TCK m 266 Kamu Görevine Ait Araç Ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu ve Cezası
MADDE 266.- (1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
TCK m 266 Kamu Görevine Ait Araç Ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Açıklama
266.madde hükmü, 765 sayılı ETCK’nun 281.maddesinin karşılığını oluşturmaktadır. Eski ve yeni düzenleme arasında kapsamı itibariyle esaslı bir değişiklik bulunamamaktadır. Eski metinde yer alan ifadesi “haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları” yerine “görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri” ifadesi kullanılmış, ayrıca yeni sistemde cürüm-kabahat ayrımının kaldırılmış olması nedeniyle “cürüm işlemek için” tabiri yerine “bir suçun işlenmesi sırasında” tabirine yer verilmiş, eski metindeki “memur” deyimi yerine yeni Kanunda “kamu görevlisi” deyimi kullanılmıştır. Eski Kanunun 281.maddesinde artırım oranı altında birden üçte bire kadar olduğu halde yeni düzenlemede artırım oranı cezanın üçte biri olarak belirlenmiştir.
TCK m 266 Kamu Görevine Ait Araç Ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Hükmün Kapsamı Ve Hukuki Niteliği
266.maddede, kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gerekçeleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması, ilgili suç açısından daha ağır cezayı gerektiren bir “nitelikli unsur” olarak kabul edilmiştir. Ancak, madde hükmünün uygulanabilmesi için, Kanunda kamu görevlisi sıfatının ilgili suçun bir unsur olarak öngörülmemiş olması gerekir. Diğer bir anlatımla, 266.madde, kamu görevlisi tarafından görevi sırasında veya görevi dışında işlenen, fakat kamu görevlisi sıfatı unsur olarak öngörülmüş olmayan bütün suçlar için genel hüküm sayılabilecek bir nitelikli unsurdur.
266.madde ile korunan hukuksal yarar, kamu idaresinin güvenilirliği, itibar ve prestijinin korunmasıdır. Kamu görevlisinin, görevinin verdiği imkânları kullanarak suç işlemesi halinde, devlet idaresinin itibar ve prestiji zarar görmektedir. Çünkü, bir hukuk devletinde vatandaşlar Devlete ve onun temsilcisi olup fonksivo- nunu icra ve ifa eden kişi olan kamu görevlisine güven duymak, Devletin güç ve olanaklarının vatandaşlar aleyhine suç işlenmek üzere kullanılmaması konusunda bir inanca sahip olmak durumundadırlar. Başka bir anlatımla, kamu düzen ve güvenliği böyle bir ortamda sağlanabilir. Bu güven ve inancı bozucu davranışlar genel olarak kamu düzen ve güvenliğini bozmaktan başka, özel olarak da kamu idaresinin itibar ve prestijini sarsmaktadır. Dolayısıyla, yasa koyucuyu ilgili suç açısından dalıa ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak bu hükmü düzenlemeye yönelten nedenin, toplumun ve bireylerin daha iyi bir hizmet ve hayat standardına kavuşması için kamu görevlilerinin kullanımına verilen ve niteliği itibariyle kamu malı olan araçların, suç işleme gibi birey ve toplum aleyhine olan bir işte kullanılmasının, daha açık bir deyişle kamu görevinin ve araçlarının suiistimalinin önlenmesi isteği olduğu söylenebilir.
TCK m 266 Kamu Görevine Ait Araç Ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Madde Hükmünün Uygulanma Koşulları
266.madde hükmünün uygulanabilmesi için;
- Suçun failinin “kamu görevlisi” olması,
- İşlenen fiilinin kasıtlı bir suç olması,
- İşlenen suçun tanımında failin kamu görevlisi sıfatının bir unsur olarak öngörülmemiş bulunması,
- Failin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması,
gerekmektedir.
