Tazyik Hapis Cezası Ertelenebilir mi?

Taahhüdü ihlal tazyik hapsinde hastalık nedeni erteleme, Taahhüdü ihlal hapis cezasında hamile, gebelik nedeni erteleme, Taahhüdü ihlal hapis cezası askerlik nedeni erteleme, ceza zamanaşımıTazyik hapislerinde zamanaşımı konusunda kanun yararına bozma talebi ve sonrasında Taahhüdü İhlal Tazyik Hapislerinde Ceza zamanaşımının hiç bir şekilde kesilmeyeceği gerekçesiyle bozma kararı verilmesi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Taahhüdü ihlal tazyik hapislerinde hastalık ve askerlik nedeniyle erteleme yapılıp yapılmayacağı konusunda görüş sorulmuş ve HSYK görüşünde erteleme olabileceği konusunda görüş bildirmiştir. Taahhüdü İhlal tazyik hapislerinde uygulamada tereddütleri gideren Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) görüşü aşağıdadır.

Disiplin ve tazyik hapsine mahkum olan kişilerin cezalarının, infazı engelleyecek nitelikte bir hastalık halinin olması ve 5275 sayılı Kanun’un 16’ıncı maddesinde belirtilen koşulların bulunması halinde ertelenmesinin mümkün olabileceği,

Disiplin ve tazyik hapsine mahkum olan kişilerin asker olması halinde, 5275 sayılı Kanun’un 117’inci maddesi yollaması ile 1111 sayılı Askerlik Kanununun 39’uncu maddesi uyarınca cezalarının ertelenebileceği,

Erteleme kararı verilmesi halinde ceza zamanaşımının devam edip etmeyeceği hususu mahkemelerin yargı yetkisine ilişkin olması nedeniyle Kurulumuzca Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 ve 138’nci maddeleri ile 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, bu konuda görüş bildirilmesi mümkün olmadığından sorunun yasa ve yargı yolu ile çözülmesi,

Gerektiği düşünülmektedir.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) Görüş yazısı aşağıdadır.

T.C.

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

GENEL SEKRETERLİĞİ’NE

Gönderilmek Üzere

….. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI

(Bakanlık Muhabere Bürosu)

Hükümlü ………..hakkında ….. 1.İcra Ceza Mahkemesinin 15/02/2011 tarih ve 2009/1638 esas, 2011/296 karar sayılı hükmü ile adı geçene 3 aya kadar tazyik hapis verilerek infaz için Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmiştir. İnfaz sürecinde İİK 354 maddesindeki iki yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmasına kısa bir süre kala cezaevine alınmıştır.

İki yıllık süre dolduğunda ceza zamanaşımı süresi dolması nedeniyle mahkemeden talepte bulunulmuş ancak mahkeme süre dolmadan cezaevine alındığından zamanaşımı kesildiği tespiti ile talebimizi reddetmiştir. Ret kararına yapılan itirazda reddolunca Cumhuriyet Başsavcılığımız kanun yararına bozma yoluna gitmiş Yargıtay 11. Ceza Dairesi 03/10/2013 tarih 2013/17785 esas,2013/14246 karar sayılı ilamı ile tazyik hapsinin hapis cezası olmadığı,5271 sayılı yasanın 2 maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı, TCK 71 maddesi uyarınca ceza zamanaşımını kesen nedenlerin disiplin hapsi kapsamında bulunmadığı 2004 sayılı yasanın 354/2 maddesinde de zamanaşımı kesen başkaca bir sebeb bulunmadığından ….. İcra Mahkemelerinin verdiği kararı bozmuştur.

Yüksek Yargıtay’ın bu tespiti halen uygulamada bir çok tereddüte neden olan tazyik hapislerinin 5275 sayılı infaz yasasının 16 maddesinde düzenlenen hastalık nedeniyle erteleme ve yine aynı yasanın 118 maddesi ile Askeri Ceza Kanunun 39 maddesinde düzenlenen askerlik nedeni ile erteleme konusunda tereddütleri artırmıştır.Ağır hasta veya hamile bir kişi ceza miktarı ne olursa olsun erteleme yapılacak iken sadece borçlu olmasından kaynaklı tazyik hapsinden erteleme yapılamadığından cezaevine gönderilmesi Avrupa İnsan hakları sözleşmesinin 3 maddesinin ihlali sonucu doğurabilecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ağır hastalığı bulunan kişilerin tutulmaya devam etmesi, sözleşmenin 3 maddesi kapsamına giren ağırlıkta bir muamele oluşturabileceğine “Mouisel-Fransa” davasında hükmetmiştir. 6411 sayılı yasa, infaz yasasının 16 ve 17 maddelerinde değişiklik yapılmıştır.Hükümlünün istemi ile ertelemeyi düzenleyen 17 madde de açıkça tazyik hapislerinin erteleme kapsamında olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen 16 madde de bu yasaklamadan bahsedilmemesi kanun koyucunun bilinçli olarak 16 maddeden erteleme yapılabileceği şeklinde değerlendirilmektedir.

Ancak erteleme halinde ise İKK 354 maddesine göre iki yıllık ceza zamanaşımı süresine uğraması gündeme gelecektir. Kanun yararına bozma yoluna gidilirken özellikle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 15 maddesinden de bahsedilmiş ise de Yargıtay gerekçesinde bu konuya hiç girmeden 5237 sayılı yasanın 71 maddesi yönünden değerlendirmede bulunmuştur. 5320 sayılı yasanın 15/2 maddesinde yer bulan “Cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımı işlemez” hükmünün tazyik hapislerine uygulaması mümkün olup olmadığı konusu tereddütlü kalmıştır.

Yukarıda izah edilen nedenlerle tazyik hapislerinde infaz yasanın 16 maddesine göre hastalık nedeniyle ve aynı yasanın 118 ile Askeri Ceza Yasasının 39 maddesi uyarınca askerlik nedeniyle erteleme yapılıp yapılamayacağı, ertelenmesi halinde ceza zamanaşımı konularında uygulama birliğinin sağlanması açısında görüş bildirilmesi hususu arz ederim.

T.C.
HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

Genel Sekreterliği

Sayı : 87742275-045.02-0018-2013/35/3073 23/01/2014
Konu : Disiplin ve tazyik hapislerinin ertelenmesi

…… CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

İlgi : 24/12/2013 tarihli ve B.M. 2013/11280 sayılı yazı

Tazyik hapislerinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16’ncı maddesine göre hastalık ve aynı yasanın 118 ile Askeri Ceza Yasasının 39’uncu maddesi uyarınca askerlik nedeniyle erteleme yapılıp yapılamayacağı, cezanın ertelenmesi halinde ceza zamanaşımı konularında nasıl hareket edilmesi gerektiği hususlarında uygulama birliğinin sağlanması açısında görüş bildirilmesini talep eden ilgi yazı incelendi.

Görüşe konu edilen hususların anlaşılması bakımından öncelikle disiplin ve tazyik hapsi kavramlarının ele alınmasında fayda vardır.

Bilindiği üzere 5271 sayılı CMK’nın “Tanımlar” kenar başlıklı 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde disiplin hapsi, kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, ilgili mevzuat hükümleri esas alınarak hazırlanan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 18/10/2011 tarihli ve (6) No’lu “İnfaz ve denetimli serbestlik işlemleri” konulu Genelgesinde de belirtildiği üzere, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde disiplin hapsinin tarifi yapılmasına ve bu tanımlamada disiplin hapsinin sadece sonuçlarına değinilmesine, anılan Kanunda tazyik hapsiyle ilgili olarak herhangi bir tanıma yer verilmemiş olmasına rağmen doktrin ve uygulamada, tazyik hapsinin bir kişiyi kendisine düşen yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlamak amacıyla verilen bir yaptırım olduğu, tazyik hapsinin de disiplin hapsi gibi seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis özelliklerinin olduğu kabul edilmektedir.

Disiplin hapsi ile tazyik hapsi arasındaki temel fark, tazyik hapsi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı verilmesi ve bu yükümlülüğün yerine getirilmesiyle son bulmasına karşın, disiplin hapsi bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı değil, kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan bir fiilin işlenmesi dolayısıyla verilmesidir. Bu nedenle o işin yapılması ve yerine getirilmesi disiplin hapsini sona erdirmez. Bu açıklamalardan, disiplin ve tazyik hapsinin niteliği ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla bir suç karşılığında öngörülen bir ceza değil, yaptırım altına alınmış bir fiil dolayısıyla verilen tedbirden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca 17. Hukuk Dairesi 14.12.2006 tarih, 2006/5261 esas ve 2006/9088 karar sayılı ilamında, disiplin ve tazyik hapsinin, hapis cezası olmadığı ve disiplin ve tazyik hapsinin 5275 Sayılı CMK’nun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde tanımlanan “Disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı ifade edilmiştir. Yani disiplin hapsi ve tazyik hapsi, kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirilmiş olup, yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde her zaman düşme kararı verilebilerek ve kişi serbest kalabilecektir.

Dolayısıyla disiplin ve tazyik hapisleri infaz bakımından aynı özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bu noktadan hareketle dsiplin ve tazyik hapislerinin infazının ertelenmesinin mümkün olup olmadığı ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde değerlendirmeye alınmasında fayda vardır.

A) HASTALIK NEDENİYLE TAZYİK HAPİSLERİ İNFAZININ ERTELENMESİ

Yukarıda da vurgulandığı üzere CMK’nın 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde disiplin hapsi, kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis olarak tanımlanmıştır. Bu tanım ve CMK’nın “Kanunun kapsamı” kenar başlıklı 1’inci maddesinde yer alan “Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde disiplin hapisleri bakımından öngörülen “erteleme yasağı”, kovuşturma aşamasının sonunda mahkemenin hüküm kurarken bu cezaların ertelenmesine karar verememesine ilişkin olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla disiplin hapisleri bakımından CMK’nın 2’inci maddesinde öngörülen “erteleme yasağı” infaz aşaması bakımından geçerli olan bir düzenleme değildir.

Disiplin hapisleri ve tazyik hapisleri bakımından infaz aşamasında ertelemenin mümkün olup olmadığının tespiti bakımından 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine bakılması gerekir. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” kenar başlıklı 16’ncı maddesinde akıl hastalığı ve diğer hastalıklarda cezaların infazının ertelenmesine ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. Maddedeki düzenlemede erteleme için herhangi bir istisnaya yer verilmediği görülmektedir. Ancak Kanunun “Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi” kenar başlıklı 17’nci maddesinde ise hükümlünün istemiyle cezanın infazının ertelenmesine ilişkin hükümlere yer verilmiş ve maddenin son fıkrasının (e) bendinde ise bu madde hükümlerinin; disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar hakkında uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Kanun koyucunun cezaların infazını düzenlediği bu iki maddede, hastalık nedeniyle cezanın infazının ertelenmesinin düzenlendiği 16’ncı maddede herhangi bir istisnaya yer vermemiş olmasına karşın hükümlünün talebiyle infazın ertelenmesinin düzenlendiği 17’inci maddede bu maddenin uygulama alanına ilişkin istisnalara yer verilmiş olmasının bilinçli bir tercih olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca bu noktada 5275 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin son fıkrasında yer alan “ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” hükmü önem arz etmektedir.

Ağır hasta olan ve disiplin veya tazyik hapsi cezası bulunan kişinin kanunda açık hüküm bulunmadığı gerekçe gösterilerek ceza infaz kurumunda cezasının infazına başlanması ve erteleme talebinin kabul edilmemesi halinde, cezaların infazı bakımından hükümlünün insanlık dışı bir muameleye maruz kalması söz konusu olacaktır. Bu aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’üncü maddesinin ihlali sonucunu da doğuracaktır. Zira ilgili madde uyarınca hiç kimse işkence veya insanlık dışı veya küçük düşürücü muameleye veya cezaya maruz bırakılamaz.

Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanunun 121’inci maddesine dayanılarak çıkartılan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararlarının infazı” kenar başlıklı 193’üncü maddesinin dördüncü fıkralarında; “(4) Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde bakımından da önemli olan husus, disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları bakımından tekerrüre esas olmayacakları, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı ve adli sicil kayıtlarına işlenmeyeceği belirtilmesine karşın bu kararlar bakımından erteleme hükümlerinin uygulanmayacağına dair bir hükme yer verilmemiş olmasıdır. Dolayısıyla buradaki düzenlemeden de koşullarının bulunması halinde disiplin ve tazyik hapisleri bakımından da hastalık nedeniyle ertelemenin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

B) ASKERLİK NEDENİYLE TAZYİK HAPİSLERİ İNFAZININ ERTELENMESİ

Bilindiği üzere, 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının ve tedbirlerin infazında göz önünde bulundurulacak ve uygulanacak diğer kanunlardaki hükümler” kenar başlıklı 117’nci maddesinde “Cezanın kesinleşmesinden sonra asker edilen kişiler hakkındaki hapis cezasının infazı ve geri bırakılması hususunda da 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun 39 uncu maddesi göz önünde bulundurulur ve uygulanır.”; “Asker edilen kişilerin cezalarının infazı” kenar başlıklı 118’inci maddesinde

“(1) Sırf askerî suçlar ile askerî disiplin suçları ayrık olmak üzere, askere alınmadan önce ve askerlikleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı er ve erbaşlar ile yedek subaylar hakkında kısa süreli hapis cezaları yerine hükmedilen Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (c), (e) ve (f) bentlerinde yazılı tedbirler ile bu Kanunun 106 ncı maddesinde yazılı adlî para cezasının yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılır. Bu süreler içinde zamanaşımı işlemez.

(2) Herhangi bir suçtan askerî ceza ve tutukevinde tutuklu bulunan kişiler hakkında, adliye mahkemelerince verilen veya askerî mahkemelerce verilip de 22.5.1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 39 uncu maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı ceza infaz kurumlarında infazı gereken hapis cezaları, bu kişilerin tutukluluk hâli durdurulmak suretiyle askerî ceza ve tutukevlerinde yerine getirilir. Hükümlü, tutukluluğunun sona ermesi durumunda, cezası infaz edilmemişse Adalet Bakanlığı ceza infaz kurumuna gönderilir. Cezaları askerî ceza ve tutukevinde bu suretle infaz edilenler hakkında koşullu salıverilmeye ilişkin bu Kanun hükümleri uygulanır.”

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün “Hapis cezalarının ve tedbirlerin infazında göz önünde bulundurulacak ve uygulanacak diğer kanunlardaki hükümler” kenar başlıklı 191’inici maddesinde “(1) Cezanın kesinleşmesinden sonra asker edilen kişiler hakkındaki hapis cezasının infazı ve geri bırakılmasında 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun 39 uncu maddesi göz önünde bulundurulur ve uygulanır.”; “Asker edilen kişilerin cezalarının infazı” (1) Asker edilen kişilerin cezaları, 5275 sayılı Kanunun 118 inci maddesinde belirtilen esas ve usullere göre infaz edilir.”

1111 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 39’uncu maddesinde “Barışta, muvazzaf ve yedek erbaş ve erlerden askere çağırıldıkları sırada tutuklu ve hükümlü bulunanlar, tahliyelerine kadar sevk edilmezler. Bunlardan askerlikle ilişiği olanlar tahliyelerinde serbest bırakılmayarak, ilgili kolluk kuvvetlerince askerlik şubelerine teslim edilirler. Askere sevklerinden önce işledikleri suçlardan dolayı, mahkemelerce bir yıl ve daha az süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza veya para cezasından çevrilme hapse mahkûm olup da hükümleri askerde iken bildirilenlerin cezaları, terhislerinden sonra infaz edilir.

Bu kabil mahkumlar terhis edildikleri zaman serbest bırakılmayıp cezalarının çektirilmesi için ikametgahları Cumhuriyet Müddeiumumiliklerine teslim olunmak üzere kıtalarınca mensup oldukları askerlik şubelerine sevkolunurlar.
Bir seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkumiyeti bildirilecek olanlar cezaları çektirilmek ve tahliye edildikten sonra geri kalan askerlikleri tamamlattırılmak üzere ikametgahları Cumhuriyet Müddeiumumiliklerine teslim olunurlar.

İnfazları geri bırakılan mahkumiyetler için müruruzaman cereyan etmez.”
Hükümlerine yer verilmiştir.

İlgili hükümler birlikte değerlendirildiğinde yasa koyucunun sadece bir seneyi aşan suç ve cezalarda askerlik hizmetinin kesintiye uğramasını istediği, bir seneyi aşmayan hallerde ise; gerek soruşturmayı ve gerekse cezanın infazını durdurmak suretiyle askerlik hizmetinin bölünmemesini amaçladığı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca maddede disiplin ve tazyik hapislerine yönelik herhangi bir istisnai hükmede yer verilmediğinden askerlik nedeniyle disiplin ve tazyik hapsi cezalarının da infazının ertelenmesinin mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Ancak gerek bu noktada gerek ise diğer infaz işlemleri sırasında tereddüt hasıl olması halinde 5275 sayılı Kanun’un “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama” kenar başlıklı 98’inci maddesi gereğince mahkemeden karar alınmak suretiyle sorunun yasa ve yargı yoluyla çözülmesinin yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla;

1- Disiplin ve tazyik hapsine mahkum olan kişilerin cezalarının, infazı engelleyecek nitelikte bir hastalık halinin olması ve 5275 sayılı Kanun’un 16’ıncı maddesinde belirtilen koşulların bulunması halinde ertelenmesinin mümkün olabileceği,

[u]2- Disiplin ve tazyik hapsine mahkum olan kişilerin asker olması halinde, 5275 sayılı Kanun’un 117’inci maddesi yollaması ile 1111 sayılı Askerlik Kanununun 39’uncu maddesi uyarınca cezalarının ertelenebileceği,[/u]

3-Erteleme kararı verilmesi halinde ceza zamanaşımının devam edip etmeyeceği hususu mahkemelerin yargı yetkisine ilişkin olması nedeniyle Kurulumuzca Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9 ve 138’nci maddeleri ile 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, bu konuda görüş bildirilmesi mümkün olmadığından sorunun yasa ve yargı yolu ile çözülmesi,
Gerektiği düşünülmektedir.

Bilgi edinilmesi ile keyfiyetin yazılarına cevaben Cumhuriyet Savcısı ……ya bildirilmesini rica ederim.

Neslihan EKİNCİ
Hâkim
Genel Sekreter Yardımcısı

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...