde uygulanması zaruri bulunmuş olduğundan yukarda gösterilen değişikliğin adı geçen kararın hüküm ve kuvvetini giderecek veya azaltacak bir tesir yapmamış olduğu düşüncesindeyim.

Birinci Başkan: Efendiler: 1221 sayılı Temyiz Teşkilatı Kanununun sekizinci maddesi şöyledir (okudular) Sayın Bay Şemsettin Temizer’in okudukları fıkra makabline şamil değildir. Bir mahkeme kendi verdiği kararı zuhul etmişim diyerek nasıl kaldırabilir? Tevhidi içtihat kararları mabihilimtisaldir; bu tabir bize ihtiyar hakkı bırakmıyor. Tevhidi içtihat, kanunun tefsiri demektir ki değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması ancak istinat ettiği maddelerde değişiklik olması ile mümkün ve kabildir. Yoksa tevhidi içtihat kararları layetegayyer değildir; fakat değiştirilebilmesi için anlayışta değil müstenidatında değişiklik olmalıdır. Evvelki tevhidi içtihat kararının dayandığı seksen bir ve 177. maddelerde değişiklik olmamıştır; 2606 sayılı kanunla 176. madde değiştirilmiştir ki bu da tevhidi içtihadın dayanağını teşkil eden madde değildir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri K.nun 176. maddesinin tadil edilmiş şekli: (İhtiyati tedbirler -ve kanunda şifahi veya basit muhakeme usulleriyle yürütülmesi yazılı olan- veya mahkemece acele görülmesi kararlaştırılan davalarla yapılacak başka işlerin tatil zamanında nasıl görüleceği Adliye Vekaletince bir talimatname ile tayin olunur. Bu müddet içinde bunların dışında bir davaya bakılmaz ve bir iş yapılmaz).

Maddelerin eski şekli : (İhtiyati tedbirler ve şifahi veya basit usulü muhakemelere tabi bulunan ve müstacel addolunan hususat hakkındaki muamelatı adliyenin tatil zamamında ne suretle ifa edileceği Adliye Vekalati tarafından bir talimatname ile tayin olunur. Bu müddeti zarfında bunun haricinde bir muamele ifa olunamaz.).

Maddenin ilk şeklinde metin itibariyle ve hüküm bakımından zafı telif vardır. (Şifahi veya basit usulü muhakemelere tabi bulunan ve müstacel addolunan) bu ibare usulün koyduğu hükümler ve prensipler itibariyle doğru değildi. Çünkü, şifahi usulü muhakeme sulh mahkemelerinde caridir. Ve bittabi basit işlerde tatbik olunan bir usuldu. Filhakıka bunun da müstacel olanları vardır. Bu takdirde biliyorsunuz ki, yalnız davetiyenin tebliği müddeti kısaltılır.

Basit usulü muhakeme ise; Konkordato, mecrunun tahliyesi resmi senede müstenit davalarda ve kanunen hakimin iki tarafın izahatını dinlendikten sonra veya dinlenmeksizin muhakeme haricinde karar vermesi lazım gelen meselelerde tatbık olunur. Bunlarda hem müstaceliyet ve hem besatet vardır. Mesela, muhakeme haricinde karar verilmesi lazım gelen meseleler, esasa taalluk etmeyen veya muhakemeye muhtaç olmayan basit işlerdir, konkordato ve mecurun tahliyesi ise binefsihi acele sayılması gereken meselelerdir.

Bu sebepten şifahi veya basit muhakeme usullerine tabi olandan sonra ve müstacel sayılan sözü, ve işin şifahi veya basit usulü muhakemeye tabi olmakla beraber müstacel sayılması da lazım geleceği manasını ifade etmediği ve bu ibareden esasen böyle bir hüküm çıkarılması maksut olmadığı halde bazı mahkemelerce böyle telakki edilmesinden dolayı bu zehap ve talakkiyi önlemek maksadıyla tadil edilmiş şeklinde (veya mahkemece acele görülmesi kararlaştırılan davalar) tarzına ifrağ edilerek müstacel sayılan kaydının bundan evvelki cümleye raci olmadığı anlatılmak istenilmiş ve bunun için madde değiştirilmiştir.

Fakat değiştirilen bu defa da (yapılacak başka işlerin) kelimeleri ilave edilmiş ve bunun ne demek olduğu ve ne kastedildiği müphem bırakılmıştır. Belki gerekçesinde izahlar vardır. Fakat maddedeki müphemiyet açıktır. Bununla belki tebligat işleri kastedilmiştir.

Yalnız şurası muhakkaktır ki; Adliye Vekaletine maddede verilen salahiyet yalnız bu işlerin tatil zamanında nasıl görüleceği hakkında bir talimatname yapmaktan ibarettir. Yoksa yapılacak başka işlerin ne gibi işler olduğunu ve bundan vazııkanunun ne kasteylediğini bu talimatnamede belirtecek değildir. Bunun için Ticaret Dairesi Aliyesinin kararında Adliye Vekaletince yapılan talimatnamede tebligat işlerinin bulunmaması sebebine dayanmak kanaatımca doğru değildir. Bununla beraber seksen birinci madde hükmü ilga edilmiş olmadığı gibi 177. maddede ayakda bulunmaktadır.

177. maddede (Bu kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeye lüzum olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış addolunur). Bu madde ile seksen birinci madde arasındaki irtibat zahirdir.

