Aileyi Koruma Kanunu Gereğince Verilen Kararların İnfazı Nasıl Yapılır?

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

Aileyi Koruma Kanunu Gereğince Verilen Kararların İnfazı Nasıl Yapılır?

4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun gereğince verilen koruma ka­rarlarının yerine getirilmesinde dikkat edilecek hususlar bu bölümde inceleme ko­nusu yapılacaktır.

Koruma kararının verilmesi ve yerine getirilmesi ile ilgili olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı’nın Ailenin Korunmasına Dair Kanunun uygulanması konulu 18.10.2011 tarih ve 18 nolu genelgesinde koruma kararının yerine getiril­mesinde dikkat edilecek hususlar belirtilmiştir. Söz konusu genelge de vurgulanan hususlar şunlardır:

Toplumun vazgeçilmez temel birimi olarak kabul edilen ailenin; güçlenmesi, gelişmesini sağlayabilmesi ve toplum içindeki fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için sosyal ve ekonomik yönlerden olduğu kadar, hukuki bakımdan da korunması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik aile içi şiddet insan onuruna yapılan bir saldırı olarak kabul edilmekte ve kadının en temel insan hakkının ihlali olarak görülmektedir.

Ülkemizde de bu amacı gerçekleştirebilmek üzere çıkarılan kanunlardan biri olan 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun uygulanmasında, koruma kararlarının kaydı, infazı ve takibinde izlenecek yöntem ile bu Kanun hükümleri gereğince mahkeme tarafından itiraz yolu açık olmak üzere verilen kararların kesinleştirilmesinin yapılmadan infaza gönderilmesi hâlinde infaz işlemlerinin yapılıp yapılamayacağı hususunda bazı tereddütler bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Ailenin korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile plânlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teş­kilâtı kurar.”

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasının (a) bendinde; “Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, …İşlenmesi hâlinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” hükümleri yer almaktadır.

4320 sayılı Kanunda ise, aile içi şiddete maruz kalan eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin kendilerinin veya Cumhuriyet savcılığının bildirmesi üzerine aile mahkemesi hâkimince verilecek tedbirlere ilişkin koruma kararı, kararın infazı, karara uyulmaması hâlinde yapılacak işlemler ve açılacak davalar belirtilmiştir. Anılan Kanunun genel gerekçesinde aile içi şiddet; “aile içinde bir bireyin diğer bir bireye yönelik fiziksel, sözel veya duygusal kötü davranışı” olarak tanımlanmakta ve toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde gerçekleşen şiddetin yol açtığı veya açacağı zararların, toplum bünyesinde daha derin ve kalıcı izler bıraktığı vurgulanmaktadır.

Öte yandan , 1/3/2008 tarihli ve 26803 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Tedbir kararının Cumhuriyet başsavcılığına iletilmesi ve yerine getirilmesi” kenar başlıklı 15 inci maddesinde, koruma kararının bir örneğinin mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iletileceği, bu kararın Cumhuriyet başsavcılıkla­rında tutulacak olan koruma kararı defterine kaydedileceği ve Cumhuriyet başsav­cılığının kararın uygulanmasını genel kolluk kuvvetleri marifeti ile yerine getirece­ği ifade edilmiştir.

1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhuriyet Başsavcılıkları İle Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “”İnfaz defteri ile denetimli serbestlik genel defteri’ kenar başlıklı 13 üncü maddesinde de, işin çok olduğu yerlerde 4320 sayılı Kanuna göre verilen tedbir niteliğinde kararlar için müstakil bir defter tutulabilece­ği belirtilmiş olup; söz konusu kararlar, infaz kaydından farklı olarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ayrı bir bölüme kaydedilmektedir.

Diğer taraftan, aile içi şiddet mağdurlarına ve mağdur çocuklara verilen hiz­metlerin kurumsal kapasitesinin arttırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi kapsamın­da ilgili kurumlarla yapılan protokol doğrultusunda ülke genelinde tüm polis mer­kezlerinde “Aile içi şiddet olayları kayıt formu” tutulması yükümlülüğü getirilmiş­tir.

Ayrıca, koruma kararı, korunan hukuki yarar ve sonuçları itibarıyla mülga 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 101 ve devamı maddeleri ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanu­nunun 389 ve devamı maddelerinde belirtilen ihtiyati tedbirlerden farklı olup, tem­yize tabi olmaması açısından benzerlik taşımaktadır.

Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre de, 4320 sayılı Kanun uyarınca verilen kararlar; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105 ve devamı maddelerinde belirlenen usule göre oluşturulan ve aynı Kanunun 109 uncu maddesi uyarınca on gün içinde dava açılması şartıyla değil, hâkimin tayin ettiği süre ile ge­çerli ve kanun yoluna tabi olmayan, kesin nitelikte geçici tedbir kararlarıdır. (Yar­gıtay 2. Hukuk Dairesinin 14/10/1998 tarihli ve 1998/9364 E., 1998/10828 K.; 23/02/2004 tarihli ve 2004/1337 E., 2004/1995 K.; 12/07/2004 tarihli ve 2004/9372 I 2004/8367 K.; 09/09/2009 tarihli 2009/6596 E. ve 2009/15351 K.; 03/03/2010 tarihli ve 2009/13513 E. ve 2010/3933 K. sayılı ilamlar)

Bu itibarla;

  • Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu ve eşler arasındaki eşitliğe dayan­dığına ilişkin Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri de göz önünde bulundurularak, 4320 sayılı Kanun kapsamında, Cumhuriyet savcıları tarafından aile içi şiddete ma­ruz kalındığının öğrenilmesi hâlinde, bu konuda herhangi bir şikâyet de gerekme­diğinden derhâl soruşturmaya başlanılması ve ayrıca koruma kararı alınması için İvedilikle aile mahkemesi hâkimine bildirimde bulunulması,
  • 4320 sayılı Kanun gereğince verilen koruma kararının, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile  Adlî Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 15 inci maddesi uyarınca koruma kararı defterine kaydı gerektiğinden bu işlemin UYAP ortamında yapılmasına  müteakiben Cumhuriyet başsavcılıklarınca kararın infazı için ivedilikle ilgili kolluk birimine gönderilmesi,
  • Aile içi şiddet olayına maruz kalan mağdurların takip edilebilmesi, tekrar­lanan şiddet olaylarına karşı gerekli önleyici ve adli müdahalelerin yapılması bakımından soruşturmanın başlangıcıdan infazın tamamlanmasına kadar koruma tedbiri aşamalarının takibinin sağlanması amacıyla koruma kararının kanunun amacına uygun olarak infazın ivedi olarak yapılabilmesi için
  • Kararın uygulanmasının genel kolluk kuvvetleri marifeti ile izlenmesi;
  • Kolluğun izleme görevinin kararın verildiği tarihte başlayacağının dikkate alınması,
  • Verilen tedbirlerin, sürenin bitimi beklenmeyerek Yönetmeliğin 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörüldüğü şekilde yerine getirilip getirilmediğinin kontrol edilerek kolluğun izleme ve kontrol görevinin; lehine koruma kararı verilen kişinin konutunun haftada bir kez ziyaret edilmesi, birinci derece yakınları ile ileti­şim kurulması, komşularının bilgisine başvurulması, oturulan yerin muhtarından bilgi alınması, bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılması gibi yerinde göz­lem ve bilgilere dayanıp dayanmadığının mutlak suretle araştırılması, düzenli ara­lıklarla yapılan izleme tutanaklarının UYAP ortamına aktarılarak bu konularda herhangi bir aksamaya sebebiyet verilmemesi ile ihmali görülenler hakkında gere­ğine tevessül edilmesi,
  • Mahkeme, Kanunda sayılan tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebileceğinden bir kişi hakkında birden fazla tedbir kararı verilmesi durumunda, bu tedbirlerin UYAP ortamında tutulan koruma kararları kaydına tek bir kayıt altında ve türleri de belirtilmek suretiyle kaydedilerek kararda belirtilen sürenin sona ermesi hâlinde infazen, tedbirin ihlali durumunda ise bu sebeple ilgili kaydın kapatılması,
  • 4320 sayılı Kanuna göre verilen geçici tedbir niteliğindeki kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağından, bu kararların infaz edilebilmesi için kesinleşmesine gerek bulunmadığının bilinmesi,
  • Mahkemece verilen koruma kararma uymayanlar hakkında, 4320 sayılı Kanun ve eylemin ayrı bir suç teşkil etmesi halinde ayrıca genel hükümler uyarınca kanuni işlemlerin yerine getirilmesi,
  • Soruşturma ve tedbir talebinin ilgili mahkemeye iletilmesi ile verilen kararların infazının anılan mevzuatın konuluş amacına uygun, etkin ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesinin sağlanması bakımından söz konusu işlemlerin takibinin belirli Cumhuriyet savcısı ve adliye personeli ile bürolarca yapılması, bu alanda görev yapacak personelin uzmanlaşmasının sağlanması,
  • Cumhuriyet başsavcılarınca düzenlenen iş bölümünde, daha evvel 4320 sayılı Kanunun uygulanmasında görevlendirilmiş Cumhuriyet savcılarına bu görevin verilmesi konularında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunun…tüm teşkilata duyurulmasına karar verilmiştir.
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat