Hizmet tespiti davalarının, işçilik alacaklarına ilişkin davalara etkisi nedir?

0
109
İş hukukunda sözleşme yapma özgürlüğünün sınırları nelerdir?
İş hukukunda sözleşme yapma özgürlüğünün sınırları nelerdir?

Hizmet tespiti davalarının, işçilik alacaklarına ilişkin davalara etkisi nedir?

Sigorta bildirimi yapılmadan çalışan işçilerin, sigortasız geçen bu sürelerini sigortalı hale getirebilmek için  açtıkları davalar, hizmet tespiti davası olarak adlandırılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda dava çeşitleri 105. ila 113. maddelerinde düzenlenmiş, eda davası (m. 105), tespit davası (m. 106) ile belirsiz alacak ve tespit davası (m. 107) ayrı ayrı maddelerde gösterilerek farklılıkları belirtilmiştir.

Yine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ön sorun, hadise olarak düzenlenmesine rağmen bekletici sorunu düzenleyen genel bir hüküm yoktu. Buna karşılık, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bekletici sorun başlığı altında düzenlenen 165. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.

Hizmet tespiti davası, işçilik alacakları davasına göre öncelik taşıdığından ve sözkonusu tespit davasında verilecek kararın tarafları bağlayıcı özelliği dikkate alındığında davacı işçi tarafından davalı işveren aleyhine açılan hizmet tespiti davasının mahkemece sonucunun beklenmesi gerekmektedir.

Dolayısı ile, derdest bir hizmet tespit davasının bulunması halinde, işçilik alacakları talepli açılan davalarda, hizmet tespit davasının bekletici mesele yapılması, yasal olarak zorunludur.

Hizmet tespiti davaları, gerek yargılama usulü, gerekse kendine has diğer özellikleri nedeniyle, işçilik alacaklarına ilişkin davalardan bir çok açıdan farklılık arzetmektedir. Uygulamada, hizmet tespiti davaları ile işçilik alacaklarına ilişkin davaların birlikte açıldığı görülmekte ise de, yukarıda izah edilen nedenle, her iki davanın birlikte görülme imkanı bulunmamaktadır. Böyle durumlarda, hakimin, hizmet tespitine ilişkin taleplerin tefrikine karar vermesi gerekmektedir.

İşçi, hizmet tespiti davası açmaya zorlanamaz. Mahkemenin, mevcut delillere göre karar vermesi gerekir.

Temyiz aşamasında derdest hizmet tespiti dosyası bulunduğu ileri sürüldüğünde dahi sonucunun beklenmesi gerekir.

Hizmet tespiti dosyasında kesintili çalıştığı kabul edilmiş ise, alacak davasında çalışma kesintisiz kabul edilemez.

7. Hukuk Dairesi’nin güncel bir kararına göre, hizmet tespiti davasından feragat halinde alacak davasında bu süreler dikkate alınamaz. Buna karşın 9. Hukuk Dairesine göre, hizmet tespiti  davasından feragat edilmiş olması, işçinin, işçilik alacaklarından feragat ettiği anlamına gelmez.

Hizmet tespiti davası hak düşürücü süreden reddedilse de çalışma ispat edilmişse, mahkemece buna göre hesaplama yapılmalıdır.

Uygulamada, hem hizmet tespiti, hem de işçilik alacakları nedeniyle dava açılması gereken durumlarda, her iki davanın da ayrı ayrı açılmış olması halinde, işçilik alacaklarına ilişkin talepleri içerir dava dosyasına bakan mahkeme, hizmet tespiti davasına bakan mahkeme kararını bekletici mesele yapmakla yükümlü olduğundan, pratikte bu durum, işçilik alacaklarına ilişkin davanın uzun yıllar beklemesi sonucunu doğurmaktadır.  Hal böyle olunca da, fazla mesai alacağı gibi zamanaşımı kısa olan alacak kalemlerinin, hizmet tespiti davası nedeniyle zamanaşımına uğrama riski ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle, işçilik alacaklarından kaynaklanan davanın (kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı gibi), hizmet tespiti davasından önce açılması, hizmet tespiti davasının ise, zamanaşımına dikkat etmek kaydı ile bu dava sonuçlandıktan sonra açılması, avukatlarca daha çok tercih edilmektedir.

İzlenebilecek bir diğer yol ise, hesaplamanın dava öncesi doğru şekilde yapılması suretiyle, kısmi dava açmadan, işçilik alacaklarının kısmi değil, tam olarak talep edilmesi, hizmet tespit davasının da işçilik alacakları talepli dava ile, farklı dava ile ancak aynı zamanda açılmasıdır. Bu şekilde hareket, yargılamanın süresini kısaltmamakta ise de, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrama riskini ortadan kaldıracaktır. Ancak taleplerin kısmen veya tamamen kabul görmemesi durumunda, işçinin, karşı taraf vekalet ücreti ile karşı karşıya kalma ihtimali de söz konusu olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here