İCRA MÜDÜRLÜĞÜNE KABAHATLER KANUNUNA GÖRE CEZA VERDİRME TALEP DİLEKÇE ÖRNEĞİ
……………….11. İCRA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE
ŞİKAYET EDEN :
VEKİLLERİ : Avukat Emin Ersel EREN – Avukat Hakan EREN
İCRA NO : İstanbul
KONUSU : İcra müdürlüğünün 08.03.2012 tarihli işlemini şikayet
AÇIKLAMALAR :
Takip borçlusu ** hakkında yürütülen icra takibinde, borçlunun kullandığı telefona ait bilgiler Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’den sorulmuştur. Verilen yanıtta, borçlunun telefon hattına ait ödemelerin otomatik ödeme talimatı ile T. ** Bankası’ndan yapıldığı bildirilmiştir. Turkcell, bankaların şube bilgilerini kendi bünyesinde kaydetmemektedir.
Borçlunun, T. ** Bankası’nın hangi şubelerinde hesabının bulunduğunun öğrenilmesi amacı ile bu bankaya 29.12.2011 tarihinde icra müdürlüğünce yazı yazılmıştır.
Banka, icra müdürlüğünün bu yazısına verdiği 04.01.2012 tarihli yanıtta, istenen bilginin sağlıklı olarak temini için şubeler nezdinde ayrı ayrı araştırma ve yazışma yapılması gerektiğinden bahisle konu ile ilgisi olmayan bir takım yasa maddelerini sözde gerekçe göstererek araştırmanın ancak 315-TL ödeme yapılması halinde yapılacağını bildirmiştir.
Biz, bu yanıtın hukuka, bankacılık uygulamalarına ve gerçeğe neden aykırı olduğunu 08.03.2012 tarihli talebimizde etraflıca izah etmeye çalıştık. Banka Genel Müdürlüğünün, “şubelerimle yazışma yapmam gerek” demesi gerçek dışı bir beyandır. Genel müdürlük ekranlarında istenen kişinin sadece TC kimlik numarasının girilmesi ile o kişinin hangi şubede hesabı olduğu, bakiyesi vs. tüm bilgilere anında ulaşılabilmektedir.
** BANKASININ ŞUBE SAYISI 1.192’DİR: “Şubelerimle yazışma yapmam gerek” diyen T.** Bankası’nın bugünkü şube sayısı 1.192’dir.[1]*** Bankası’na şu soruyu sormak istiyoruz: Siz gerçekten bu bilgi için 1.192 şubeniz ile yazışma yapacak mısınız? Bu soruya verilecek yanıt “evet” ise talep edilen 315-TL’nin bu işlem için yeterli olmayacağını ve müvekkilimizin, talep halinde daha da fazla bir ücreti ödemeye hazır olduğunu ifade etmek isteriz. Ancak çok iyi biliyoruz ki, böyle bir araştırma için genel müdürlüğün hiçbir şube ile herhangi bir yazışma yapmasına gerek yoktur.
6183 SAYILI AMME ALACAKLARININ TAHSİLİ HAKKINDAKİ YASA UYGULAMALARI: 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası’nın ikiz kardeşi olarak adlandırabileceğimiz 6183 sayılı Yasa’da, 2006 yılında yapılan değişiklikler ile İİK m.89’un paralel hükmü olan 79. maddede çok önemli ve esaslı değişiklik gerçekleştirilmiştir. Madde 79 hükmü:
MADDE 79 –
…
(2) Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
düzenlemesini içermektedir.
Görüldüğü üzere 6 yıldır, kamu alacakları için idare, bankaların şubeleri ile yazışma yapmamakta, sadece bankaların genel müdürlüğüne haciz ihbarnamesi göndermektedir. Banka genel müdürlükleri de araştırmalarını tüm şubeleri kapsar şekilde yapıp ona göre yanıt vermektedirler.
Esasen bu değişiklik ile 2004 sayılı Yasa ile 6183 sayılı Yasa arasındaki kardeşlik ve ikizlik, 2004 sayılı Yasa aleyhine olacak şekilde bozulmuştur. Bu tespite sadece bir cümle ile değindikten sonra T. ** Bankası’na bir soru daha sormak istiyoruz: 6183 sayılı Yasa kapsamında genel müdürlüğe gelen haciz ihbarnameleri için de tüm şubelerinizle yazışma yapıyor musunuz?
Bu durum bile tek başına, 3. şahıs bankanın icra müdürlüğüne açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun ve baştan savma amacı taşıdığının bir göstergesidir.
T. ** BANKASI A.Ş. BU KONUDA “SABIKALI” BİR BANKADIR: T. ** Bankası A.Ş., icra müdürlükleri ve hukuk mahkemelerine benzer şekilde gerçeğe aykırı beyanları mütemadiyen ileri sürmektedir. Yeri gelmişken belirtelim ki bu banka, hukuk mahkemeleri ve icra müdürlüklerine karşı verdiği bu gibi baştan savma yanıtları CMK m.332 hükmünden dolayı Cumhuriyet savcılıklarına ya da ceza mahkemelerine karşı verememektedir. Ancak, İİK ya da HMK’da, CMK’da olduğu gibi açık ve etkili bir yaptırım olmadığından hukuk mahkemeleri ya da icra müdürlüklerine bu gibi yanıtları vermekten çekinmemektedir.
T. *** Bankası A.Ş. benzer bir yanıtı Gümüşköy Asliye Hukuk Mahkemesi’ne de vermiş; bu mahkeme, içeriğine internetten ulaşılabilecek ve mükemmel bir şekilde gerekçelendirilmiş kararı ile banka hakkında Kabahatler Kanunu’na göre idari yaptırım kararı uygulamıştır. Karara yapılan itiraz, en yakın ağır ceza mahkemesince reddedilmiştir.[2]
Bu husus şunu göstermektedir ki, T.** Bankası A.Ş.’nin yaklaşımı şudur: “Ben idari para cezasını öderim, ama yine de mahkemenin dediğini değil kendi bildiğimi yaparım”. Biz hukukçulara düşen görev, hangi kurum ya da makam olursa olsun, hukuka karşı saygısızca ve ciddiyetsiz bir üslupla yanıt veren herkese hukuka ve yasalara saygılı olmayı öğretmektir.
Açıklanan nedenler, T. ** Bankası A.Ş.’nin Kabahatler Kanunu’nun 32. madde hükmünü ihlal ettiği apaçık ortadadır. Buna rağmen, Kabahatler Kanunu’nun 32. madde hükmüne göre işlem yapılması talebimiz icra müdürlüğünce zımnen reddedilmiş, yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen İİK m.367 uyarılı ve yeniden bir yazı yazılmasına karar verilmiştir. Oysa ki, T. ** Bankası A.Ş., Kabahatler Kanunu’nun 32. madde hükmünü vermiş olduğu 04.01.2012 tarihli yanıt ile zaten ihlal etmiştir. Banka ile yeni bir yazışma yapılması kararı yersiz ve faydasızdır. Talebimizin kabulü gerekirken reddedilmiş olması hukuka aykırıdır.
SONUÇ ve İSTEM : İncelemenin yapılarak, 08.03.2012 tarihli kararın kaldırılması ve aynı tarihli talebimize istinaden bahsi geçen yazıda imzası bulunan (1) A.C.’nin (2) H.A’nın ve (3) T. ** Bankası A.Ş.’nin Kabahatler Kanunu’nun 32. madde hükmü gereğince icra müdürlüğünce idari para cezası ile cezalandırılması yönünde işlem yapılmasına karar verilmesi saygılarımızla talep olunur.
Şikayetçi vekili
Av.
YUKARDAKİ ŞİKAYET DİLEKÇESİNE İSTİNADEN İCRA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARAR ÖRNEĞİ.
T.C.
İSTANBUL
11. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2012/417 Esas
KARAR NO : 2012/610
İCRA NO : 14-2011/23049
HAKİM : BEYHAN GÜLER 34978
KATİP : NERİMAN YAZICI 95998
DAVACI : ****
VEKİLİ : Av. HAKAN EREN
BORÇLU : ***
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS/(LAR) : T….BANKASI A.Ş.
VEKİLİ : AV. YAŞAR ŞAHİN
DAVA : Şikayet
DAVA TARİHİ : 15/03/2012
KARAR TARİHİ : 07/05/2012
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2012
Davacı vekilinin talebi üzerine celp edilen icra dosyası ve dilekçe tetkik edildi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile takip borçlusu hakkında başlatılan icra takibinde borçlunun kullandığı telefona ait bilgilerin Turkcell iletişim hizmetlerinden sorulduğunu, verilen yanıtta borçlunun telefon hattına ait ödemelerin otomotik ödeme talimatı ile T. *** bankasından yapıldığının bildirildiğini, ancak kabahatler kanunun 32. Madde hükmünün ihlal edildiğini, buna rağmen kabahatler kanunun 32. Madde hükmüne göre işlem yapılmasını talep ettiklerini ancak taleplerinin reddedildiğini, icra müdürlüğü tarafından yazının yeniden yazılmasına karar verildiğini alacaklı vekilinin müdürlük kararının kaldırılmasını talep ve dava ettiği,
Üçüncü şahıs *** Bankası A.ş vekili davaya karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, banka çalışanları hakkında kabahatler kanunun 32. Maddesi göre idari para cezası ile cezalandırılması taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu,
İcra dosyasının incelenmesinde alacaklının borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçtiği, alacaklı vekilinin 29/12/2011 tarihinde dosya borçlusunu otomatik ödeme talimatı vermiş olduğu, iş bankasının hangi şubelerinde hesabınını bulunduğunun sorulmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin kabulüne karar verildiği, iş bankası genel müdürlüğü tarafndan 18/01/2012 havale tarihli yazı cevabında HUMK 414, 415 İİK 59 ve TTK 22 maddeleri gereği maliyet bedelinin yatırılması gerektiği, bundan sonra talep edilen bilgilerin temin edilerek müdürlüğe gönderileceğinin bildirildiği, bilahare 08/03/2012 tarihinde alacaklı vekilinin banka tarafından verilen yazı cevabı ile kabahatler kanunun 32.maddesinin ihlal edildiğini, gerekli işlemin yeniden yapılmasını ve yazıda imzası bulunan kişilerin kabahatler kanunu 32 madde hükmü gereği idari para cezası ile cezalandırılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce yazının yeniden yazılmasına karar verildiği, ancak kabahatler yasasının 32 maddesinin uygulanması yoluna gidilmediği, alacaklı vekilinin de anılan müdürlük kararını kaldırdılması için mahkememize başvurduğu,
5322 sayılı kabahetler kanunun 32. Maddesinde “yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeni ile yada kamu güvenliği,kamu düzeni ve genel sağlığın korunması amacı ile hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye 100 Türk lirası idari para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.” Hükmüne yer verildiği, somut olayda ilgili bankanın genel müdürlüğünce yasal bir dayanak bulunmaksızın emrin yerine getirilebilmesi için bir bedel ödenmesini talep ettiği ve söz konusu adli kurum olan icra müdürlüğünün emrini yerine getirmediği, bu suretle ihmali dahi olsa kabahatler kanunun 32.maddesinin ihlal edildiği ve emri veren merci tarafından 32.maddenin uygulanması gerektiği, dolayısıyla alacaklının bu yöndeki isteminin reddini içeren müdürlük kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları ve gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı alacaklının kabahatler yasasının 32. Maddesinin uygulanmasına yönelik talebinin reddini içeren müdürlük kararının KALDIRILMASINA,
2-Peşin harcın mahsubu ile başkaca bir harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yatırılan 85,00 TL gider avansından 14,00 TL sinin karar tebliğinde kullanılmasına, gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davanın niteliği gereği vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde yargıtay yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 07/05/2012
Katip 95998 Hakim 34978
BU YEREL MAHKEME KARARINA YARGITAYA TEMYİZE GİDİLMİŞ YARGITAYDA KARARINDA TEMYİZ SINIRININ ALTINDA KALDIĞINDAN BANKA’NIN YAPTIĞI TEMYİZ İSTEĞİNİ RED ETMİŞTİR.
Yukarıdaki dilekçede emsal gösterilen örnek kararda budur.
TC
GÜMÜŞHACIKÖY
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
İdari Yaptırım Kararı
ESAS NO : 2009/15 D.İş
KARAR NO : 2009/21
HAKİM : SAİM KÖROĞLU 41843
KATİP :
KABAHATLİLER : 1-D. A
2- T K
3- E U
4-Türkiye İş Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü İş Kuleleri 34330 Levent/İstanbul
VEKİLLERİ : Av. ….
KABAHAT TARİHİ : 05/05/2009
KARAR TARİHİ : 21/07/2009
Karar başlığında adı geçen kabahatliler hakkında kabahat eylemleriyle ilgili olarak yapılan inceleme tamamlanmakla TÜRK MİLLETİ adına karar veren mahkememizce aşağıdaki karar veridi:
KABAHAT OLUŞTURAN EYLEM: Mahkememizin 2009/28 Esas sayılı 02.04.2009 tarihli yazısıyla, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük’ün 4. maddesine göre çocuk mallarının korunması amacıyla alınacak önlem olup olmadığının tespiti bakımından ilgili şahsın banka hesabı olup olmadığı ilçede şubeleri bulunan diğer banka şubelerinden olduğu gibi İş Bankabı şubesinden de sorulmuş, İş Bankası Genel Müdürlüğünün 11.5.2009 tarihli cevap yazısında Anayasanın 18. maddesi, HUMK’un 414 ve 415. maddeleri, İİK.’nın 59. maddesi ve TTK’nın 22. maddesine göre toplam 210,00 TL ücretin ödenmesi halinde cevap verileceği belirtilmiştir.
Bunun üzerine yine aynı bankanın Gümüşhacıköy şube müdürlüğüne 15.4.2009 tarihli tekit müzekkeresi yazılmış ve istenen bu ücretin yasal olmadığı ve ücret istenilmesine dayanak olarak gösterilen maddelerin de konuyla ilgili bulunmadıkları bildirilmiş, cevap verilmemesi halinde suç duyurusu yapılacağı ihtar edilmiştir. Buna rağmen İş Bankası Gümüşhacıköy Şubesinden ve genel müdürlükten duruşma tarihi olan 5.5.2009 tarihinden evvel bir cevap verilmediği için bu duruşmada suç duyurusunda bulunma kararı verilmiş, suç duyurusu üzerine Cumhuriyet savcılığının 2009/329 sr. sayılı dosyası üzerinden eylemin 5326 sayılı kanunun 36. maddesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Böylece bu eylemin Kabahatler Kanununun 32. maddesinde düzenlenen yaptırımı gerektirdiği kanaatine varılmıştır.
SAVUNMA: Kabahatlilere ve banka tüzel kişiliğine savunma imkanı tanınmış, bu amaçla duruşma açılmış, hepsinin ortak vekili Av. İ B.. bankanın ve banka görevlilerinin bu uygulamasının yerinde olduğunu duruşmalara katılarak ifade etmiş, ayrıca kabahatliler T… ve E… 23.6.2009 tarihli yazılı savunmalarını sunmuşlardır.
MAHKEMEMİZİN İSTEĞİNİN YASAL DAYANAĞI: Mahkememizce Türk Medeni Kanununun 352. ve 360. maddeleri ile Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Tüzük’ün 4. maddesine göre çocuk mallarının korunması amacıyla alınacak önlem olup olmadığının tespiti bakımından araştırma yapılmak istenilmiştir. Bu dava, resen araştırma ilkesine tabi davalardandır. TMK’nın 352 ve 360. maddesi ile 4787 sayılı kanunun 6. ve zikredilen tüzüğün 4. maddelerinde mahkememizin resen araştırma yapması gerektiğine ilişkin hükümler mevcuttur. Dolayısıyla mahkememizin resen her türlü araştırmayı yapması ve gerekli belgeleri ilgili yerlerden isteme görev ve yetkisi vardır.
Taraflarca hazırlama ilkesine göre yürütülen davalarda dahi HUMK’un 334. maddesinde “Üçüncü şahsın yedinde bulunan vesikanın ibrazını talep eden kimsenin delaili sübütiyesini beyan ettiği sırada işbu vesikalar münderecatını tayin ve tasrih etmesi lazımdır. Talebi kabul olunursa hakim üçüncü şahsa istenilen vesikayı ibraz etmesini emreder.” denilmek suretiyle hakimin gerektiğinde üçüncü kişilerdeki belgelerin gönderilmesini isteyebileceğine hükmedilmişken resen araştırma ilkesine tabi davalarda mahkemenin bu yetkisinin fazlasıyla olacağı açıktır.
Öte yandan öğreti ve yargısal kararlara göre usül hukukunda kıyas yolu açık olduğundan, CMK’nın 332. maddesi kıyasen uygulandığında mahkememizin istediği bilginin verilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Dolayısıyla mahkemenin hukuka uygun bir isteğinin hukuk devletinde ticari faaliyet gösteren ve önemli bir kurum olan muhatap banka tarafından yerine getirilmesi mecburiyeti, aksi davarınışın da yaptırımı gerektirdiği kabul edilmelidir.
ÜCRET İSTENİLİP İSTENİLEMEYECEĞİ: Adı geçen bankadan sorulan husus basit bir sorgulamayla ve basit bir cevapla halledilebilecekken Anayasa’nın 18. maddesine göre ücret ödenmeden bu bilginin verilmesinin angarya sayılacağı İş Bankası tarafından kabul edilmektedir. Oysa Anayasanın 18.maddesi angarya yasağını düzenlemektedir. Angarya, zorla ve ücret verilmeden yapılan iş demektir.(TDK Türkçe Sözlük, Ankara, 1998, 9.Baskı, 109. sayfa) Bir hukuk devletinde, hukukun sağladığı güven ortamında faaliyet gösteren bankanın bağımsız yargı organı olan mahkemenin sorduğu hususa cevap vermesinin angarya olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi bu yöndeki algılamanın hukuka sagyı eksikliğinden doğduğu değerlendirilmektedir.
Diğer bankalar aynı yazıya cevap vermiş olup, benzer bir talepte bulunmamışlardır. Ücret ödenmesi için, gerekçe olarak gösterilen maddelerin konuyla ilgili olmadığı ve bankanın talebinin yasal dayanağının olmadığı görülmüştür. Örneğin ücret istemine dayanak olarak gösterilen HUMK.’un 414 ve 415. maddeleri bilirkişi ve tanık masrafıyla ilgili olup, konuyla ilgilisizdir. Yine İİK.’nın 59. maddesi İcra Dairelerinde takip masraflarıyla ilgilidir. TTK.’nın 22. maddesi ise tacirin yaptığı iş karşılığında ücret istemiyle ilgili olup, mahkememizin sorduğu husus ticari bir faaliyet olmayıp, bankaca yapılacak işlem, de isme veya vatandaşlık numarasına göre yapılacak basit bir sorgulamadan ibarettir. Kaldı ki bu banka kendisinin talep sahibi ve davacı olduğu dosyalarda istenen bilgiler için böyle bir ücreti istememktedir. Dolayısıyla adı geçen bankanın keyfi davranıdığı, sonucuna varılmıştır.
Esasen ücret ödenip ödenmeyeceği mahkememizin ve yargılamanın dışında bir olaydır. Banka ücret istiyorsa mahkemenin emrini yerine getirdikten sonra Adalet Bakanlığı’ndan yaptığı iş için ücret talep edebilir. Adalet Bakanlığı ise bu istemin yerinde olmadığını düşünüyorsa yargı yoluna gidebilir, uygun buluyorsa ödemeyi yapar. Buna rağmen adı geçen banka işin başında ücret ödenmesini şart koşarak mahkeme müzekkeresine cevap vermemekten kaçınmıştır.
MAHKEMEMİZİN MÜZEKKERESİNE CEVAP VERMEMENİN YAPTIRIMI: Mahkememizin bilgi istediği banka özel hukuk tüzel kişisidir. Bu durumda kamu görevlisi olma şartını arayan TCK’nın 257. Maddesinin uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. Zaten, yapılan suç duyurusu üzerine Cumhuriyet savcılığı TCK’nın 257. maddesinden kamu davası açılamayacağını belirterek görevsizlik kararıyla dosyayı mahkememize göndermiştir.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre mahkeme müzekkeresine cevap verilmemesi 765 sayılı Kanunun 526. maddesine aykırılık kabul edilmektedir. Örneğin Yargıtay 2.CD’nin 1980/6934 E, 1980/8046 K sayılı kararında “Hukuk mahkemesinde bakılan bir davada yerinde bulunan vesikayı ibraz etmesi zımnında HUMK.nun 326/3 ve 334/2. Maddelerine istinaden mahkemece verilen buyruğu yerine getirmediği anlaşılan sanığın TCK.nun 526/1. Maddesiyle cezalandırılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından temyiz itirazının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA”, Yargıtay 4. CD’nun 2000/4198 E, 2000/5045 K sayılı kararında “Ancak; Özel bir banka şubesinde görevli olan sanıkların Ceza Kanunu Uygulamasında memur sayılmayacakları ve bu sebeple eylemlerinin TCY.nın 526.maddesine uyduğu gözetilmeden, yalnız memur sayılanlar tarafından işlenebilen görevi savsama suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmesi,” 4.CD’nin 2000/1568 E, 2000/2556 K sayılı kararında “Ancak; bir özel hukuk tüzel kişi olan A.. T.A.Ş.nin Gazipaşa Şubesi Müdürlüğünde görevli şef yardımcısı sanığın, ceza uygulamasında memur sayılmadığı ve bu sebeple mahkemece yazılanlara cevap vermemesinden ibaret eyleminin TCY.nın 526. maddesine giren suçu oluşturduğu gözetilmeden, TCY.nın 230/1.madde ve fıkrasıyla hükümlülüğüne karar verilmesi”, aynı dairenin 1998/4317 E, 1998/5480 K sayılı kararında “ Ancak; 15/2/1995 ve 8/6/1995 tarihli yazıların İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesince bankaya gönderilip gönderilmediği ve bu yazıların banka yetkililerince alınıp alınmadığı araştırılarak sonucuna göre, TCY.nın 526. maddesi açısından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi” şeklindeki içtihatları bunu göstermektedir.
765 sayılı yasanın 526. maddesinin günümüzdeki karşılığı 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesidir. Zaten maddenin 3. fıkrasından da bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Kabahatler kanununun 7. maddesindeki “Kabahat, icraî veya ihmali davranışla işlenebilir. İhmali davranışla işlenmiş kabahatin varlığı için kişi açısından belli bir icraî davranışta bulunma hususunda hukukî yükümlülüğün varlığı gereklidir.” şeklindeki hüküm gereği bu kabahat ihmalen de işlenebilmektedir. Bu durumda adı geçen bankanın mahkememizin müzekkeresine cevap vermemesinin yaptırımının Kabahatler Kanununun 32. maddesinde düzenlendiği açıklığa kavuşmaktadır. Bu maddeye göre 765 sayılı yasanın 526. maddesinden farklı olarak yaptırım kararını bilgiyi isteyen makam olarak mahkememiz verecektir.
YAPTIRIM KARARI VERME YETKİSİ, MİKTARININ TESPİTİ, TÜZEL KİŞİYE CEZA VERİLİP VERİLEMEYECEĞİ: 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesine göre yaptırım kararı verme yetkisi ilgili emri çıkaran makama aittir. Müzekkereyi yazan makam mahkememizdir. Kabahatler Kanununun 24. maddesinde açıkça mahkemelerin de idari yaptırım kararı verebileceğine hükmedilmiştir.
Yine aynı kanunun 7. maddesinde kabahatin ihmali davranışla da işlenebileceği, 8. maddesinde ise tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Temel ceza belirlenirken 5326 sayılı kanunun 17/7 maddesince kanunun yürürlük tarihinden itibaren geçen her yıl için YDO kadar artırım yapılması gerektiğinden 100,00 Tl olan temel cezaya aradan 2005 yılından sonraki her yıl için YDO kadar artırım yapılmış, 5083 sayılı kanunun 2/son maddesince 1,00 TL’ nin artıkları hesaba katılmayacağından 2009 yılındaki kabahat için Kabahatler Kanununun 32. maddesindeki eylemin karşılığının 140,00 TL idari para cezası olduğu sonucuna varılmıştır.
KANUN YOLU: HUMK’da hukuk mahkemelerinin kararlarına karşı itiraz yolu düzenlenmemiştir. Kabahatler Kanununun 27. maddesinde (idarenin verdiği) idari para cezalarına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımına karşı “başvuru yolu” adıyla Sulh Ceza Mahkemesine başvurulabileceği, aynı kanunun 29. maddesinde ise 2000,00 TL’ yi geçen cezalar için başvuru üzerine Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği karara karşı yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesine “itiraz” yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Zikredilen kanunun 5560 sayılı kanun ile değişik 27/5. maddesindeki “İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.” hükmünden mahkeme kararıyla verilen idari para cezasına karşı yaptırımı veren mahkemenin yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği sonucu çıkmaktadır. Zira Kabahatler Kanununun 27. maddesinde “başvuru yolu”, 29. maddesinde ise “itiraz yolu” düzenlenmiş, başvuru yolunu düzenleyen madedede mahkeme kararına karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir denilmiş, itiraz yolu ise 29. maddede düzenlenmiştir. Buna göre tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize yapılacak başvuruyla Amasya Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olacaktır.
SONUÇ: Tüm bu açıklamalara göre, mahkememizin resen araştırma esasına göre yürüttüğü bir davada İş Bankası şubesinden istediği bir bilgiye İş Bankası Genel Müdürlüğünün, tüm şubelerde sorgulama yapılması isteniyorsa kişi başına 210,00 TL, sadece Gümüşhacıköy şubesinden sorgulama yapılması isteniliyorsa 105,00 TL ücret yatırılması halinde cevap verileceği, aksi halde, cevap verilmeyeceğinin bildirildiği, yukarıda maddeler halinde açıklandığı gibi, mahkememizce bu ücret isteminin yasal olmadığı ve keyfi olduğu, kaldı ki ücret isteme hakkı olsa bile bunun mahkememize karşı bir ön şart olarak ileri sürülemeyip, istenilen hususun ifasından sonra 2992 sayılı yasa hükümlerince Adalet Bakanlığı’na müracaat edilebileceği, bankanın bu uygulamasının yerinde olmadığı yolunda uyarı yapıldığı ve son olarak yine cevap verilmemesi halinde Kabahatler Kanununun 32. maddesinin uygulanacağı yolunda ihtar yapıldığı halde yine istenilen bilginin verilmediği sabittir. Bu uygulamayı banka politikası olarak İş Bankası Genel Müdürlüğünün yürüttüğü anlaşıldığınıdan ayrıntısıyla gerekçelendirildiği üzere tüzel kişiye ve kabahatlilere ceza vermek gerekmiştir.
Bu cevabı banka genel müdürlüğünün vermesi gerektiği, bu yüzden banka görevlilerine ceza verilemeyeceği düşünülebilirse de Gümüşhacıköy şube müdürü olan kabahatli D H’ın, mahkememiz bu şubeye hitaben müzekkere yazdığı halde ve 15.4.2009 tarihli müzekkereyle ayrıntılı ve ihtarlı olarak cevap istendiği halde duruşmadan evvel olumlu veya olumsuz bir cevap vermemiş olması karşısında; diğer kabahatliler T.. ve E..’in ise yine ihtarlı yazıya rağmen duruşmadan evvel olumlu veya olumsuz bir cevap vermemiş olmaları ve suç duyurusu yapılan 05.05.2009 tarihli celseden (yani suç duyurusundan) sonra 11.5.2009 tarihli yazıyla cevap vermiş olmaları ve 23.6.2009 tarihli yazılı savunmalarında da bankalarının bu uygulamalarını destekleyen savunmalara yer vererek kabahat eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiklerini göstermeleri karşısında banka görevlisi olan bu şahıslara da idari yaptırım uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR : Açıklanan gerekçelerle;
1- Kabahatliler Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi ile TK, E U ve D H’ın 5326 sayılı kanunun 32. maddesince 140,00’ar TL İDARİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Kararın kesinleşmesi halinde AATÜHK’na göre tahsili ve 5326 sayılı kanun 17/5.maddesince sonucundan bilgi verilmesi için bir örneğinin Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderilmesine,
İdari para cezasının kanun yoluna baş vurulmadan ödenmesi halinde 5326 sayılı kanunun 17/6. maddesince cezanın 3/4’ nün tahsiline, (bu durum kanun yoluna baş vurmayı etkilemez. )
Kabahatliler vekilinin yüzüne karşı 5326 SK’nın 29. maddesince tefhimden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek veya gönderilecek dilekçeyle Amasya Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olarak karar verildi. 21/07/2009
T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2017/2966
KARAR NO: 2018/2378
KARAR TARİHİ:05/03/2018
>İCRA MÜDÜRLÜĞÜNÜN YAZILI MÜZEKKERESİNİ YERİNE GETİRMEYENE İDARİ YAPTIRIM KARARI VERE BİLECEĞİ
Emre aykırı davranmak eyleminden dolayı kabahatli …. Tic. Ltd. Şti. hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/03/2016 tarihli ve 2016/109 idari yaptırım defter numaralı, 2016/44 sayılı idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 01/04/2016 tarihli ve 2016/1856 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/03/2017 gün ve 12060 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/03/2017 gün ve KYB-2017-16248 sayılı ihbarnamesi ile, Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, kabahatlinin icra dairesinin müzekkeresine rağmen borçlunun maaşından kesinti yapmamak ve maaş ve ücret haczi ile ilgili yazılara ve tebligatlara cevap vermemek biçimindeki eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesindeki yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle verilen emre aykırı hareket etme kapsamında kaldığı ve idarî para cezası gerektirdiği gözetilemeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, ” Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul” başlıklı 355. maddesi, “Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar.
Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde yahut başka bir şubeden maaş almağı mucip olacak surette vukubulacak tebeddülleri ve hizmetine nihayet verildiği takdirde bu keyfiyeti de malmemuru veya daire amiri yahut hususi müesseselerin kanuni muhatapları derhal icra dairesine bildirmeğe ve ikinci halde haciz muamelesinden o şube veya amirini haberdar etmeğe mecburdur. ” hükümleri,
Aynı Kanun’un, “Cumhuriyet savcılığınca takip” başlıklı 357. maddesi, “ İcra dairesince kanuna göre yapılan tebliğ ve emirleri derhal yapmağa ve neticesini geciktirmeksizin icra dairesine bildirmeğe alakadarlar mecburdur. Makbul sebep haricinde tebliğ ve emirleri yapmıyanlar hakkında ait olduğu dairece tahkikatı evveliyeye hacet kalmaksızın Cumhuriyet Savcılığınca doğrudan doğruya takibat yapılır.” hükümlerini,
Yine 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun, “Emre aykırı davranış ” başlıklı 32. maddesi ise, ” (1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.
(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.
(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bu maddeye yapılmış sayılır. ” hükümlerine amirdir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince;
…. . Tic. Ltd. Şti’nin çalışanı olan borçlu …. hakkında alacaklı şirket tarafından başlatılan icra takibi kapsamında kabahatli şirkete Ankara 4.İcra Dairesince 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca çıkarılan maaş ve ücret kesintisine ilişkin yazının kabahatli şirketin daimi çalışanına usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, kabahatli şirket tarafından yazının gereğinin yerine getirilmediği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca çıkarılan maaş ve ücret kesintisine ilişkin yazının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 32. maddesinde değinilen “Adli işlem” vasfında olmasına rağmen kabahatli şirket tarafından yazının gereğinin ifa edilmemesinin, Kabahatler Kanunu 32. maddesinde düzenlenen kabahati oluşturacağı anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, mercii Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 01/04/2016 tarihli ve 2016/1856 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteaakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 05/03/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.