İKNA SURETİYLE İRTİKAP SUÇU - AZMETTİRME - SUÇA İŞTİRAK

PRİM KESİNTİLERİNİN İADESİ-MADDİ HATA

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/3438
K. 2016/3890
T. 10.3.2016

• PRİM KESİNTİLERİNİN İADESİ (Prime Esas Kazanç Davacıya Bağlanacak Yaşlılık Aylığını Dolayısıyla Sigortalılık Haklarını Kendi Yararına Etkileyecek Olup Davacının Prim İadesinde de Herhangi Bir Yararı Bulunmamakta Olup Ortada Yersiz Ödenmiş Bir Prim de Bulunmadığından İadesinin de Söz Konusu Olmayacağı)

• MADDİ HATA (İş Mahkemelerinden Verilen Kararlar ve Buna Bağlı Yargıtay İlamına Karşı Karar Düzeltme Yolu Bulunmadığı – Yargıtay Onama ve Bozma Kararlarında Maddi Yanılgı Bulunması Halinde Usuli Kazanılmış Haktan Söz Edilemeyeceği ve Maddi Yanılgının Düzeltilmesi Gerektiği)

• USULİ KAZANILMIŞ HAK (Onama ve Bozma Kararlarında Maddi Yanılgı Bulunması Halinde Usuli Kazanılmış Haktan Söz Edilemeyeceği/Maddi Yanılgının Düzeltilmesi Gerektiği – Maddi Hata İsteminin Kabul Edilmesi Onama İlamı Kaldırılarak Mahkeme Kararının Bozulması Gerektiği)

• SİGORTALILIK HAKLARI (Prime Esas Kazanç İlerde Davacıya Bağlanacak Yaşlılık Aylığını Dolayısıyla Sigortalılık Haklarını Kendi Yararına Etkileyecek Olup Sosyal Güvenlik Haklarından Feragat Edilemeyeceğinden Davacının Prim İadesinde de Herhangi Bir Yararı Bulunmadığı)
506/m.Geç.82,Geç.61,84
5510/m.Geç.2,89

ÖZET : Dava, adli tıp teknisyeni olarak çalışan davacıdan aldığı ek ödemelerden davalı Kurumca yapılan prim kesintilerinin iadesi istemine ilişkindir. İstek, nitelikçe maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir. İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.

Prime esas kazanç, 5510 Sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi, 506 Sayılı Kanun’un 61. ve geçici 82. maddeleri uygulanarak ilerde davacıya bağlanacak yaşlılık aylığını, dolayısıyla sigortalılık haklarını kendi yararına etkileyecek olup, sosyal güvenlik haklarından feragat edilemeyeceğinden davacının prim iadesinde de herhangi bir yararı bulunmamakta olup, 506 Sayılı Yasa’nını 84 ve 5510 Sayılı Kanun’un 89. maddeleri uyarınca ortada yersiz ödenmiş bir prim de bulunmadığından iadesi de söz konusu olmayacaktır. Mahkemece yapılacak iş, yasal düzenlemeler uyarınca davanın reddine karar vermekten ibarettir. Ne var ki, İş Mahkemesi kararı, maddi hata sonucu onanmıştır. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan maddi hata istemi kabul edilmeli, onama ilamı kaldırılarak, mahkemenin kararı bozulmalıdır.

DAVA : Davacı, Z. O. vekili ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili aralarındaki tespit davası hakkında Şanlıurfa 1. İş Mahkemesinden verilen 05/06/2014 gün ve 2013/4 Esas, 2014/386 Karar sayılı kararın Onanmasına dair Dairemizin 17/06/2015 gün ve 2014/14827 Esas, 2015/13963 Karar sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü: KARAR : İstek, nitelikçe maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir. İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır.

Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır. Dava, adli tıp teknisyeni olarak çalışan davacıdan, 02.07.2007-14.08.2011 tarihleri arasında aldığı ek ödemelerden davalı Kurumca yapılan prim kesintilerinin iadesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulü ile, davalı Kurum tarafından 2008/1-2011/8 dönemleri arasında tahsil edilen net 3.495,06 TL SSK kesintisinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının 02.07.2007 tarihinden kadroya geçtiği (4/1-c) 14.08.2011 tarihine kadar 506 Sayılı Kanun ve 5510 Sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında ATT(acil tıp teknisyeni) olarak çalıştığı, davacıya yapılan ek ödemelerden davalı Kurumca prim kesintisi yapıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık; ek ödemelerden sigorta prim kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda toplanmaktadır ve uyuşmazlığın 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun öncesi ve sonrasına dair düzenlemelere göre irdelenmesi gerekecektir.

Davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Yasa’nını 80/c, 506 Sayılı Kanun’un 77. maddeleri ile 27.06.1989 tarihli 375 Sayılı KHK’dir. 5510 Sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce uygulanması gereken 506 Sayılı Kanun’un 77/b, c maddesine göre; “prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin”, “idare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,” brüt toplam primlerin hesabında dikkate alınır.

Sigorta primleri hesabına katılmayacak istisnalar aynı maddede; yolluklar, çocuk ve aile zamları, ölüm, doğum ve evlenme yardımları ile ayni yardımlar olarak açıkça gösterilmiştir. 27.06.1989 tarihli ve 375 Sayılı KHK’nin EK:3 maddesi ” ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde aylıklara dair hükümler uygulanır ve bu ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz” hükmüne haiz olup, ek ödemeden prim kesintisi yapılmayacağına dair açık bir düzenleme getirmediğinden uygulanabilirliği bulunmamaktadır. 5510 Sayılı Kanun’un 80. maddesinde prime esas kazançların nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş ve aynı maddenin c bendinde “… Diğer kanunlardaki prime esas tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz” hükmü öngörülmüştür.

Bu düzenleme uyarınca zaten 375 Sayılı KHK’nın uygulanması söz konusu olmayacaktır. 11.10.2011 tarihli 666 Sayılı KHK ‘nın 1. maddesiyle 375 Sayılı KHK’ye eklenen ek 9 maddesi ise ” … Kadro karşılığı sözleşmeli personel ile 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personel hariç olmak üzere, çeşitli statülerde istihdam edilen sözleşmeli personele, çalıştıkları birim ve bulundukları pozisyon unvanı itibarıyla aynı veya benzer unvanlı memur kadrosunda çalışan, hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personel için belirlenmiş olan ek ödeme oranını aşmamak üzere, statüleri ile mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarları gibi kriterler birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınarak bu madde hükümleri çerçevesinde ek ödeme yapılıp yapılmayacağını, yapılacak ek ödeme oranını sözleşme ücreti ile ilişkilendirilmeksizin belirlemeye, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Bu ödeme tutarı damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve sigorta prim kesintisine tabi tutulmaz. ” hükmü getirilmiş ve bu maddenin yürürlüğü 666 Sayılı KHK’nin 8. maddesinde 15/1/2012 tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiş olup, ilgili düzenlemenin de somut olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır.

Davacı 14.08.2011 tarihinden itibaren 5510 Sayılı Kanun’un 4/1-c maddesi kapsamında çalışmaya başlamış olup 666 Sayılı KHK’nın 1. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki; prime esas kazanç, 5510 Sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi, 506 Sayılı Kanun’un 61. ve geçici 82. maddeleri uygulanarak ilerde davacıya bağlanacak yaşlılık aylığını, dolayısıyla sigortalılık haklarını kendi yararına etkileyecek olup, sosyal güvenlik haklarından feragat edilemeyeceğinden davacının prim iadesinde de herhangi bir yararı bulunmamakta olup, 506 Sayılı Yasa’nını 84 ve 5510 Sayılı Kanun’un 89. maddeleri uyarınca ortada yersiz ödenmiş bir prim de bulunmadığından iadesi de söz konusu olmayacaktır. Mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki yasal düzenlemeler uyarınca davanın reddine karar vermekten ibarettir.

O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Ne var ki, Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi’nin 05.06.2014 gün ve Esas:2013/4, K:2014/386 Sayılı kararı, maddi hata sonucu Dairemizin 17.06.2015 gün ve E:2014/14827, K:2015/13963 Sayılı kararı ile onanmıştır. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan maddi hata istemi kabul edilmeli, Dairemizin 17.06.2015 gün ve E:2014/14827, K:2015/13963 Sayılı onama ilamı kaldırılarak, mahkemenin 05.06.2014 gün ve Esas:2013/4, K:2014/386 Sayılı kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacıların maddi hata isteminin kabulüyle, Dairemizin 17.06.2015 gün ve E:2014/14827, K:2015/13963 onama ilamının kaldırılmasına, Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi’nin 05.06.2014 gün ve Esas:2013/4, K:2014/386 Sayılı kararının yukarıdaki şekilde BOZULMASINA, 10.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

[/column]

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat