İnfazın Temel Amacı Nedir?

HİZMET KUSURU SONUCU OLUŞAN YARALANMA

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/16434
K. 2017/1023
T. 22.2.2017

• HİZMET KUSURU SONUCU OLUŞAN YARALANMA (Tazminat İstemi/İdari Yargının Görevli Olması – Davacının Yaya Olarak Yürürken Üzeri “Ağzı” Açık Olan Su Rögarına Düştüğü/Uyuşmazlığın Çözümünde İdari Yargı Yerinin Görevli Olduğunun Benimseneceği)

• İDARİ YARGI (Yaya Olarak Yürürken Üzeri “Ağzı” Açık Olan Su Rögarına Düşme/Tazminat İstemi – Yaralanmanın 2918 S. Kanun Kapsamında Bir Trafik Kazası Sonucu Olmadığı/Uyuşmazlığın Çözümünde İdari Yargı Yerinin Görevli Olduğu Benimsenerek Yargı Yolu Bakımından Görevsizliği Nedeni İle Dava Dilekçesinin Reddine Karar Verileceği)

• YAYA OLARAK YÜRÜRKEN ÜZERİ AÇIK SU RÖGARINA DÜŞME (Tazminat İstemi/Görevli Mahkeme – Yaralanmanın 2918 S. Kanun Kapsamında Bir Trafik Kazası Sonucu Olmadığı/Uyuşmazlığın Çözümünde İdari Yargı Yerinin Görevli Olduğu)

• YARGI YOLU (Yaya Olarak Yürürken Üzeri “Ağzı” Açık Olan Su Rögarına Düşmeden Kaynaklı Tazminat İstemi – Uyuşmazlığın Çözümünde İdari Yargı Yerinin Görevli Olduğunun Benimseneceği/Yaralanmanın 2918 S. Kanun Kapsamında Bir Trafik Kazası Sonucu Olmadığı)

2577/m.2/1-b

2918/m.110

ÖZET : Dava; hizmet kusuru sonucu oluşan yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacının yaralanması 2918 Sayılı Kanun kapsamında bir trafik kazası sonucu olmayıp, yaya olarak yürürken üzeri (ağzı) açık olan su rögarına düşmesi sebebiyle oluşmuştur. Bu nedenlerle, eldeki uyuşmazlık 2918 Sayılı Kanun’un 110. maddesi kapsamında adli yargıda görülmesi gereken bir uyuşmazlık mahiyetinde değildir. Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü bir kamu tüzel kişisidir. Anılan tüzel kişiliğin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de, davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemidir. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, davalı idare yönünden uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı … vekili tarafından, davalı Balıkesir Karayolları Müdürlüğü 141. Şube Şefliğine İzafeten Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 04/10/2013 gününde verilen dilekçeyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/05/2016 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, hizmet kusuru sonucu oluşan yaralanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, seyyar hırdavat toptancısı olarak çalıştığını, işi gereği sürekli seyahat ettiğini, 12/06/2012 tarihindeki iş seyahati sırasında … adresinde bulunan … ünvanlı işyerine gittiğini, görüşmesinden sonra arabasına doğru giderken işyeri önünde bulunan üstü açık su rögarına düştüğünü, bacağında parçalı kırıklar oluştuğunu, davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle … İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtığını, mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini, görevsizlik kararını temyiz etmediğini iddia ederek davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı idare, idareleri açısından illiyet bağı unsurunun gerçekleşmediğini, idarenin plan ve projeye aykırı bir fiilinin mevcut olmadığını, söz konusu yolun 2001 yıllarında yapıldığını, yaklaşık 12 yıldır herhangi bir şikayetin idarelerine ulaşmadığını, davacı sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak zararın oluşmasında 1. derecede kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının maluliyet oranı ve tarafların kusur oranları belirlendikten sonra hesap bilirkişisinden rapor alınarak; davacının, davalının hizmet kusuru sebebiyle yaralanarak malül kalması sebebiyle kişilik haklarının zedelendiği, tedavi süreci ve sonrasında yaşamış olduğu elem ve ıstırabın giderilmesi amacıyla manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin tamamen manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İşbu dosya içerisine alınan … İdare Mahkemesi’nin 2013/1266 esas – 2013/1119 karar sayılı dosya örneği ve kararının incelenmesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde 2011 yılında 6099 Sayılı Kanun’un 14. maddesiyle yapılan değişiklik sebebiyle adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.

Sözü edilen Kanun’un 6099 Sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara dair olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.” denilmektedir.

Görüldüğü üzere, anılan Kanun’un 110. maddesinde yapılan değişiklik metninden; Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanan sorumluluk davalarında motorlu araç işletenin kamu kuruluşu olması halinde dahi davanın adli yargı mahkemelerinde görüleceği anlaşılmaktadır. Ancak, somut olayda davacının yaralanması 2918 Sayılı Kanun kapsamında bir trafik kazası sonucu olmayıp, yaya olarak yürürken üzeri (ağzı) açık olan su rögarına düşmesi sebebiyle oluşmuştur. Bu nedenlerle, eldeki uyuşmazlık 2918 Sayılı Kanun’un 110. maddesi kapsamında adli yargıda görülmesi gereken bir uyuşmazlık mahiyetinde değildir.

Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü bir kamu tüzel kişisidir. Anılan tüzel kişiliğin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de, davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemidir. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, davalı idare yönünden uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 22.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

[/column]

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat