BAM KARARI: İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ

TCK m. 206 nedir?

BAM KARARI: İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ

T.C.
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/1144
K. 2017/2246
T. 19.9.2017

İŞÇİLİK ALACAKLARININ TAHSİLİ İSTEMİ ( Uyuşmazlığın Feshin Haklı Nedenle Yapılıp Yapılmadığına/Hesaplamaya Esas Alınan Ücrete/Primli Çalışmalarda Fazla Çalışma Ücretlerinin Hesaplanmasına İlişkin Olduğu )

* ÜCRET MİKTARI ( Davalının Ücret Bordrosu Sunmadığı – Davacının İddia Ettiği Ücret Miktarının Tanık Anlatımı ve Emsal Ücret Araştırmasında Bildirilen Ücret İle Desteklendiğinin Anlaşıldığı – Davacının Görev Tanımı Kıdemi Dikkate Alındığında Sigorta Kayıtlarında Gösterilen Ücretle Çalışmasının Olağan Akışa Aykırı Olduğu )

İBRANAME ( İbraname İle Fesih Tarihinin Aynı Olduğu – Mahkemece Davacı İmzasını Taşıyan Belgenin Makbuz Niteliğinde Kabul Edilip Belgede Yazılı Miktar Kadar Kıdem Tazminatından Mahsup Yapılmasının Doğru Olduğu )

* PRİM/FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ ( Fazla Çalışma İle Prim Ödemesinin Birbirinden Bağımsız Olduğu – Haftalık 45 Saati Aşmayan Dönem İçindeki Çalışmalar İçin de Prim Elde Edilebileceği – Primlerin Fazla Çalışma Ücretinden Mahsup Edilemeyeceği – Primin Ücretin Eki Hatta Bazen Kendisi Olabildiği Halde Fazla Çalışma Ücretinin Genel Anlamda Ücretten Farklı Olduğu )

* FAZLA ÇALIŞMA ÜCRET HESABI ( Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporunda Saat Ücretinin 1,5 İle Çarpılarak Sonuca Gidilmesinin Hatalı Olduğu/Saat Ücretinin 0,5 Katsayı İle Çarpılarak ve Mahkemenin Kabul Ettiği %30 Hakkaniyet İndirimi Yapılarak Davacının Fazla Mesai Ücret Alacağının Tespit Edileceği ) 4857/m. 32, 41

ÖZET : Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığına, hesaplamaya esas alınan ücrete, primli çalışmalarda fazla çalışma ücretlerinin hesaplanmasına ilişkindir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda saat ücretinin 1,5 ile çarpılarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ancak bu husus yeniden yargılama yapmayı ya da rapor aldırmayı gerektirmeyen basit hesapla yapılabilecek işlem olduğundan resen hesap yapılmıştır. Buna göre saat ücretinin 0,5 katsayı ile çarpılması ile ve mahkemenin kabul ettiği %30 hakkaniyet indirimi yapılarak davacının fazla mesai ücret alacağı tespit edilmiştir.

