Seçenek Yaptırıma Çevirme Koşulları

Seçenek Yaptırıma Çevirme Koşulları

Çevirmenin ilk ve objektif nitelikteki koşulu, cezaya ilişkin olup hükmedilen cezanın 1 yıl ve daha az hapis cezası olmasıdır. Şayet sanık birden fazla suçtan mahkûm olmuşsa 1 yıllık sürenin belirlenmesinde toplam ceza miktarı değil, her bir suçtan dolayı alacağı ceza ayrı ayrı ele alınır.

Ancak taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz (TCK m.50/4).

O hâlde örneğin, TCK m. 85’e göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, beş yıl hapis cezası ile cezalandırılsa dahi bu ceza adli para cezasına çevrilebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, çevirmenin sadece adli para cezası bakımından mümkün olması, yoksa m.50’de yer alan diğer tedbirlere çevrilmenin söz konusu olmamasıdır.

Söz konusu düzenlemeden çıkan diğer bir sonuç da bilinçli taksir durumunda hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için kısa süreli hapis cezası olması gereğidir.

Bununla birlikte, hâkim her kısa süreli hapis cezasını maddede sayılı yaptırımlardan birine çevirmek zorunda değildir. Nitekim m.50/1’de “çevrilebilir” denmek suretiyle bu hususa işaret edilmiştir. Hâkim bu konuda tam bir takdir yetkisine sahiptir. Hâkimin takdir yetkisi aynı zamanda adli para cezasına mı, yoksa seçenek yaptırıma mı hükmedeceği konusunu da kapsamaktadır.

İşte yasa koyucu hâkimin kısa süreli hapis cezasını maddede sayılı yaptırımlardan birine çevirip çevirmeme hususunda karar verirken bazı kriterlerden yararlanabilmesine olanak sağlamıştır. Bu da çevirmenin ikinci ve subjektif nitelikteki koşuludur. Buna göre hükümlüye ilişkin bazı hususlar hâkimin bu konuda takdir yetkisini kullanırken ona yardımcı olmakta ve böylece objektif bir uygulama olanağı da sağlamaktadır. Bu kriterler aynı zamanda cezanın bireyselleştirilebilmesi bakımından hâkim için son derece önemlidir.

Buna göre çevirme hâlinde suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınmalıdır. 647 CİHK’ye göre ise çevirme sırasında suçlunun kişiliği, sair hâlleri ve suçun işlenmesindeki özelliklerin dikkate alınacağı öngörülmekteydi. Görüldüğü üzere TCK hükümlünün sosyal ve ekonomik durumu ile yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığın da çevirme sırasında dikkate alınmasını aramaktadır. Böylece TCK pişmanlığa yargılama sırasında da bir sonuç bağlamış olmaktadır. Gerçekten suç sonrası pişmanlık cezada indirim ya da cezasızlık sebebi oluştururken yargılama sırasındaki pişmanlık çevirme sebebidir.

Öte yandan buradaki sayımın sınırlı olmadığı “sair hâller” teriminden anlaşılmaktadır.

Yargıtay da istikrar kazanan değişik kararlarında “suçlunun kişiliği, yargılamadaki davranışları, medeni durumu, işi, sosyal çevresi”nin çevirmede esas alınması gerektiğini ifade etmektedir. Kanımızca sanığın ahlaki eğilimleri çevirmede dikkate alınmamalıdır.

Hâkim hükmedilen cezanın kısa süreli olması durumunda hükümlüye ilişkin söz konusu hususları değerlendirip olumlu ya da olumsuz bir yargıya ulaşmak zorundadır. Bu nedenle kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına ya da önleme çevrilip çevrilmemesi isteğe bağlı değildir; herhangi bir talep olmasa da hâkim bunu re’sen değerlendirmelidir.

Bu nedenle mahkemenin bu yönde bir karar verme yükümlülüğünün bulunmadığı yönündeki görüşe ve Yargıtay kararlarına katılmak mümkün değildir. Nitekim Yargıtay da yeni tarihli bir kararında yaptırımların kişiselleştirilmesi ilkesi gereği hâkimin istek olmasa da çevirme hakkında re’sen karar vermesi gerektiğini kabul etmiştir.

Hâkimin, kısa süreli hapis cezasının adli para cezası ya da önlemlerden birine çevrilip çevrilmemesi konusundaki takdir yetkisi, keyfilik olarak anlaşılmamalıdır. Hâkim, neden çevirdiği ya da çevirmediği konusunda yasal ve yeterli gerekçe göstermek zorundadır.

Aksi hâlde bu bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir (CMK m.289/1-g). Nihayet burada tartışılması gereken bir husus da şu olabilir: Çevirme sırasında hâkimin esas alacağı bazı kriterler, takdiri hafifletici sebep için de gerekçe oluşturabilir mi? Örneğin, sanığın pişmanlığı hem takdiri hafifletici sebebin uygulanması hem de çevirme için gerekçe oluşturabilir mi? Kanımızca buna engel bir durum yoktur. Zira her iki kurum nitelik olarak birbirinden farklıdır.

