Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

MİRASTA TEREKENİN BORCA BATIK OLDUĞUNUN TESPİTİ DAVA DİLEKÇESİ

MİRASTA TEREKENİN BORCA BATIK OLDUĞUNUN TESPİTİ DAVA DİLEKÇESİ

Terekenin borca batık olması ne demek?

Tereke, ölen bir kimsenin geriye bıraktığı mal ve mülke verilen isim olarak ifade ediliyor. Bir diğer ifade ile tereke kalan taşınır ve taşınmazlara “miras”a deniyor.

Kalan miras, bir taşınmaz, bir hak olabildiği gibi, borç da olabiliyor. Öyle ki taşınmaz mallarla birlikte borç da miras kalabiliyor. Tereke, bir bütün olarak ve kendiliğinden mirasçılara geçiyor. Terekenin intikal edeceği kimselerin gerçek mirasçı olmaları gerekiyor.

Terekenin borca batık olması halinde, mirasçılar mirası reddedebiliyor. Ancak bu durumda, yalnız borç reddedilmiyor. “Miras” olarak kalan tüm hak ve gayrimenkuller de reddedilmiş oluyor.

Miras, üç ay içinde reddolunabiliyor. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlıyor.

Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabiliyor.

………………..ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DAVACILAR : 1)………………………………………………
2)………………………………………………
3)………………………………………………

VEKİLİ : Av. ………………………

DAVALI : ……………………………………………….. (Buraya icra dosyası alacaklısı yazılacak)
VEKİLİ : Av. S……………………..

KONU : Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Talebidir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkillerimizin murisi olan ………………..TC kimlik numaralı ……………. …/…/20…. tarihinde vefat etmiştir. ……………’in vefatının ardından mirasçı olarak müvekkillerim kalmıştır. ……………… ‘nın vefat tarihinde terekesinde her hangi bir mal varlığı olmadığı için müvekkillerim tarafından murislerinin terekesi hakkında mirası red yoluna gidilmemiştir. Mirasın red süresinin geçirilmesinin ardından, davamızın davalısının başlatmış olduğu icra takibi üzerine muris ……………….’in terekesinin borca batık olduğu anlaşılmıştır.

……………’in vefat tarihinde maddi değere sahip olabilecek üzerine kayıtlı olan her hangi bir gayrimenkul bulunmadığı gibi menkulde yoktur. Müvekkillerimin, miras bırakanı ölüm tarihinde her hangi bir maddi değere sahip bir mal varlığına sahip olmamasının yanında bir çok borç bırakmıştır.
Davalı ………………. tarafından müvekkillerimin murisleri ………………. aleyhine ………. . İcra Müdürlüğünün, …….. E. Sayılı icra takibi dosyasından icra takibi başlatılmış olup, ……………’in vefatı nedeniyle yasal mirasçı konumunda olmaları nedeni ile müvekkillerime de ödeme muhtırası tebliğ edilmiştir.

Müvekkillerim bu nedenle borca batık olan terekenin borçlarını ödemek ile karşı karşıya kalmışlardır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14/03/2001 tarih, 2001/2-220 Esas ve 2001/240 Karar sayılı kararında özetle, “Medeni Kanunumuz, mirasın “hakiki reddini süre ile kayıtlı kılıp, mirasçıların tek taraflı irade açıklaması ya da dava yolunu öngördüğü halde, davada söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için her hangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılma ile mirasçılara kendiliğinden intikal edeceği yolundaki kurala bir istisna getirilmiştir. Gerçekte de mirası hükmen reddetmiş sayılan kişi tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yoluyla da ileri sürebilir.” Şeklinde hüküm kurulmuştur.

Aynı şekilde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2008 tarih, 2008/4-332 Esas ve 2008/336 Karar sayılı kararında özetle; “dava rucuen tazminat talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, mirasın reddine ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda toplanmaktadır. Miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Hükmi reddin sonuç doğurabilmesi için her hangi bir irade açıklamasına veya dava açılmasına gerek yoktur. Mirası hükmen reddedilmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi bunu defi yoluyla da ileri sürebilir. Dosya kapsamından miras bırakanın menkul ve gayrimenkulü bulunmadığı gibi her hangi bir gelirinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle mirasın hükmen reddedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.” Şeklinde hüküm kurulmuştur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2002/3022 Esas ve 2002/3315 Karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2002/1607 Esas ve 2002/5992 Karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2004/6782 Esas ve 2005/155 Karar sayılı kararlarında da benzer şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Hukuk Daireleri kararları ışığında, terekenin borca batık olduğunun tespiti için, tereke alacaklıları aleyhine dava açılabileceği, bu davanın her hangi bir süreye tabi olmadığı, bu davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu hususu açıkça ortadadır.

Belirtilen nedenlerle müvekkillerimin murisi ………….’in terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesi için eldeki davayı açma zaruretimiz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER: TMK. Ve sair tüm yasal mevzuat Hükümleri,

DELİLLER : ……………( )..İcra Müdürlüğünün 20…./……… E. Sayılı takip dosyası, mirasçılık belgesi, tapu kayıtları, trafik kayıtları, tanık anlatımları, bilirkişi incelemesi ve sair tüm yasal deliller.

SONUÇ : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle, mirasın borca batık olduğunun tespiti ile müvekkillerimizin mirasçılıklarının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımız ile arz ve talep ederiz. …/…/20…..

Davacılar vekili
Av. ………….

T.C.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2016/2553
KARAR NO. 2016/8639
KARAR TARİHİ. 24.10.2016

DAVA : Davacılar vekili tarafından, 14.12.2015 gününde verilen dilekçeyle mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.01.2016 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar vekili, davacıların murisi …’ın 31.03.2015 tarihinde vefat ettiğini, terekede herhangi bir malvarlığı bırakmadığını,…4. İcra Dairesinin 2015/7700 Esas sayılı icra takibine konu borç sebebiyle murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece, murisin mirasının davacılar tarafından yasal ret süresi geçtikten sonra reddedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacılar vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi davasıdır. Ölümü tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar, Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumetyöneltilerek görülür.

Somut olayda mahkemece, üç aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu gerekçe yerinde değildir. Talep TMK 605/1. maddesi gereğince mirasın gerçek reddine dair olmayıp TMK 605/2. maddesi gereğince terekenin borca batık olduğunun tespiti (hükmen ret) istemine ilişkindir. TMK’nın 605/2. maddesindeki davalar herhangi bir süreye tabi değildir. Bu itibarla tüm alacaklılara husumet yönetilerek ve tarafların gösterdiği deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken talep yanlış nitelendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istenmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 24.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/10850
KARAR NO. 2013/3904
KARAR TARİHİ. 18.2.2013

DAVA: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda; mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR: 1- ) Davacılar, mirasbırakanları babalarının yüklü miktarda borç bıraktığını, terekenin borca batık olduğunu, Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesinin de nazara alınarak mirası kayıtsız şartsız ret ettiklerini beyan etmişlerdir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir ( HMK madde 33 ). Bu açıklama karşısında davacıların Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesine dayalı mirasın hükmen reddi taleplerinin varlığının kabulü gerekir. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına dair davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğunu hükme bağlamıştır ( md. 2/1 ). Medeni Kanun’da bu konuda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılan terekenin borca batık olduğunun tespitine dair davalarda dava değeri ne olursa olsun asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu yön gözetilmeden dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

2- ) Kabule göre de; davanın alacaklılara husumet yöneltilerek görülmesi gerekirken hasımsız dava şeklinde uyuşmazlığın incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 1. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının iadesine oybirliği ile, 18.2.2013 tarihinde karar verildi.