DAVA : TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı özetle, 2012 yılı Mart ayından itibaren davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, madeni yağ pazarlama işinde pazarlama sorumlusu sıfatıyla İç Anadolu Bölgesinde Niğde, Nevşehir, Kayseri ilinde çalıştığını, sabah 08,00 ile akşam 21,00 arası çalıştığını, Niğde iline gittiğinde evine iki gün gidemediğini, ubgt de çalışmaya devam ettiğini, yıllık ücretli izin hakkını kullanmadığını, işverence haklarının ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ubgt çalışması, prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı özetle; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu davacının iş akdinin performans düşüklüğü nedeniyle sona erdirildiğini, davacının iş akdinin sona erdirilmeden evvel ihbar önel süresini kullandığını, yıllık izinlerin de kullandırıldığını, 20/11/2014 tarihinde 8.228,88 TL ödeme yapıldığını, 2014 yılında davacının hedefe ulaşamadığı için prim ödemesi yapılmadığını, bayramlarda ikramiye ödemesi yapılmadığını, fazla mesai alacağının olmadığını, işyerinde genel tatil çalışması yapılmadığını, yapılsa da ücretinin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Davacının iş akdinin işverence feshinin haklı nedene dayanmadığı zira işverence davacıya bir kısım kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, yine davalı tarafça cevap dilekçesinde ihbar öneli süresinin verildiğinin beyan edildiği bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacağı, davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden davacının 30 gün yıllık izin kullandığı hizmetine göre 28 gün izin hakkı olduğu bu nedenle bakiye yıllık izin alacağı olmayacağı, dosyada dinlenilen tanık beyanlarından davacının davalı işyerinde haftanın 6 günü yaz döneminde 08,00-20,00 arası kış döneminde 08,00-17,00 saatleri arasında çalıştığı, yaz dönemindeki 12 saatlik çalışmasında 1,5 saat ara dinlenme süresi düşüldüğünde günlük 10,5 saat haftalık 63 saat, 45 saati aşan çalışmasının 18 saat olduğu, kış döneminde ise haftalık 45 saati aşan çalışmasının 3 saat olduğu, yine tanık beyanlarından davacının milli bayramlarda çalıştığı anlaşıldığından genel tatil alacağına hak kazanacağı, dosya kapsamından primin hedef tutturulduğunda ödendiği ancak hedefin tutturulup tutturulmadığı tespit edilemediğinden davacı için prim alacağı hesaplanamadığı, dosyaya sunulan ibranameden davacıya 6106,24 TL kıdem tazminatı, 1.546,67 TL brüt ücret ödemesi yapıldığına ilişkin kaydın mevcut olduğu, yine davalı tarafça sunulan banka dekontundan davacıya net 8.228,88 TL ödeme yapıldığı ve açıklamada kıdem tazminatı ve 11.aya ilişkin maaş olduğunun yazıldığı anlaşılmakla bu miktar kıdem tazminatı alacağından mahsup edilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Karara karşı yasal süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuş, davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmuş başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili başvuru dilekçesinde özetle; işverenin haklı ve geçerli nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, buna rağmen işverenin iyi niyetle ödeme yaptığını, davacının imzaladığı ibranamenin mahkemece değerlendirilmediğini, aylık ücretin sigorta kayıtları ve ibrada görüldüğü gibi olmasına rağmen husumetli tanık anlatımı ile daha çok kabul edilmesinin hatalı olduğunu, işyerinde prim uygulaması olduğunu, fazla mesai talep edilemeyeceğini, davacının fazla çalışmayı husumetli tanık anlatımı ile ispat edemeyeceğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE:

Dairemizce dosya üzerinden, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonunda;

Sözleşmenin işverence feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir. Feshin haklı nedenle olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Davalı performans düşüklüğü nedeniyle haklı fesih olduğunu savunmuştur. Sözleşmenin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğini ispat yükü işverende olup somut olayda ispatlayamadığı gibi kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ihbar öneli kullandırıldığını beyan etmiş olmakla kendi savunması ile çelişkiye düşmüştür. Mahkemenin kıdem ve ihbar tazminatı talebini kabul etmesinde isabetsizlik yoktur.

Hesaplamaya esas alınan ücret de uyuşmazlık konusudur. Davalı ibranamede yazan ve sigorta kayıtlarında görünen ücret olduğunu iddia etmiştir. Davacı daha fazla ücret aldığını ileri sürmüştür. Davalı ücret bordrosu sunmamış, Mahkeme emsal ücret araştırması yapmıştır. Davacının iddia ettiği ücret miktarının tanık anlatımı ve Kayseri Ticaret Odası yazı cevabında bildirilen ücret ile desteklendiği anlaşılmaktadır. Davacının görev tanımı, kıdemi dikkate alındığında da sigorta kayıtlarında gösterilen ücretle çalışması olağan akışa aykırıdır.

Davalı vekili, davacı tanığı Fatih’ in davalı ile husumeti bulunduğunu bu tanık beyanıyla karar verilemeyeceğini de ileri sürmüştür. Ancak davacının bu tanıktan başka tanıkları ve davalı tanığı da dinlenilmiş, beyanları bilirkişi raporunda birlikte değerlendirilmiştir. Tek tanık beyanına göre karar verilmemiştir.

Davalı delili ibraname ise fesih tarihi ile aynı tarihlidir. İçeriğinde kıdem tazminatı ve ücret miktarı yazılıdır. Alt kısımda matbu olarak soyut ifadelerle alacağı kalmadığı yazılıdır. Banka dekontunda yazılı miktar daha fazla olmakla beraber aradaki farkın neden kaynaklandığı konusunda işveren açıklama getirmemiştir. Mahkemece davacı imzasını taşıyan belgenin makbuz niteliğinde kabul edilip belgede yazılı miktar kadar kıdem tazminatından mahsup yapılması doğru olmuştur.

İşyerinde prim uygulaması olduğu anlaşılmaktadır.

Taraflar arasında diğer bir uyuşmazlık ise primli çalışmalarda fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması noktasında ortaya çıkmıştır.

Yargıtay uygulamasında bir dönem, (2010- 2015 yılları) ödenen primlerin yapılan fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerektiği kabul edilmiş ve doğrudan mahsup yöntemi uygulanmıştır( Yargıtay 9.HD. 09.09.29015 gün, 2015/ 21772 E, 2015/ 25077 K). Ancak son dönem Yargıtay kararlarında bu görüş terkedilmiş ve belli bir ürün miktarına, satışa veya kotaya bağlı primli çalışmalarda, ödenen prim içinde fazla çalışmanın zamsız kısmının yer aldığı kabul edilerek saat ücretinin zam kısmına göre hesaplama yapılması gerektiği kabul edilmiştir( Yargıtay 7. HD. 30.03.2016 gün, 2015/5381 E, 2016/7658 K. ; Yargıtay 22. HD. 24.03.2016 gün, 2015/2317 E, 2016/9373 K. ; Yargıtay 9.HD. 29.02.2016 gün, 2014/32288 E, 2016/4279 K.).

Fazla çalışma ile prim uygulaması arasında çalışma süreleri ile doğru orantılı olması sebebiyle bir bağ olsa da, esasen fazla çalışma ile prim ödemesi birbirinden bağımsızdır. Haftalık 45 saati aşmayan dönem içindeki çalışmalar için de prim elde edilebilmesi mümkün olup, sözü edilen primlerin fazla çalışma ücretinden mahsubu doğru olmaz. Kaldı ki prim, ücretin eki hatta bazen kendisi olabildiği halde, fazla çalışma ücreti genel anlamda ücretten farklıdır.

Öte yandan sabit ücret ve prim uygulamasında her iki ödeme toplamı işçinin genel anlamda ücretini oluşturur. İşçinin 2000TL sabit ücret ve aylık ortalama 1000TL prim aldığı bir örnekte işçinin fazla çalışma ücreti hesabına esas alınacak ücreti toplam 3000TL olarak değerlendirilmelidir. Belirtilen ücret sisteminde işçinin fazla çalışma ücretlerinin zamsız kısmının, prim uygulaması ile ödendiği kabul edilmelidir. Örnekteki duruma göre fazla çalışma ücreti hesabı aylık 3000TL ücretin saat ücretinin 0,5 ile çarpılması suretiyle yapılmalıdır. Belirtmek gerekir ki fazla çalışma ücreti hesabı sadece sabit ücret üzerinden yapıldığında eksik ücret üzerinden hesaplamaya gidilmiş olur.

Yapılan bu açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda saat ücretinin 1,5 ile çarpılarak sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ancak bu husus yeniden yargılama yapmayı ya da rapor aldırmayı gerektirmeyen basit hesapla yapılabilecek işlem olduğundan resen hesap yapılmıştır. Buna göre saat ücretinin 0,5 katsayı ile çarpılması ile ve mahkemenin kabul ettiği %30 hakkaniyet indirimi yapılarak davacının 5.183,25 TL fazla mesai ücret alacağı tespit edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerekmiş ve HMK’nın 353 1/b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki gibi yeniden hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

I-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

II-Davanın KISMEN KABULÜ ve KISMEN REDDİ İLE

1-1.597,71 TL kıdem tazminatının fesih tarihi olan 30/11/2014 itibariyle bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine

2-5.337,92 TL ihbar tazminatının 100,00 TL sinin dava 5237,92 TL sinin ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-5.183,25 TL fazla çalışma alacağının 100,00 TL’sinin dava, bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-863,33 TL genel tatil alacağının 100,00 TL’sinin dava tarihi 763,33 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Yıllık izin ve prim alacağı taleplerinin REDDİNE,

6-Alınması gerekli 886,81 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 398,73 TL istinaf karar harcının ve davacıdan peşin ve ıslah sureti ile alınan 419,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 68,47 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 1.980 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

8-Reddedilen miktar yönünden davalı yararına 1.980 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9-Davacı tarafça ilk derece mahkemesinde yapılan 250 TL bilirkişi ücreti ve 102 TL posta gideri olmak üzere toplam 352 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre 105,34 TL ile davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsubu yapılan 195,71 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kabul ve redde göre 22,19 TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

11- İstinaf yargılama giderleri 24,30 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

12-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avanslarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,

13-HMK’nın 359. maddesinin 3. fıkrası gereği kararın tebliği ile 302. maddesinin 5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6763 sayılı yasa ile değişik 5521 sayılı Yasa’nın 8/3. maddesi gereği miktar itibariyle KESİN olmak üzere, 19.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

[/column]

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat