Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat İstemi

Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat İstemi

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2020/2191
K. 2021/2712
T. 22.3.2021

HAKSIZ REKABET NEDENİYLE TAZMİNAT İSTEMİ ( Davacı Tanığının “Şirketin Altın Tamirat İşlerini Yaptığını Davalının Davacı Şirket ile Bundan Sonra İş Yapmamasını Söylediğini Kendisinin de Bu Hususu Davacı Şirkete ve Çalışanlarına Aktardığını Ancak Davacı Şirket ile İş Yapmaya Devam Ettiğini Bundan Dolayı Başka Kişilerin Davacı Şirket ile Çalışmayı Bıraktıklarını Duymadığını” Beyan Ettiği – Davalının Eyleminin 6102 SK Md. 55’de İfade Edilen “Sözleşmeyi İhlale veya Sona Erdirmeye Yöneltmek” Şeklindeki Haksız Rekabet Halini Oluşturduğunun Kabulü Gerektiği )

MADDİ ZARARIN TESPİTİ ( Davacının Dosyaya Sunduğu Faturalardan Anlaşıldığı Üzere Söz Konusu Fiilden Ötürü Uşak İlinin Dışından Tedarikte Bulunmak Zorunda Kaldığı – Davacının Somut Maddi Zararının Tespiti Gerektiği ve Davacının Maddi Zararı Somut Olarak Tespit Edilemezse 6098 Sayılı TBK’nın 50/2 Maddesi Uyarınca Mahkemece Maddi Tazminatın Takdir Edilmesi Gerektiği/Hatalı Değerlendirme ve Eksik İncelemeyle Karar Verilmesinin Bozmayı Gerektirdiği )

TİCARİ İTİBARIN ZEDELENMESİ ( Davalıların Eyleminin Davacı Şirketin Tüzel Kişiliğinin Ticari İtibarına Zarar Verdiği Değerlendirilip Davacı Lehine Manevi Tazminata da Hükmedilmesi Gerektiği – Hatalı Değerlendirmeye ve Eksik İncelemeye Dayalı Olarak Verilen Davanın Reddi Kararına Yönelik İstinaf Başvurusunun Esastan Reddedilmesinin İsabetli Olmadığı )

6102/m.54,55

6098/m.50/2

ÖZET : Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı tanığının ”üç seneden beri Y. şirketinin altın tamirat işlerini yaptığını, 2016 yılı içinde davalının, davacı şirket ile bundan sonra iş yapmamasını söylediğini, kendisinin de bu hususu davacı şirkete ve çalışanlarına aktardığını, ancak davacı şirket ile iş yapmaya devam ettiğini, bundan dolayı başka kişilerin davacı şirket ile çalışmayı bıraktıklarını duymadığını, kendisinin Esnaf Odası Başkanının söylediklerini davacıya aktardığını”, beyan etmiş olup, davacı tanığının bu beyanı, davalının eyleminin 6102 Sayılı TTK’nın 55. maddesinde ifade edilen “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” şeklindeki haksız rekabet halini oluşmaktadır. Davacının dosyaya sunduğu faturalardan söz konusu fiilden ötürü Uşak ilinin dışından tedarikte bulunmak zorunda kaldığı da anlaşılmakla, davacının somut maddi zararının tespiti, davacının maddi zararı somut olarak tespit edilemezse; 6098 Sayılı TBK’nın 50/2 maddesi uyarınca mahkemece, maddi zararın karşılığı olarak maddi tazminatın takdir edilmesi ve ayrıca davalıların eyleminin davacı şirketin tüzel kişiliğinin ticari itibarına zarar verdiği değerlendirilip davacı lehine manevi tazminata da hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.06.2017 tarih ve 2016/299 E- 2017/299 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.03.2020 tarih ve 2017/1798 E- 2020/384 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin uzun süreden beri Uşak ilinde sarraflık yapan bir esnaf olduğunu, Uşak Sarraflar Odası ve oda başkanı davalının Uşak ilinde altın tamirciliği yapan … ile bilezik imalatı yapan…’e, davacı ile çalışmamaları aksi taktirde bütün oda mensuplarının kendileri ile çalışmayacağını söyleyerek baskı yaptığını, dava dışı … ile…’in bu durumu davacı şirket yetkililerine anlattığını, bilezik imalatı yapan …’in bu baskılardan çekindiği için müvekkili ile çalışmayacağını beyan ettiğini, bu ilde tek bilezik imalatçısı olan kişinin müvekkili ile çalışmaması nedeniyle müvekkilinin işlerini şehir dışındaki imalatçılara yaptırmak zorunda kaldığını, davalıların bu fiilleri neticesinde davacı müvekkilinin işlerinin işleyiş ve tedarik yönünden sıkıntı yaşadığını ve maddi zarara uğradığını, müşterilerine taahhütlerini yerine getiremeyerek marka değerinin zarar görmesi sonucu ile karşılaşarak manevi olarak ağır zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.- TL maddi, tazminatın 40.000.- TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, Uşak ilinde toplam 5 tane altın tamircisi, 3 tane bilezik imalatçısı olduğunu, ayrıca dışarıdan toptancılar geldiğinden davacının ihtiyacını bunlardan temin edebileceğini, davalı Odanın davacıya bir kastı olmadığını, hizmet vermeyi kesmediğini, davacının zararını ve zarar verenin kusurunu, kişilik haklarının zedelendiğini ispatlaması gerektiğini, haksız fiilin tarihinin belirsiz olup zamanaşımı itirazlarında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında altın satış kuralları nedeniyle ihtilaf oluştuğu, davacının ticari itibarını ve işlerini zedeleyecek düzeyde altın imalatı ve tamiratı yapan şahıslara ciddi şekilde baskı yapıldığına dair bulgu elde edilemediği, davacı tanığı ve kendisine baskı yapıldığını iddia eden tanığın beyanlarında maddi ve manevi tazminatı gerektirecek ciddi baskı yapıldığı yönünde bulgu olmadığı, baskı yapıldığı iddia edilen kişinin davacı şirketle çalışmayı bırakmadığı gibi başkalarının da çalışmayı bıraktığını duymadığını, diğer tanıkların da imalat ve tamircilik yapan şahıslara bu konuda baskı yapıldığını duymadıklarını beyan ettikleri, davacının iddia ettiği olaylar nedeniyle müşteri kaybettiğini ve kişilik haklarının zedelendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; taraflar arasında altın satış kuralları nedeniyle ihtilaf oluştuğu, davacının ticari itibarını ve işlerini zedeleyecek düzeyde altın imalatı ve tamiratı yapan şahıslara davalılarca ciddi şekilde baskı yapıldığına dair delil elde edilemediği, kendisine baskı yapıldığı iddia edilen kişinin ve aynı ilde bu işi yapan kişilerin davacı şirketle çalışmayı bırakmadığı gibi aynı şehirde başka altın tamirciliği ve bilezik imalat işi yapan şahısların da bulunduğu, tarafsız tanık beyanları ile iddia edilen baskıların olduğuna dair delil elde edilemediği, davacının uğradığını iddia ettiği zararlara ilişkin delil sunamadığı ve müşteri kaybettiğine dair iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı, davalı meslek odasının başkanı olan diğer davalının, Uşak ilinde bulunan altın imalatçısı ve tamircilerine, sarraflık yapan davacı şirket ile çalışılmaması yönünde baskı yaptığını ileri sürerek haksız rekabetten kaynaklanan tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece haksız rekabet oluşturacak nitelikte eylemin ve haksız rekabetin sebep olduğu zararın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddedilmiştir.

6102 Sayılı TTK’nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunun “dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde sayıldığı bu bağlamda, TTK ve 55-1-a’da “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar”; aynı madde ve fıkranın b bendinde ise “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” hali haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayılmıştır. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu, tüzel kişilerin sorumluluğu meselesine tüzel kişilerle ilgili hükümler arasında genel olarak değinmiştir. Türk Medeni Kanununun 50. maddesinin ikinci fıkrasında “Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar” demektedir. Doktrin ve mahkeme kararları, bu hükme dayanarak, tüzel kişilerin akdi ve akit dışı sorumluluklarını kabul etmektedir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı tanıklarından … ”üç seneden beri Y. şirketinin altın tamirat işlerini yaptığını, 2016 yılı içinde davalılardan …’ın, davacı şirket ile bundan sonra iş yapmamasını söylediğini, kendisinin de bu hususu davacı şirkete ve çalışanlarına aktardığını, ancak davacı şirket ile iş yapmaya devam ettiğini, bundan dolayı başka kişilerin davacı şirket ile çalışmayı bıraktıklarını duymadığını, kendisinin Esnaf Odası Başkanı…’ın söylediklerini davacıya aktardığını”, beyan etmiş olup, davacı tanığının bu beyanı, davalı …’ın eyleminin 6102 Sayılı TTK’nın 55. maddesinde ifade edilen “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” şeklindeki haksız rekabet halini oluşmaktadır.

Davacının dosyaya sunduğu faturalardan söz konusu fiilden ötürü Uşak ilinin dışından tedarikte bulunmak zorunda kaldığı da anlaşılmakla, davacının somut maddi zararının tespiti, davacının maddi zararı somut olarak tespit edilemezse; 6098 Sayılı TBK’nın 50/2 maddesi uyarınca mahkemece, maddi zararın karşılığı olarak maddi tazminatın takdir edilmesi ve ayrıca davalıların eyleminin davacı şirketin tüzel kişiliğinin ticari itibarına zarar verdiği değerlendirilip davacı lehine manevi tazminata da hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeye ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen davanın reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.03.2021

tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, haksız rekabet eylemine dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.

Toplanan delillerle davalı …’ın, TTK’nın 55/1b maddesinde belirtildiği şekliyle, Uşak ilinde kuyumculuk alanında faaliyet gösteren davacı şirket ile çalışmamaları için aynı ildeki dava dışı bir kısım kuyumcu esnafına etkide bulunduğu, anılan davalının yaptığı baskı sonucunda bu kişilerden bazılarının davacı şirket ile çalışmayı sonlandırdıkları, bu nedenle davacının aynı işleri il dışından başkaca kişilere yaptırmak zorunda kalması nedeniyle açıklanan haksız rekabet eylemine dayalı olarak maddi-manevi zarara uğradığı sabittir. Bu bakımdan anılan her iki davalı bakımından da davanın esastan reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının ismi anılan davalı bakımından bozulmasına yönelik karara katılmaktayız.

Ancak, davalı … tarafından gerçekleştirilen haksız rekabet eyleminden diğer davalı esnaf odası başkanlığının da maddeten yahut hukuken sorumlu tutulmasını gerektirici nedenlerin bulunmadığı kanısındayız. Davalı …, 5362 Sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca başkanı sıfatıyla esnaf odasını temsil ve ilzam etmekte ise de toplanan delillerden de anlaşıldığı üzere, davalı gerçek kişi tarafından gerçekleştirilen eylemin esnaf odası faaliyetlerinin gereği olarak yahut bu faaliyetin icrası sırasında ortaya çıkan bir fiil olduğu söylenemeyeceği gibi oda başkanlarının, 5362 Sayılı Kanun’un 9. maddesi dairesinde tek başına “organ” vasfı bulunmadığı ve mahsus mevzuatta oda başkanlarının haksız fiillerinden ötürü 5362 Sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğini taşıyan oda tüzel kişiliğinin sorumlu tutulmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde, davalı Esnaf Odasının, TMK’nın 50/2. maddesine dayalı olarak diğer davalının haksız rekabet eyleminden ötürü sorumlu tutulması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, davalı Uşak Sarraf ve Kuyumcular Esnaf Odası bakımından davanın reddi gerektiği ve mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması görüşünde olduğumuzdan Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
error: Content is protected !!
WhatsApp chat