Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

Karşı taraf avukatlık ücreti alacağının temlikine ilişkin Yargıtay kararları

Asıl dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine, birleşen dava ise, bu ücretin dayanağı olan “icra dosyası alacağının temliki” konusundaki, davalılar arasında yapılmış olan “sözleşmenin iptali” istemine ilişkin olup, mahkemece alman bilirkişi raporu gereğince, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin toplamı üzerinden, asıl davada, davalılardan Kazım  yönünden hüküm kurulmuş, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

Oysa ki Avukatlık Kanununun 164. maddesinin son iki cümlesinde, “Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” Hükmü mevcut olup, buna göre avukata ait olduğu açıkça belirtilen, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyecek ve haczedilemeyecek olan “karşı taraf vekalet ücreti”nin, üçüncü kişiye temlik de edilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Müvekkilin, avukatın yasadan kaynaklanan bu alacağını üçüncü kişiye temlik etmesi, açıkça yasaya aykırı olduğundan hüküm ve sonuç doğurmaz. Dava konusu olayda da, davalı müvekkil Kazım , Mersin l.İcra Müdürlüğünün 2005/120 esas sayılı dosyasındaki 80.028,00 TL alacağını, ‘”tahakkuk etmiş veya edecek tüm faiz ve tüm fer’ileriyle birlikte” diğer davalı Rıdvan’a temlik etmiş olup, temlik edilen alacak içinde, takibi vekil sıfatı ile yürüten davacı avukata ait “karşı taraf vekalet ücreti” de bulunduğundan, temlik sözleşmesi bu yönüyle geçersizdir.

O halde birleşen davada, 26.11.2007 tarihli temliknamenin, “karşı taraf vekalet ücreti” miktarı olan 7.161,68 TL ile sınırlı olmak üzere geçersiz olduğunun tespitine, asıl dava yönünden de aynı nedenle, davacıya ödenmesi gereken 7.161,68 TL “karşı taraf vekalet ücreti”nin, her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, birleşen davanın ve Rıdvan’a karşı açılan asıl davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (Y. 13. HD. 28.11.2011, 2010/15034 – 2011/10280)

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat