Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

Vasilikten Kaçınabilecek Kişiler ve Usul İşlemleri

Vasilikten Kaçınabilecek Kişiler ve Usul İşlemleri

Kendisine, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi tara­fından vasilik verilen kişiler arasında; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Milletvekili, Hakim ve Savcı olanlar, 60 yaşmı doldurmuş kişiler, kısıtlı olmasa bile özürlü ya da hasta olması nedeniyle görevi yürütemeyecek olanlar, en az beş çocuğu olan kişiler ve son olarak üzerinde başka bir vasilik görevi olanlar; kendilerine verilen bu gö­revden -isterlerse- çekilebilirler. Kanun ayrıca 456. maddesinde top­lam dört yıl vasilik yapmış olan bir kişinin yeni bir vasilikten ya da sürenin uzatılarak yeniden vasi olarak atanmadan kaçınabileceğim hüküm altına almıştır.

Mahkeme vasi ya da vasi adayının durumu hakkında yapacağı gözlem ya da takdir edeceği başkaca araştırma ile bu durumu değer­lendirir. Şayet vasi kararmm vasiye tebliğinden itibaren en geç 10 gün içinde kendisine yapılan itirazı yerinde görürse kısıtlıya – vereceği ek karar ile- başka bir vasi atar. Ancak yapılan itirazı ye­rinde görmezse kendi -itirazm reddi- kararmı yazdıktan sonra dos­yayı incelemek ve nihai kararı vermesi için denetim makamı olan aynı yer Asliye hukuk mahkemesine re’sen gönderir. Bu durumda; Asliye hukuk mahkemesi kararmı verene kadar, vesayet makamının görevlendirdiği vasi, vesayetle ilgili gerekli işlemleri yapmakla gö­revlidir (bu hususa karada yer verilir).

Vasilik Verilemeyecek Kişiler

TMK, vasilikten çekinebilecek kişiler haricinde bazı durumlarda vasi olarak atanması mümkün olmayan kişileri de saymıştır. Bunlar; kısıtlanmış olan kişiler, vesayet dairesi hâkimi olanlar, kolluk araş­tırması neticesinde kısıtlı adayı ile aralarmda çıkar ilişkisi ya da menfaat çatışması veya husumet olduğu tespit edilen kişiler, kamu hizmetinden yasaklanmış ya da haysiyetsiz hayat sürenlerdir. Bu son durumda vasi adayı ile ilgili tensipte mahkemece sabıka kaydı almmaktadır. Sabıkası bulunan kişilerin kural olarak vasi olmasında bir engel yoktur. Ancak aldığı idari ya da adli bir ceza sonucunda kamu hizmetinden yasaklanmış ya da yüz kızartıcı suç işlemiş ya da farklı şekilde hayasız bir hayat süren kişiler vasi olamazlar. Mahke­me bu durumda bir tereddüt yaşaması durumunda re’sen vasi ada­yına tanıyabilecek kişileri tanık sıfatıyla dinleyebileceği gibi kolluk araştırmasıyla da bu durum hakkında bilgi edinebilir. Vasilik ya­pamayacak kişinin vasi atanmış olması durumunda, bunu fark eden mahkeme, ek karar ile kısıtlıya yeni bir vasi atar.

Kısıtlanan Ergin Çocuklara Atanacak Vasi

TMK, 419. maddesinde “Kısıtlanan ergin çocuklar -kural ola­rak- vesayet altma alınmayıp, velayet altmda bırakılır” şeklinde bir hüküm mevcuttur. Dikkat edilirse kanun koyucu, burada kural ola­rak derken, bunun mutlak bir kural olmadığını vurgulamıştır. Ayrı­ca burada önemle üzerinde durulması gereken husus, Yargıtay 2. Hukuk dairesinin bu konuda ki içtihadıdır.16 Buna göre; daire, kara­rında; TMK’nun 335. maddesi hükmü uyarınca velayet hakkmm, münhasıran anne ve babaya tanınan bir hak olduğunu, evlat edinme hali hariç, anne ve baba dışmda hiç kimseye tevdi olunamayacağın­dan davacmın kısıtlanan ergine vasi olarak atanması gerekirken ve­layeti altma konulması da usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Yani somut olayda kısıtlı kişinin bakımını hayatta olan annesi yapmakta­dır. Kısıtlıda ergin bir kişidir. Ancak geçerli bir sebep nedeniyle an­ne başka bir kişinin vasi olarak atanmasmı istemiştir. Bu durumda, dairenin kararma göre, annenin talebini mahkeme inceleyecek ve talebi haklı bulup bir başkasını uygun görecek olursa; bu kişiyi kısıt­lıya veli olarak değil, vasi olarak atayacak yani kısıtlanan ergin ve­sayet altma alınmış olacaktır.

Kanun koyucunun bu madde hükmünde ki amacı, kısıtlanan erginin en azmdan anne ya da babasından biri hayatta ise, engel bir durum olmadığı takdirde kısıtlıya başka bir kişiyi vasi olarak atan­masına gerek olmayıp, hayatta olan velisinin velayeti altında bıra­kılması gerekliliğidir. Bilge Öztan’ın Aile Hukuku kitabında, bu ko­nu ile ilgili olarak şu görüşe yer verilmiştir: Kısıtlanan ergin kimseyi velayet altında bırakmak için, anne ve babanın veya birinin hayatta olması yeterli değildir. Bunların velayeti kullanabilecek nitelikte ol­ması gerekir. Hâkim, anne babanm veya hayatta olan velinin velayet hakkmı kullanabilecek durumda olup olmadığını araştırması gere­kir. Eğer buna engel bir durum yoksa kısıtlananı velayet altında bı­rakabilir. Ancak yeterli bulmazsa veya “vesayet makamının deneti­mini gerekli gördüğü hallerde” vesayete karar verebilir. Bu durum­da mahkeme hayatta olan velilerden birini vasi olarak da atayabilir. Tüm bunlar mahkemenin yapacağı araştırmalar sonucu, hangi du­rumun kısıtlının lehine olacağının belirlenmesi ile ilgilidir.

Vesayet davası sonucunda; vesayet altma alınmayarak anne ya da babanm velayeti altında bırakılan -ergin ya da küçük- çocuklarm vesayet altma alman ergin ya da çocuklarla ilgili haklarmda farklı usul kuralların geçerli olduğu yer; bu kişilere ait taşınmazların “ve­li” tarafmdan satılmak istenmesidir. Bu konuya “taşınır-taşınmaz satılması ya da alınması” başlığının son kısmmda yer verilecektir.