TEHDİT – HAGB KARARINDA YANILTICI İFADE KULLANILMASI

Bedensel Zarar Maddi Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

TEHDİT – HAGB KARARINDA YANILTICI İFADE KULLANILMASI

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2014/27821
K. 2017/21304
T. 4.10.2017

TEHDİT ( Uzlaştırma Kapsamında Bulunduğu – Sanık Hakkında Hükmün Açıklanmasına Karar Verilirken Diğer Sanıkta Ele Geçirilen Şarjörün Müsaderesine de Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )

* SANIĞA DURUŞMADAN VARESTE TUTULMA HAKLARININ HATIRLATILMASI ( Tehdit – Başka Suçtan Farklı Yargı Çevresindeki Cezaevinde Hükümlü Olduğu Anlaşılan Sanığa Duruşmadan Vareste Tutulma Haklarının Hatırlatılmadığı ve Vareste Tutulma Talebi de Bulunmadığı Halde Hükmün Açıklandığı Son Oturumda Hazır Bulundurulmadan Hükümlülüğüne Karar Verilmesi Suretiyle 5271 S.K. Md. 196’ya Aykırı Davranılarak Savunma Hakkının Kısıtlandığı )

* HAGB KARARINDA YANILTICI İFADE KULLANILMASI ( Tehdit – Sanığın Yüzüne Karşı Verilen HAGB Kararıyla İlgili Olarak Kanun Yolu Bölümünde ”Tefhimden İtibaren” Denilmesi Gerekirken ”Tefhim ve Tebliğden İtibaren” Biçiminde Yanıltıcı İfade Kullanıldığı Bu Sebeple HAGB Kararının Kesinleşmediği ve Denetim Süresinin İşlemeye Başlamayacağı Gözetilmeden Eksik İncelemeyle Hükmün Açıklanmasına Karar Verilemeyeceği )

* GEREKÇELİ HÜKÜM ( Açıklanmasına Karar Verilecek Yeni Hükmün Yargıtay İncelemesine Tabi Olacak ve Kesinleşmesi Halinde İnfaza Verilecek Hüküm Olacağı Bu Sebeple Kararın Dayandığı Tüm Kanıtların Bu Kanıtlara Göre Ulaşılan Sonuçların İddia Savunma Tanık Anlatımları ve Dosyadaki Diğer Belgelere Dair Değerlendirmeler İle Sanığın Eyleminin ve Yüklenen Suçun Unsurlarının Nelerden İbaret Olduğunun Hangi Gerekçeyle Hangi Delillere Üstünlük Tanındığının Açık Olarak Gerekçeye Yansıtılacağı )

* MÜSADERE ( Tehdit – Sanık Hakkında Hükmün Açıklanmasına Karar Verilirken Diğer Sanıkta Ele Geçirilen Şarjörün Müsaderesine de Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu )
2709/m.141
5271/m.34,196,230
5237/m.2,7,106

ÖZET : 1- Başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan vareste tutulma haklarının hatırlatılmadığı ve vareste tutulma talebi de bulunmadığı halde hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 S.K. Md. 196’ya aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 2-Sanığın yüzüne karşı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla ilgili olarak kanun yolu bölümünde ”tefhimden itibaren” denilmesi gerekirken ”tefhim ve tebliğden itibaren” biçiminde yanıltıcı ifade kullanıldığı bu sebeple hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı gözetilmeden eksik incelemeyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi, 3-Açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu sebeple kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere dair değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulması, 4- Sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 5-Sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verilirken diğer sanıkta ele geçirilen şarjörün müsaderesine de hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : 1-)Sanık hakkında yaralama suçundan kurulan kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1 ve 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanığın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

2-)Sanık hakkında mağdurlara karşı tehdit suçundan ayrı ayrı kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

a-) Başka suçtan farklı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan vareste tutulma haklarının hatırlatılmadığı ve vareste tutulma talebi de bulunmadığı halde hükmün açıklandığı 20/11/2012 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

b-)Sanığın yüzüne karşı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla ilgili olarak kanun yolu bölümünde ”tefhimden itibaren” denilmesi gerekirken ”tefhim ve tebliğden itibaren” biçiminde yanıltıcı ifade kullanıldığı bu sebeple hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı gözetilmeden eksik incelemeyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi,

c-)Açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı bu sebeple kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere dair değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, Anayasanın 141. ve 5271 Sayılı CMK’nın 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,

d-) Sanığın mağdura karşı tehdit suçu ve eşine karşı yaralama suçuyla birlikte işlemediğinin belirlenmesi halinde tehdit suçu yönünden, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

e-)Sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verilirken diğer sanıkta ele geçirilen şarjörün müsaderesine de hükmedilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat