Açık Poliçe Nedir?

Çekten Cayma Talep Dilekçesi

Açık Poliçe Nedir?

TTK Madde 592* – Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara riayet edilmemiş olması keyfiyeti, hâmile karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil poliçeyi kotu niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mumkun bulunmuş olsun.

Açığa  imza,  bono  imzalanır   diğer  bölümleri  kısmen   veya  tamamen   boş bırakılarak lehdara verilir.

Tedavüle çıkarılırken düzenleme tarihi atılmamış olan senet (bono) ya “eksik” senet (bono) olarak ya da “beyaz (açık)” senet (bono) olarak düzenlenmiştir. Eğer senetteki noksanlığın -örneğin: düzenleme tarihinin daha sonra alacaklı tarafından senede konulması kararlaştırılarak, senet borçlu tarafından imzalanıp lehdara verilmişse, bir “açık (beyaz) bono” var demektir. Eğer, senet düzenlenirken, senetteki noksanlığın, örneğin: düzenleme tarihin daha sonra alacaklı tarafından senede konulması kararlaştırılmadan senet borçlu tarafından imzalanıp lehdara verilmişse, ortada “eksik bono” var demektir. “Eksik bono”ya alacaklı daha sonra düzenleme tarihini kendiliğinden atamaz. Aksi takdirde, bu davranışı Özel (hususi) evrakta sahtekarlık sucu olur.

İspat Yükü ve İspat Şekli

Tamamen doldurulmadan bono düzenlemek mümkündür. Bu durumdaki bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu belge ile kanıtlanmalıdır.

Bir bononun açık (beyaz) bono olarak mı yoksa “eksik bono” olarak mı düzenlendiği konusunda çıkacak uyuşmazlıkta, ispat yükü, bononun eksik bono olduğunu ileri süren borçluya düşer. Çünkü, gerek uygulamadaki gereksinimler ve gerekse TK. m. 592 hükmü, düzenlenmiş olan bononun, karine olarak açık (beyaz) bono olarak kabulünü gerektirir. Borçlu, “düzenleme tarihi”ni koymadan imzalayıp alacaklıya verdiği bononun, “adi senet şeklinde kalmak üzere eksik bono olarak” düzenlendiğini ve “alacaklıya daha sonra düzenleme tarihini atma yetkisini vermemiş olduğunu” “yazılı kanıtla” ispat etmek suretiyle, alacaklının kendiliğinden düzenlenme (keşide) tarihi atarak bono haline dönüştürdüğü senedi -ve icra takibini- iptal ettirebilir. Ayrıca alacaklının TCK. m. 345’e göre “hususi evrakta sahtekarlık suçu”ndan dolayı cezalandırılmasını sağlayabilir.

Düzenleme (keşide) tarihi en geç ne zaman atılabilir sorusuna Talih Uyar, İcra Hukukunda Kambiyo Senetleri isimli eserinin 18’inci sahifesinin 2’nci paragrafında;

«Kanımızca, “ödeme protestosunun çekilebileceği sürenin sonuna kadar” düzenleme tarihi senede atılabilir. Ödeme tarihi atılmış olmalıdır. Senet için düzenlenen protesto evrakında, düzenleme tarihinin bulunmadığının belirtilmemiş olmasına rağmen, icraya konulan senette de düzenleme tarihinin bulunması halinde, senedin kambiyo senedi niteliğini kaybettiği sonucuna varılmalıdır.» şeklinde cevaplıyor. Devam eden paragrafta senedin bankaya tahsil cirosu ile tahsil için verilmesinden sonra düzenlenme tarihinin atılmasında Yargılayın sonraları kararında takibi iptal etmediğini belirtiyor.

Bononun, aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş olduğu iddiası borçlu tarafından iyi niyetli hâmillere (üçüncü kişileri karşı ileri sürülemez.) (TK. m. 592, 690/11, 130/3)

Açık bononun sonradan doldurulmasından çıkacak uyuşmazlıklar keşideci ile lehdar arasında mevzubahis olabilir. Ve TK’nin 592’nci maddesi hükmünce çözümlenebilir.

Açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen senet anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ispat olunmadıkça geçerli sayılır. Öte yandan defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve gücünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun, şahitle ispatlanamaz. Senetle ispatı gereken hususlarda karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir. Ancak bu muvafakatin hukuki sonuç doğurabilmesi, belirli işlemlerin gerçekleşmesine bağlıdır. (TTK. 592, HUMK. 289)

Güven üzerine verilmiş imzalı boş belgenin imza sahibinin iradesi ve amacı dışında doldurulması halinde imza sahibinin hatası söz konusu olmadığından iddianın tanıkla ispatına imkan yoktur.

Mahkeme belgenin doğruluğunun kabul ettiğine göre, davacının dayanmadığı nedenlere dayanarak belgenin bir bölümünü hükümden düşürüp geçersiz sayması doğru değildir. (HUMK. 293/5 – İİK. 72)

Açık bono tanzimi mümkün olup, anlaşma hilafına doldurulduğunu davacı ispat edemediğine göre, davalıya yemin teklif hakkı hatırlatılıp neticeye göre karar verilmesi gerekir. (TTK. 592)

Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçu

Açığa imzanın anlaşmaya aykırı olarak doldurulması, yani kötüye kullanılması Türk Ceza Kanununun 509’uncu maddesinde suç olarak düzenlenmiştir.

“Sanığın müdahilin imzasını taşıyan yazısız bir kağıdı 600.000 liralık bir bono haline getirme eylemi TCK’nin 509’uncu maddesinde müeyyideye bağlanmış, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturur. (Y. CGK. 04.06.1984-6-16/203)

Ceza Davasında Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması nın İspatı

Eleştirilmesine rağmen Yargıtay, ceza davasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki ispat hükümlerinin uygulanacağı aşağıda belirtilen İçtihadı Birleştirme yoluna gitmiştir. Yani senede karşı senetle ispat zorunluluğunu getirmiştir.

“İmzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça (hukuken) hükmü haiz bir muamele yazıldığı veya yazdırıldığı iddiasıyla Türk Ceza Kanununun 509’uncu maddesine dayanılarak şikayet edilmesi üzerine açılan ceza davasında sanığa yüklenilen bu eylemin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat edilemez.” (Y. İBK. 24.03.1989-1/2)

Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Mahkemesine Etkisi

İster mahkumiyete ister beraata ilişkin olsun kesinleşen ceza mahkemesi ilamında tespit edilen maddi olgular hukuk hakimini de bağlar. (Borçlar Kanunu m. 53)

Ceza Mahkemesindeki bu konudaki derdest olan dava var ise bunun sonucu beklenilmelidir.

Ceza mahkemesinin kesinleşen mahkumiyet hükmü, hukuk hakimini de bağlayacağından (BK. m. 53), davah-alacaklı hakkında “güven kötüye kullanma” suçundan dolayı verilen mahkumiyet hükmünün, dava konusu senedin “beyaza (açığa) imza suretiyle düzenlendiğinden hükümsüz olduğu” iddiasıyla açılan iptal davasında, “kesin hüküm” olur. (Y, 11. HD. 25.01.1983-5656/245)

Kesinleşen ceza mahkemesi kararında, dava konusu senetlerin davacı tarafından tanzim edilip imzalandığının saptanmasına, ceza mahkemesinde saptanan maddi olguları hukuk hakimini de bağlar.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat