Çek Müracaat Zamanaşımı

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

Çek Müracaat Zamanaşımı

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO: 2012/12-1836
KARAR NO: 2013/248

Taraflar arasındaki “borca ve imzaya itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 17.03.2011 gün ve 2009/1022 E., 2011/261 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2011 gün ve 2011/9855 E., 2011/26258 K. sayılı ilamı ile;

(… İİK.’nun 170/4. maddesinde itirazın kabulüne karar verilmesi halinde senedi takibe koymada kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunduğu takdirde alacaklı aleyhine senede dayanan takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10’u oranında para cezasına hükmedileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; dayanak çek hamiline düzenlenmiş olup, çekin arkasında ilk cironun M…’a ait olduğu, onun cirosu ile K…’a, daha sonra … San. Tic. Ltd. Şti.’ne, en son takip alacaklısı bankaya geçtiği anlaşılmaktadır. Alacaklının kötü niyetli ve ağır kusurlu kabul edilebilmesi için borçlu ile doğrudan ilişki içinde olması gerekir. Çeki, üç cirantadan sonra teslim alan banka, imzanın keşideciye ait olup olmayacağını bilebilecek durumda değildir. Öte yandan TTK.’nun 726. maddesine göre, hamilin, cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakkı ibraz müddetinin bitiminden itibaren 6 ay geçmekle zamanaşımına uğrayacağından, takip alacaklısı bankanın zamanaşımı süresi kısa olan çeki bir an evvel takibe koyması ağır kusurlu olduğunu göstermez.
O halde mahkemece alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir …)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı/alacaklı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takipte yetkiye, borca ve imzaya itiraza ilişkindir.

Davacı/borçlu vekili, davalı/alacaklı …bank A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17573 E sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin iş yeri adresinin Tuzla/İstanbul olduğunu, takipte Tuzla İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, takibe konu çekin müvekkili şirkete ait çok sayıda çekle birlikte çalındığını, takibe konu çekin sahte imza ile piyasaya sürüldüğünü, davalı/alacaklının çekin çalındığını ve imzanın sahte olduğunu bilecek durumda olduğunu, iyi niyetli olmadığını belirterek, takibin durdurulmasına, takibin iptaline, takip konusu miktarın % 20 sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine, alacağın % 10 oranında para cezasının davalı/alacaklıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı/alacaklı vekili, takibe konu çekin keşide yeri İstanbul olduğu için davacı/borçlunun yetki itirazının reddi gerektiğini, takibe konu çekin borçlu … San. Tic. Ltd. Şti.’nin müvekkili bankadan kullandığı kredilerin ödemesi olarak müvekkili bankaya ciro edildiğini, çekin karşılığının çıkmaması üzerine müvekkilinin icra takibi başlattığını, davacı/borçlunun haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek davanın reddi ile alacağın % 40 ‘ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacı/borçludan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Yerel Mahkemece, davanın kabulü ile, takibin durdurulmasına, asıl alacağın % 20 si oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik tazminat isteğinin reddine, asıl alacağın % 10′ u oranındaki para cezasının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına dair verdiği karar Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.

Direnme hükmünü davalı/alacaklı vekili, temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık; davalı/alacaklının, takipte kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı; burada varılacak sonuca göre, davacı/borçlu yararına tazminata ve para cezasına hükmedilme koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davalı/alacaklı bankanın takibe konu çeki üç cirontadan sonra teslim alan hamil olup, muhatap banka olmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Yasanın 29. maddesi ile eklenen “Geçici Madde 7” atfıyla aynı yasanın 366. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 13.02.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mahkemenin direnme gerekçesi yerinde değilse de, takibe konulan çekte “keşideci imzası tutmadığından işlem yapılmamıştır” yazısı altında tarih (18.03.2009) ve banka kaşesi ile imza bulunmaktadır.
Bu kaşeye rağmen davaya konu çekin takibe konulmuş bulunması İİK.nun 170/son maddesi kapsamında “kötüniyet veya ağır kusur” olarak kabul edilmesi gerekir.
Yukarıda belirtilen gerekçe ile yerel mahkeme kararının ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan değerli çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayım.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat