Cezadan mahsup nedir? Nasıl yapılır?

TCK m. 136 nedir?

Cezadan mahsup nedir? Nasıl yapılır?

Cezadan mahsup; soruşturma ve/veya kovuşturma aşamasında, hükümlünün her hangi bir sebeple özgürlüğünün kısıtlandığı sürelerin, infaz edilen mahkumiyet hükmünden indirilmesini ifade eder. Bu halde şahsi hürriyeti kısıtlayan sürelerin tamamı veya bir kısmı infazı devam eden hapis cezasından düşürülür.

Uygulamada, mahsubun hukuki niteliğinin, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıkları gidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvence altına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için ka­bul edilen hukuki kurum olduğu kabul edilmiştir.

Cezadan mahsup’un kanuni dayanağı, 5237 sayılı TCK.nun 16, 63 ve 188/.’, maddeleri ile 5275 sayılı Kanunun 100. maddesidir.

Mahsup ile ilgili esas hüküm, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi olmasına karşın, bu hüküm yanında birkaç özel hüküm de bulunmaktadır. Söz konusu hükümlerden biri 16. maddesi olup; cezadan mahsup başlıklı bu hüküm, yabancı ülkede verilen ve bu yerde infaz edilen hapis cezasının infazından sonra, aynı eylemden dolayı Türkiye’de hükmolunan cezadan mahsup edilir. Söz konusu hükme göre Yabancı ülkede mahkûm olunan ceza bu ülkede tamamen veya kısmen infaz edilmişse; infaz edilen bu ceza miktarının, mahsup hükümlerine göre, Türkiye’de hükmolunan cezadan mahsup edilmesi gerekir. Bu halde mahsup kararı verilebilmesi için, yabancı ülkede işlenen suç ile Türkiye’de işlenen suçun aynı olması gerekir.

Benzer şekilde 5237 sayılı TCK.nun 188. maddesinin 2. fıkrası uyunma uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.

Mahsup ile ilgili özel hükümlerinden birisi de 5275 sayılı Kanunun 100.i maddesidir. Söz konusu hüküm ile hastanede geçen sürelerin cezadan mahsup edilmesi (indirilmesi) şartları düzenlenmiştir.

Cezadan mahsup ile ilgili olarak uluslar arası mevzuatta da bir takım hükümler bulunmaktadır. Söz konusu hükümlerden en önemlisi, Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin 44. maddesinin 3. fıkrasıdır. Bu hükme göre; mahkumiyetten sonra müeyyidenin bir kısmı yerine getirilmişse yahut hükümlü geçici olarak hürriyetinden yoksun kılınmışsa, bu sürelerin tamamen mahsup edilir. Mahkumiyetten önceki tutmaların mahsubu isteyen devletin kanununa göre mecburi ise bu mahsup da yapılır.

İnceleme konumuz, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi ile 5275 sayılı Kanunun 100. maddesi teşkil etmektedir. Bu arada 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesine karşılık gelen mülga 765 sayılı TCK.nun 40. maddesinin uygulama şartları da incelenecektir.

Yargıtay 10. CD 20.05.2008 tarih ve 2007/18282 – 2008/ 7877 sayılı kararında da belirtildiği gibi infaza konu adli para cezasının infaz edildiği tespiti halinde, yapılan ödemenin infaz aşamasında 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca adli para cezasından mahsup edilebilir.

Yine hükümlünün hürriyeti bağlayıcı nedenlere sebep olup olmama, kusurunun bulunup bulunmaması gözetilmeksizin, talep üzerine veya re’sen mahsup kararı verilebilir. Bu nedenle hürriyeti bağlayıcı sürelerin tamamı, infaz edilmekte bulunan hükümden indirilmesi zorunludur. Bu nedenle Türk İnfaz Hukuku mahsup ba­kımından, “mahsubun mecburiliği” sistemine dahildir.

CMK.nun 144. maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca, gözaltı ve tutuklu­luk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenlerin (mahsup edilenlerin) tazminat isteyemez.

Cezadan Mahsubun Hukuki Dayanağı

(TCK.nun 63. maddesi)

765 sayılı Kanunun 40. maddesine karşılık gelen, 5237 sayılı Kanunun 63. maddesi ile mahsup müessesi düzenlenmiştir. Bu maddeye göre hüküm kesinleş­meden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâl­ler nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu ce­zadan indirim yapılır.

Madde hükmünde “hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller” ibaresinin kullanılmasının önemli sonucu olarak, mahkûmun suç nedeni ile şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran örneğin tutuklama gibi hâller nedeni ile geçirilen sürelerin mahkûmiyetten indirilmesi gerekmektedir. Böylece teknik anlamda tutukluluk sayılmamakla beraber şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran tedbirlerin tümünün de tutukluluk gibi mahkûmiyet süresine mahsup edilecektir. Örneğin geçici yakalama, gözaltına alma, gözlem altına alma gibi işlemler tutukluluk gibi mahsup edilebilir.

63. maddeye göre, şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller mahkumiyet süresinden mahsup edilir. Bu nedenle sanık hakkında açılan kamu davası beraatle sonuçlanmış ise mahsup işlemi yapılamaz. Ancak sanık çeşitli suçlar işlemekle birlikte, şahsi hürriyeti sınırlamaya neden olduğu suçtan beraat edip, şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğurmasına neden olmayan suçtan mahkum edilmesi halinde de mahsup, mahkum olunan süreden mahsup edilebilir.

Daha önce tutuklu kaldığı, göz altına alındığı veya başka bir şekilde hürriyeti sınırlanan sanık, işlemiş olduğu bu suçtan dolayı beraat kararı verilmiş ve bu beraat kararından dolayı mahkumiyetle sonuçlanan bir suç daha işlenmesi halinde, bu mahkumiyet hükmünün infazı sırasında, daha önce beraat kararı verilen hükümde bulunan hürriyeti bağlayıcı süre, daha sonraki mahkumiyet süresinden kural olarak mahsup edilebilir. Ancak, bu mahsup işleminin yapılabilmesi için, beraat kararının kesinleşmesinden önce ikinci suçun işlenmesi gerekir. Başka bir ifade ile “hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen” hükümlünün mahkûm edildiği suçtan başka bir ifade ile dolayı yargılama nedeniyle hürriyetinin sınırlanmış olması hâlinde de mahsup hu madde gereğince yapılır.

Adlı para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün karşılığı yüz Türk Lirası sayılmak suretiyle mahsup yapılır.

Cezadan Mahsubun Koşulları

Mahsup kararı verilebilmesi için; somut olayda şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bir halin bulunması ve bir mahkumiyet hükmünün bulunması şarttır. İş­te bu başlık altında inceleme konusu yapılacaktır.

Şahsi Hürriyeti Sınırlama Sonucu Doğuran Bir Halin Bulunması Şartı

Yukarıda da işaret edildiği gibi; 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesine göre; hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir.

Madde hükmünde “hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller” ibaresinin kullanılmasının önemli sonucu olarak, mahkûmun suç nedeni ile şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran örneğin tutuklama gibi hâller nedeni ile geçirilen sürelerin mahkûmiyetten indirilmesi gerekmektedir. Böylece teknik anlamda tutukluluk sayılmamakla beraber şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran tedbirlerin tümünün de tutukluluk gibi mahkûmiyet süresine mahsup edilecektir. örneğin; geçici yakalama, gözaltına alma, gözlem altına alma, zorla getirme, muaye­ne veya başka bir nedenden dolayı hastane veya başka bir yere götürme gibi işlemler gözaltına alma veya tutukluluk gibi mahsup edilebilir.

Hükümlü tutuklanmış ve hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmiş ise tutukluluk süresi, TCK.nun 63. maddesi uyarınca hükümlülük süresinden mahsubuna karar verilmesinde hukuken engel bulunmamaktadır.

Gözaltında kalman süre 24 süreden az olsa bile mahsup kararında bu süre 1 gün olarak alınır.

Hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran gözaltına alma veya tutuklama tarihinin karar başlığında bulunmaması, bu sürelerin, hükümlülük süresinden mahsubuna karar verilmesine engel olmaz.

5275 sayılı Kanunun 100. maddesi gereğince, cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması hâlinde burada geçirdiği süre, cezadan indirilir. Ancak, cezanın infazını durdurmak için hükümlü, hastalığına kasten neden olmuşsa bu hükümden yararlanamaz. Bu hâlde Cumhuriyet savcısı mahkemeden bir karar verilmesini ister. Aynı Kanunun 101. maddesi uyarınca ise Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Kural olarak, adlî kontrol altında geçen süreler, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Ancak, adli kontrol tedbirlerinden sayılan ve CMK.nun 109/3-f maddesinde hükme bağlanan özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirleri bakımından bu kural uygulanmaz(5271 sayılı K. m. 109, VI). Başka bir ifade ile uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı olan hükümlü hakkında verilen adli kontrol kararı uyarınca hastanede yatmış veya tedavi ve muayene olmak üzere hastanede bir süre kalmış ise bu süreler hükümlülük sürelerinden mahsup edilir. Bunun dışında kalan diğer adli kontrol tedbirlerine ilişkin süreler hükümlülük sürelerinden mahsup edilemez.

Bir suçtan dolayı mahkum olunan ceza süresi, hürriyeti sınırlayıcı hallerin sürelerinden kısa ise mahsup fazlası şahsi hürriyeti sınırlayıcı süre, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca başka bir suçtan dolayı hükmolunan cezadan mahsup edilebilir. Örneğin şartla tahliye kararının geri alınması nedeniyle yatması gereken süreden, sonradan verilen hapis cezasından mahsup edilen mahsup fazlası indirilebilir.

Mahkumiyet Hükmünün Bulunması Şartı

5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca mahsup kararı verilebilmesi hapis veya adli para cezasına ilişkin ve infazı mümkün olan bir mahkumiyet hükmünün bulunması şarttır. Bu nedenle, bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan bir kişi hakkında açılan kamu davasının yargılaması sonunda beraat kararı kamu davasının düşmesine karar verilmesi halinde, gözaltı ve/veya tutuklama sürelerinin mahsup edilmesinden söz edilemez.

Ancak yargılama sonunda hapis cezasına hükmedilmesi halinde, tutuklama ve/veya gözaltı süreleri, hapis cezasından mahsup edilir.

Adli para cezasına hükmedilmesi halinde ise gözaltı ve/veya tutuklama süre­sinin günlüğü 100 TL den adli para cezasına çevrilerek adli para cezasından mah­sup edilir. Örneğin 20 gün tutuklu kalan hükümlü hakkında 3.000 TL adli para ce­zasına hükmedilmesi halinde, tutuklulukta geçen süresinin günlüğü 100 TL den he­sap edilerek tespit edilen (20×100) 2000 TL, sonuç cezadan mahsup edilerek (3.000 – 2.000) bulunan 1.000 TL adli para cezası bakımından infaza devam edil­mesi gerekir.

Mahsup karar verilebilmesi için, şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran hal­lerin mahsup yapılacak suça konu mahkumiyete ait olması zorunlu değildir. Başka bir ifade ile hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen bir başka suçtan dolayı şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hallerde mahsup konusu olabilir. Örneğin 2007 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı 100 gün tutuklu kalan sanığın, bu suçtan beraat etmiş ve aynı sanığın 2012 yılında işlemiş olduğu mala zarar verme suçundan dolayı 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmış ise tutukluluk süresi mala zarar verme suçundan dolayı hükmedilen 1 yıllık hapis cezasından mahsup edilebilir.

Hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen bir başka suçtan dolayı şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hallerde, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca, mahsup kararı verilebilmesi için hükümlülükle sonuçlanan suçun, hüküm­lünün şahsi hürriyetinin kısıtlandığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olması şarttır. Örneğin hükümlü 2006 yılında işlemiş olduğu bir suçtan dolayı tutuklanmış, bu suçtan dolayı hükümlü hakkında beraat, kovuştur­maya yer olmadığı kararı, kamu davasının düşmesine veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ve söz konusu kararlar 1.1.2009 tarihinde kesinleşmiş ise; tutukluluk süresinin mahsubuna karar verilebilmesi için ikinci suçun 1.1.2009 tari­hinden önce işlenmesi şarttır. Mahkumiyetle sonuçlanan ikinci suçun 1.1.2009 tari­hinden sonraki bir tarihte işlenmiş ise tutukluluk süresinin mahsubuna karar verilemez.

Kısaca önce işlenen suçtan dolayı, sonradan işlenen suça dair mahsup yapı­lamaz.

İnfaza konu hükmün kesinleşme tarihinden önce işlenen bir suçtan dolayı tutuklu kalmış ve bu suçtan dolayı beraat etmiş ise tutukluluk süresi, infaza konu mahkumiyet süresinden mahsup edilmesinden önce, tutukluluk süresinin tutuklu kaldığı başka suç nedeniyle mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerekir. Böyle bir araştırma yapılmadan mahsup kararı verilmesi halinde, tutukluluk süresinin ikinci kez mahsubuna karar verilmesine yol açılabilir.

Bir kimsenin yargılandığı suçtan dolayı mahkum olduğu ceza süresinden daha fazla tutuklu kalmış olması halinde, şartlarının varlığı durumunda tutuklu kaldığı artık sürenin sonraki hükümlülüğünden indirilmesi mümkündür.

Askeri ceza mahkemelerince verilen tutuklama kararı uyarınca kalınan tutuklama süreleri, sivil mahkemesince verilen mahkumiyet süresinden mahsup edilme­sine kanunen bir engel bulunmamaktadır. Aynı şekilde, sivil ceza mahkemesince verilen tutuklama kararı uyarınca kalınan tutuklama süreleri, askeri mahkeme­since verilen mahkumiyet süresinden mahsup edilebilir.

Tutuklama kararının dayanağı olan suç ile son hükme konu suçun aynı olmasına gerek bulunmamaktadır.

Mahkumiyet hükmü niteliğinde bulunmamasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve hükümlü bu suçtan dolayı tutuklu kalmış ise; tutukluluk süreleri daha sonra işlenen suçtan dolayı hükmedilen mahkumiyet süresinden mahsup edilebilir.

Koşullu salıverilme hükümlerinin hakim olduğu, ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezalarında da mahsup kararı verilebilir. Bu halde mahsup işlemi koşullu salıverilme süresi olan 30 veya 24 yıl üzerinden yapılır.

Erteli mahkumiyete konu suçtan dolayı hükümlü tutuklu kalmış ise; tutukluluk süresi, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca, daha sonra işlenen suçtan dolayı hakkında verilen mahkumiyet süresinden mahsup edilir. Başka bir ifade ile ertelenmiş ceza kararlarına ilişkin bulunan gözaltı ve tutuklulukta geçen süreler bu kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş diğer suç için verilen ceza süresine mahsup edilmelidir.

Aftan faydalanarak tahliye olan kimse, aftan önce işlediği bir suçtan dolayı tutuklu kalmış ise; aftan sonra işlediği bir suçtan dolayı almış olduğu cezadan mahsup edilemez.

Kişinin şahsi hürriyetinin kısıtlandığı suçtan dolayı henüz bir hüküm tesis edilmemiş olsa dahi, belirtilen sürelerin başka bir mahkumiyetten mahsubuna verilebilir.

Mahsubuna karar verilen tutuklama veya gözaltı sürelerinin ikinci kez başka bir suçtan dolayı mahsup edilmesinin önüne geçilmesi için, mahsup kararından sonra mutlak surette ilgili mahkemesine yazılı olarak bildirilmelidir.

Mahsup Kararının Verilmesinde Usul

Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen mahsup talebinde bulunabileceği gibi; hükümlü veya vekili de mahsup talebinde bulunulabilir.

İnfazın her aşamasında mahsup talebinde bulunulabilir.

Mahsup talebi, infazı devam eden, mahkumiyet hükmünü veren mahkemeye yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılır.

İnfaz aşamasında, mahsup kararı, mahkumiyete karar veren mahkeme tarafın­dan verilir. Örneğin Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesine ait hapis cezası infaz edilmesi sırasında, tutuklu kaldığı suçlan dolayı Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesince verilen beraat, düşme gibi kararındaki tutukluluk sürelerinin mahsubuna, mahkumiyet hükmünü veren Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesince verilir.

Ceza Mahkemesinden tutukluluk süresinin başka bir kararla mahsup görüp görme­diği sorulur.

Mahsup kararı, evrak üzerinden duruşma yapılmaksızın, değişik iş kaydı üze­rinden verilir.

Mahsup kararında sadece tutukluluk süresinin, infaz edilen hapis cezasının mahsubuna karar verilir. Mahsup kararından başka, hapis cezasından tutukluluk sü­resi mahsup edildikten sonra kalan cezanın asıl ceza olarak gösterilmesi yasaya aykırıdır. Örneğin 1 yıl hapis cezasının infazı aşamasında, önceki tarihli 3 aylık tutukluluk süresine mahsubuna karar verilir. Bu karardan başka 1 yıllık hapis cezasından 3 aylık tutukluluk süresinin mahsubu ile hükümlünün 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilemez.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 18.10.2011 tarih ve 6 nolu “infaz ve denetimli serbestlik işlemleri” başlıklı genelgesinde; Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından cezaların infazı sırasında, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran nedenlerle geçirilen sürelerin, hükmolunan hapis cezasından mahsubuna ilişkin işlemlerde; sahte olarak düzenlenen beraat kararları ya da benzer belgeler ibraz edilmek suretiyle, bu karar ve belgelerde gösterilen tutukluluk veya diğer bir şekilde şahsi hürriyetin sınırlandırılmasına ilişkin sürelerin mahkûmiyet sürelerinden mahsup edilmesi için başvurularda bulunulabileceğinin dikkate alınarak, ilgili adli makamlar ve kolluk birimleriyle gerekli irtibat ve eş güdüm sağlanarak mahsup işlemine esas olan kararlar ile diğer belgelerin doğruluğunun tespit edilmesi ve infaz evrakında mahsup işlemine dikkate alınması gereken hususların resen araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Söz konusu genelgeden de anlaşıldığı gibi; hükümlünün soruşturma ve/veya soruşturma aşamasında gözaltında ve/veya tutuklu kalmış ve mahkumiyet hükmünde TCK.nun 63. maddesi gereğince bu sürelerin mahsubuna karar verilmemi olsa bile, gözaltında ve tutuklu kaldığı süreler infaz aşamasında Cumhuriyet savcısının karan ile hapis ve/veya adli para cezasından mahsup edilebilir.

Hemen belirtmek isterim ki; gözaltında veya tutuklulukta geçen sürelerin yanlış hesap edilmesi sonucunda fazla mahsup yapılmış olması, hükmün zat ve esasını etkili olmayan ve infazda nazara alınması icap eden hususlardan olması nedeniyle kazanılmış hak teşkil etmez.

Mahsup edilecek süre, ne kadar devam etmiş ise o miktarda mahkumiyet hükmünden indirilir. Örneğin 3 ay tutuklu kalınmış ise mahsup kararı ile infaz gören hapis cezasından da ancak 3 aylık bir süre indirilir. Ancak bu halde kararda 3 ay tutuklu kalındığı yazılmasına rağmen, fiiliyatta tutuklu kalınan süre 2 ise kararda yazılan 3 aylık süre değil, fiili 2 aylık sürenin mahsubuna karar verilir. Bu nedenle mahsup kararında esas alınacak sürenin başlangıcı, tutuklama kararının verildiği veya tutuklama müzekkerinde yazılı tarih değil, tutuklamanın fiilen başladığı tarihtir. Aynı şekilde gözaltı süresinin mahsubunda, hükümlünün fiilen yakalandığı tarih esas alınır.

Mahsup kararının infazında tereddüt meydana gelmesi halinde 5275 Sayılı Kanunun 98 ve devam maddeleri uyarınca kararı veren mahkemeden ek bir karar talep edilebilir.

İçtimalı cezalarda mahsup; en fazla hapis içeren cezadan mahsup alınır.

5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca verilen mahsup kararı ile 5275 sayılı Kanunun 98 ve devam maddeleri uyarınca verilen ek karar itiraza tabidir.

Adli Para Cezasından Mahsup  

5237 sayılı TCK’nun 63. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca, adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır. Örneğin; toplam suçtan dolayı yargılama sonunda 3.500 TL adli para cezasına hükmedilmiş ise ; tutukluluk ve gözaltında kalınan sürelerin günlüğü 100 TL den adli para cezasına çevrilerek bulunan (30X100) 3000 TL adli para cezası, yargılama sonunda hükmedilen 3.500 TL den mahsup edilerek geriye kalan (3.500 – 3.000) 500 TL üzerinden infaz yürütülür.

Bu halde suç tarihi önemli değildir. Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından da bu kural uygulanabilir. Örneğin 1.5.2005 tarihinde işlenen suçtan dolayı 600 TL adli para cezasına hükmedilmiş ve aynı suçtan dolayı 2 gün gözaltında kalmış ise gözaltı süresinin günlüğü 100 TL den olmak üzere 200TL 600 TL adli para cezasından mahsup edilerek, geri kalan 400TL üzerinden infaz yürütülecektir.

Yine ister doğrudan doğruya ister seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para cezaları bakımından bu kural gereğince mahsup edilir.

Söz konusu kural gereğince mahsup kararı verilirken, adli para cezası belirlenirken, bir gün hapis cezasının miktarı önemli değildir. Örneğin bir gün hapis cezası 20 TL den adli para cezasına çevrilse dahi, mahsup kararın verilken bir gün hapis cezası 100 TL den çevrilecektir.

Hapis ve adli para cezasına hükmedilmesi halinde, tutuklu ve/veya geçirilen süreler, ilk önce hapis cezasından mahsup edilir. Geriye mahsup edilecek bir süre bulunması halinde, tutukluluk/ gözaltında kalınan sürelerin günlüğü 100 TL ye çevrilerek adli para cezasından mahsup edilir.

Başka bir suçtan dolayı tutuklu ve/veya gözaltında kalınan süre daha sonra işlenen suçtan dolayı hükmedilen adli para cezasından mahsup edilemez. Bu nedenle tutuklu ve/veya gözaltında geçirilen sürelerin adli para cezasından mahsup edilebilmesi için, tutuklandığı ve/veya gözaltında alındığı suçtan dolayı adli para cezasına hükmedilmesi gerekir.

Yine adli para cezasına hükmedildikten ve tahsil edildikten sonra, başka bir suçtan dolayı tutuklandığını ve bu suçtan dolayı beraat ettiğini beyan ederek tutukluluk süresinin sonradan hükmedilen adli para cezasından mahsup edilemez.

5237 sayılı TCK.nun 50. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi hallerinde de mahsup kararı verilebilir. Mahsup kararı seçenek yaptırım olarak belirlenen adli para cezası üzerinden yapılır. Örneğin 6 ay hapis cezası, 5237 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL den 3.600 TL adli para cezasına hükmedilmesi halinde, aynı suçtan dolayı tutuklu gözaltında kaldığı süre mahsup edilirken, tutukluluk ve gözaltında kalınan sürelerin günlüğü 100 TL den adli para cezasına çevrilerek sonuç olarak belirlenen 3.600 TL den indirilir.

Doğrudan doğruya veya seçenek yaptırım olarak verilen adli para cezasının hapse çevrilmesinden sonra, başka bir suçtan dolayı tutuklu kalınan sürenin mahsup edilebilir, ödeme emri tebliğ yapılmadan, adli para cezası hapse çevrilmeden önce infazın başında doğrudan doğruya mahsup kararı verilemez.

Seçenek yaptırımı olarak verilen adli para cezası ile doğrudan doğruya verilen adli para cezası ile doğrudan doğruya verilen adli para cezası ikisi bir arada bulunması hallerinde, mahsup işlemi gereğince indirim doğrudan doğruya verilen adli para cezası üzerinden yapılması gerekir.

Ödeme emri tebliğ edilmeden ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 ay geçmeden doğrudan doğruya mahsup kararı verilemez.

İçtima kararı verilmiş olması halinde, mahsup edilecek süre en fazla ceza üzerin­den indirilir.

Adli para cezasına ait ödeme emri ilgiliye tebliğinden sonra, adli para ceza­sının taksitler halinde ödenmesinin talep edilmesi halinde, adli para cezası takside bağlanmazdan önce mahsup işleminin tamamlanması gereklidir.

Temyiz edilmesi nedeniyle kesinleşmeyen kararın sehven kesinleşmesi üzerine karara konu adli para cezasının infaz edilmesi hallinde yapılan ödemenin infaz aşamasında 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uyarınca mahsubu yapılır.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat