Kambiyo Senetlerinde Faiz

0
50642
İdari Dava Açma Süresinin Ne Zaman Başlar
İdari Dava Açma Süresinin Ne Zaman Başlar

KAMBİYO SENETLERİNDE FAİZ

Kambiyo senetlerinde (bono) faiz oranı ile ilgili hükümler TTK’nin 637/2, 638/2 ve 722/2’nci maddelerinde yer almaktadır. Anılan hükümlerde faiz oranının %10 olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi TTK’nin 637/2, 638/2 ve 722/2’nci maddelerinin bu konuda özel hüküm niteliğinde olduğunu bu nedenle 3095 sayılı Kanunun l’inci maddesi uyarınca faiz uygulaması gerektiğini kabul etmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ise kambiyo senetleri düzenleme işinin ticari iş olduğunu bu nedenle temerrüt halinde reeskont faizi uygulanacağını belirtmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kambiyo senetleri düzenleme işinin ticari bir iş olduğunu bu nedenle talep halinde 3095 sayılı kanunun 2’nci maddesinde öngörülen oranda faiz istenebileceğini kabul etmiştir.

İlgili içtihat:

«Taraflar arasındaki “istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; A. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.1.1994 gün ve 1992/1075-1994/97 K. sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1989-1510 sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan icra takibinde asıl borca %30 faiz yerine %76 oranında faiz uygulandığından 926.000 lira fazla ödeme yaptığını, bunun masraf, harç ve ücreti vekaleti ile birlikte 1.200.000 lira davalıdan alacaklı olduğunu iler sürerek bu meblağın faizi ile %40 icra inkar tazminatı ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevabında iddianın doğru olmadığını, icra takibindeki tahsilatın Yasa ve usule uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma dosyadaki yazılı kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran yapılan davacının davalıya fazla para ödediğinin ispatlanamadığı, kaldı ki söz konusu icra takibi ile ilgili olarak henüz borcun tamamının ödenmediği ve davacının borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, fazla ödenen faizin istirdat suretiyle geri alınmasını istemiştir. Davalı bonoya dayanarak icra takibinde bulunmuş ve talepnamede %76 oranında temerrüt faizi istemiştir. Bono düzenlenmesi ve bono alacağı ticari bir işten doğmuş olmakla beraber TTK’nin 637’nci maddesi ve Dairemizin kökleşen İçtihatlarına göre faiz oranının %30 olması gerekmektedir. Mahkemece bu %30 oranı gözönüne alınarak fazla alınan faizin istirdadına karar vermek gerekir.

Ancak faiz tutarı davacıdan tahsil edilmemiş ise, davanın menfi tespit davası olarak görülmesi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının iddiasının incelenmesi, faizin tamamı ödenmişse istirdada karar vermek ve eğer faiz ödemesi yok ise iddianın menfi tespit olarak öncelenmesi ve sonucunda göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davada uyuşmazlık, bonolarda vade tarihinden sonra uygulanması gereken temerrüt faizinin oranından kaynaklanmaktadır. TTK’de, temerrüt faizi konusu genel olarak 9’uncu maddede düzenlemeye tabi tutulmuş, aynı Yasanın 1461 ‘inci maddesinde ise, bu maddedeki koşulların oluşması halinde ticari işlerde banka iskontosu üzerinden de temerrüt faizi istenebileceği anılan yasanın 637 ve 722’nci maddelerinde de, kambiyo senedinin niteliğine göre vade veya ibraz tarihinden itibaren istenebilecek faiz oram yine Yasanın 9’uncu maddesindeki aynı orana tabi tutulmuş bulunmaktadır. Daha sonra 19.12.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3095 sayılı kanuni faiz ve Temerrüt faizine ilişkin kanun ile, Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda gösterilen faiz oranlan değiştirilmiş ve bu Yasanın 2’nci maddesi ile temerrüt faiz oranı, adi iş, ticari iş ayrımı yapılmadan %30 olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin 3’üncü fıkrası ise, “ödeme yerinde ve ödeme zamanındaki banka iskontosu, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, TC. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için Öngördüğü reeskont oranına göre istenebilir” hükmüne yer vermiş bulunmaktadır.

