ECRİMİSİLİN DAVA ACILDIĞI TARİHE KADAR HÜKMEDİLECEĞİ

Şirketler Adli Yardımdan Yararlanabilir mi?

ECRİMİSİLİN DAVA ACILDIĞI TARİHE KADAR HÜKMEDİLECEĞİ

NOT::: Ecrimisil davalarında ancak dava tarihine kadar gerçekleşmiş zararın istenebileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşmesi muhtemel zararın sonradan açılacak davanın konusunu oluşturacağı gözetilmeksizin dava tarihinden sonraki döneme ait ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir.

T.C.
YARGITAY
3.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2011/6072
KARAR NO: 2011/16020
KARAR TARİHİ: 20.10.2011

>ECRİMİSİLİN TAHSİLİ DAVASI – DAVACININ TAŞINMAZDAN DAHA YÜKSEK GELİR ELDE EDECEĞİNİ İSPAT ETMEDİĞİ – KİRA SÖZLEŞMELERİNİN EMSAL ALINACAĞI – DAVANIN AÇILDIĞI TARİHE KADARKİ ECRİMİSİLE HÜKMEDİLMESİ GEREĞİ – EKSİK HESAPLAMA YAPILDIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Davacı taşınmazdan daha yüksek gelir elde edeceğini iddia ve ispat etmediğine göre, davalılar tarafından sunulan aynı taşınmazlarla ilgili kira sözleşmeleri emsal alınarak, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanacağından, davanın … tarihinde açılmış olması da nazara alınarak … yılı için bu tarihe kadar olan kısım için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmek gerekirken eksik hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
(1086 S. K. m. 428)

Dava: Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 69.519,54 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı S. E. yönünden reddi, diğer davalılar yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili; müvekkilinin E. çiftliği olarak bilinen G. köyü, 131, 130, 129 ve 128 parsel sayılı taşınmazların 1/4 oranında maliki bulunduğunu, taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını ve müvekkilinin elde edilen gelirden yararlanamadığını bu nedenlerle; 2007-2008 ve 2009 yıllarına ait ecrimisil bedeli 10.000,00 TL.nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar N. U. E. ve M. E. Z. vekili; müvekkillerinin davacıya herhangi bir ecrimisil borçları olmadığını bu nedenle, diğer davalı S. ise taşınmazdaki hissesini diğer davalılara kiraya verdiğini bu sebeple kullanımı olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davanın davalı S. E. yönünden sübut bulmaması sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkında ıslah edilen kısımda nazara alınarak tam gelir yoksunluğu ilkesi uyarınca hesaplanan 69.519.54 TL için kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak, haksız işgalden dolayı istenebilecek ecrimisil miktarı tam gelir yoksunluğu olabileceği gibi, taşınmazın getirebileceği kira parası da olabilir. Tam kar mahrumiyeti; taşınmazın, davacı tarafından kullanılamaması sebebiyle elde etmekten mahrum kaldığı kardır. Kira geliri ise, taşınmazın normal olarak getirebileceği kira parasından ibarettir.

Davacı, taşınmazının işgali sebebiyle yüksek miktarda gelir mahrumiyetine uğradığını ispat edemediği durumlarda, taşınmazın asgari kira getirişinin hesap edilerek tazminine karar verilmelidir. Bunun içinde benzer yerlere ait kira sözleşmeleri taraflardan istenmeli bilirkişi marifetiyle taşınmaz başında keşif yapılarak emsal yerlere ait bu kira sözleşmeleri esas alınmak suretiyle, davaya konu taşınmazın büyüklüğü ve kullanım biçimi de gözetilerek işgal tarihindeki kira parası (ilk dönem için ecrimisil miktarı) belirlenmeli, sonraki yıllar için ise, Üretici Fiyat Endeksi artış oranı uygulanmak suretiyle takip eden dönemlerin ecrimisil miktarları hesap edilmelidir.

Somut olayda, emsal kira sözleşmeleri sunulmamış ve incelenmemiştir. Davalılar arasında yapılan 8.6.2006 tarihli kira sözleşmesiyle davalı S. aynı taşınmazlardaki 12/64 hissesini yıllık 35.000,00 TL’ye her yıl endeks oranında artırılması koşuluyla kiraya vermiştir. Davacının hissesi 16/64 olmakla daha fazla olduğu gibi, kiranın 2007 ve devam eden yıllarda endeks oranında artışı da nazara alındığında hükmedilen miktardan çok fazla kira getireceği anlaşılmaktadır.

O halde, davacı taşınmazdan daha yüksek gelir elde edeceğini iddia ve ispat etmediğine göre, davalılar tarafından sunulan aynı taşınmazlarla ilgili kira sözleşmeleri emsal alınarak, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanacağından, davanın 28.4.2009 tarihinde açılmış olması da nazara alınarak 2009 yılı için bu tarihe kadar olan kısım için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmek gerekirken eksik hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K. nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat