İDARE MAHKEMESİ YD TALEPLİ MANEVİ TAZMİNAT DİLEKÇESİ
DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ
………………….İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
DAVACI : (İsim-Soyisim) TC. Kimlik no. 11111
Tahsin Şahin sokak no 32/1 üsküdar İstanbul
VEKİLİ : Av. (İsim-Soyisim)
(Adres Başlıktadır)
DAVALI : T.C. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü İSTANBUL
KONU : Davalı İdarenin 1 Nisan 2012 tarihli ve 12345 sayılı yazıyla yardımcı doçent unvanı verilebilmesi için yönetmelikte düzenlenen şartları yerine getirmediğinden bahisle müvekkilimin görevine son veren işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması, müvekkilimin itibarını zedeleyici niteliği dolayısıyla takdiren 1.000 Tl manevi tazminata hükmedilmesi, yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verilinceye kadar geçici nitelikte yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, tebligatın memur eliyle yaptırılması, davalının cevap süresinin kısaltılması ve yargılama sonucunda iptali talebinden ibarettir.
TEBELLÜĞ TARİHİ : İdarenin bu işlemi, Hukuk Fakültesi Dekanlığının 7 nisan 2012 tarihli ve 1232 sayılı üst yazısıyla müvekkilime 8 Nisan 2012 tarihinde tebellüğ edilmiş olup, süresi içinde işbu dava açılmaktadır.
AÇIKLAMALAR:
1) Müvekkilim 2005 tarihinden itibaren İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır.
2) Mezuniyet sonrası girdiği araştırma görevliliği sınavını başararak ataması yapılmıştır. Doktora çalışması oybirliği ile kabul edilmiş ve açılmış olan yardımcı doçent kadrosuna jürisinde yer alan üyelerin oybirliği ile layık görülerek atanmıştır.
3) Yardımcı doçentlik kadrosunda üç yılını doldurarak kanun gereği tekrar atama dönemi gündeme geldiğinde, uluslararası dergide iki makale yayınlamış olmak ve son üç senelik dönemde beş adet ulusal dergide makale yayınlamış olmak şartlarını yerine getirmediğinden ötürü tekrar ataması yapılmamış ve bu durum kendisine bildirilmiştir.
4) Müvekkilim uzun süredir ülkenin geçirdiği reformların başarısızlık sebeplerini araştırman bir çalışma üzerinde emek harcamaktadır. Bu amaçla Osmanlı dönemindeki Tevkii Abdurrahman Paşa risalesinden başlamak üzere tüm reform önerilerini ve sonrasındaki hukuki gelişmeleri araştırmaktadır. Bu uzun soluklu çalışması, şekli olarak aranan makale sayısı bakımından şartların yerine getirilmemesi gibi değerlendirilebilse de, müvekkilimin bu süre zarfında görevinin gerektirdiği çalışmaları yapmadığı anlamına gelmeyeceği açıktır.
5) İdarenin yaptığı bu hukuka aykırı işlem karşısında dava açmak mecburiyeti doğmuştur.
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİNİN GEREKÇELERİ
Sayın Mahkemenizden öncelikle dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasını arz ve talep ediyoruz. Çünkü İYUK madde 27 de aranan her iki şart da bu dava konusu işlem dolayısıyla gerçekleşmiş bulunmaktadır:
a) Dava konusu işlemde aşağıda geniş biçimde arz ve izah edeceğim üzere açık hukuka aykırılıklar bulunmaktadır. Dava konusu işlem, ilk defa yardımcı doçentliğe atanacaklarda aranan şartları, daha önce ataması yapılmış müvekkilim bakımından aramak suretiyle açık ve ağır bir hukuka aykırılık taşımaktadır.
b) Kaldı ki, yürütmenin durdurulması kararı verilmemesi halinde halen maaşı kesilmiş ve görevle bağlantısı kalmamış müvekkilim için, dava sonucunda verilebilecek bir iptal kararı halinde dahi giderilemeyecek telafisi imkansız zararlar doğacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, bu zararlar maddi zarar değildir, manevi ve itibara yönelik zararlardır. Müvekkilim kendi camiası ve öğrencileri nezdinde telafisi imkânsız itibar
kaybına uğrayacak sanki bilimsel bakımından yetersiz bir kimse intibaını aylar sonra göreve dönmüş olsa bile bir daha diğer insanlar nezdinde gideremeyecektir.
c) Ayrıca, yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde davalı idare bakımından da gerçekleşebilecek hiçbir zarar ihtimali bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemenizce öncelikle işbu dava dilekçesi alınır alınmaz geçici yürütmenin durdurulması kararı verilmesi, davalıya memur eliyle tebliğe çıkarılması, memur eliyle tebliğe karar verilmesi, davalı idarenin savunması alındıktan sonra da dava neticeleninceye kadar yürütmenin durdurulması kararı verilmesi arz ve talep olunur.
HUKUKİ GEREKÇELER
I. İŞLEMİN İPTALİNE İLİŞKİN HUKUKA AYKIRILIK GEREKÇELERİ
1) Dava konusu işlemin Sebep unsuru sakattır. Çünkü;
– İlk defa yardımcı doçent atamaları için kullanılacak kriterler müvekkilim için kullanılmıştır. Oysa müvekkilim yardımcı doçentliğe atanması aşamasında o tarihte yürürlükte olan kriterleri gerçekleştirerek atanmış olduğu için, uzatma aşamasında aynı kriterler aranamaz.
– Bir göreve atanırken aranan şartlar dışında, görevin devamı bakımından aranacak şartlar, ilgili mevzuatta açıkça daha önce atanmış olanlara da uygulanacağına dair intibak hükmü yok ise, aranamaz. Bu tür bir düzenleme yok ise, kişinin görev süresinin uzatılmasında mesleki gerekleri yerine getiremediğini, bilimsel bakımından yetersiz kaldığı, görevin gereklerini sonradan kaybettiği gibi bu statüden çıkarılmasını gerektirir şartların varlığı aranmalıdır.
– Yönetmelik değişikliğiyle getirilen şartların, yardımcı doçentlikte kalabilmek için aranan asgari şartlar olduğu iddia edilebilir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, bu durum yeni bir “standart” tespitidir. Yeni standart tespiti bundan sonra yardımcı doçent alınacaklar için ve bu şartları bu “seviye”yi bilerek gelecekler için geçerli olmalıdır. Girdiği tarihte belirlenmiş kurallar çerçevesinde bilimsel faaliyetini sürdüren bir kişi için, hemen yönetmelik değişti diye “standart” değiştirilemez. Yeni yönetmelikteki şartları gerçekleştirmemiş olmak bir başarısızlık verisi sayılamaz. Sadece yeni “şartları” taşımamak anlamına gelir. Yeni şartlar da bu statü bakımından başarıyı veya başarısızlığı belirleyen bir işlevi haiz değildir.
(Açıklama : Sebep işlemin yapılmasına yol açan nedendir. Hukuki sebep ve maddi sebep olarak ikiye ayrılması mümkündür. Bu işlemin hukuki sebebi yapılan yönetmelik değişikliği sonucunda yardımcı doçentlik atamalarına ilişkin hukuki verilerdir. Maddi sebep unsuru ise müvekkilin bu yönetmelikte öngörülen “adet” de makale yazmış olup olmamasıdır.
2) Dava açılan işlemde Konu unsuru sakatlığı da bulunmaktadır:
– Dava konusu işlemin yukarıda açıklandığı üzere sebep unsuru sakattır. Görevinin uzatılmamasını haklı ve hukuka uygun kılacak, geçerli bir sebep bulunmamaktadır. Hukuken geçerli bir sebebi olmadığı için görevin uzatılmaması şeklinde ortaya çıkan işlemin konu unsuru da sebep unsuru sakatlığına bağlı olarak hukuka aykırı hale gelmektedir.
(Açıklama: İşlemde “NE” yapıldığı hususudur. Bunun sakatlığı gerekli ve yeterli sebep unsuru olmaması gerekçesiyle olabileceği gibi, bağımsız olarak mevzuata göre yapılmaması gereken bir şey yapılmış ise “sebep” unsuru sakat olmadan “konu” unsuru da bağımsız olarak sakat olabilir.)
3) İşlem aynı zamanda esasa etkili Usul/şekil unsuru sakatlığı ile maluldür:
İdarenin bilimsel yetersizlik şeklinde ortaya çıkabilecek muhtemel gerekçesinin hukuka aykırı olduğu usul şekil unsuru bakımından işlemin incelenmesi durumunda da ortaya çıkacaktır. Çünkü Üniversite Rektörlüğünün merkezi bir işlemle bilimsel yeterliliği tespit edebilmesi mümkün olmamak gerekir. Bu konu uzmanlık gerektiren bir değerlendirmeye bağlı olarak değerlendirilmelidir. İlgili anabilim dalından bilimsel yeterliliği hususunda bir değerlendirme almadan, bölüm ve fakülte görüşlerini almadan ya da o bilim dalının uzmanlarından oluşan bir jüri kurarak çalışmalarını incelettirmeden sadece şekli şartları gerçekleştirmemiş olmaktan kaynaklanan bir bilimsel yetersizlik iddiası kabul edilemez. Bu durum bilimsel yetersizlik iddiasının öne sürülebilmesi için izlenmesi gereken asgari usul kurallarına uyulmamış olması sebebiyle ağır ve esasa etkili bir sakatlığı da göstermektedir.
(Şekil/usul sakatlığı işlemin yapılma biçimi olarak mevzuatta düzenlenmiş usulüne ve şekline uyulmaması halinde gündeme gelmektedir. Örneğin taahhütlü gönderilmesi gereken bir tebligatın bu şekilde gönderilmemiş olması, yazılı ve belli şekle uyularak yapılması gereken bir işlemin bu şekilde yapılmaması, Danıştay görüşü alınarak alınması gereken bir kararın bu görüş alınmadan tesisi – bu eksikliği aynı zamanda yetki unsuru sakatlığı sayan Danıştay kararları da bulunmaktadır- . Anca bu unsur bakımından önem taşıyan husus, diğerlerinden farklı olarak bu unsurdaki her sakatlığı işlemin iptali için yeterli saymamakta, ancak “esasa” etkili bir temel sakatlık bulunması halinde bunun işlemin iptaline yol açabileceği kabul edilmektedir)
4) Dava konusu işlem Maksat unsuru bakımından sakattır:
(Açıklama : Maksat unsuru sakatlığı diğerlerinden farklı olarak farazi olarak var kabul edilir ve bunu sakatlayan gerekçelerin açıklanması beklenir. Her işlemin varsayılan maksadı, kamu yararıdır. Ancak a) siyasi bir amaç gütmüşse, b) bir kimsenin çıkarına işlem yapılmışsa, c) bir kimseye zarar vermek için işlem yapılmışsa bu sakatlığın varlığı kabul edilir)
5) İşlemin Yetki unsuru da sakattır:
(Yetki unsuru işlemi KİM yaptığının araştırılması ve mevzuatta bu işlemi yapabilecek makam olarak gösterilmiş olup olmamasına bağlıdır. Yetkisizlik asıldır. Ancak yetki verilmiş olan makam bir işlemi yapabilir. Dolayısıyla mevzuat temelinin olması gerekir)
–II. MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN GEREKÇELERİ
Dava konusu işlem çeşitli unsurları bakımından sakat bulunduğu için sonuç olarak idarenin bir hizmet kusuru bulunduğu da ortaya çıkmaktadır. Hizmetin kötü işlemiş olması bir tazminat gerekçesidir. Ayrıca burada unsurlardaki sakatlık gerekçelerine bakıldığında idarenin ağır bir kusuru bulunduğu da görülmektedir. Müvekkilim bu hukuka aykırı işlemden ötürü ağır manevi zarar görmüştür. Aslında hizmet de ağır zarar görmüştür. Çünkü mensuplarını kıran, çalışma şevklerini söndüren, davalarla uğraştıran bir idare hem bu işleme maruz kalan hem de bu durumu izleyen tüm mensuplarına zarar vermiş ve kurumlarına karşı güvenlerini zedelemiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında müvekkilim bir yandan manevi zararının bir nebze tazmini ve asıl olarak kusurlu görevliye rücu edilerek bir daha benzer hukuka aykırılıkların yapılmasına engel olacak bir ibret teşkil etmesi için bu tazminatı talep etmektedir.
SONUÇ ve TALEP:
1) Dava konusu 1 Nisan 2012 tarihli ve 12345 sayılı yazıyla yardımcı doçent unvanı verilebilmesi için yönetmelikte düzenlenen şartları yerine getirmediğinden bahisle müvekkilimin görevine son veren işlemin öncelikle davalı idarenin savunması alınıp yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verilinceye kadar geçici olarak yürütmesinin durdurulmasını,
2) Davalı idarenin savunma süresinin kısaltılmasını,
3) Tebligatların memur eliyle yapılmasını,
4) Davalı idarenin savunması geldikten sonra, dava neticeleninceye kadar yürütmesinin durdurulmasını,
5) Yargılama sonucunda iptalini,
6) Bu tür bir işleme maruz kalması dolayısıyla zedelenen itibarından ötürü takdiren 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini,
7) Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesini,
Saygılarımla arz ve talep ederim. ../../20……
Davacı Vekili
İmza
EKLER1) Dava konusu işlem
2) Müvekkilimin görevi sırasında aldığı teşekkür ve taltif ödülleri
3) Müvekkilimin katıldığı uluslararası toplantılara ilişkin belgeler
4) Müvekkilimin yayınlarına ilişkin liste
DAVADİLEKCESİNE CEVAP DİLEKÇE ÖRNEĞİ.