Seçenek Yaptırıma Çevirme Zorunluluğu

Bazı hâllerde çevirme zorunludur (TCK m.50/3). Buna göre daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla

  • Mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile
  • Fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş

bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, maddede yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.

Söz konusu düzenleme karşılığı olan 647 s. Kanun m.4’ten bazı yönlerden farklılaşmakta ve daha lehe düzenlemeler getirmektedir. Gerçekten;

  • Uygulamada asıl mahkûmiyet, m.50 hükmüne göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğuna göre (TCK m. 50/5), daha önce özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrilmiş para cezasına mahkûm edilmiş olma, hükmolunan 30 güne kadar özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına ya da tedbire çevrilmesine engel değildir. Görül düğü üzere TCK sadece daha önce hapis cezası ile mahkûm edilmemiş olma koşulunu aramaktadır. Halbuki 647 s. Kanun m. 4/2’ye göre hükmolunan otuz güne kadar (otuz gün dâhil) hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin çevirme zorunluluğu suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında söz konusu olabilmekteydi. Dolayısıyla 647 s. Kanun bakımından daha önce hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi sonradan hükmolunan 30 güne kadar özgürlüğü bağlayıcı cezanın çevrilebilmesi zorunlu değildi.
  • Bir diğer fark ise TCK’nın 647 s. Kanunda yer almayan fiili işlediği tarihte altmış beş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının m.50’de yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi imkânını getirmesidir. O hâlde fiili işlediği sırada 65 yaşını doldurmuş hü kümlünün, çocuk hükümlü gibi kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına veya yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur. Bu değişiklik olumlu olmuştur.

Nihayet yukarıda belirtilen durumlarda mahkemeye, hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevirip çevirmeme konusunda takdir yetkisi verilmemiş olmakla beraber, mahkeme yine de hapis cezası yerine seçenek yaptırım olarak adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevirme hususunda, diğer bir deyişle seçenek yaptırımın türünün seçiminde takdir yetkisine sahiptir.

Seçenek Yaptırıma Çevirme Yasağı

TCK m.50/2’ye göre suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.

Örneğin, TCK m.125 hakaret suçunun cezasını üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak kabul etmiştir. Bu durumda mahkeme böyle bir seçim imkânı varken sanığı üç ay hapis cezasına mahkûm ederse artık bu üç aylık hapis cezasını adli para cezasına çeviremeyecektir. Gerçekten hâkimin adli para cezasının öngörüldüğü seçenekli cezalar bakımından hapis cezasını tercih etmesinin gerekçesi büyük bir olasılıkla hükmedilen hapis cezasının neden adli para cezasına çevrilmediğinin de gerekçesini oluşturacaktır.

Bu nedenle bu kayıtlama yerinde olmuştur. Nitekim 647 s. Kanunda bu konuda bir düzenleme bulunmaması tartışmalara yol açmış ve 4.2.1974 tarihli İBK ile para cezası verme olanağı varken kısa süreli cezaya hükmedilmiş olmasının çevirmeye engel olmayacağı kabul edilmişti.

Bununla birlikte, kanımızca, çevirme yasağı sadece adli para cezası bakımından öngörülmüş bulunduğundan hükmedilen hapis cezasının m.50’de sayılı diğer yaptırımlardan birine çevrilmesi mümkün olmalıdır.

647 s. Kanun m. 4/son da yer alan “Bu madde hükümleri sırf askerî suçlar ile askerî disiplin suçları ve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerî memurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeye TCK m. 50’de yer verilmemiştir. Bu durum karşısında konu TCK m. 5’te yer alan “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” düzenlemesi ile birlikte değerlendirildiğinde kısa süreli hapis cezası ister özel ceza yasalarında isterse ceza içeren yasalardaki suçlar için de öngörülmüş olsun TCK’nın genel hükümleri içinde yer alan m.50 gereği adli para cezasına ya da maddede sayılı yaptırımlardan birine çevrilebilir sonucuna ulaşılmalıdır. Bununla birlikte TCK m.5’in yürürlüğü 5560 sayılı Kanun ile 31 Aralık 2008 tarihine kadar ertelenmiştir.

Benzer sonuca ertelemeye ilişkin hüküm getiren diğer özel ceza kanunları ve ceza hükmü içeren kanunlar bakımından da ulaşmak mümkündür. Diğer bir deyişle bunda böyle erteleme bakımından diğer kanunlarda bir düzenleme bulunsa dahi sadece TCK m.50’de yer alan hükümler uygulanacaktır.

Bununla birlikte 31.03.2005 tarih ve 5329 sayılı Kanunla Askeri Ceza Kanunu’na eklenen ek madde 8’e göre: “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri bu kanunda yer verilen suçlar hakkında da uygulanır. … Yedek subaylar hariç olmak üzere subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ve Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel hakkında mahkemelerce verilen kısa süreli hapis cezaları Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerinde yazılı olanlar dışındaki seçenek yaptırımlara çevrilemez”.