Seksen birinci maddedeki hüküm de (Tatil günlerinde tebligat işleri müstesna olmak üzere hiç bir muamelei adliye yapılamaz) dan ibarettir. Tatil günlerinde tebligata vazııkanun esas itibariyle müsaade etmiş ve bunu seksen birinci maddede taknin etmiştir. Seksen birinci madde tadile uğramadığına göre 176. maddede (yapılacak başka işler) cümlesinden Adliye Vekaletinin tebligat işlerini istisna edip etmemek gibi bir salahiyet sahibi olduğunu ve talimatnamede buna dair bir kayıt olmadığına göre bu işlerin müstael sayılmadığını düşünmek bile bence musip olamaz.

Evvelce ittihaz olunmuş bulunan tevhidi içtihat kararı hükmü değişmemiştir. Kararı muhafaza etmek yerinde olur.

Sonuçta:

Tartışmaların sonunda oyların üçde ikisini geçen bir çoklukla aşağıdaki karara varıldı:

Mahkemelerin tatili süresince yapılabilecek ve yapılamayacak olan işlerin içtihadı birleştirme yolundaki Genel Kurul karariyle ilgili olan tebliğ işleri bahsinde 1086 Sayılı Kanunun 176. maddesiyle 2606 sayılı kanunun aynı maddesi arasında bir fark yoktur. Maddede yapılan değişiklik başka konulardadır. Onun için maddenin metni değiştirilmeden önce verilmiş olan karar bugün de yürürlükte bulunmaktadır. Kararın esası aynı kanunun hiç bir değişiklik geçirmeyen seksen birinci maddesinin tatil günlerinde aleyhine muamele yapılacak kimsenin muvafakatı olmaksızın yapılamıyacak olan işlerden tebliğ işlerinin müstesna tutulmuş olmasıdır. Kanuni tatil günlerinde yapılabileceği bu suretle anlaşılan tebliğ işleri mahkemelerin tatili zamanında da yapılabilmelidir. Usul kanunumuzun tebliğ işlerini diğer muamelelerden bu suretle ayırması, memleketimizin adet ve ihtiyaçlarını gözönünde tutmuş ilmasından ileri gelmiştir. Yasa koyanın bu düşüncesi 176. madde değişmeden önce de, değişdikten sonra da doğru ve memleketimizin adet ve ihtiyaçlarına uygundur; aksini düşünmek kanunun hiç bir resmi muameleye müsaade etmediği pazar ve diğer tatil günlerinde yapılmasını caiz gördüğü bir işin nöbetçi mahkemelerce bazı davaların bile görüldüğü bir zamanda yapılmasına müsaade etmediğini kabul etmek olur. Bu ise, kanunda prensip ve mantık bakımından bir aykırılık ve ahenksizlik bulunduğuna ihtimal vermek demektir. Prensip birliği bakımından da kanunun seksen birinci maddesinde kabul edilmiş olan istisra, tebliğ işlerini her türlü tatil günlerinde muteber saymayı icap ettirir. 176. maddede yapılmayacağı gösterilen muamele veya işler arasında tebliğ işlerinin yeri olmadığı, yani tebliğ muamelelerinin tatil zamanlarında da muteber olarak yapılabileceği bu suretle anlaşılmaktadır.

SONUÇ: Yukarda yazılı sebeplerden dolayı 14.2.1934 Tarih ve 49/2 Sayılı tevhidi içtihat kararına Yargıtay dairelerince bugün de uyulmak gereklidir. 16.1.1946

KARŞI OY YAZISI

Kanunumuzda tebligat işleri müstesna olmak üzere hiç bir adli muamele yapılamıyacak olan tatil günlerinden maksat pazar ve bayram günleri << Les dimamches et les jours feries>> (Türk Hukuk Muhakeme Usulü Kanunu madde: Seksen bir, 162; Neuchatel Hukuk Muhakeme Usulü M: Yetmiş beş, 137) ve Adalet Bakanlığınca yapılacak talimatta ne suretle ifa edileceği gösterilenlerden başka muamele yapılamıyacak olan tatil zamanından maksat da << mahkemelerin tatili Des Vacances Judioiaires >> dir. (Türk Neuchatek Hukuk Muhakemeleri Usulü, birinci bap, on ikinci fasıl). Bunlardan birincisi müddette dahildir. Ancak müddetin son günü tatile tesadüf ederse tatilin ertesi günü hitam bulur. (Hukuk Muhakemeleri Usulü M:162).

İkinci tatil zamanında biten müddetler bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış olur. (Kez. M: 177) birbirinden tamamen ayrı olan bu mefhumlardan birincisine kanunumuz <<tatil günleri>> ve ikincisine <<tatil zamanı>> demiş ve bu suretle hukuk edebiyatımıza mal etmiştir. Şu halde <<mahkemelerin tatili Des vacances Judiciaires>> zamanında yapılması kanunen tecviz olunan ve ifası sureti Adliye Vekaletince bir talimatname ile tayin kılınacak olan muameleler>> ihtiyati tedbirler, şifahi veya basit muhakeme usullerine tabi bulunan veya mahkemece acele görülmesi kararlaştırılan davalara>> maksur olmak gerektir. (Keza M: 176) öyle ise bu <<tatil zamanında>> yapılabilecek muameleler arasında tebligatın yeri olmamak icap eder. Ancak, evvelce yapılıp da <<tatil zamanında munkazi olan müddetler yedi gün uzatılır (keza M: 177).

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...