Ticari işlerde uygulanması gereken yasal düzenlemenin bu şekilde tespiti yapıldıktan sonra dava konusu olaya dönülecek olunursa, mahkemece, direnme kararında bononun mutlak ticari işlerden olduğu gerekçesine dayanılarak kambiyo senetlerinde 3095 sayılı Yasanın 2/3’üncü maddesinde öngörülen reeskont oranında ticari temerrüt faizi istenebileceği kabul edilirken, Özel Dairece, kambiyo senetlerine ilişkin faiz düzenlemesinin TTK’de yer alan genel hükümlerden ayrı olarak özel bir düzenlemeye tabi tutulduğu gerekçesiyle reeskont oranındaki temerrüt faizinin kambiyo senetlerinde uygulanamayacağı kabul edilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, 3095 sayılı Yasanın l’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, Bankalar Kurulu’na bu yasanın yayınlanmasından sonra ekonomik koşullar dikkate alınarak faiz oranını artırabilme yetkisi verilmiş bulunduğu halde ve aradan enflasyonun artarak süre geldiği on yıla yakın bir zaman dilimi geçmesine karşın, hükümetçe oran artırılmamış ve bu nedenle faiz yetersiz kalmış bulunmaktadır, bu durum karşısında alacaklıların, alacaklarına adil bir şekilde kavuşabilmelerinin, 3095 sayılı Yasanın en geniş bir biçimde yorumlanması ile mümkün olabileceği açıktır. Bunun sağlanmasının da bu gün için yargıya düşen önemli bir görev olduğu aşikardır. Nitekim, doktrindeki tartışmalarda da, bu husus aynı şekilde kabul edilip, açıklanmaktadır (Bkz. Prof. Dr. H. Sami Türk, Kambiyo Senetlerinde Temerrüt faizi, Türk Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararlan Sempozyumu XI Ankara, 1994 sh. 207-255).

Açıklanan biçimde olaya yaklaşıldığında soruna çözüm bulunabilmesi için, yukarıda değinilen ve yürürlükteki Yasa kurallarından hangisinin öncelikle uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Bilindiği üzere, TTK, Medeni Kanun ve BK genel nitelikli kanunlar olup, bu kanunlar da yer alan hükümlerin de bu nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Bu kanunlar yürürlükte iken bunlara ilişkin özel düzenlemeler getiren Kanunlar ise, Özel Kanun niteliğinde kabul edilmektedir (Bkz. Dr. Seyfullah Ediş Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, Ankara 1979 sh. 166 vd.). Hâl böyle olunca, TTK ve BK’de sadece faiz yönünden değişik düzenleme getiren 3095 sayılı yasada yer alan kanuni ve temerrüt faize ilişkin hükümlerin, birer Özel Yasa hükümleri olarak kabulü ve genel hükümlerden önce uygulanmasının gerektiği sonucuna varılmaktadır. Varılan bu sonuç karşısında, esasen ticari bir iş olduğu çekişmesiz olan bono düzenlenmesi nedeniyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının, ticari temerrüt faizi olduğu ve istek halinde de 3095 sayılı Yasanın 2/3’üncü maddesinde öngörülen reeskont oranı temerrüt faizine hükmedilebileceğinin kabulü icap etmektedir.

Bu itibarla yerel mahkemenin, mevcut delilleri değerlendirmek suretiyle ve isteğinde bulunduğunu gözeterek reeskont oranında ticari temerrüt faiz istenebileceğine ilişkin kabulü doğrudur. O halde usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.

Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.4.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.»

Bonolarda Temerrüt Faizi

Ticari işlerde temerrüt faizi oranı ise, TC. Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günlük kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı reeskont oranından fazla ise arada sözleşme olmasa bile avans faiz oranıdır. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık gün0 uygulanan faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında yeni oran uygulanacaktır. Maddede farktan bahsedildiğinden bu fark artma veya eksilme şeklinde olabilir. Örneğin 31 Aralık 1999 tarihinde avans faiz oranı %70 olup, 30 Haziran 1989 tarihinde de aynı oran geçerli olduğundan 2000 yılında ticari işlerde uygulanacak temerrüt faiz oranı %70 olacaktır.

Temerrüt faizi miktarı sözleşmede kararlaştırılmamış ise akdi faiz reeskont ve avans oranından fazla ise temerrüt faizi akdi faizden az olamaz.

Bonolara Yasal Faiz Takdiri İsabetli Değildir

Takip konusu senetler bono niteliğinde olup, TTK’de düzenlenmiş bulunduğundan, dolayısıyla ticari iş niteliğinde sayıldığından alacaklının reeskont faizi isteyebileceği gözardı edilerek faiz oranının %30’a indirilmesi de doğru görülmemiştir. (Y. 12. HD. 16.5.1996-5634/6626)

Bono Düzenlemek Ticari İştir, Reeskont Faizi Uygulanır

163 örnek ödeme emri muteriz borçlu N.E.’ye 3.1.1996 tarihinde tebliğ edilmiş, borçlu vekili 8.1.1996 günlü dilekçe ile faiz oranına itiraz ettiğini ticari işlerde kanunu faizin %30 olduğunu ileri sürmüştür. TTK’nin 4’üncü maddesi uyarınca bono düzenlenmesi ticari işlerdendir. 3095 sayılı Yasanın 2/3’üncü maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranlarına göre gecikme faizi istenebilir. Çoğun içinde azda olduğundan Merkez Bankasından bononun vade tarihinden itibaren reeskont faiz oranlarının sorularak alınacak cevaba göre itiraz hakkında bir karar verilmek gerekirken vazıh gerekçe ile hüküm kurulması isabetsizdir. (Y. 12. HD. 20.5.1996-6698/6718)

Bonoda Vade Tarihinde Ödenmemekle Temerrüt Oluşur

Alacaklının sair temyiz itirazları yerinde değilse de; icra takibi senet lehdarı tarafından keşidecilere karşı yapılmıştır. TTK’nin 642’nci maddesi uyarınca bu durumda alacaklının protesto çekme zorunluluğu bulunmamaktadır. Borçlular bono bedelini vade tarihinde ödememekle vade tarihi itibariyle temerrüde düşmüş bulunmaktadırlar. Bu nedenle alacaklının yerinde vade tarihinden itibaren reeskont faiz oranı üzerinden faiz talep etmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Mercice aksine düşüncelerle vade tarihinden talep edilen faizin talep edilemeyeceğine karar verilmesi isabetsizdir. (Y. 12. HD. 12.9.1995-11082/11046)

Bono Düzenlemek Ticari İştir

” Bono tarafların sıfatına ve veriliş nedenine bakılmaksızın bono düzenlenmesi ticari iş niteliğinde kabul edilir.

Bono düzenlenmesi tarafların sıfatına veriliş sebebine bakılmaksızın TTK’nin bünyesinde düzenlenmiş olması sebebiyle ticari iş niteliğinde işlem sayılır. Bu durumda 3095 sayılı kanunun 2’nci maddesi hükmünün nazara alınması icap eder.

Olayda merciin anılan yasa hükümlerini ikmal etmek suretiyle yazılı biçimde karar vermesi isabetsizdir.” (Y. 12. HD. 18.5.1989-12908/7345)

Alacaklı vade tarihini içermeyen bonoya dayalı takiplerde ancak ibraz (takip) tarihinden itibaren gecikme faizi isteyebilir. Çünkü, TY. m. 699 ve 616 uyarınca bu tür senetlerde senet bedeli ibrazında ödeneceğinden, takip konusu senet de takip sırasında ibraz edilmiş olduğundan, alacaklı ancak takip tarihinden itibaren gecikme faizi isteyebilir. (Bkz. 12. HD. 27.5.1997 T. 5969/6191)

Alacaklı ile borçlu arasında, “senette yer alan alacağa vadesinde ödenmemesi halinde ne oranda gecikme faizi ödeneceği” konusunda bir sözleşme varsa, alacaklı senedin vadesinde Ödenmemesi üzerine bu sözleşmede öngörülen (akdi) faiz oranına göre gecikme faizi isteyebilir. (Bkz. 12. HD. 11.6.1998 T. 6248/7114)

Alacaklı, gerek -vade tarihinden, takip tarihine kadar- “işlemiş faiz”in ve gerekse -takip tarihinden, tahsil (ödenme) tarihine kadar- “işleyecek faiz”in -avans oranına göre (3095 s. Y. m. 2/III) kademeli olarak hesaplanarak kendisine ödenmesini isteyebilir. (12. HD. 17.11.1998-12525/12966) Çünkü, gecikme faizi takip süresince -vade tarihinden, takip tarihine kadar ki dönemde olduğu gibi- sabit oranlı bir faiz olmayıp değişken oranlıdır.

Alacaklı takip talibinde “vade tarihinden itibaren” yasal ya da ticari faiz istemişse, vade tarihinden itibaren yasal gecikme faizi hesaplanması gerekir. Çünkü, alacaklının “ticari gecikme faizi”ni istemiş olması halinde, bu isteğin açıkça takip talebinde “avans faizi” (3095 s. Kanunda yapılan son değişiklikten önce adı geçen kanunun 2/3’üncü maddesine göre, “reeskont faizi” isteniyordu. Şimdi ise, yapılan değişiklikten sonra “avans faizi” istenecektir.) istediğini belirterek ifade etmesi gerekir. (Bkz. Y. 12. HD. 05.12.1995-17259/17253)

Unsur eksikliği sebebiyle kambiyo senedi sayılmayan senede dayanarak yaptığı takiplerde avans (eskiden reeskont faizi idi) değil, yasal faiz isteyebilir. (Y. 12. HD. 05.12.1995-17259/17273)

Alacaklı, borcunu vadesinde ödememiş olan borçludan vade farkı adı altında TY. m. 657’de öngörülmemiş olan herhangi bir alacak isteyemez. (Y. 12. HD. 15.04.1997-3424/4642)

Sözleşmedeki Aylık Faiz – Talep Edilememesi

Taraflar arasındaki satış bedeline ait mukavelenin özel şartlarına dayanılarak, satış bedeli ile ilgili olarak düzenlenen bonolar için yapılan takipte, özel şartlarda öngörülen aylık faizin takip konusu yapılamayacağı.

Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus Özel yolla takip yaptığı, kambiyo senedine faiz oranı hakkında yazılan her türlü şart senedin vasfını etkilemez ise de yazılmamış sayılacağına, taraflar arasındaki satış bedeline ait mukavelenin hususi şartlarına dayanılarak takip dayanağı bono alacağı için, aylık faiz yürütülemeyeceğine binaen, “itirazın kabulüne” karar verilmesi gerekirken reddolunması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden merci kararının İİK’nin 366 ve HUMK’un 428’inci maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27.10.1988 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 12. HD. 27.10.1988-269/2137)

Kambiyo Senedi – Takip – Sözleşmedeki Faiz – Reeskont Faizi

Kambiyo senedine dayanan takiplerde, umumi taahhütnamedeki %75 faiz oranına göre faiz istenemeyeceği, kısa vadeli kredilerdeki reeskont faiz oranına göre faiz istenebileceği.

l.Sair temyiz itirazları yerinde değilse de, İİK’nin 167’nci maddesindeki mecburiyete rağmen senet aslının takip talebiyle birlikte icra dairesine verilmediği, hiç değilse borçlunun tetkik edilmesi için en az itiraz süresi içinde kasada bulıındurulmadığı anlaşıldığı halde borçlunun inkar tazminatı ve para cezasıyla sorumlu tutulması.

2.Bonoda, faiz şart edilemez. Bu nedenle bonoyla ilgisi olmayan umumi taahhütnamedeki %75 faiz nispeti uygulanamaz. Senedin vade tarihi 6.1.1987 olması nedeniyle, 3095 sayılı kanunun 2’nci maddesinin 3’üncü fıkrası gereğince reeskont faiz oranının tespit edilerek, vadeden itibaren sözü edilen yasa gereği faiz yürütülmesine karar verilmek gerekirken, %75 üzerinden faiz yürütülmesini gerektirir şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu hususta yerinde görüldüğünden merci kararının İİK’nin 366 ve HUMK’un 428’inci maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20.10.1988 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Y. 12. HD. 20.10.1988-14335/11799)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here