………….. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
CEVAP VEREN
(DAVALI) : İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü
KARŞI TARAF
(DAVACI) :
KONU : Dava dilekçesine cevaplarımızdır.
TEBELLÜĞ TARİHİ :../../20…
CEVAPLARIMIZ:
1) Davacının, yardımcı doçentlik şartlarını taşımadığı anlaşıldığından görevine son verilmiştir. İdaremizin, mevzuatın aradığı şartları taşımayan bir kişiyi istihdama devam etmesi hukuken mümkün değildir, idaremiz yönetmeliğin getirdiği amir hükmün gereğini yerine getirmiştir. Bu hususta bir takdiri ve tercihi söz konusu değildir. Davacı, yönetmelik değişikliğine karşı dava açmış ve aranan şartlar hususunda göreve ilk atanan veya daha önce atanmış olanların sürelerinin uzatılmasında aranacak şartlar bakımından eksiklik veya hukuka aykırılık sebebiyle iptal ettirmiş olsa idi, hukuka saygılı olma hususunda titizlik gösteren idaremiz bu yargı kararının gereğini yerine getirirdi. Ancak, açıktır ki yürürlükte olan bir yönetmelik hükmü vardır, bu hükmün aradığı şartlar bulunmaktadır, davacı ise bu şartları yerine getirmemiştir. Zaten şartları yerine getirmekte olduğuna dair bir iddiası olmadığını da dikkatlerinize sunarız.
2) İdaremiz vermekte olduğu lisans eğitimini hizmet gereklerine en uygun biçimde yerine getirmek durumundadır. Kişiden bağımsız olarak hizmet standardının gerekleri aranmaktadır. Göreve daha önce başlamış bir insanın, zamanın değişmesiyle gelen standartlardan muaf olacağı ve bir
kere girmiş diye hizmetin iyileştirilmesi için getirilecek kurallara tabi olmayacağı söylenemez. Kişilerin kazanılmış hakları, hizmet gereklerinin uyarlama ilkesi gereği değişen standartlarına uymamak konusunda bir bağışıklık getirmeyecektir. Aksinin kabulü halinde hizmetten yararlananlar bakımından farklar gündeme gelecek ve hizmetten beklenen yüksek kalitede verime ulaşılamayacaktır. Kamu hizmetinin uyarlanması gereği, personelin kendisini geliştirmesi ve hizmetin gereklerine uygun nitelikleri zaman içinde elde etmesi zorunluluğunu da getirir. Bu açıdan davacının iddialarının kabulü mümkün değildir.
3) İdaremiz yönetmelik değişikliğini derhal duyurmuş ve daha önce göreve girmiş olan kişilerin bu yeni şartlara uyum sağlaması için gerekli ve yeterli ikaz görevini yerine getirmiştir. Davacı da, bu yönetmelik değişikliği üzerine yeni şartları yerine getirecek bir gayret içinde olmalıydı. İdare Hukuku öğretim üyesi olan davacının yönetmelik değişikliğinin kendisine uygulanmayacağını düşünmesi ve belirtilen şekilde yayın yapmamasına rağmen hukuki durumunu kazanılmış hak olarak devam ettirmesini düşünmesi kabul edilebilir bir iddia olmadığı gibi, bilimsel bakımdan gerekli niteliklere sahip olmadığının da bir göstergesidir.
4) Yürütmenin durdurulması talebinin kabulü için gerekli olan her iki şart da gerçekleşmemiştir. Dava konusu işlemde yukarıda açıklandığı üzere hiçbir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca telafisi imkansız bir zarar da bulunmamaktadır. Davacı, dava sonunda haklı çıktığı takdirde idaremizce derhal yargı kararı uygulanacağından telafisi imkansız bir zarardan bahis mümkün değildir. İtibar kaybı şeklindeki manevi zarar açıklaması da kabul edilemez. Zaten kendi sebep olduğu bu işlem ile durumu hakkında gerekli ve yeterli duyum akademik çevrelerde gerçekleştiği için ayrıca davanın devamı dolayısıyla zedelenecek “ayrı” ve daha fazla bir “itibar” kaybı sözkonusu olamaz. Bu yüzden talebinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
SONUÇ ve TALEP
1) Öncelikle yürütmenin durdurulması talebinin reddi,
2) Yargılama sonucunda davanın reddi,
3) Herhangi bir zarar gerçekleşmediği ve hukuka aykırılık da bulunmadığı için tazminat talebinin reddi,
4) Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi,
Arz ve talep edilir. ../../20….
CEVAP VEREN
Adı ve Soyadı
İmza