Suçun failinin kamu görevlisi olması
266.madde hükmünün uygulanabilmesi için suçun failinin YTCK’nun 6/1-c maddesi anlamında kamu görevlisi olması gerekir. Ceza kanunlarının uygulanmasında “kamu görevlisi” deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla yada herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi anlaşılır. Yapılan yeni tanıma göre kişinin kamu görevlisi sayılması için aranacak yegane ölçüt gördüğü için kamusal faaliyet olmasıdır. Bir kamusal faaliyetin yürütülmesine ihale hukukuna dayalı olarak katılan kişi kamu görevlisi değildir. Örneğin, bir kamu kuruluşunun temizlik işlerini ihale yoluyla alan bir özel kuruluşun elemanı kamu görevlisi sayılmadığından, işlediği suçtan dolayı hakkında 266. maddenin uygulanması mümkün değildir. Keza, yaptıkları faaliyetin icrası kapsamında geçici bir kamu görevi üstlenen ve kamu görevlisi sayılan tanık, bilirkişi, tercüman gibi kimselerin kamuya ait bir araç veya gereci bu görevleri gereği ellerinde bulundurmaları söz konusu olmadığından bu kimseler hakkında da 266. madde hükmü uygulanmaz. Özel yasalardaki hükümler gereği memur (kamu görevlisi) gibi sadece işledikleri görev suçlarında kamu görevlisi gibi cezalandırılmaları gereken kimseler hakkında 266.madde hükmünün uygulanması mümkün değildir.
İşlenen fiilin kasıtlı bir suç olması
266.maddede “suçun işlenmesi sırasında…” ifadesine yer verilmiş, işlenen suçun kasıtlı olup olmamasından bahsedilmemiş ise de, bu hükmün uygulanabilmesi için, kamu görevlisinin işlediği suçun kasıtlı bir suç olması gerekir. Fail görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri amacı dışında suçta kullandığını bilmelidir. Bu itibarla, 266.madde hükmünün taksirle işlenen suçlarda uygulanması mümkün değildir. İşlen fiilin “kabahat” olması halinde de 266.madde hükmü uygulanmaz.
İşlenen suçun tanımında failin kamu görevlisi sıfatının bir unsur olarak öngörülmemiş bulunması
266.madde hükmünün uygulanabilmesi için, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının esasen öngörülmemiş olması gerekir. Bu itibarla, kamu görevlisinin işlediği suçta, esasen kamu görevlisi sıfatı, unsur olarak dikkate alınmışsa, bu durumda 266.maddeye göre cezanın artırılması mümkün değildir. Örneğin, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümde yer alan suçların çoğunda, ancak kamu görevlisi olan kişiler fail olabilir, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması (256.md.), görevi kötüye kullanma (257.md.), zimmet (247.md.) suçlarında olduğu gibi. Keza, işkence (94., 65.md.) suçunda da kamu görevlisi sıfatı unsur olarak dikkate alınmıştır. Bunların yanı sıra kamu görevlisi sıfatı Kanunda suçun nitelikli şekli bakımından da dikkate alınmış olabilir. Örneğin, kasten yaralama suçunda (86/2-d), cinsel saldırı suçunda (102/3-b), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda (109/3-d), hürriyete karşı işlenen kimi suçlarda (119/1- e) kamu görevlisi sıfatı suçun nitelikli şekli olarak öngörülmüştür. Bu suçların basit şekli herkes tarafından işlenebilirken nitelikli şeklinde kamu görevlisi sıfatı dikkate alındığından bu itibarla, fail hakkında ayrıca 266.madde uyarınca cezada artırım yapılamayacaktır. 266.madde hükmünün uygulanabilmesi için işlenen suçun herkes tarafından işlenebilen bir suç olması (örneğin polis memurunun bir kimseyi kişisel bir nedenle görev gereği kendisine verilen silahla tehdit etmesi) gerekir.
Failin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması
6.madde hükmünün uygulanabilmesi için, kamu görevlisinin kendisine verilen araç ve gereçleri bir suç işlerken kullanmış olması gerekir. Ayrıca, suçta kullanılan araç ve gereçlerin kamu görevlisine görevi dolayısıyla verilmiş olması gerekir.
Kamu görevlisinin görevinin gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçlere örnek olarak, makam veya görev aracı olarak tahsis edilen otomobil, silah, cop, zırhlı araç, mühür, bilgisayar, kamu görevlisinin emrine verilen insan gücü (askeri birlik gibi), özel eğitimli bir köpek, faks cihazı gibi araç ve gereçler gösterilebilir. Ancak, bu araç ve gereçlerin suçun işlenmesinde niteliğine ve fonksiyonuna uygun biçimde kullanılması ve suçun işlenmesinde kolaylık sağlaması gerekir. Örneğin kamu görevine ait mührün, mühürleme işleminde değil de yaralama suçunda kullanılması halinde 266.maddenin uygulanması söz konusu olmaz.