Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

Babalık Davası, Nüfus Kaydının Düzeltilmesi ve DNA Testi

“Davacının talebi gerçeğe aykırı beyana dayalı olarak oluşturulan nüfus kaydının iptali ile gerçek anne ve babasının tespiti ve buna uygun olarak nüfus kaydının düzeltilmesi talebi olup; nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve onların önünde yargılama yapılması ayrıca babalık davalarında aranan kanundaki yazılı hak düşürücü süreler Anayasa Mahkemesinin 27.10,2011 ve 21.07.2013 tarihli kararları ile iptal edildiğinden hak düşürücü süre sebebiyle davanın usulden reddilmeyerek hazine ve Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulup taraf teşkilinin sağlanması, delillerin toplanması ile DNA testi yaptırılarak alınacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir.”

1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca olayları açıklamak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinde; “Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (..) nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde: “Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hâzineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.”
303. maddesinde ise; “Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda dava, davacının R..e ile M..a çocuğu olarak gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kaydının iptali ile gerçek annesinin Z…e, gerçek babasının da F…n olduğunun tespiti ve buna uygun olarak nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında davacının gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan R…e ile M…a hanesindeki nüfus kaydının iptali ile gerçek annesi Z…e’nin nüfus kaydına ilişkin ilk talebi nüfus kayıt düzeltme davası olup asliye hukuk mahkemesi görev alanında kalmaktadır. İkinci talep olan F…n’in davacının gerçek babası olduğunun tespiti talebi ise babalık davası olup aile mahkemesinin görevi kapsamındadır. Her iki davanın birlikte açılması halinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.03.2012 tarih ve 2011/2-775 esas 2012/116 karar sayılı ilamı da dikkate alındığında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere talebin nüfus kaydının düzeltilmesi olması yönünden Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 36. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi gerektiği halde bu yapılmadan asliye hukuk mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla davanın sadece soybağının reddi davası olarak nitelendirilip hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi,
2- Babalık davasındaki sürelere ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 303/2. maddesinde “Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 2010-71 Esas 2011-143 Karar ve 27.10.2011 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve karar 07.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 303/4. maddesinde ise “Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.” hükmü Anayasa Mahkemesi’nin 2011-116 Esas 2012-39 Karar ve 15.03.2012 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve karar 21.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece karar verilmesinden önce Türk Medeni Kanunu’nun 303/2. ve 303/4. maddeleri hakkındaki iptal kararları yürürlüğe girmiş olduğundan artık yasada çocuk için hak düşürücü süre bulunmamaktadır.
Mahkemece işin esası incelenerek hazine ve Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanması, taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması, doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Bilgileri;
YARGITAY Onsekizinci Hukuk Dairesi
E:2014/12202 K:2015/286 T: 13.01.2015
Nüfus Kaydının Düzeltilmesi DNA Testi & Hak Düşürücü Süre Babalık Davası

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat